MHP’nin iktidar olması için destek isteyen vekil adayları, hükümetin milli ve manevi değerler ile vatandaş üzerinde oluşturduğu hasarı tamir etmek için, ‘Toplumsal Onarım, Huzurlu Gelecek’ başlığıyla sundukları seçim beyannamesini anlattı. Önceki gün, Yelken Restaurant’ta düzenlenen kahvaltılı toplantıya; MHP İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz, MHP Silivri İlçe Teşkilat Başkanı Zafer Yalçın, Silivri Ülkü Ocakları Başkanı Erhan Özkök, Esnaf Odası Başkanı Nuray Koçer, Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Recep Akıncı, Muhtarlar Derneği’nin yeni Başkanı Ömer Ercan eski Başkanı Muharrem Eren, Silivri Muharip Gaziler Derneği Başkanı Adnan Gürcan, teşkilat mensupları, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve davetliler katıldı.
YILMAZ: KAPANAN BELDE BELEDİYELERİNİ YENİDEN AÇACAĞIZ
Açılış konuşmasını yapan İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Volkan Yılmaz, partisine olan destek beklentilerini şu görüşlerle ortaya koydu: "1972 yılında Silivri’nin Kamiloba köyünde dünyaya geldim. Burada yaşamaktayım yani içinizden biriyim, evladınız, kardeşinizim. Silivrili hemşerilerimin MHP’nin Milletvekili Adayı olarak karşısında olmaktan onur duyuyorum. Silivri’mizi ve bölgemizi, Çatalca ve Büyükçekmece’yi de dâhil ediyorum, ilgilendiren birkaç konuya temas edeceğim. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, partimizin seçim beyannamemizi açıkladığında, "Büyükşehir sınırını, mülki sınır yapan düzenlemeyi kaldıracağız.” dedi. Bu kapanan il özel idarelerinin tekrar açılması, yetkilerinin daraltıldığı ilçe belediyelerinin tekrar işlevsel hale getirilmesi, bölgemizde kapanan belde belediyelerinin tekrar açılması, tüzel kişiliklerini yitirmiş muhtarlıkların yeniden tüzel kişiliklere kavuşturulması, bir gecede tapuya devredilen köylerimizdeki mera, otlak ve hazine arazilerinin gerçek sahiplerine yani köylülerimize yeniden verilmesi demektir ve bölgemiz için çok önemlidir.
"SİLİVRİ’NİN GELECEĞİNİ DÜŞÜNMEYEN YEREL SİYASETÇİLERİ DEĞİŞTİRİN!”
Türkiye’miz ucuz iş gücüne ve çevre kirliliğine dayanan bir ihracat yapıyor. Silivri, Çatalca büyüyecek ve bir refaha ulaşacaksa bu sanayinin üzerinden olmamalı. Marmara Denizi’ni, Çatalca ormanlarını, Silivri’mizi kirleterek büyümemeliyiz. Yapılması gereken kanaatimce şudur; her türlü kapıların arkasındaki planlardan uzak tüm siyasi partiler, muhtarlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, kanaat önderlerimiz, ilçe bürokrasisi bir masa etrafında oturmalı, el ele vermeli ve Silivri’yi Ankara Beypazarı öreğinde bir ilçe haline nasıl getiririz onu tartışmalıyız. Silivri’de tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın ürününün organik pazarlarda gerçek değerlerinde satılmasını, kentleşme ve trafikten bunalan insanların Silivri turizmine nasıl katkıda bulunacağını konuşmalıyız. Yerel yöneticilerin bu konuda hiçbir şey yapmadıklarını üzülerek görüyorum. Yerel yöneticileri zorlayalım ama anlamıyorlarsa da yerel siyasetçileri değiştirelim. Bu konuda proje üreten ve siyasi iradeyi ortaya koyacak olan Türk Milliyetçilerini iktidara getirelim.”
KAYA: MUHTARLAR VE ŞOFÖR ESNAFIMIZIN MALİ DURUMLARINDA İYİLEŞTİRMELER YAPACAĞIZ
Yılmaz’ın ardından söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Atilla Kaya, "MHP’nin iktidarında muhtarlarımıza partimizin seçim beyannamemizde öngördüğü 1400 TL yani asgari ücret tutarı kadar maaş ve aynı şekilde azalara da belli bir miktar ödeneceği vaatlerimizdendir. Şoför esnafının yenilemek için alacağı ticari araçtan vergi alınmayacak.” diyerek seçim vaatlerinin önemli noktalarına değindi.
"ÜLKEMİZİ ADALETİ SAĞLAMAK YERİNE TOPLUMU HUZURSUZLUĞA İTEN BİR İKTİDAR YÖNETİYOR”
Ülkemizin ekonomik, siyasi, sosyal alanlarındaki mevcut durumuyla ilgili genel bir değerlendirme yapan Kaya, açıklamalarına şöyle devam etti: "Yaklaşık 13 yıldır aynı siyasi partinin kurmuş olduğu hükümetler tarafından idare edilen bir ülkede yaşıyoruz. Milletin kendilerine vermiş olduğu bu önemli iktidar sorumluluğunu, ülkemizin acil çözüm bekleyen adaletin sağlanması, huzurun getirilmesi, refahın artırılması gibi değerlendirebileceğimiz bir takım sorunların çözümü yerine ayrıştırmayı, kutuplaştırmayı derinleştiren, toplumda huzursuzluğu artıran politikalarla bu dönem heba edilmiştir. Milli irade; yoksulluğun, yolsuzluğun, bölücülüğün kılıfı haline getirilmeye çalışılmıştır.
"BU SEÇİM BİR KADER SEÇİMİDİR”
Bizim kanaatimize göre bu seçim siyasi partiler arasındaki yarıştan ibaret bir seçim değildir; esas itibariyle iki zihniyet arasında yarışın olacağı bir seçimdir. Milli eğitimi ‘dindar ve kindar’ bir nesil yetiştirme aracı olarak görenlerle milli eğitimi fikri, vicdanı, irfanı hür bir nesil yetiştirmeyi varlık sebebi olarak gören iki zihniyet arasında bir seçim olacak. Bu seçim, diktatör heveslileriyle ileri demokrasi standartlarının olduğu bir Türkiye düşüncesinde olanlar arasında olacak. Bu seçim adaleti kendilerine yontan, kanunlarla yapboz gibi oynayanlarla hukukun üstünlüğüne inananların arasındaki bir seçim olacak. 7 Haziran, milleti ayrıştıran zihniyetle bu ülkede yaşayan insanları ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak kabul eden zihniyet arasında bir seçim olacaktır. Her geçen gün biraz daha demokrasi standardının düştüğü, temel hak ve özgürlüklerimizin kısıtlandığı bir Türkiye tablosuna doğru gidiyoruz. Adaletin içine düşürüldüğü duruma bakın. Kararlarından dolayı ‘paralel yapı ile mücadele’ adı altında hukuk allak bullak edildi; hâkimler, savcılar, polisler tutuklanıyorlar. Yolsuzlukların üzerini örtmek için anayasa ile kanunlarla yapboz oynar gibi oynayan bir siyasi zihniyetle karşı karşıyayız.
"İKTİDARIN DEVAM ETMESİ FELAKET OLUR”
Türkiye bugün olağan olmayan bir rejime doğru sürükleniyor. Bu zihniyetin devamı Türkiye’nin daha da ayrışması anlamına gelmektedir çünkü toplumun belli kesimlerini dışlayan, meydanlarda yuhalatan bir anlayışın devam etmesi Türkiye açısından bir felaket demektir. Onun için bu iktidarın ikaz edilmesi için seçimler önemli bir fırsattır. Her yönüyle toplumun bütün kesimlerinde büyük tahribatlara sebep veren bu iktidarı ikaz etmek şu anlama gelir; sandıkta oylarının ciddi anlamda düşmesi. MHP’nin seçim beyannamesinin başlığı; toplumsal onarım ve huzurlu gelecektir yani toplumda meydana getirilen bütün bu tahribatları onaracak bir iktidar ve bunun sonucunda da huzurlu bir Türkiye vaadiyle milletimizin karşısındayız.
Milliyetçi Harekete güç vermeniz temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
AKŞENER’DEN SİYASİ TRAJEDİ DEĞERLENDİRMESİ
TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Meral Akşener, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu yaşanmış olaylar üzerinden örneklendirdi. Akşener, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanı, jöleli lakaplı Yiğit Bulut "İki silahım, yüzlerce mermim var, ben ölmeden cumhurbaşkanına kimse dokunamaz” dedi. 50 bin TL’lik maaşını ödediğiniz vergilerden alan, görevi Cumhurbaşkanı için fikir üretmek ve bilgi vermek olan sonuç itibariyle bir devlet memurundan bahsediyorum. Bu derin bir skandaldır. Yüksekova Havalimanı, TRT Haber’e göre "Başbakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan" tarafından açıldı. Peki Sayın Davutoğlu ne? Benim bildiğim Başbakandı ama TRT’ye göre henüz görevi belli değil. Şuur altı şak diye çıkıyor. Adamın biri çıktı, "Sayın Erdoğan, Allah’ın sıfatlarını taşıyor” dedi. Vahim bir başka örnekse; "Başbakanımıza dokunmak bile bence ibadettir” denmesiydi. Dönüp de haşa diyen olmadı. "Bakara makara” diyerek Bakara suresiyle alay eden hem de rüşvet sorgulaması içinde yer alan bir Bakan var. Böyle bir ruh halinde bulunan insanların yönettiği bir ülkede yaşıyoruz!
"TÜRKİYE BU ŞEKİLDE YÖNETİLEMEZ”
Cumhurbaşkanına Cumhurbaşkanlığı gö-revini hatırlatmak ve o görevi ona yaptırmak, Davutoğlu’nu da bu işkenceden kurtarmak, bu kepazeliğe son verebilmek yani hakikaten bu ülkeye iyilik etmek için Silivri’de 7 Haziran günü oy kullanan insanlarımızın ülkenin geleceği açısından sağduyusuyla oy vereceğini biliyorum. Bizi iktidara taşımanızı, bölünmeyi engelleme iradesine sahip olduğumuzu, 17-25 Aralık soruşturmasını devam ettireceğimizi düşünerek MHP’ye güç vermenizi istirham ediyoruz.” diye konuştu.
Toplantı davetlilerin görüşlerinin alınması şeklinde devam etti.
Hazal BAŞARAN






