Meclis’te ‘kriter’ gerilimi!
Mayıs Meclisi’nde yasal zorunluluk gereği alınan, "Meclis toplantılarının sesli ve görüntülü cihazlarla kaydedilmesinin görüşülmesi” maddesi Ak Parti kanadında tartışmalara gebe olduğunu yaşanan gerginlikle gösterdi. Gündem dışına çıkarak yerel medya kriterlerine değinen Ak Parti Belediye Meclis Üyesi Rıfat Kutlu, kararın ilkesiz ve yanlış olduğunu söyledi. Özcan Işıklar, demokrasinin gelişmesi, daha açık ve şeffaf bir meclis için salonun fiziki yapısının Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında olduğu gibi bir masa etrafında, herkesin eşit seviyede olduğu bir şekilde değişikliğe uğraması gerektiğini savundu.
KUTLU: MECLİSİN FİZİKİ YAPISININ DEĞİŞİKLİĞE UĞRAYACAK OLMASINDAN RAHATSIZIZ
Ak Parti Grubu adına söz alan Belediye Meclis Üyesi Rıfat Kutlu’nun eleştirileri şu şekilde: "Meclis toplantılarının görüntülü kayıt alınmasına söyleyecek herhangi bir sözümüz yok. Yerel basından ve Başkanın ağzından duyduğumuz kadarıyla meclis toplantı salonunun fiziki yapısının değiştirilmesiyle alakalı bir gündemden rahatsız olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Silivri Belediyesi geçmişten bugüne kadar halkının iştirak ettiği, halkın meclis üyeleriyle iç içe olduğu ve toplantıları takip ettiği bir yönetim ve salon biçimiydi.
"ORTAK ALANIMIZLA İLGİLİ BİR KARARDA BİZE DE DANIŞIN”
İsteğimiz bundan sonraki süreçte bunu yerel basından duymadan bu meclisi ortak paylaşan meclis üyeleri olarak da salonla ilgili yapılacak böyle bir kararda ortak düşüncemizin sorulması ve ortak düşünceyle birlikte mevcut salon yapısının korunması noktasında temennimizdir. Meclis toplantılarının bundan sonra halka kapalı olarak yapılmasını doğuracak çeşitli problemler de var. Çünkü halk Silivri Belediyesi’nin meclis toplantılarını ancak internet aracılığıyla izleyebilecek.
"BU İŞ ‘SİREN KRİZİ’NE DÖNMESİN!”
Bunun da şu şekilde sıkıntıları olduğuna inanıyorum; internet üzerinden yapılan yayıncılığı burada alınacak çok önemli toplantı gündemlerini demokrasiye, özgürlüğe aykırı kararların alınması noktasında 10 Kasım’daki gibi bir ‘siren’ muhabbetine dönüşüp, teknik bir arızayla geçiştirilip geçiştirilmeyeceğiyle ilgili kafamızda soru işaretleri var. Meclis toplantılarının bu hususta yapılmasını teklif ediyoruz.
"KRİTER MEVZUSU İLKESİZ VE YANLIŞ”
Son günlerde yerel basından duyduğumuz, yerel basın mensuplarını ‘kriterlere uyuyor/uymuyor’ ayrımına sokan bir sürecin de bu kentte basınıyla, halkıyla, esnafıyla iç içe siyaset yapmayı ilke edinmiş bir partinin temsilcisi olarak Ak Parti Grubu adına bunun da çok ilkesiz ve doğru olmadığını düşünüyoruz. Basın özgürdür. Basın kişinin özeline, karakterine, ailesine hakaret etmediği müddetçe kendisiyle ilgili yapılacak yorum ve eleştirileri yapma hakkına sonuna kadar sahiptir.
"BASIN MENSUPLARINI MAĞDUR EDEN BU TAVRI KINIYORUM!”
Basınla ilgili İlçe Belediyemizin Basın Yayın Müdürlüğü’nün Başbakan Enformasyon Müdürlüğü’ne özenerek ortaya attığı bir takım kriterleri sağlama noktasındaki tavrını kınıyorum. Bir belediyenin ve basın ilan müdürlüğünün böyle bir normu, kriteri oluşturmaya hakkı yoktur. Başkanın elbette istediği basın mensubuna haber yaptırma, demeç verme hakkı vardır ama basın mensuplarını bir takım kriterleri içerisine sokarak onları kayırmak, insanları mağdur etmek ilkesel olarak çok doğru bir karar değil.
"ETİK DEĞİL”
Bu kararın içerisinde günde 350 adet gazete aboneliğinin olması ve bu abone listesinin Başkana sunulması etik değil. Abonelik bilgilerinin saklı olması o gazeteye abone olmuş kişilerin en doğal hakkıdır. Web siteleriyle ilgili günlük 2 bin tıklama oranının olması ve bunu tespit etme sisteminin de henüz ortada olmaması da bir çelişkidir. Silivri Belediyesi’nin kendi imkânlarıyla zaten kayıt altına alınıyor. Bununla birlikte yerel basın mensupları alıyor. Bir de Silivri halkımız bu yapının içerisinde, meclisin aldığı kararları birebir denetleyebiliyor. Bu sistemin devam etmesi noktasında düşüncemiz var. Yerel basınla ilgili oluşan süreç kentsel bir sıkıntı. Bunu dile getirmek bizim vazifemiz.”
KURT İLE KOYUN HİKÂYESİYLE GÖNDERME YAPTI
Süreci Kurt ile Koyun’un arasında yaşananlara atıfta bulunarak anlatmayı sürdüren Kutlu, şu kısa hikâyeyle duruma açıklık getirdi:
"Koyun kurdun üst tarafında su içerken kurt koyunu azarlıyor. "Suyumu bulandırdın!” diyor. Bunun üzerine koyun alt tarafa geçip suyunu içiyor. Kurt yine, "Suyumu bulandırdın!” diye kızıyor. Koyun, "Ama efendim benim bu noktada suyunuzu bulandırmak gibi bir şansım yok. Siz benim üst tarafımda su içiyorsunuz, ben sizin alt tarafınızdayım.” diyor. Kurt, "Bak karışmam. Benim suyumu bulandırıyorsun…” diyor. Koyun, "Efendim sizin niyetiniz beni yemek, bari suyu bahane etmeyin.” diyor.
"NİYETİNİZ BAZI BASIN MENSUPLARINI HAKLAMAK”
Silivri Belediyesi’nin yerel basınla ilgili almış olduğu bu karar inanıyorum ki Silivri’de bazı basın mensubu arkadaşların bir kısmını tabiri caizse kurt misali yemek.”
IŞIKLAR: İNTERNETİNE SANSÜR UYGULANAN BİR MEMLEKETİZ
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, hükümet tarafından medyaya uygulanan baskıcı ve sindirme politikalarını hatırlattı. Yerel basının kurumsal bir kimlik kazanması için çaba göstereceklerini ve gerçekten ‘haber’ peşinde koşan basın emekçilerinin haklarını koruyacağını söyleyen Işıklar, şöyle konuştu: "Benzetecek, söyleyecek çok söz var burada. İnternetin, Youtube’un, Facebook’un dünya tarihinde ender görülecek bir şey, kapatıldığına şahit olmuş bir memleketiz. İnternete güvenmeme konusu oradan geliyor herhalde.
"KAYGINIZI ANLIYORUM”
Sosyal medyanın haber alma özgürlüklerinin kapatılmasına bu dönem şahit olduk. Herhalde o kaygıyı taşıyor arkadaşımız. Kesilmezse internet yayınla ilgili bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.
"HÜKÜMETİN ÇIKARDIĞI 195 SAYILI KANUN EMREDİYOR”
Bir genelge yayınlamadık. Basın İlan Kurumu teşkiline dair 195 Sayılı Kanun uyarınca yayınlanacak ilan ve reklamlar ile bunları yayınlayacak mevkudeler hakkında Genel Kurul Kararı kimlere ilan verileceğini belirliyor. Bunu da çıkaran sizin partinizin hükümeti. Kanun abone sayısından daha ileri bir şeyden bahsediyor; "Silivri dışındakilere veremezsiniz” diyor.
"İKTİDARIN MUHALİF GAZETELERE OLAN TUTUMUNU BİLİYORUZ!”
Ben bugün isterdim ki Ana Uçağı’na Cumhuriyet, Sözcü, Birgün Gazeteleri de binebilsin. 12 senedir basına taraflı uygulamalar yapıldığını biliyoruz. Basına böyle bir uygulama yapmıyoruz.
"KEŞKE İNTERNETİN KAPATILMASI GİBİ TEHDİTLER OLMASA”
Basına bugüne kadar yapılmış en özgür, çağdaş ve modern bir anlayışı ilçenin her tarafına yaymak istiyoruz. İnterneti olan bugün cep telefonunu açan herkes internete ulaşabiliyor. Bu özgürlük sonsuz güvence altında olsa, bazı konuşmaların kayıtlardan silinmesi, bunun kapatılması gibi tehditler altında olmasa keşke. Bu bizim kusurumuz değil.
"HİTLER’İN MECLİSİ’Nİ ANDIRAN ARENAYA BENZER BİR YAPI OLMASIN”
İnternetten yayın yapılacağını ve aynı zamanda çarşıdan uzak bağlantı ile iki noktadan canlı yayınlanacağını söylemiştim. Meclisle ilgili konuyu basına değil, 1. toplantıda burada söyledim. Önümüzde çalışacak birer masa, masalarda bilgisayar ekranı olsun. Çekilen fotoğraflar flash disk aracılığıyla ekrana verilsin ve herkes görsün. Birbirimizin yüzünü görelim. Birbirimizin ensesini gören, Hitler’in Meclis’ini andıran arenaya benzer bir meclis yapısı olmasın.
"ENSELERİMİZİ DEĞİL YÜZLERİMİZİ GÖRELİM”
Milli Güvenlik Kurulu toplantılarının yapıldığı büyük bir masa, herkes önüne evrakını koysun, meclis üyelerimizin daha düzenli ve teknoloji ile çalışabileceği bir yapıyı söyledim. O an ki psikolojik ortamın etkisinden etkilenmeye açık bir yapıdan hemşerilerimiz de rahatsız olmasın. Hangi çağda yaşıyoruz? Böyle bir meclis özlemini dile getirmiştim. Avrupa Parlamentolarına ya da dünyanın gelişmiş ülkelerine dikkat edin. Birbirlerinin enselerini görmezler, yüz yüze bakarlar. 1994 yılında meclis üyesiydim. 15 sene önce aşağıdaki binada yüz yüze bakabileceğimiz, insan sevgisini hissedebileceğimiz bir mecliste çalıştım.
"17 MİLYONLUK ŞEHRİN MECLİSİNDE HALKA 10 KİŞİLİK YER AYRILMIŞ”
Tepeden, ceberut bir meclis yapısını, eski, çağ dışı kalmış anlayışın ötesinde koyalım masamızı gelen hemşerilerimiz de izlesin. Bugün Büyükşehir’deki 17 milyonluk şehrin meclisinde 10 kişilik yer var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bahsediyoruz. Orada böyle bir yer var mı? Bence bu eleştirilerinizi önümüzdeki hafta hiç geciktirmeden Kadir Bey’e söyleyin. Dikkate alır diye düşünüyorum.
"EMEKTAR BASIN ÇALIŞANLARININ HAKKINI KORUYALIM”
Basına dayatmalı bir anlayış kesinlikle söz konusu olamaz. Eleştirmek yerine uymaya çalışmak belki kaliteyi ve bu işe olan saygınlığı arttıracaktır. Seçim üzeri gördük. Her gün 20 bin tane hakaret etmek amacıyla yazı çıkarılan bir belediye başkanıyım. Mağduriyetime rağmen tek bir sızlanmam yok. Yasa, "İlçe sınırları dışında ilan veremezsiniz” diyor. Ona rağmen en azından günde 30-40 tane dağıtıp, ilan alan ile çalışıp, emek veren, yanında 3-5 kişi çalıştıran, gece gündüzünü veren, haber peşinde koşturan arkadaşlarımızın hukukunu koruyalım. Özünde yatan bu. Kısıtlama söz konusu değil tam tersi emeğin hakkını koruma var.
"HER İKTİDAR KENDİNİ KORUR”
Birisi kavga, tartışma ortamı yaratmak istiyorsa biz bunun peşinde değiliz. İktidarın kendini koruma hakkı her zaman vardır. Her iktidar kendini korur. Güvencelerini geliştirmek zorunda ama bunu yasal sınırlar içerisinde yapar. Yasa bunu emrettiği halde ben aboneliklerini arttırsın, kimlik-tüzel kişilik- saygınlık kazansın biz de destek olalım diyorum.
"MESLEK ARINSIN VE SAYGIN BİR HALE GELSİN İSTİYORUZ”
Mesleğin arınmasına ve kurumsallaşmasına bir yerden başlamak lazım. Bugün bir facebook sayfasıyla habercilik yapma imkânına kavuşan ile kurumsallaşmış bir medya kuruluşunu nasıl aynı kefeye koyarsınız? "Sizler bu sayıyı çoğalttınız, şımarttınız, seviye düşmesine katkıda bulundunuz?” dediklerinde verecek cevap bulamıyoruz. Saygın bir kurum haline gelmesini sağlamanın ötesinde bir kastımız yok. Demokrasi kültürü yaşayarak öğreneceğiz. Ve halkımızın gözü önünde gerçekleşecek bunlar.”
Gündem dışı tartışmalara sebep olan 8. Gündem maddesi oy birliği ile kabul edildi.
Haber: Hazal BAŞARAN






