İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün "Yazarlar Okullarda” projesi kapsamında öykü ve roman yazarı Hakan Bıçakçı dün 3. kez Silivri’ye geldi. Ertuğrul Gazi İlkokulu ve Ortaokulu salonunda düzenlenen buluşmada ilçemiz ortaöğretim öğrencileri kendisiyle söyleşi gerçekleştirdi. İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Yılmaz Kaya, İlçe Halk Kütüphane Sorumlusu Hilal Daşgın, okul yöneticileri ve öğretmenlerin de katıldığı program Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından yazarın biyografisinin anlatıldığı sunu izlendi.
İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Yılmaz Kaya, yaptığı kısa konuşmada, yazarın eserlerini okuyarak söyleşiye katılan öğrencileri gösterdikleri duyarlılık dolayısıyla tebrik etti. Üçüncü söyleşiye katılmak üzere Silivri’ye gelen Yazar Hakan Bıçakçı’ya teşekkür etti. Bıçakçı’ya çiçek sunumunda bulunulduktan sonra söz yazara bırakıldı.
BIÇAKÇI: ŞANSLIYDIM HERHALDE, YAYINLANDI VE YAZILARIM DEVAM ETTİ
Hakan Bıçakçı, öncelikle kısaca yazarlık serüvenine nasıl başladığını şöyle aktardı: "Yazarlık gibi bir düşüncem yoktu. Lise yıllarında okuyordum. Sinemayı çok sevdim. Sürekli hikaye toplar hale geldim, ama yazmıyordum. Daha sonra üniversitede yazmaya başladım. Biriken şeyler öykü şeklinde çıktı. Birleştirerek romana dönüştürdüm. Yayınlatmayı talep ettim, Oğlak yayınlarına götürdüm. Çok amatörce bir başvuruydu. Yazılarımı bırakıp çıktım, arkamdan seslenip, "Telefon numaranızı yazmayı unutmuşsunuz” dediler. Yazmaya devam etmem şartıyla yayımlamayı kabul ettiler. Böylece hayatımın en boş sözünü vermiş oldum. O, sözün altı bir şekilde doluymuş, çünkü yazmaya devam ettim. Basmayı reddetseler vazgeçerdim. Bir kenara atardım. Şanslıydım herhalde, yayınlandı ve bir şekilde devam etti. Şansın da çok büyük etkisi var. Şansızlıktan dolayı birçok yazarın yayınlanmamış kitapları var. Yayınlatma süreci benim için çok ilginçti. Metinleriniz kitaplaşıyor ve raflarda yerini alıyor. Raftan alıp çıktığınızda alarm öter. Yazdıklarımın yabancılaşması ilginç bir süreçti.”
Bilindiği gibi İlk romanı "Romantik Korku” 2002, ikinci romanı "Rüya Günlüğü” 2003, üçüncü romanı "Boş Zaman” 2004, ilk öykü kitabı "Bir Yaz Gecesi Kâbusu” 2005 yılında ve dördüncü romanı "Apartman Boşluğu” 2008 yılında Oğlak Yayınları’ndan çıktı. Beşinci romanı "Karanlık Oda” 2010 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2011 yılında "Apartman Boşluğu", "Boş Zaman" ve "Rüya Günlüğü" İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Yeni ve eski öykülerden oluşan öykü kitabı "Ben Tek Siz Hepiniz" 2011’de İletişim’den çıktı.
İlçemiz öğrencileri, beşinci romanı "Karanlık Oda” ve yazarlık üzerine tüm merak ettiklerini sorma fırsatı buldu.
Öğrencilerin, "Yazdıklarınız başınızdan geçti mi?” sorusuyla başlayan sohbet Bıçakçı’nın şu cevabıyla devam etti: "Kendimden yola çıkmıyorum, bir fikir üzerine yazıyorum. Karakterlerin yerine kendimi koyuyorum, bir fikir ışığında o karakter ne yapar, okurda nasıl bir duygu uyandırır diye düşünüyorum. Konu hafıza kaybıydı, günlük hayat kaydedildiğinde hafıza durumunu anlattım.”
"Kitaplarınızı karşılaştırdınız mı?” diye soran öğrencilere, Bıçakçı, "Hangisi daha güzel diye sorulur, ayrı değerli demek bana tuhaf geliyor. "Karalık Oda ve "Apartman Boşluğu”nu teknik açıdan ve hikayeyi daha güzel buluyorum. Yazmaya devam etmeliyim diye düşünüyorum. Konuyu ilginç bulmazsam yazmam, kafamda hep karşılaştırıyorum.” şeklinde cevap verdi. En çok okunan kitap listelerinin dayatmacı bir yönünün olduğunu söyleyen bir okul yöneticisi önyargı nedeniyle bu listede yer alan "Karanlık Oda”yı söyleşinin son gününe kadar okuyamadığını paylaştı ve yazarın bu önyargıdan korkup korkmadığını sordu. Bıçakçı, okunacak kitaplar listesine kendisinin alerjisinin olduğunu, sırf bu yüzden bir sürü şeyin atlatıldığını ancak bu sürecin çok da elinde olmadığını açıkladı.
"Hayatınızda değişiklik oldu mu?” diye soran bir öğrenciye ise çok net bir ayrımın olmadığını kafasındaki düşünceleri daha da sınıflandırmaya, yazar refleksiyle baktığında teknik bakmaya başladığını açıkladı.
Eserlerini, karşılaştığı insanlardan ve izlediği her şeyden esinlenerek şekillendirdiğini paylaşan Hakan Bıçakçı, fantastik edebiyatına ulaşmak için konu ettiği sıra dışı olaylara bilinçli olarak ekleyerek okurun kararsızlığını amaçladığını anlattı. Örnek aldığı yazarlar arasında en önde gelenleri olarak Modern Dünya Edebiyatı’nın ikonik ve özgün yazarlarından biri olan Franz Kafka ve Türk yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ı açıkladı.
"Karakterleri empati kurarak mı oluşturuyorsunuz?” sorusuna Bıçakçı, "İkisinin karşımı var, empati de devreye giriyor, karaktere yaşatmak gerekiyor. Duyguları düşünceyi kağıda dökmek önemli değil, okura geçirmek, empati sürecini iyi kurmak gerekiyor.” şeklinde cevap verdi.
Öğrenciler, genç yazarlara da tavsiyeler istedi. Yazar, herkes için tavsiyenin başka olacağını, kimi sinemadan, kiminin okuyacaklarından beslenebileceğini, işin aslı ve güzelliğinin tek kuralın olmaması, beyin kimyası ve yaşanmışlıklarla ilişkili olduğunu anlattı. Yazarlığın maddi yönünü de merak eden öğrencilere Bıçakçı, reklam ve dizi yazarlığı yaptığını, maddiyat için edebiyat yapmadığını onu ayrı yerde tuttuğunu söyledi. Aldığı iktisat eğitimin isteyerek okuyup okumadığını soran öğrencilere, yazar puanın bu bölümü tuttuğunu bu yüzden okumak zorunda kaldığını fakat asıl istediğinin ise sosyoloji ve felsefe olduğunu açıkladı.
Eserlerinde benzetme sanatını çok zekice kullandığı yorumunun yanı sıra günlük hayatta kullanıp kullanmadığı ile ilgili soruya Bıçakçı, "Yok olmuyor, o kadar pratik bir kafa yapım yok. Benzetme çok tehlikeli, tedirgin yaklaşıyorum, çok fazla kullanmamaya çalışıyorum.” şeklinde cevap verdi. Günümüz edebiyatının da sorulduğu Hakan Bıçakçı, güzel bulduğunu, yazar değil, okur sorunun olduğunu açıkladı.
Bıçakçı’nın psikolojik gerilim ve korkuyu tercih etmesi başkaları tarafından yadırganıp yadırganmadığı da soruldu. Yazar, "Evet oluyor. Yazdıklarım karakterimin değil, zihnimin bir parçası.” şeklinde cevapladı.
Söyleşi kitapların imzalanmasıyla son buldu.
Renginar SALİ






