SİBESO rüzgârından sonra Şoför ve Otomobilciler Odası seçimleri gündemimizde. İlçe kongreleri ve spor camiasına mâl olmaktan çıkıp ilçe kamuoyunun ana dinamikleri arasında yerini sağlamlaştıran Silivrispor Kulübü'nün seçimleri üzerinden bende kuşkuya yer bırakmayan bazı hususları bugüne kadar aday olan, bundan sonra her hangi bir yere olmayı planlayanlara kamusal hizmet olarak sunmak amacıyla yazıyorum bu yazıyı.
Eğer sındıktan çıkıyorsa hedeflediğiniz yere erişim seçmenleriniz ile arasındaki diyaloğa çok dikkat edin. Daha doğrusu onların sizinle kolay iletişim kurmasını sağlayın en azından seçilene kadar. Sonrası daha zor. Ancak oradan da sadece seçilmek, iktidar olmak değil genel kabul görmek, muktedir olmanın yolu geçiyor. “Seçilmişim olay bitmiştir” ya da “İktidar olmuşum, muktedir olmaya gerek yok” diyebilirsiniz genellikle yaklaşım o. Oturduğu yerin hakkını vermek, seçildiği işleri gerçekleştirmeye muktedir olmak öyle her babayiğidin harcı değil zaten. Onun için seçilmişlik süreleri ile toplumda görülen itibar biten ve devam eden isimleri izliyoruz.
Siyaset çok daha kompleks bir mevzu da yavaş yavaş gidelim. Şoförler ve Otomobilciler Odasını ele alalım küçük ve daha basit bir örnek model olarak.
-Mevcut başkan yeniden aday değil. Bu demek oluyor ki onun eleştirmenin bir karşılığı olmaz. Daha anlaşılır olsun; eştirirsiniz de size bir faydası olmaz. Görevdeki başkanın avantajını tepersiniz.
-“Odaya yer kazandırmak” vaadi üyeler açısından ‘Bizim zar zor ödediğimiz aidatlar ile kendine oturacak havalı makam yapacak' algısı oluşturur faydası yok, zararı olur. Çünkü oy vermekteki temel karar kliği “Seçilecek kişi bana ne fayda vaat ediyor”.
-Çoklu bir üye yapımız var. 340 servisçi, 154 minibüsçü, 116 galerici, 76 taksici, 66 otobüsçü, 35 kurye, 22 iş makinesi, 3 otoparkçı vs. 1141 üye sayısı. 800 kişi oy kullanır tahmini yapılıyor. 4 aday seçime girerse yaklaşık olarak 250 oy alan seçilir, 3 aday girerse de rakam çok fazla oynamaz. Kamuoyuna genel hitabet yerine nokta atışı, birebir, yüz yüze çalışma oldukça etkili olur.
- Başkanlar açısından “Ben ve yönetimim”i karar alıcı olarak lanse etmek yerine ‘hep birlikte' algısı daha etkili olur. Birincisi “Bu işi minibüsçülere mi bırakacağız”, “Bizi servisçiler mi yönetsin” tarzında ayrıştırmalar ile hedef şaşması kaçınılmaz olur. İkincisi yönetim anlayışı da bu noktada belirleyici olur. “Ben ve ekibim yaparız” dili, daha baştan mesafe oluşturur. Oysa “birlikte karar alacağız” cümlesi, yönetim vaadinden önce bir temsil vaadidir. Aksi halde meslek grupları üzerinden başlayan fısıltılar, seçimin kaderini belirleyecek gürültüye dönüşür.
Gelelim asıl mevzumuza; Kolay diyalog.
Genellikle yanlış anlaşılan şeyler var. Her telefona anında cevap vermek, her davete gitmek, her masada görünmek kolay diyalog değildir. Hele hele sosyal medyada paylaşılan kalabalık fotoğraflar hiç değildir. Kolay diyalog; soru sorulduğunda kaçmadan cevap verebilmek, söz verdiğinde hatırlamak ve tutmak, eleştirildiğinde savunmaya geçmeden dinleyebilmektir.
Örneğimizde bunu daha sonra konuşuruz ama daha önce yaptığımız seçimler ile ilgili düşünebiliriz. Seçim sürecinde herkes ulaşılabilirdir. Telefonlar ve kapılar açıktır… Asıl sınav, sandık kapandıktan sonradır. İşte tam da bu yüzden “kolay diyalog” seçime kadar kurulan bir ilişki değil, seçimden sonra sürdürülebilen bir bağdır.
Anlatılanlar sadece Şoförler ve Otomobilciler Odası için geçerli değildir. Belediyede, SİBESO'da, Silivrispor'da, siyasette de aynı kural işler. Sandıktan çıkmak bir sonuçtur, ama kabul görmek bir süreçtir. Seçilmek iktidar getirir, diyalog ise muktedir kılar.
Kolay diyalog, zor kazanılır. Kaybedildi mi, geri dönüşü sandıktan daha çetindir.






