“Karşımızdaki insan aktörümüzdür”

“Karşımızdaki insan aktörümüzdür”

08.02.2014 11:44:39

Farkındalıklı Yaşam Koçu Cenk Sabuncuoğlu, Hürhaber okuyucularını kişisel gelişim üzerine bilgilendirmeye devam ediyor. Bu haftaki söyleşide insanların duygu ve düşüncelerini tahlil eden Sabuhcuoğlu, çarpıcı açıklamalarda bulundu ve her zamanki tavsiye ve önerilerini sundu.

SABUNCUOĞLU: DÜŞÜNCELERİMİZİ KARŞIMIZDAKİ İNSANLARA YANSITIRIZ

Sabuncuoğlu şöyle konuştu: "Biz farkında olmadan aslında bütün düşüncelerimizi karşımızdaki insanlara yansıtırız. Bu da beynimizde işlenen frekansların timus bezi (bağışıklık sisteminin merkezi) aracılığıyla karşı tarafa yansıtma şeklidir. Dikkat edersek ilk tanıştığımız insanla ilk yedi saniye içerisinde bilgi alışverişi yaparız. Bu da timus aracılığıyla gerçekleşir. Karşımızdaki insanı ya kendimize uygun buluruz, bulmayız, ya titreşim frekansları bize uyar ya da uymaz.

"DİKKATİ KALBE YOĞUNLAŞTIRIP ENERJİYİ BEYNE YÖNLENDİRMELİYİZ”

İnsanlar egzersiz yaptıkça hayatlarını daha sağlıklı yaşayabilirler. Egzersizden kastım şu, her zaman kalbimizle egzersiz yapmalıyız. Bu da şöyle gerçekleşiyor; beynimizle kalbimiz arasında günün belirli saatlerinde bir bağlantı olduğunu düşünmek, dikkati kalbe yoğunlaştırıp daha sonra oradaki enerjiyi beynimize yönlendirmemiz gerekiyor.

"SENARYOLAR BELLİDİR, BİZ SADECE RÖTÜŞLERİ YAPARIZ”

Beynimizde sağ ve sol lobumuz var. Biri duygusal, diğer zihinsel düşünceleri kontrol eden, Yaradanın vermiş olduğu kimyasal dengeyi sağlayan iki lob. Onlar dengede olduğu zaman bizler kalbimizden gelen düşüncelerle hareket ederiz, zihnimizle işleriz ve dışarıya yansıtırız. Çok fazla sayısal değerlerle ve negatif işlerle uğraşan inanlar sağ lobunu çok fazla kullanamazlar ve sol lobuna yönelirler. Kalpteki düşünceleri bertaraf edip hep zihinle hareket ederler. Böyle olunca maalesef karşı tarafa hep olumsuz düşünceler göndeririz. Bu da karşımızdaki insanı aktör seçerek düşüncelerimizi ona oynatma görünümü vermiş oluruz. Senaryolarımız hep bellidir. Biz sadece rötüşleri yaparız. Yaptığımız rötüşler de hep kalbimizin ve beynimizin bize oynamış olduğu fotoğraflarla alakalı.

"MUTLU VEYA MUTSUZ HİSSETMEMİZ DUYGULARIMIZI AKTARIŞ BİÇİMİMİZDEN KAYNAKLANIR”

Herkese tavsiyem şu; günün veya haftanın belirli saatlerinde kişilerin dikkatlerini kalbe yoğunlaştırıp, jimnastik yaptırmaları. Kalpte zaten bütün insani duygular mevcut. Biz kalbimizi ne kadar fitness salonunda çalıştırırsak o kadar bütün düşüncelerimiz bereketli hale geliyor. Ve kalbimizde işlenen bütün düşünceler zihne akıyor, orada da zihinsel ve mantıksal hareketler oluşturarak karşıdaki insana yansıtıyoruz. Kişisel girişimciler olarak biz şuna inanıyoruz; düşündüğümüz bütün düşünceleri karşıya yansıtır, o kişi yedi kişiye yansıtır ve yaşam alanı oluştururuz. Her zaman sabah kalktığımızda kendimizi mutlu veya mutsuz hissetmemiz karşımızdaki insanlara duygularımızı aktarış biçimimizden kaynaklanır. Ailemizden başlayarak iş arkadaşlarımızla devamı gelir, yeni tanıştığımız arkadaşlarla kendimize bir yaşam çemberi oluşturuyoruz. Bu çemberde o insanlar ne kadar kalpleri ve zihinleriyle ortak hareket ederlerse biz o kadar hayatımızda sağlıklı oluruz. Eğer yaşamımızdaki insanlar sadece zihinleriyle hareket ediyorsa o kadar mutsuz ve komforsuz oluruz. Bunun için haftanın belirli saatlerinde ailemiz ve birinci derecedeki yaşam alanımızdaki insanlarla bağlarımızı duygusal olarak kesmeliyiz. Ve yaşam alanımıza aldığımız bütün insanları kalpen ve onlara sonsuz bir şekilde güvenerek yaşam alanımıza dahil etmeliyiz. Her insanı önyargıyla aldıysak, her söylediğinin arkasına bir kulp takarsak maalesef ki yaşamımızı konforsuz hale getiriyoruz ve sadece o inana değil birinci derecedeki bütün yaşam alanımızdaki insanları etkiler hale geliyoruz.

"KALBİNİZDEKİ İYİ NİYETLİ DÜŞÜNCENİZİ BLOKLAMA YAPMADAN İLETMENİZ EN FAYDALIDIR”

Mevlana ve Şems-i Tebriz’in sözleri benim için çok önemli. Şems-i Tebriz, şöyle diyor: "Atacağın ilk adımı iyi niyetle at, gerisini düşünmek beyhude bir çaba.” ‘Karşımdaki insan beni dolandırır mı? Benim için ne düşünüyor? Ben böyle dersem karşımdaki ne düşünüyor?” Bunlar tamamen bizim insani sistemimizi yoran ve maalesef ki bizi negatif düşüncelere iten davranış tavırlarıdır. Kalbinizden gelen düşünceniz her neyse, insanlığa hizmet eden, karşınızdaki insana iyi niyetle düşündüğünüz her neyse hiç bir maskeleme yapmadan, kendinizi bloklamadan karşıya iletmeniz en faydalı olandır.

"SİZ NE KADAR İYİ DAVRANIRSANIZ ONLAR DA SİZE O KADAR İYİ DAVRANIR”

Her zaman maasef biz maskeyle dolaştığımız için, karşımızdaki insan ne der diye düşündüğümüz için etrafımızdaki insanlar da bizi öyle düşünüyor. Biz neyi düşünüyorsak karşımızdaki insanlar bize aynısını düşünüyor. Yaşam alanımızdaki insanlara siz ne kadar iyi davranırsanız onlar size o kadar iyi davranır.

"10-15 DAKİKALIK YÜRÜYÜŞ BİR AYLIK DÜŞÜNCEYE BÜYÜK KATKI SAĞLAR”

Bütün okuyucularımıza tavsiyem şu; haftanın belirli günlerinde yürüyüşlerini yaparken sakin yürümelerini, düşüncelerini kalplerine yönelterek ve orada yoğun bir dikkat sarfetmelerini, bu düşüncelerin tekrar beyine akmasını imgelemeleri gerekiyor. Mutlaka haftanın bir gününü deniz kıyısında en az on dakika yürümeleri gerekiyor. Denizde bulunan tuz ve aynı zamanda içerisindeki bir takım kimyasal reaksiyonlar insan fiziyolojisine inanılmaz derecede iyi gelen ve unuttuğumuz duygu ve düşüncelerimizi bize tekrar hatırlatan durumları bize geri getirdiği için deniz havası almak gerek. Silivri bunun için büyük bir nimet. Sahilde hiç birşey düşünmeden sadece kendinize 10-15 dakika zaman ayırıp yürümemiz bir kişinin bir aylık düşüncesine çok büyük katkı sağlar.

"STRESTEN 3-5 DAKİKADA KURTULABİLİRSİNİZ”

Maalesef kendimize zaman ayıramadığımız için, kalp bölgemizde bulunan timus alanımıza sadece sağ elimizi koyup günde 3-5 dakika orada tutmak bizi tekrar geriye getirecektir. Diyelik ki çok yoğun ve stresli bir günümüz, sağ elimizi göğüs hizasına getirip oraya bıraktığınızda, gözlerinizi kapayıp, burnunuzdan nefes alıp vermeye başladığınızda bir titreşim hissedersiniz. Her insan bunu hisseder. Siz o nefesi alıp verdikçe rahatsızlık veren bütün duygu ve düşünceleri nötürlersiniz. Bunu yapmadığınız zamanlarda herkes gibi "Göğüsüm daralıyor, içim titriyor” gibi sözler söylersiniz. Sağ elinizi göğüs kafesinizin üzerine koyun burnunuzdan nefes alıp verin, "Hayatın alış ve veriş dengesini dengesini kabul ediyorum” diye içinizden telkin verdiğinizde o gün ve o hafta sizi ne kadar rahatsız eden duygu ve düşünce varsa elimine olur ve kendinizi nötürlersiniz. Her zaman söylediğimiz gibi mutlaka haftanın bir iki günü 22-24.00 saatleri arasında uykuda olmanız çok önemli. Eğer bunu yapmazsak nasıl ki bilgisayarımızı kapatmadığımız zaman donmaya başlıyorsa, biz de insan olarak beyinsel olarak donmaya başlıyoruz. Duyguları yeterince filtre edemiyor, gerçek hassasiyetinin farkına varamıyoruz. Oysa ki her insan bize birşey anlatır, hissettirir.

"EN ÖNEMLİ YARGICINIZ KALBİNİZ”

Haftalık ve aylık bakımlarımızı yapmadığımız zaman karşımızdaki insanın bize söylemiş olduğu iki cümlenin derinliğini anlayamıyor, hissedemiyoruz ve maalesef ön yargılarımızı devreye koyuyoruz. Bu şekilde maalesef kalp çakrası dediğimiz bölgeyi bloke ediyoruz ve gerçek duyguları filtre edemiyoruz. Bundan dolayı sadece ve sadece zihinle hareket etmeye başlıyoruz. Ondan sonra da başlıyoruz, ‘Acaba bana bunu mu dedi, böyle mi demek istedi.” Bütün dinleyici ve okuyucularımıza hep şunu söylüyorum, kimsenin söylediği sizi ilgilendirmemesi gerekir, sizin çok önemli bir yargıcınız savcınız var o da kalbiniz. Size gerçek duyguları o söyler. Olduğunuz halinizle bir insansınız. Hiç bir zaman yapamadıklarınızdan değil, yapabildiklerinizden sorumlusunuz. Yapabildiklerinizi karşınızdaki insana aksettirdiğiniz kadarıyla sorumlusunuz. Eğer kalbinizden iyi düşünceleri karşı tarafa aktardıysanız, karşı taraf bunu iyi algılıyorsa o sizin sorunuz değil. Önemli olan kalbinizin içerisinde akan düşünceler ve var olan hissiyat. Eğer yaptıklarınızdan dolayı kalbiniz sizi rahatsız ediyorsa o zaman gerçekten bir terslik var. Onda da hiç bir zaman takılmadan, eğer yanlışınız varsa karşınızdaki insana gidip, "Evet ben bunu böyle yaptım bundan dolayı oldu” deyip özür dilemek ve onun kalbini kazanmak sizi manevi olarak çok daha yukarılara çıkaracak. Bizim egomuz ve kibirimiz maalesef izin vermez.

EGO VE KİBİR GİBİ BASKILARDAN KURTULMANIN YÖNTEMİ

İzin vermemesiniz nedeni şudur; 10 insandan 8’inde maalesef göbek bölgesinden kaynaklanan ve bizi sıkan baskılardan kaynaklanır. Bunun için haftanın belirli günlerinde sağ eli göbek hizasına koyup bol bol derin nefes alıp vermemiz, ayak ucuna işaret parmağımızla dokunup esneme hareketleri yapmamız gerekiyor. Böylece göbeğin altında bulunan enerji liflerinin gevşemesi gerekiyor. Kişilerin katı düşüncelerini beyne aksettiren gazetelerde "İnsanın 2. Beyni olan bağırsakları mıdır” manşeti attıran, insanın kini öfkesi göbeğimizin altında bulunan enerji liflerinde saklı. Orayı ne kadar esnetirsek o duyguların o kadar çok çözüldüğünü görürüz. Onlar çözüldükçe beynimize olumsuz duygular gitmez ve karşımızdaki insana hiç bir önyargıda bulunmadan insanları yargılamayız.

"KARŞINIZDAKİ İNSAN DÜŞÜNCELERİNİZİ SİZE OYNAYAN AKTÖRLERDİR”

Altını tekrar çiziyoruz, karşımıza çıkan her insan aktörümüzdür. Siz ne düşünüyorsanız, sizin düşüncelerinizi size oynayan aktörlerdir. Onun için karşınızdaki insanlar hiç bir zaman kızmayın. Hiç bir zaman önyargılı olmayın. Kalbinizde hangi duygunan titreşimini yansıtıyorsanız o titreşimle o da rolünü oynar. Her zaman tavsiyem şu; karşınızdaki insan sizi mutsuz ediyor, olumsuz duyglara sevk ediyorsa o kişiyi o akşam mutlaka affedin. Kişinin sizinle alakalı olan birşeyinin olmadığını bilin. Siz böyle düşündüğünüz için o duyguları aksettirmiştir. O akşam imgeleme olarlak onu affedin, ondan özür dileyin. Ertesi günü tekrar o düşüncenizin üzerine düşünerek onu olumlu hale getirin. Göreceksiniz ki aynı duygu ve düşünceyle bir daha kimse size aktörlük yapıp oynamayacak. Yaradanın bize vermiş olduğu çok önemli birşey var; etrafımızdaki bütün insanlar size kim olduğunuzu anlatır. Bunu anlayabiliyorsanız karşınızdaki birçok insan size tavırlıysa kalbinizin pasının atılmaya ihtiyacı var. O zaman mutlaka kalbinize çalışıp, kibirinizi egonuzu etkisiz hale getirip kendinizi olduğunuz haliyle kabul edin. Sadece pasınızı silip kendimizi daha olgun ve verimli hale getiremelisiniz. Siz ne kadar olumlu düşünürseniz, karşınızdaki insanlar da sizin için o kadar olumlu düşünecek. Ne kadar olumsuz düşünüyorsanız, karşınızdakiler de sizi olumsuz düşüneceklerdir.


YORUM YAP