“Karanlığın dağılma vaktidir”

“Karanlığın dağılma vaktidir”

27.05.2014 10:46:14

2013 yılı Kasım ayından itibaren başlanan Silivri Söyleşileri’nin 21’incisi Gazeteci-Yazar ve Siyasetçi Tuncay Özkan ile kaydedildi. 23 Mayıs Cuma günü, Silivri Belediyesi Sergi ve Fuaye Salonu’na Gazeteci Adnan Bulut ile birlikte gelen Özkan yoğun ilgi ve sevgiyle karşılandı. Hukuktan uzak, gerilimle beslenen siyaset düzeninin yerini özgürlüğün, adaletin alacağı bir devlet çarkına bırakabilmesi için iyi bir organizeyi şart gören Özkan, Ergenekon Davası sürecinde yaşadıklarından çıkardığı sentezleri Silivrililerle paylaştı.

SEVGİYLE KARŞILANDI
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın eşi Esma Işıklar, Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Bora Balcıoğlu, CHP İlçe Kadın Kolları ve Gençlik Kolları, Silivri Sanayi Sitesi Kooperatif Başkanı Ercan Çalışkan, Kent Konseyi Başkanı Dilruba Önal, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Silivri Şube Başkanı Mübeccel Çeşmecioğlu, CHP eski İlçe Kadın Kolları Başkanı Nazan Kaçar, Resim ve Fotoğraf Sanatçısı Emine Toprak ve çok sayıda vatandaş Özkan’ı dinlemek için hazır bulundu.

"YAŞADIKLARIMDAN BİR SONUÇ ÇIKARDIM”
Türkiye’nin aydınlık bir geleceğe kavuşması için mücadelenin devam ettiğini söyleyen Tuncay Özkan, herkesi ‘bir’ olmaya çağırdı. Özkan, şu görüşlere yer verdi: "Cezaevine ziyaretime gelen insanlara karşı hep güleryüzlü oldum. Oysa hücreye kapatılmışım. Ellerimi açtığımda ellerim duvara değiyordu. İnsan pisliği içinde kaldım dört kez. 72 kiloya düşmüşüm. Doktora gitmek ve tedavi olmak bir problem. Bunları sizi üzmek için söylemiyorum. Bunlardan bir sonuç çıkarttığımı ifade ediyorum. Bütün bunları yaşamış bir insan olarak beni ayakta tutan şey sizin sevdanızdı.

"KARANLIĞA SÜRÜKLENEN TÜRKİYE’Yİ SİZİN SEVDANIZ AYAĞA KALDIRACAK”
Türkiye çok korkunç bir uçurumdan yuvarlanmak üzere. O’nu kurtaracak olan şey hepimizin sevdası. Eğer biz bu ülkeyi samimiyetle seviyorsak o zaman bu ülke kurtulacak. Ama sevmiyorsak, birbirimize karşı sabrımız yoksa bu ülkenin de kurtuluşu yok zaten. Temel sorun birbirimizle kucaklaşabilmek. İnsanlar farklı cephede olup birbirleriyle kucaklaşabilirler. Bunun için gerekli olan şey vicdan. Son dönemde insanları ‘vicdanlı’ olanlar ve ‘vicdansız’ olanlar diye ayırıyorum.

"ÜLKEMİZDE KARDEŞ KAVGASI ÇIKARTMAK İSTİYORLAR”
Dün Suriye, Irak diye bir ülke vardı bugün yok. Bu ülkeleri bitirmeden önce içlerinde kardeş kavgası çıkarttılar. İstanbul’da sergilenen oyunda bunun bir parçasıdır. Türkiye’de insanlar birbirlerine sevgiyle, saygıyla sarılmasın istiyorlar. O yüzden biz suçsuz, günahsız insanlar cezaevine alındık, o yüzden bizim suçsuz günahsız askerlerimiz hala cezaevinde ve o yüzden, çok utanarak söylüyorum, Ergenekon’dan Hurşit Tolon hala Silivri Cezaevi’nde yatıyor. Onlar içerdeyken özgülüğümün bir kanadı kırık, vicdanım kararmaya devam ediyor. Cezaevleri masum, namuslu, dürüst yaşayan insanlar için yapılmış bir yer değil.

"KARANLIĞI YIRTIP, GELECEK UMUDUNU ÇEKİP ALMALIYIZ”
Bütün bunları bir adamın iktidarını sürdürme hırsı ve isteği, bir siyasi kadronun halka söylemiş olduğu yalanları sürekli hale getirmiş olması nedeniyle yaşıyoruz. Değişir ama hep beraber mücadele ettiğimiz zaman. Eğer sadece dinleyip gidiyorsanız bu sizin aydınlanmanız, bir fikri öğrenmeniz ya da benimle bir iletişiminizdir. Ama siz gittikten sonra komşunuzun kapısını çalıp, "Komşu bak Türkiye kötüye gidiyor, bir kahve içelim de konuşalım bunları” derseniz bu bir kazanımdır. Çünkü Türkiye’nin bugünü çok karanlık. Biz bu karanlığın içinden yarının umudunu çıkarmak zorundayız.

"TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ YENİDEN İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”
Keşke Cumhuriyet mitinglerinde söylediğimiz tehlikeler ve tehditler gerçek çıkmasaydı. Keşke ben, "Sizden özür dilerim. Çok karamsar bir tablo çizmişim. Sizin umutlarınızı karartmışım” deseydim. Ne yazık ki yine haklı çıktım. Ve biz bu haklılığımızla Türkiye’nin geleceğini yeniden inşa etmek için meydan meydan dolaşmak zorundayız. Yine anlatmak zorundayız ama bu sefer değişik bir üslupla. Bu çatışmaya bir çare. %50’lilerin üstünde oy alarak iktidara geleceğimiz bir çare. Çocuklarınızın geleceği, adalet ve bu ülkeye yeniden Mustafa Kemal’in aydınlığını getirmek için kapı kapı dolaşmayacak mısınız?

"DÜNÜN HESAPLAŞMASINI BIRAKIN GELECEĞİ KAZANIN”
Ülkenin zenginlik kaynaklarını kendi sermayelerine bağlamış, hırsızlık ve katillikle Türkiye’yi sarmış sarmalamış, içten içe kemirmekte olan bu sistemi ancak karşımızdakileri ikna ederek değiştirebiliriz.
Bırakın dünkü intikamı ya da hesaplaşmayı geleceği kazanın ki gerçek intikam o zaman alınmış olacak. Yarın Türkiye’nin olmalı. Siz zannediyor musunuz ki benim içimde bir volkan patlamıyor, duvarların önünde durduğum 517 gün boyunca hiç mi içimden bir kin isteği doğmadı? Önemsemiyorum, onu çöpe attım. Gelecek bizim olduğu zaman bugünkü kötülükten intikamını almış oluruz.

"BİR BÜTÜN OLURSAK KAZANIRIZ”
Acılarımızın kavgasını değil, mutluluğumuzun sefası sürmek üzere bir yolculuğa çıkmak zorundayız. Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının siyasi propagandalarına karşı en etkili şey onların karşısına bir ‘bütün’ olarak çıkabilmektir. En önce kendi içimizde birleşelim. Birbirimize karşı takındığımız tavırları değiştirmekle başlayalım sonra karşımızdaki herkes değişecektir.

"GÜN, TAM DA BUGÜNDÜR!”
Max’ın, "Büyük ve yenilmez iktidar yoktur. Onu büyük ve yenilmez gören muhalefet vardır.” sözünü çok severim. AKP’nin düşmesi için tam da bugün o gündür. Dünyada hiçbir Başbakanın evinin altından 1 milyon dolar çıkmadı. Dünyada hiçbir Başbakan itibarını bu kadar kaybetmedi.

"SINANDIM; DÜNDEN DAHA TEMİZİM”
Ergenekon Savcılarının benim hakkımda buldukları en büyük suç; 10 bin 800 telefon görüşmesi yapmışım. Mahkemede hepsini kabul ettim ama hep şunu sordum; suç nerede kardeşim? Mahkemenin bana biçtiği suç, "Çok akıllı olduğu için telefon konuşmalarında arkasında delil bırakmamıştır, çok akıllı olması delil bırakmaması da örgütün lideri olduğunun kanıtıdır.” Sınandık. Allaha çok şükür sınavdan alnım ak, tertemiz çıktım. Karşınızdayım. Dünden daha temizim. Daha kararlıyım. Daha coşkuluyum. Daha inançlıyım. Ve sizi daha büyük bir sevdayla ben de kucaklıyorum.

"BİZ İKTİDAR OLACAĞIZ VE ÜLKEYİ ‘İYİ’LER YÖNETECEK”
Demek ki biz daha cesuruz, daha korkusuzuz. Demek ki biz çoğuz. Ve bugün itibarını yitiren, korkanlar onlar. Ve azalanlar onlar. Tam bugün bu karanlığın dağılma vaktidir. Hep beraber yapmak zorunda olduğumuz ödev bizim gibi düşünmeyenlere kendimizi anlatmaktır. Organize olmaktır. Biz iktidar olacağız ve ülkeyi ‘iyi’ler yönetecek. Bazen iyi insanlar gelir, kötü yönetirler. Ama Türkiye’yi hep kötüler yönetiyor. Sanki seçimler en hırsızı, en kötüyü, en katilleri destekleyecek olanı seçmek için yapılıyor. Oysa biz bu ülkenin iyilik potansiyelini biliyoruz. Ve biz el ele verdiğimizde bugünkü kötülüğü yenip yerine iyisini koyabiliriz.”

Hazal BAŞARAN

YORUM YAP