Kültür Merkezi ile ilgili bağış konusunda meclisin
onayladığı ve imza altına alınan protokolün farklı olduğuna ilişkin haberimiz
üzerine açıklamada bulunan Silivri Belediyesi Eski Başkanı Hüseyin Turan,
"Kamu menfaatini koruduk" dedi ve her işin altında rant aradığını
iddia ettiği yeni yönetime "Karar versinler, iş mi kavga mı yapmaya
geldiler" sözleriyle yüklendi.
Silivri Belediyesi Eski Başkanı Hüseyin Turan, dün
gazetemizde yer alan Kültür Merkezi yapımı ile ilgili meclisin onayladığı ve
imza altına alınan bağış protokollerin farklı oluşunu değerlendirdi. Turan,
kamunun çıkarlarını koruduklarını belirterek, art niyetli bir yaklaşım
içerisinde olmadıklarını savundu.
TURAN: İKİ PROTOKOL ARASINDA FARK YOK
"Daha çok iş yapılsın diye Bayındırlığın yüzde 25'lik
karını 4 Milyon'un içinde tuttuk. Kamuyu koruduk. İki tane belge
yayınlıyorsunuz ikisi arasında bir fark yok. Hatta benim el yazımla orada bir
ekleme var "Belediye istediği müteahhide bu işi verdi" denilmesin
diye, ihale kapsamında değil, konu bağış olduğu için, "İstediği müteahhide
verebilir" diye yazdım. Yanlış anlaşılma olmasın diye. Yarın öbür gün bir
müteahhit gelir de "Bunların adamı" demesinler diye. Şu anda Kültür
Merkezi'nin inşaatı ile ilgili CHP Milletvekili "Bu işi bizim bir adamımız
var o yapsın" diye Başkana gönderiyor.
"HERŞEYİN ALTINDA RANT
ARAMAK NE KADAR DOĞRU!?"
A.Şevki Öztek'e Özcan Bey "Rant var" gibi
bir şeyler söylemiş o da "Rant varsa imarımı iptal edin işi de geri alın.
Ne rantı ya? Biz İstanbul'da bir çok yerde hayır işi yaptık. Yer de arazimizin
yanında olduğu için Başkan söyleyince kültür merkezi projesine sıcak baktık.
Rant olarak değerlendiriyorsanız her şeyi iptal edin yapmıyorum" demiş
bildiğim kadarıyla. Her şeyin altında rant aramak ne kadar doğru?
"KAMU MENFAATİNİ KORUDUK"
Burada rakamı büyük tutarak, atıyorum iş 5 Milyonluk,
müteahhitlik karı yüzde 25 düşürülecek. 4 milyon içerisinden müteahhitlik kârı
olursa 3 milyona iniyor iş. Kamu menfaati korunuyor burada. Zafer Ercan tüm bu
işlerin içerisindeydi, şu anda da başkan yardımcısı. İşi en iyi bilen Zafer
Bey. "Başkanım bunu yapalım, bunlar yarın öbür gün gelir Bayındırlık
fiyatları üzerinden işleri yaparlar, bu değerlendirmeye göre biz zarar
görmeyelim" dedi. 5 Milyon'du müteahhit kârı ile düşürülerek 4 Milyon
değer belirlendi. "Bunu yaparsak tamam" dedi.
Protokol şoku demeniz için iki protokol arasında ciddi
bir fark olur. Yok ki böyle bir şey. Meclisten geçtikten sonra kamu yararı ile
ilgili değerlendirme yapılmış.
"RANTI OLAN "İMARI DA
PROTOKOLÜ DE
İPTAL EDİN" DİYEMEZ"
Öztek'lerin yerinde olsam belli bir ticaret ve iş
yaşantısına sahipken farklı noktalara çekilsem ben de bu işten vazgeçerim.
Parayla ilişkisi olan insan "Rant varsa al geri, planı da protokolü de
iptal et" diyemez. Adam öyle bir durum olsa çıkıp, "Ben belediyeye
şunu yaptım, bunu yaptım sen benim planımı nasıl iptal edersin?!" diye
hesap sormaz mı? Sorar ama öyle bir durum yok ki.
"RANT ARAYIŞLARI, YATIRIMCILARI
SİLİVRİ'DEN KAÇIRDI"
Aslında Silivri Belediyesi'nin burada çok büyük bir
etkisi yok. Planlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden onaylanarak geldi.
Öztek'lerin tutumuna karşın hala bu işte rant araması çok ahlaki değil.
Bu tarz yaklaşım karşısında ne oldu; Bir çok yatırımcı
Silivri'den çekip gitti. Başka bir müteahhit de aynı şekilde belediyeye gidiyor
rant meselesi açılıyor yine. Adam da "Siz böyle yaklaşıyorsanız konulara
ben yapacağım işten vazgeçiyorum" deyip çekip gidiyor. CHP'li emlakçı
söylüyor, "Adam verdiği kaparosunu yakıp gitti" diyor. Emlakçı
söylüyor, müşterisi için" "Ben böyle belediye ile iş yapmam"
deyip gitti adam" diyor. Belediye her şeye rant mantığı ile yaklaşırsa
burada yatırımcı kalır mı?
"KAMU YARARI İÇİN DÜZELTME YAPILDI"
Protokoller arasında ciddi farklılıklar, rakamlarda
değişiklik olur tamam. Kamuyu zarara uğratan madde varsa içinde ben hata
olduğunu kabul ederim. Ama yok. Aksine kamu yararı düşünülerek, meclisten sonra
düzenlemeler yapıldı.
"PROTOKOLÜ HAZIRLAYAN HALEN BAŞKAN
YARDIMCISI OLAN ZAFER ERCAN'DIR"
Protokolün hazırlığını yapan kişi Zafer Ercan ve halen
Silivri Belediye Başkan Yardımcısıdır. Bütün görüşmeleri Zafer Bey, Metin Bey
(Karakaş) ile birlikte yaptı. Meclisten geçirdik, ardından da ben imzaladım.
"ART NİYET OLSA BAĞŞI ONAYLATIR PROTOKOL
YAPMAZDIM, GEÇMİŞ DÖNEMDE
MECLİSE BİLE GELMEDİ BU KONULAR"
Mecliste de şunu söyledim: "Keşke bizden önceki
yönetimler de Kültür Merkezi ve diğer işlemler ile ilgili bu tarz protokoller
çerçevesinde konuları karara bağlasaydı. Resmi belgeler olsaydı ortada. Biz
bugün varız, yarın yokuz. Bu tarz konular meclis ve kamuoyunun bilgisi
dahilinde resmiyete bağlansın dedim. Kültür Merkezi için bağış alınacak der
kararı meclisten geçiririm. Ben protokol çerçevesinde konuyu kararlaştırdım.
Bir art niyet olsa böyle mi olurdu!?
Öztek'ler bu tarz insanlar değil her şeyleri kayıt
altında. Bir kuruş kayıtdışıları söz konusu değil. İstanbul'da CHP'li de AKP'li
de belediyelerle bir sürü hayır işi yapmışlar. Silivri Belediyesi'nde
gördükleri muameleden o kadar hoşnutsuz kalmışlar ki; "Rantınızı da alın,
imarı da iptal edin biz bir şey yapmıyoruz!" demişler. Böyle şeylere
ihtiyaçları yok.
"KAMUYU ZARARA UĞRATMADIK"
İki protokol arasında fark yok. Kamu zarara
uğratılmadı. Bayındırlık birim fiyatlarının üzerine rakamsal olarak
konulduğunu, % 25 ile ilgili. Yarın öbür gün, esas değer 4 Milyon olsaydı,
müteahhit kârı ile 3 Milyon'a düşecekti. 5 Milyon, 4'de düşürülerek bu
değişiklikler yapıldı.
"KARAR VERSİNLER İŞ Mİ,
KAVGA MI YAPMAYA GELDİLER"
Mevcut belediyenin mantığı Silivri'ye Kültür
Merkezi'nin yapılmasını engeller. Karar versin kavga etmeye mi, iş yapmaya mı
geldiler. Kavga edilecekse herkes yumruğunu sıkar. İş yapacaklarsa herkes elini
açar ve yardım eder.
Öztek'lerin ekonomik olarak ciddi sıkıntıları var
beklemeyi tercih edecekler bildiğim kadarıyla ama rant mantığı ile yerel
yönetimin yaklaşımı sürerse "Rantını al, imarımı iptal et. Kültür
Merkezi'ni de yapmıyorum" restleşmesi gerçekleşir. En azından bir ay
önceki durum buydu. Daha sonra ne yaşandı bilmiyorum."