‘Kader sıkısması; takdiri ilahidir’
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’a ve yönetimine farklı bir bakış açısıyla yaklaştık. Yeni bir seçim süreci ile karşı karşıya gelmeye hazırlanan Silivri’nin yaşadıkları ve aslında yaşatılmak istenenleri bir de yönetim yetkisini bir önceki dönem verdiğimiz ismin gözünden okuma fırsatı.
"AK PARTİ İKTİDARININ BİR GELECEĞİ YOK”
Sevginar UYGUN: Daha fazla yatırım için AK Parti ve inandıkları adına CHP arasında sıkışan Silivrili seçmenlerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özcan IŞIKLAR: AK Parti, Silivri’ye yapılacak yatırımlar için Büyükşehrin imkân ve kaynaklarına güveniyor. Doğal olarak da "Büyükşehir bizde olduğuna göre en çok yatırımı biz yaparız” şeklinde söylemini dile getiriyorlar. Büyükşehir, Mustafa Sarıgül’de olduğu zaman ne söyleyecekler?
Bu dönem Sarıgül ile birlikte İstanbul Büyükşehir’i kazanacağımıza inanıyorum.
Hüseyin Turan döneminde İstanbul da, Ankara da, Silivri de aynı partide olmasına rağmen yapılamayanları, rahatlıkla kendi parti başkanımla kuracağım iyi bir diyalogla, Silivri’nin ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru tespit ederek, bundan sonra da yapacağıma inanıyorum.
Türkiye’nin genel konjonktüründe de görüldüğü gibi AK Parti’nin bombasının fitili ateşlenmiştir ve patlayacaktır. AK Parti iktidarının Türkiye genelinde de bir geleceği olacağına da inanmıyorum. Bundan sonra Türkiye’de açık, saydam, demokrat bir iktidar olacak. Yalnızca oy verene hizmetin olduğu vermeyene olmadığı bir anlayıştan kurtulacağız. Büyükşehri de CHP alacağına göre biz yaptığımız hizmetin çok daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Onun için, "AK Parti gelirse hizmet gelir” söylemi yanlış. AK Parti gelirse hizmet gelmez çünkü muhalefette kalmaya aday bir parti haline geliyor. İktidar ve hizmet güvencesi konusunda artık hiç bir umut vaat etmiyor.
"KAZANANI MEŞRU KILAN, KAYBEDENDİR”
Sevginar UYGUN: MHP’nin Silivri Başkan adayı olarak Fatih Kınalı açıklandı ne düşünüyorsunuz?
Özcan IŞIKLAR: Diğer parti adaylarının hepsini aynı mesafe ve saygıyla karşılıyorum. Çünkü herkes bu şehri daha güzel, yaşanır kılmak ve yönetmek iddiasını ortaya koyacaktır. Bu iddiada bulunma durumunun sadece bir kişiye ait olması diktatörlüktür zaten ve "En iyisini ben bilir/yaparım” demek çok doğru değil. Kolektif bir akıl ve çalışmayı ortaya koymak lazım. MHP’nin adayı Fatih Kınalı da çıkacak kendi düşünce, ideal ve neler yapabileceklerini halka anlatacak. Karşılığında sandıktan çıkarsa da iktidara gelip görev alacak. MHP ya da AK Parti ve diğer partilerin adaylarını da mutlak dikkate almak zorundayız çünkü onlar da projelerini ortaya çıkaracaklar. Unutmamak lazım ki; kaybedeni olmayan bir yarışın kazananı olmaz. Onu meşru kılan kaybedendir. Kaybedeni iyi dinlemek, söylediklerini değerlendirmek lazım. O anlamda Fatih Kınalı ve diğer partilerin adaylıkları önemlidir. Bir görev ve hizmet yapıyorlar, saygıyla karşılıyorum.
"AK PARTİ’NİN ADAYI KİM OLURSA OLSUN SEÇİMİ KAZANACAĞIZ”
Sevginar UYGUN: AK Parti’nin aday adayı borsasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hangi aday olursa sizi zorlar? AK Parti’nin başkan aday adaylarından hangisi ile çalışmak isterdiniz, birlikte Silivri’ye güzel hizmetler yapabileceğinizi düşündüren isimler var mı aralarında?
Özcan IŞIKLAR: AK Parti Belediye Başkanlığı’nda daha önce tek aday Hüseyin Turan çıkmıştı. Şimdi "Ben de aday olurum” anlayışı daha kolay oluştu. Aday adayı sayısının çok olması demokratik bir zenginlik. "Ben de aday olayım olamazsam da başka bir güç, etki sahibi olurum” düşüncesiyle başkanlık yarışına dahil olmak doğru bir hareket değil. Başkan aday adaylarının da böyle bir düşüncede olmadığını düşünüyorum. Hepsini yakinen tanıyoruz aralarında arkadaşlarım, sevdiğim insanlar da var. Hepsinin de kendince bir iddiası var. Ben, "AK Parti’nin adayı filanca olursa seçime girerim/girmem” düşüncesinde değilim. Karşı partinin adayını belirleme gücüne de sahip değilim. Öyle bir yetkim de yok olması da mümkün değil. AK Parti kimi aday gösterirse göstersin adayım ve seçimi de kesinlikle kazanacağımıza inanıyorum.
"YALMAN VE MAŞALACI’YI TAKDİR EDİYORUM”
İçlerinde beraber çalışmak istediğim arkadaşlarım tabi ki olabilir. Silivri’ye hizmet etmede birikimi ve tecrübesi olan arkadaşlarımız var. Ancak siyasetin böyle de bir resmi var maalesef; insanları kategorize eden bir anlayış hakim. Ben buna çok taraftar değilim, doğru da bulmuyorum. Başka bir partiden düşünce belirtti diye bizim onunla, faydalı olacaksa, çalışmamamız Silivri’ye eksiklik yaratır. Hüsnü Yaşar Yalman ve Emrah Maşalacı’yı Silivri siyaseti açısından umut verici görüyorum. İkisini de çok seviyorum; dürüstlük ve heyecanlarını takdir ediyorum. Faydalı olabileceğine inandığım bu iki genç arkadaşlarımla beraber çalışabilme imkanını, koşullar müsait olsaydı değerlendirebilmeyi isterdim.
"SARIGÜL’ÜN CHP İÇİN EN DOĞRU, İSTANBUL İÇİN EN FAYDALI ADAY OLDUĞUNA İNANDIĞIM İÇİN SİYASİ RİSK ALDIM”
Sevginar UYGUN: Mustafa Sarıgül’ün CHP’den İBB adaylığı istediğiniz hatta destek verdiğiniz bir süreçti nedenleriniz ne?
Özcan IŞIKLAR: Sarıgül’ün CHP’den İBB adayı olmasını istedim. Hala da istiyorum. 1,5 sene önce hiç böyle bir gündem bile yokken gittim kendisine destek vereceğimi bizzat söyledim. Sarıgül’le bu aşamada kişisel olarak arkadaşlığım, dostluğum yoktu. Tam tersi halkta karşılığı olduğunu, halkın bir değişim istediğini, Şişli Belediyesi’nde sergilediği başarılı belediyeciliği İstanbul’a da yayacağından umutlanarak bu kararlılığımı ortaya koydum. Bu dönem hiç lüksümüz yok. Türkiye çok zor günler geçiriyor. Artık bir kulvar ve anlayış değişikliğini gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sarıgül’ün Ümraniye, Kadıköy, Bakırköy, Esenler ve her taraftan oy alabildiğini, insanlara ve topluma dokunduğunu gördüm.
CHP’nin İstanbul’da en doğru adayının Sarıgül olacağına inandığım için partim, Türkiye, İstanbul için faydalı olabileceğini düşündüğüm için Sarıgül’e destek verdim. Sarıgül olmayabilir, gündeme de gelmeyebilirdi, siyasi bir risk aldığımı biliyorum. Ama siyaset bir anlamda risk alma işidir. Sadece kendi çıkarlarını gözeterek son güne kadar bekleyip, rüzgar nereden eserse oraya eğilmek yerine çok önceden tavrını belli etmek bir omurga işi, duruş meselesidir. Ben bunu gösterdiğimi düşünüyorum, ne kadar haklı olduğumu da gördüm. İstanbul’un her bölgesinde Sarıgül her gün insanlarla iç içe. Kadıköy, Bakırköy, köy ve beldelerde, her yerde topluma dokunan bir adaylık gösteriyor. Umarım bu sonuç İstanbul’da çok şeyi değiştirecek. Ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi, hizmet almakta adaleti, eşitliği, halka ve insana olan sevgiyi Sarıgül’ün bu yapısından dolayı verdiği enerjiyi her tarafa yayacağına inanıyorum.
"İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ ARAYIŞI SEÇİM GÜNDEMİNİ BELİRLEYECEK”
Sevginar UYGUN: 2014 ile 2009 arasındaki en önemli fark size göre ne?
Özcan IŞIKLAR: Seçim koşulları açısından şöyle bir fark var; 2009 yılında AK Parti çok güçlüydü, Türkiye’de tarihi bir oy almıştı. Genel konjonktür anlamında atmosfer CHP’nin adayı olarak bizim aleyhimizdeydi. AK Parti, Silivri’ye çok ciddi yatırım yaptıklarını söylüyordu. Ben o yatırımların hala çoğunu göremiyorum; nerede olduklarına dair bir harita veya kılavuz verirlerse öğreneceğiz. 2014’te konjonktür AKP’nin aleyhinde. Bu son olaylardan sonra; bayır aşağı duran otobüsün altına eskiden takoz koyarlardı, onun çekildiğini, otobüsün hafif hafif aşağı inmeye başladığını hissediyoruz. 2014 yerel seçimlerinde Türkiye de Silivri de farklı konjonktür ile girecek. İktidar değişikliği arayışı seçim gündeminin birinci sorusu olacak ve halk da buna bir cevap verecek. Yerel seçimlerde muhalefetteki partilerin başarısı 2014 genel seçimdeki iktidara dair güçlü bir mesaj olacak.
"UYUM YARATICILIĞIN DÜŞMANIDIR”
Yerel anlamda da çok daha olumlu koşullardayız. Çünkü biz Silivri’de gerçekten bir vizyon değişikliğini, sıkıntılarda da, iktidar bizden olmasa da gerçekleştirebildiğimizi gösterdik. Uyumda bulamadığımızı, zıtlıklarda aramak lazım. "Uyum yaratıcılığın düşmanıdır” diye bir söz var böyle de yaklaşmak mümkün. Biz hep bir uyum ararız ama bu durum yaratıcılığın, üretimin düşmanıdır. Tek tipe götürür insanı. Uyumsuzluk ‘kavga’ anlamında değil, ‘çeşitliliğin’, ‘farklılığın’ manasında zenginliktir. Uyumlu olmakla, verimli olmayı birbiriyle karıştırmayalım. Uyumda verim bulamazsınız.
"ZORLAMA BAŞARI GETİRİYOR”
İBB farklı bir siyasi partide olduğu için ben çok daha fazla çalışma gereği hissediyorum, rehavete kapılmıyorum. Muhalif olmanın çok büyük avantajları da var; daha çok çalışmak ve daha başarılı olmak istiyorsunuz. Başka yerden bir şey gelmesini beklemek yerine kalkıp işimi yapıyorum, kendi imkanlarımı yaratıyorum, kendi akıl ve vicdanımı sürekli hareket halinde, canlı kalmasını sağlıyorum. Bu zorlama başarıyı getiriyor. Kendi yağında kavrulmayı da bütün belediyelerin öğrenmesi lazım.
2004-2009 döneminde biz sözü edilen iktidar birliğini yaşadık ve ne olduğunu gördük. Üç bina ve insana dokunmayan bir anlayış ile yönetimin karşılığını Silivri sandıkta verdi; böyle bir belediyeciliği istemediğini gayet net ifade etti.
"SARIGÜL’ÜN İSTANBUL’DA KAZANMASILA SİLİVRİ’DE TARİH YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Farklı düşünce, muhalif yapılar demokrasiyi güzelleştirir, daha güzel işlerin ortaya çıkmasını sağlar ben buna kesinlikle inanıyorum. Ayrıca Mustafa Sarıgül’ün İstanbul’u bu dönem alacağına kesinlikle eminim, bu konuda hiçbir şüphem yok. Son beş yılda kendi imkanlarımızla yaptıklarımızdan yola çıkarak şunu çok net olarak ifade etmek istiyorum, Mustafa Sarıgül’ün İstanbul’u kazanmasıyla önümüzdeki dönemde Silivri’de tarih yazmaya devam edeceğiz.
"BAŞARININ KAYNAĞI HALKLA KAYNAŞMAK”
Sevginar UYGUN: 2. Dönem Özcan Işıklar nasıl bir başkan olacak ve nasıl bir ekip kuracak?
Özcan IŞIKLAR: Daha çok sokakta olacağım. Bunu son iki yıllık dönemde gerçekleştirmeye çalıştım ama daha da geliştireceğim. Önümüzdeki dönem belediyeye sadece günde iki saat uğrayarak halkın içinde olacağım. Belediyede ekibimiz kurulmuş olacak, arkadaşlarımız daha çok inisiyatif alma potansiyeliyle hareket edecek. Ben de başkan olarak hastane, cami, okul, insanlara ulaşabileceğim alanlarda olacağım. Kapı kapı dolaşıp insanları dinleyerek hareket edeceğimiz, Silivri’yi birlikte yönetme anlayışıyla geleceğimizi sağlıklı biçimde inşa etmeyi sürdüreceğiz.
Bu konuda Mustafa Sarıgül’ü örnek alıyorum. Sarıgül de sabah bir uğruyor, ondan sonra akşama kadar dolaşıyor. Akşam saat 20.00-22.00 arasında Belediyeye uğrayıp bir gün değerlendirmesi yapıyor. Bana çalışmasını anlattığında çok etkilenmiştim. Gerçekten de doğrusu bu; halka inmek, kucaklaşmak. İkinci dönemde de bu şekilde görev yapacağım. Sabahın altısında fırınlarda olacağım. Berberler dükkanlarını açarken beni görecekler. Daha çok dolaşıp, halka sarılacağım. Başarının böyle geldiğine inanıyorum.
"DAHA ÇOK İNİSYATİF KULLANAN BİR EKİP GÖRECEKSİNİZ”
İyi bir öğretmen olduğuma ve ekibimi iyi yetiştirdiğime inanıyorum. İnsan sevgisini, saygıyı, mütevazı olmayı, eğilmeyi ve hizmet etmeyi öğretmeye çalıştım. İkinci dönemde çok daha başarılı olacağız. Çok daha rahat ve doğru biçimde inisiyatif kullanan bir ekip göreceksiniz.
"BELEDİYECİLİK İKİ ŞEKİLDE OLUR; YA GEZECEKSİNİZ YA GEZDİRECEKSİNİZ”
Belediyecilik iki şekilde olur; ya gezeceksiniz ya gezdireceksiniz. Ben gezmeyi tercih edeceğim. Çalışma arkadaşlarım genç, onlar Belediyede oturacaklar, ben de ağabeylik yapıp dışarıda ne bulduysam onlara getireceğim. Çözümü onlar takip edecek. Böyle bir model oluşturacağız.
"SEÇİM KONUSUNDA DA HİÇBİR SIKINTININ OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”
Sevginar UYGUN: Partiniz sizi yeniden aday göstermezse veya Silivri halkı seçmezse ne düşünürsünüz?
Özcan IŞIKLAR: Bu soruyu gereksiz görüyorum. Bizi test etmek için böyle bir soruyu yöneltiyorsunuz. Şöyle bakalım; Partim beni ne diye aday göstermeyecek? Burayı muhalif bir partiden almışım. Ve bu güne kadar çok şükür hakkımda açılmış tek bir dava yok. Hiçbir suiistimale kulluk etmedim. Büyük dalgalara rağmen, çok da anlamlı bir şekilde gemiyi limana yanaştırdım. Şimdi yeni ufuklara yelken açacağız. Bugüne kadar yapılan hiçbir ankette ikinci görünmüyorum. Sokağa çıktığımda hiçbir belediye adayına nasip olmayan sevgi ve saygıyı görüyorum ki başarısız olsanız gün sayarlar. İnsan sevgisini o gözlerde görmeyi herkese nasip olmasını diliyorum. Seçim konusunda da hiçbir sıkıntının olacağını düşünmüyorum.
Ama yine de sorunuza cevap vermek gerekirse; Silivri halkı seçmezse saygı duymaktan başka yapacak hiçbir şey yok. Demek ki bir yerde biz eksik yapmışız. Sandığa kızılmaz. Silivri halkının takdiri.
Ben bu dönem, Silivri halkının seçmenin ötesinde bana farklı bir mesaj da verebileceğini düşünüyorum; ‘Başarılıydın, yaptıklarını beğeniyoruz, iyi ama yeterli değil, daha şunları şunları da istiyoruz. Bunları da ancak sen yaparsın’ diyecekler.
Olmaya da bilir. Bu koltuklar babadan miras değil. Buraya gelmek değil, demokratik bir biçimde gidebilmek önemli. Halkın iradesine saygı göstermek lazım.
"İNSAN SEVGİSİNİN SOKAĞA ÇIKTIĞINI GÖRDÜM”
Sevginar UYGUN: 2013’un sonuna geldiğimizde geride bıraktığımız yılı nasıl değerlendiriyorsunuz, sizin açınızdan nasıl geçti?
Özcan IŞIKLAR: 2013 yılında daha net anlaşıldığımız, Silivri’nin güzel yaşama isteğini güçlü bir şekilde meydanlaştırarak, değerlerinin, insan sevgisinin sokağa çıktığını gördüm. Neyi çok özlediğimizi daha iyi anladım. Alınmak istenen Türk Milletinin değerlerinin karşısında halkın bayrağına, bayramlarına güçlü bir şekilde sahip çıkabilme isteğini gördüm. Bunun fiziki şartlarla da desteklenmesi gerektiğini anladım. Bize çok büyük meydanlar lazım. Çok sık bir araya gelerek moral değerlerimizi yükseltmemiz gerek. Biz varız, burada güçlüyüz, bu coğrafyanın kiracısı değiliz, sahibiyiz, zenginlik içinde yaşama isteğimizi de kimseye feda etmeyiz diye bir mesaj aldım. Bu anlamda 2013 yılı çok öğretici oldu. Çok daha iyisinin de yapılabileceğini gördüm.
"ZEKİ YANLIŞI, SIRADAN BİR BAŞARIYA TERCİH EDERİM”
Sevginar UYGUN: Yanlış yaptığınızı düşündüğünüzde ne yaparsınız; kimsenin bunu öğrenmemesi için mi uğraşırsınız, hatanızı itiraf edip özür mü dilersiniz?
Özcan IŞIKLAR: Yanlışa önce bir bakmak lazım. İçinde zeka, pırıltı olan bir yanlışı, bunların olmadığı bir başarıya tercih ederim. Yanlışımda eğer zeka, iyi niyet, en iyisi yapma düşüncesi, isteği, inancı ve niyeti varsa sıradan bir başarıya tercih ederim. Benimkiler de herhalde böyle yanlışlardır. Belki arkadaşlar değerlendirmemiş olabilir. O yanlış yanlışsa sineğe çekmek lazım.
İtiraf edip özür dileyeceksiniz. Özür dilemek de bir erdemdir. Neden yanlış yaptığınızı anlatırsanız, insanlar sizi anlar. İyi şeyler yapma arzusu içindeyken de yanlış yapabilirsiniz.
"GÖNLÜM SİLİVRİ ASRİ MEZARLIĞI GİBİ”
Sevginar UYGUN: Kırdığınızı düşündüğünüz insanların gönlünü nasıl alırsınız?
Özcan IŞIKLAR: Bulunduğum konum içerisinde herkesi memnun etmek mümkün değil. İnsanlar yükseldikçe ve yönetici noktasına çıktıkça toplumda yalnızlaşmaya başlıyor. Çok şeyi paylaşamıyor ve anlatamıyorsunuz. Tıpkı karanlık bir çadır içindeki fil gibi kalıyorsunuz. İnsanlar tamamınızı maalesef göremiyor. Sizin içinde bulunduğunuz durumu, yaşadıklarınızı, o fırtına ve boranların nasıl geçtiğini kimse bilmiyor. Demirel’in unutamadığım bir lafı var; "Benim gönlüm Karaca Ahmet Mezarlığı gibi.”
İnsan gerçekten sevdiklerini kalbine gömüyor. Benim gönlüm de Silivri Asri Mezarlığı gibi. Görev sırasında elinizde olmadan birilerini kırıyorsunuz. Yapmanız gereken öncelikler, halka verdiğiniz sözler var. Bunların hilafına bir şey olduğunda ister istemez genel tavrınızı kamudan yana alıyorsunuz. Halkın taleplerinden ve kişiselleştirmemekten yana alıyorsunuz. Karşınızdaki kişisel düşünüyorsa o zaman yolunuz ayrılıyor maalesef.
Gönül almak derken; ona kasten yapmadığınızı anlatmak gerektiğini düşünüyorum. Onları üzdüğümü düşünen insanlara bir kırgınlığım/kinim yok. İşini iyi yapmanın gereklerinden, kamu sorumluluğu önceliğinden dolayı varsa bir kırgınlık bunu anlamalarını beklerim. Hangi niyetle hareket ettiğimi anlatmaya çalışırım ama bunun için de birçok zaman vaktim, imkânım yetişmeyebiliyor.
"BAŞARISIZLIĞI KABULLENEMEM”
Sevginar UYGUN: İşler istediğiniz gibi gitmediğinde kolay kabullenir misiniz?
Özcan IŞIKLAR: Hayır. Başarısızlığı kabul edemiyorum. Çok inatçıyım o anlamda. Neden iyi gitmediğini kabullenemem. Neden gitmesin? İyi niyet, çalışma, insani bakış ve Silivri’ye kendini adamışlık var. Mutlaka üstüne giderim. Aslında insana doğruyu öğreten, hayatı gösteren de yanlışlardır. Bazı şeyler kötü gidecek ki sizler de ona çözüm bulabilesiniz. Onun için bizler varız ve onuz için de olmalıyız zaten.
"KIZIMDAN ÖZÜR DİLEDİM, OĞLUMUN GÖNLÜNÜ ALDIM”
Sevginar UYGUN: En son kimden, ne için özür dilediniz?
Özcan IŞIKLAR: En son kızımdan özür diledim. Çocuklarımın beklentilerini biliyorum ama bir gün beraber tatil yapmadık. Bu işin bedelleri de var. Son Bosna Gezisinde oğlumu da yanıma aldım 25 yaşında, ilk kez uçağa bindi. Aslında üstü kapalı bir özür söz konusuydu.
"BİR İŞİN MEMNUNİYET YARATMAMASINA TAHAMMÜLÜM YOK”
Sevginar UYGUN: Vazgeçemedikleriniz neler?
Özcan IŞIKLAR: İnsan mutsuzluğa ve çaresizliğe düştüğünde bir çocuğun
gözlerine bakmalı. Küçük şeylerle mutlu olabilmeyi, inandığı şeyler için sabaha kadar ağlayıp da vazgeçmemeleri cesaret verir. Başarısızlık ve çaresizliği asla içime sindiremiyorum. Yaptığım bir işin memnuniyet yaratmamasını tahammül edemiyorum.
"BİR ŞEYİ ÇÖZMEK TAKINTI OLABİLİYOR”
Sevginar UYGUN: Takıntılarınız var mı?
Özcan IŞIKLAR: Herkesin kendisine göre bir takıntısı var. Bir şeyi çözmek ve yapamamak takıntısı oluyor. Bütün iyi niyet ve hoşgörünüze rağmen anlaşılmamanız bazen sıkıntı yaratıyor.
"DÜNDAR VE AYSEVER’İ BEĞENİYORUM”
Sevginar UYGUN: Sürekli gazetelere beyanatlar veriyorsunuz, imkânınız olsa kiminle söyleşi yapmak isterdiniz?
Özcan IŞIKLAR: Can Dündar’ı ve Enver Aysever olabilir.
"KADER SIKIŞMASI; TAKDİRİ İLAHİDİR”
Sevginar UYGUN: Sizinle birlikte gündemimize giren ‘kader sıkışması’ nedir?
Özcan IŞIKLAR: Dünyada en büyük aptallık/cahillik bu kâinatın bir yaratıcısı olmadığına inanmaktır. Takdiri ilahinin bizi yaşadığımız evrende doğruya, iyiye götürme konusunda bir sınavdan geçirdiğini düşünüyorum. Geçenlerde bir yazıda okudum; Dünya’nın nüfusu 7.8 milyar. Düşünün ki bundan 100 bin kat daha fazla gezegen var. Yani her insanı bir gezegene gönderseniz yalnızlıktan orada ölebilir. Onun için ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum. O belki tek başına bir gezegene gidiyor, orada yaşıyor.
Kader dediğimiz şey; Kâinatın yaratan gücün takdiri ilahisidir. İnsan denenir ve bir sınav verir. Ondan sonra ruhunu alır ve gezegenlerden herhangi birinde başka bir geleceği veya yaradılışın görevini orada yerine getirir. Öbür dünyaya kalmıyor yaptığınız bütün her şey bu dünyada. Bazen düşünüyorum; bu dünya başka bir gezegenin cenneti mi, cehennemi mi? Ödülü mü, cezası mı?
Allah isterse, nasipse, yazdıysa ve hayırlısıysa bir şeyin olacağına inanıyorum. Kader sıkışması böyle bir şey; takdiri ilahi. Zorlamamak lazım. Takdir ve nasipse olacaktır zaten. Önce tedbir, çok çalışmak ve sonra tevekkül. Ortaya çıkan sonucu kabullenme becerisini, içselleştirmeyi öğrenmek gerek.






