Sosyal yaşamında topluma yönelik hizmetlere odaklı girişimlerinin ardından 2004’te aktif siyasete adım atan Filiz Baş Güler ile AK Parti Meclis Üyeliğini, teşkilat çalışmaları ile Silivri’ye yerel yönetim açısından bakışını konuştuk. Hürhaber’in sorularını içtenlikle yanıtlayan Güler, siyaset ve kadınların toplumsal yaşamdaki rolü üzerine aydınlatıcı bilgiler verdi. Siyaset tecrübelerini de içtenlikle paylaşan Güler, kadınlara bu alana girme konusunda tereddüt etmemelerini öğütledi.
Sevginar UYGUN:
Filiz Baş Güler kimdir?
Filiz Baş GÜLER: 1974 yılı İstanbul/Üsküdar doğumluyum. Babam emekli trafik polisi. İstanbul’da görev yaparken, dünyaya gelmişim. Babam Sinoplu, annem Kayserili. Aslen Karadeniz, hem Anadolu hem Marmara karışımı bir aileye sahibim. 3 kız kardeşiz. İlk, orta ve liseyi Kocaeli’nde bitirdim. Meslek Lisesi mezunuyum ama şu anda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünde son sınıfta okuyorum. Evliyim, iki kızım var.
Eşimin işi dolayısıyla 1998 yılında Silivri’ye geldik. 1999 depremini burada yaşadık. Benim ailem de eşimin ailesiyle beraber Kocaeli’ndeydi. Allah’a çok şükür aileden yok ama arkadaşlarımızı kaybettik.
O dönem Nursel Erel’in Genel Sekreterliğini yaptığı Yerel Gündem 21 vardı. Deprem sonrası yaşananların etkisinde Deprem Afet Komisyonu’na girdim. Daha sonra yaklaşık 2,5 - 3 aylık bir zaman zarfında engelli çocuklara Gönüllü Öğretmenlik yaptım. Kadın Komisyonlarında çalıştım. Rahmetli Feza Behiye Kaya ile beraber engelli çocuklarımıza dans organizasyonları yaptık. Allah rahmet eylesin, onunla çok güzel şeyler yaptık.
Yerel Gündem’de İletişim Kursu düzenledik. O zamandan beri siyasetin ileri gelenleriyle birlikte çalışıyordum. Hatta Milletvekilimiz Tülay Kaynarca gazeteciydi o zaman. Sağ olsun, bizi gazeteci olarak takip ederdi. Neşe ablamız, Nursel, Süheyl, Öznur… onlarla birlikte Yerel Gündem’de faaliyetlerde bulunduk. Sonra Yerel Gündem kapandı. Kızım Fatih Koleji’ndeydi. Orada 1 yıl Okul Aile Birliği Başkanlığı yaptım. İkinci kızım dünyaya gelince ayrıldım.
Devamı daha sonra siyaset ile geldi. Eşim Zeki Bey AK Parti’nin Silivri’deki kurucularından. İlk zamanlar çok ısrar etmişlerdi girmem için ama ben siyasetle çok yakından ilgilenmek istemiyordum. Daha çok sosyal işler beni cezbediyordu. Yardım konusunda bir şeyler yapmak, farklı eğitim alanlarında ilerlemek istiyordum ama nasip kısmet diyorsunuz.
O dönem Emine Gezici hanımefendi Kadın Kolları Başkanıydı, 2004 yılı Haziran ayında. Daveti üzerine Kadın Kollarına girdim. 6 ay kadar Siyasi ve Hukuk İşler Birim Başkanı olarak devam ettim. Ondan sonrasında Emine Hanım izin istedi, ayrıldı. Ben vekâleten sonra da asaleten Kadın Kolları Başkanlığı görevine devam ettim. 2007 yılının Temmuz ayında Milletvekili aday adaylığı söz konusu oldu. Kadın Kolları’ndan istifamı verdim ve milletvekilliğine aday adaylığımı koydum. Ender Gezici zamanında yine SKM’de Halkla İlişkiler Birimi’nde görev almıştım. 2009 yılında da meclis üyesi aday adayı oldum. Kısmet olmadı. 2010 yılında Metin Karakaş’ın daveti üzerine Seçim İşleri Birim Başkanı olarak yönetime girdim ve o günden bugüne meclis üyeliğine kadar geldik.
"BAKTIĞIMDA BEN BİLE BAZEN KENDİME HAYRET EDİYORUM”
Sevginar UYGUN: 2014’te AK Parti’nin yerel
seçim mutfağında işler nasıl yürüdü?
Filiz Baş GÜLER: Biliyorsunuz 2009’da bir kayıp yaşadık. Ama ben kayıplara hiçbir zaman acı gözüyle bakmamışımdır. 17 yaşında annemi kaybettim. O zamandan beri ölüme ve kayıplara karşı bir pişkinlik, sert duruş var bende. Her şeyde bir hayır olduğunu düşünürüm. 2009’da yaşadığımız kayıptan sonra 2010’da Metin Bey partiyi toparlamaya başladı. İlk Seçim İşleri Birim Başkanı olarak referandum yaşadık ve iyi bir netice aldık. Ki yaşanılmış bir belediye kaybı var, ister istemez insanın düşüncesi oluyor "Acaba toparlanabilir miyiz?” noktasında. Ama AK Parti hakikaten çok güçlü bir parti. Gönülden bağlar çok fazla. Baktığımda ben bile bazen kendime hayret ediyorum. Bu kadar nasıl bağlanabiliyoruz? İnanın dünyanın parasını verseler şu gönülden bağlılık olmasa kesinlikle çalışamazsınız. 2014 mutfağında sağ olsun Metin Bey o zaman SKM Başkanlığını teklif etti. Genel seçimlerde de teklif etmişti SKM’yi ama yine seçim işlerindeydim 2011’de. Çok ağır geleceği için o zaman azlimi istedim SKM’den, yerel seçimlerde SKM Başkanı olabileceğimi söylemiştim.
"TEK HEDEFİMİZ SEÇİMİ KAZANMAKTI”
2014’te AK Parti’nin mutfağında çok hararetli bir çalışma vardı. Her şeyden önce bu seçimi almak en büyük hedefimizdi. Çok güzel projelerimiz vardı. O projeleri gördükçe ve gelecekte çocuklarımın burada yaşayacağını düşünerek bu seçimi almamızın şart olduğuna önce kendim inanmıştım. Gençlik Kollarımız, Kadın Kollarımız, yapılan programlar oldukça hararetli geçiyordu. En ufak bir noktayı atlamamak için sabahtan gece yarısına kadar çalıştığımızı biliyorum. Dilek Demiral Hanım, çok sevdiğim bir arkadaşımdır ve o dönem birbirimize tek SKM Başkanı tek İlçe Başkanı iki bayan olarak çok da destek olmuşuzdur birbirimize. Yerel seçim atmosferi kucağına düştü. Öyle olmasına rağmen bu işi büyük bir dirayetle götürdü.
"ADAYI TARTIŞMAM, AK PARTİ’Yİ İKTİDAR YAPMAK/ SİLİVRİ’YE HİZMET GELMESİ İÇİN ÇALIŞTIM”
Sevginar UYGUN: AK Parti’nin sunduğu isim sizce en doğru aday mıydı?
Filiz Baş GÜLER: Şahsım adına söylüyorum; Genel Merkez eğer bize bir aday veriyorsa bizce o doğru adaydır. Neden? Bunlar, ‘Aman şu olsun da alsın götürsün’ diye hesaplanmaz. AK Parti, kurumsal kimliğe ve seçim çalışmalarının yapıldığı bölgeye göre iyi bir araştırma yapar. Bir önceki seçimde kaybetme nedenleri araştırılır, bir sonraki seçimde daha doğru yapma şeklinde gidilir. Mutlaka araştırılmıştır ve ona göre karar verilmiştir. Adayın doğru/yanlış olmasını ben tartışmam. Biz orada sadece adayı belediye başkanı yapmak için uğraşmadık. Hizmet getirmesi için, AK Parti’yi yerelde iktidar yapmak için uğraştık. Aday tek başına hiçbir şey yapamayabilir ama teşkilatla gerçekten bu işin üstesinden gelecek konumda olur.
Zaten artık olan oldu. Demek ki seçim kaybetmek sadece adayın doğru ya da yanlışlığından değil. Bir takım eksiklikler vardır önce oturup kendimizi yargılıyoruz. Seçmen her zaman haklıdır bizim için. Eğer seçmiyorsa bir eksiklik, yanlışlık vardır. İncelediğinizde göçler var. Seçim profili değişti. Gençler seçmen olmaya başladı. Bütün seçimlerde aynı seçmenler yok. Aynı seçmenlere hitap etmediğimiz için de farklı stratejiler geliştirip ona göre hareket etmek gerekir.
"OLAYLARA KİŞİSEL BAKMIYORUZ”
Sevginar UYGUN: Dilek Demiral ile İlçe Başkanlığı sürecinde çok yakındınız. Ona en yakın isimlerden birisiniz. Bu bir kadın dayanışması mı, fikir birliği mi?
Filiz Baş GÜLER: Dilek Demiral ile İlçe Başkanı olduktan sonra tanışmadık. Demiral, Tülay Hanım’ın zamanında yönetimdeydi ben Kadın Kolları Başkanıydım. Yaklaşık 6-7 senelik bir tanışmışlığımız var. Bayan olmak, yaşlarımızın birbirine yakın olması bir de kafa yapısının uyuşmasıyla alakalı. Her bayanla da çok rahat iletişim kurup samimi olamıyorsunuz. Ama Dilek’le gerçekten frekanslarımız tutmuştu o zaman. O zamandan bu zamana baktığınızda insan geçmişte bir şeyleri paylaştığı kişiyi yanında istiyor, hele ki güveniyorsa. Kadın dayanışmasından ziyade arkadaşlık, frekans uyuşması diyelim. Dilek’le frekansım olmasaydı veya onun benimle olmasaydı belki bu kadar yakın olamayabilirdik. Orada herkes benim kardeşimdir, bir erkek ilçe başkanı da olsa eğer kafam uyuşuyorsa ona da aynı şekilde destek olurum. Dilek’le aynı noktadan bakıyorduk. Dilek de kişisel bakmaz olaya ben de bakmıyorum. Dilek de parti olarak bakar ben de teşkilat açısından bakarım.
"KİŞİSEL BEKLENTİYLE YAPILAN İŞ SONUCA GİTMEZ”
İnsanlar hep şunu söyler; "Ne beklentin var senin?” Beklentiyle bir şey yaparsanız o işi sonuca götüremezsiniz. Doğru yapamazsınız. İşin içerisinde beklenti girdiği zaman dar çerçeveden bakmak zorunda kalıyorsunuz. Ama toplum için bir şeyler yaptığınızda çok daha farklı oluyor olaylar. Siz bile anlamıyorsunuz, peşinden geliyor hepsi.
"DEMİRAL, GÖREV KADINI”
Dilek’le de aynı açıdan baktığımız için iyi bir dayanışma sergiledik. Belki de Allah tarafından, onu da bilemiyoruz. İkimizde hep ‘hayırlısını nasip et’ diye dua ettik. Eğer çevreye hayırsızlık gelecekse o iş yine olmasın. Demek ki hayırlısı böyleymiş. Dilek de böyle İlçe Başkanlığına geldi ki hakikaten inanan bir insandır: görev kadını. Ona bir iş verildiği zaman o işi kotarmak için elinden gelen her şeyi yapar, kendini paralar. Belki yaptığı iş için mükemmel bir şey ama bu hayat ne zaman son bulur bilemiyoruz. Biraz kendini de düşünmek gerekiyor ama yapıyla alakalı. Dilek çok sorumluluk sahibi, kesinlikle iş konusunda taviz vermeyen bir insan.
"FARKLI ADAYLARIN ÇIKMASINA SEVİNDİM”
Sevginar UYGUN: AK Parti’nin İlçe Başkanlığı sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? 27 Aralık’ta İlçe Kongreye gidiliyor. Sizce bu süreç öncesinde iyi yönetilebildi mi?
Filiz Baş GÜLER: Adayların çıkmasına sevindim. Benim için partiyi sahiplendikleri anlamına geliyor. Az önce herkes doğru yapmayabilir, eksikler de vardır dedik. Çıkan adaylar belki de bir takım eksiklikleri görüp tamamlamak için adaylığını koydu. Dilek bırakacağını açıkladı, o dönem çok zor bir durumdaydı, babası rahatsızdı. Bilmiyorum bir insan ne kadar yük kaldırabilir. Ama en ağır yükü aldı. Hem siyaset, hem seçim, hem babasının durumu her türlü olay bir araya geldi. Zor bir zamandı ama AK Parti Teşkilatında kişi ne kadar istemese de ‘Bu işi beceremedin, kalk git!’ olayı yoktur. Eğer o insanın başarılı olduğuna inanılırsa, teşkilata destek olarak ve bir takım iyileştirmeler yaparak, o insanın devam etmesi için uğraşılır. Dilek’in de bayan ve buralı olması, iki seçim yaşaması zor bir dönemde de olsa tecrübe kazanmasına işaret etti ve onu tercih ettiler.
Diğer adaylar kötü müydü? Bana göre hiçbiri kötü değildi. Tek bir aday çıkmış olsa ben üzülürdüm; partimiz bu kadar mı istenmeyen ve insanlar bu kadar mı umutsuz diye. Ama değil işte. AK Parti onu kanıtlamış.
Bütün adaylar da iktidarı tekrar burada onaylamak için çalışmalarını sürdürdüler. Hepsi için hayırlısı olsun. Tüm arkadaşlarla da görüştüm. Ben doğal bir insanım. Herkese de aynıyımdır. Yaradan’dan ötürü yaratılanları çok seviyorum.
"KADINLARIMIZ BAŞARACAKLARINI DÜŞÜNDÜKLERİ HER İŞE GİRSİN”
Sevginar UYGUN: Silivri siyasetindeki kadınlar bu işi çok iyi taşıyor. Güzel örneklerimiz var. Siyaseti aklından geçiren ama cesaret edemeyen kadınlarımıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Filiz Baş GÜLER: Çocukluğumdan beri kendime toplumda iyi bir yer edineceğimi ve Filiz Hanım olacağımı söylerdim. Filiz Hanım ya da Filiz olarak insanlara bir şeyler vereceğim derdim. Yani beni adımla anacak insanlar. Ve çok şükür de ona ulaştım gibi. Avukat, doktor, meclis üyesi sıfatı değil, bunlar da gelip geçici. Filiz olarak insanlara ne veriyorsam benim için o önemli. Cesaret çok da önemli değil, insan başaracağına inanıyorsa hiç düşünmesin o işe girsin. Üretici olmak güzel. Yüzeysel olarak siyaset yapıyoruz. İnsanlara partimizi, çalışmalarımızı anlatıyoruz. Arka planda o kadar farklı şeyler var ki; yardımlar, insanların gözlerindeki pırıltı, çocukların bakışı, yaşlı insanların ‘Allah razı olsun’ demesi var. Siyaset belki de benim için bu yönde bir araç oldu. Engelli çocuklarımıza 2,5-3 ay yardımcı oldum. 10 sene sonra o çocukları gördüğüm zaman, ‘Filiz Öğretmenim, nasılsınız?’ dedikleri zaman ‘Budur!’ dedim. Siyasette de engellilere dönük çalışmalarda ağırlığım vardır. Çünkü onlar benim çok farklı bir tarafım. Geleceğimi görüyorum belki de onlarda. Bugün böyle sağlıklıyız ama yarın ne olur hiç bilemeyiz. Şimdiki hanımlar istediklerini yapabilecek kapasitede. Eskiden de öyleydi belki ama bastırılmıştı. Siyaset mi istiyorlar? Girsinler, kesinlikle tavsiye ederim.
Zor bir şey, hele ki çocuk sahibi insanlar için. Ben siyasete girdiğimde kızım 6 aylıktı, çok affedersiniz, hem onu emzirir hem toplantı yönetirdim. Öyle yaptık bu işi. Zorluklar yaşadım ama bu beni hiç yıldırmadı. Hep bir adım ötesine gitmek istedim. Büyük kızım 18 yaşında, şimdi konuşuyoruz, gurur duyuyor benimle. Bu benim için en büyük ödül. Hanımlar bırakmasın, girsinler. Her şeyden önce kız evlatlarına iyi bir örnek olacaklardır.
"SIRF İŞ OLSUN DİYE YAPILAN İŞLER BANA ANGARYA GELİYOR”
Sevginar UYGUN: 7 aydır meclis üyesisiniz. Nasıl bir şey meclis üyesi olmak?
Filiz Baş GÜLER: İktidar bir meclis üyesi olmak tabi ki çok başka bir şey ama muhalefet de güzel. Ne kadar doğru yaparsanız yapın iktidarken hep eleştiriliyorsunuz. Biz bunu yaşadık. Şu anda doğru şeyler mi yapılıyor? Aslında bakarsanız pek de doğru şeyler yapıldığını düşünmüyorum. Bunu muhalefet olduğum için ya da meclis üyesi olduğum için düşünmüyorum. Silivri’de hizmet açısından yapılacak o kadar güzel şeyler var ki. Sırf iş olsun diye bir şeyler yapılması bana çok angarya geliyor.
İnsanları temsil etmek güzel bir şey. Çünkü insanlar sizi iletişim yeri olarak görüyor. Birilerine vekil olmak, onların işlerini takip etmek her şeyden önce manevi olarak rahatlatıyor beni. Huzur da veriyor. Yapabiliyorsam şayet başımı yastığa koyduğumda ne mutlu diyorum, demek ki bu görevin hakkını verebiliyorum.
"MECLİS ÜYELİĞİNİN BİR TARAFI İYİ, DİĞERİ ZOR”
Muhalefet meclis üyeliği çok zor. Hizmet aşkıyla bir şeyler yapmak istiyorsanız zor. Ama oturup sadece her şeyi eleştiririm diyorsanız hiçbir sıkıntı yok. Silivri’ye güzel şeyler yapılması için uğraşıyor, onun için muhalefet ediyorsanız o zaman meclis üyeliği yapmış oluyorsunuz. Meclis üyeliği bir taraftan iyi bir taraftan zor. Kötü demiyorum ama çok da kolay yapılacak bir şey değil. Şahsi fikrim; tam hakkıyla yapmak kolay değil.
Meclis üyesi arkadaşlarımızla hiçbir sıkıntımız yok. Zaten çoğu dışarıdan tanıdığım insanlar. Olaya muhalefet-iktidar olarak bakmıyorum. Orada işini yapar, gruptan çıkarsın ondan sonra yine arkadaşsın değişen bir şey olmaz.
ÖNCELİKLİ SORUNUMUZ DERE ISLAHININ TAMAMLANMASI
Sevginar UYGUN: Silivri’nin en önemli sorunları sizce ne?
Filiz Baş GÜLER: Silivri’nin birçok öncelikli çözülmesi gereken konuları var. Dere ıslahına değineceğim. Daha önceki dönemlerde şimdiye kadar çoktan yapılmış bitmiş olması lazımdı. AK Parti’nin iktidara gelip de başlaması, şu anda yarım kalması AK Parti’nin suçu değil.
1999’da bir deprem yaşadık. Ben de Konutlar’daydım o zaman. Dere yatağının kapatılıp üzerine bina yapıldığını biliyorsunuz. Bina halen hem mahkemelik hem de hasarlı vaziyette. Ölüm kokuyor orası resmen. Temelden oynamıştı, ben o zaman siyaset falan da yapmıyordum. ‘Nasıl olur böyle bir şey?’ dedim. 4 katlı konutları yapan ev sahibim; ‘Biz müsaade etmedik üstüne kat çıkılmasına çünkü burası dere yatağı’ dedi. Ama talep fazla olunca o zaman ki müteahhitler işte can düşünmüyorlar. Bir takım şeylerin önleminin alınması için illa 200 bin kişinin ölmesi veya bir sürü binaların yıkılması mı lazım? O derenin daha önceden ıslah edilip şimdiye hazır olması gerekirdi. AK Parti Büyükşehir Belediyesi bunu başlattı. Neredeyse sonuna geldik, Dilek Hanım da bunun açıklamasını yaptı. Şu anda Anıtlar Kurulu’nda bekleyen bir durum var maalesef. ‘Bu hükümetle alakalı. AK Parti isterse yapabilir’ deniyor ama Anıtlar Kurulu hükümete çok bağlı bir kurum değil. Bunu herkes bilmeyebilir. İktidarsın her şeyi yaparsın meselesi yok. Padişahlık sistemi işlemiyor. Her kurumun hükümetten ayrı bir takım bölümleri var. Şu anda Anıtlar Kurulu tarihi köprünün zarar görmemesi için beklemede ve bir takım araştırmalar yapılıyor. Resmen köprünün tek gözünün üstüne bina dikilmiş, beton dökülmüş. Yazık günah, tarihimiz bu. Osmanlı dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir tarihe sahiptir. Bizim bunlara sahip çıkmamız lazım. İnşallah bu konu halledildikten sonra öncelikli konu dere ıslahı. Silivri bazen aşırı yağmur alıyor. Can kayıplarına yol açacak derecede derenin taşması, Allah muhafaza onun çözülmesi lazım.
ALT GEÇİT SORUNU ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI
Yol sorunumuz var. Alt geçidin orası maalesef özellikle Pazartesi günleri felç. İnsanlar bu taraftan evlerine Konutlara geçemiyorlar. O derecede kötü bir durumda. Bir an önce o kavşağın iyileşmesi lazım.
ARITICI İHTİYACI KARŞILANMALI, DENİZLERİMİZ TEMİZ OLMALI
Denizin temizlenmesi lazım. 1980’li yıllarda arkadaşlarım ‘Silivri’de yazlığımız var’ dediklerinde Silivri neresi acaba diyordum. Plajların olduğu söyleniyordu. Denize giriyorlardı. Şu anda da giriliyor belki ama ister istemez bir tedirginlik var. Denizin arıtılması lazım. Sahil kesiminde oturuyoruz. Sahili sahil gibi kullanmamız lazım.
"BEN İSTEMEM, ALLAH NEYİ TAKDİR EDERSE HEDEFİM O…”
Sevginar UYGUN: Siyasette nihai hedefiniz var mı?
Filiz Baş GÜLER: Çoğu kimse inanmıyor, ‘Mutlaka bir şey vardır ki bu kadar koşturuyorsun’ diyorlar. İnanın kendi açımdan hiçbir zaman "şunu olayım” gibi isteğim olmadı, meclis üyeliği de dahil. Kadın Kolları Başkanlığını, Seçim İşleri Başkanlığını ben istemedim. SKM Başkanlığını illa ben yapacağım demedim. Her şey takdir, nasip oldu. 2007 yılında bir milletvekilliği hedefim vardı. Bir şeylere teşebbüs ediyor, adaylık koyuyorsunuz ama olmadığında neden olmadı demedim. Hayırlısı böyleymiş dedim. Onun için ben istemiyorum, Allah neyi takdir edecekse o hedefim. Siyaseti bırakabilirim de, hiç problem değil. Çünkü ben bugün varım, yarın yokum. Benim hayatıma zarar verdiğini hissettiğim anda anında kendimi çekerim. Hiçbir zaman emeğe bakmam. Geleceğime zarar verecekse, geçmişteki yaptığım emek kalsın geride. Ama şu anda öyle bir sıkıntı yok. Dediğim gibi zaman ne gösterir hiç belli olmaz. Çok büyük bir hedefim de yok zaten. Ben biraz da rahat yaşamayı seviyorum herhalde. Arkadaşlarımla kahve içeyim, gezeyim, dolaşayım… Tabi ki görev olduğu zaman yapıyoruz, zorunluluk görmüyoruz ama çok fazla sıkmaya başladığı zaman herhâlde siyaset olarak düşünürüm. Ama partiyi bırakma gibi bir şey söz konusu olmaz.
Sevginar UYGUN: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Filiz Baş GÜLER: Her şey çok güzeldi, samimi bir ortamdaydık. Sevginar Uygun, söyleşi denildiğini itiraf etmeliyim biraz tedirgin oldum… İnsanların içi dışına yansır derler ya hani gözlerde bazı şeyler belli olur. O sıcaklık ve samimiyeti hissetmiştim ben sizde daha öncesinde aslında.
Bakışlarınız insanı rahatlatıyor. İnsanlar ya sevindiği zaman, ya çok acı çektiğinde kendini daha bir bırakır ve doğal olur. İlhan Bey’in vefatına geldiğimizde, Allah rahmet eylesin, sizin o ifadenizi gördüğümde ‘Evet, insanlar acı çekebiliyorsa gerçekten yürekte bir şeyler vardır’ demiştim. Her şey için teşekkür ederim…
Sevginar UYGUN: Biz teşekkür ederiz...






