İhsan Özkes

İhsan Özkes

22.11.2009 11:31:56

Sayın Başbakan 16 Kasım 2009 tarihinde 4. Özürlüler Şurası'na katıldı. Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli basın mensuplarına açıklama yapmak istedi. Bunun üzerine Başbakanlık korumalarından birinin görme özürlü olan Turhan İçli'nin ağzını kapattığını, boğazından tuttuğunu televizyonlardan izledik.
Sayın Başbakan ile bu çirkin manzarayı aynı karede gördük. Çünkü Sayın Başbakan salona girdiğinde bu manzara canlı canlı yaşanıyordu. Ancak Sayın Başbakan kuvvetle muhtemel olanları görmezlikten geldi. Konuyla ilgili kendisine bilgiler verildiğini de televizyonlar gösterdi. Yine görme özürlü bir vatandaş bu olaya bağırarak tepkisini gösterdi. "Ayıp! Köre mi gücünüz yetiyor?" şeklindeki sözleriyle olanlara isyan etti. Sayın Başbakan da bu kişiye tepkisini anında koydu ve susturulmasını ifade eden sözler söyledi. Allah'tan "Özürlüler Şurası"nda oluyor bunlar. Çünkü "Özürlüler Şurası"nda özürlülerin sorunları dile getirilir, özürlülerin hali daha iyi anlanır, özürlülere sahip çıkılır. Bu duyguların en ağır bastığı bir "Özürlüler Şurası"nda bunlar yaşanıyor. Bir de Başbakanla sıradan bir ortamda görme özürlüler böyle davransaydı, başlarına neler gelirdi?
Görmeyen vatandaşın ağzını da kapatıyorlar. Sayın Başbakan görmeyen vatandaşın ağzının kapatılmasına razı olmamalıydı. Sayın Başbakan sürekli "benim milletim" diyor. Sayın Başbakan milletinin ağzının kapalı olmasını ister mi? Sayın Başbakan hem de gözü görmeyen vatandaşın bir de ağzının kapatılmasını mı istiyor? Görmeyen, konuşmayan vatandaşlar mı isteniyor? "Benim milletim, benim milletim" dediği milletin, görmezliğinin yanında bir de suskun olanını mı seviyor? Yoksa susmayıp konuşanlar Sayın Başbakan'ın milletinden değil mi? Sürünen, karga tulumba götürülen bir millet haline geldik. Ya da susan, şakşaklayan ve ağzı kapatılarak yerlerde sürüklenen olmak üzere iki tür millet mi var?
Sayın Başbakan'ın "Onların kalpleri vardır anlamazlar, onların gözleri vardır görmezler, onların kulakları vardır duymazlar" (7 / Araf Suresi, Ayet 179) anlamındaki ayeti sık sık söylediğini bilmeyen yoktur. Burada anlamayan, görmeyen, duymayan kimlerdir? Sayın Başbakan istediği yerde bu ayeti okuyor, istediği yerde de bu ayetle çelişiyor mu?
Kuran'da "Abese" adıyla bir sure vardır. Abese " yüzünü ekşitti, suratını astı" anlamındadır. Bu surenin iniş sebebi şudur: Hz. Muhammed, Mekke'nin ileri gelenleriyle görüşürken gözleri görmeyen Abdullah İbni Mektum yaklaşarak O'nunla görüşmek istemişti. Bu durumdan rahatsız olan Hz. Muhammed, Abdullah'a ilgisiz kalmış ve sırtını dönmüştü. Bunun üzerine Allah, Muhammed'i ikaz etmiş ve ciddi şekilde uyarmıştı. "Suratını astı, yüzünü çevirdi. Çünkü ona gözü görmeyen biri gelmişti…" (80 / Abese Suresi, Ayet 1-2) ayetlerini indirdi.
Bu sebepledir ki Hz. Muhammed Medine dışına çıkarken, Medine'yi yönetmesi için Ümmü Mektum'u kendi yerine vekil bıraktığı dahi olmuştur. Şimdi, Allah görme özürlüye yüz çeviren, surat asan Sevgili Peygamberini azarlarken; görme özürlülere (hem de kendi şuralarında) hiddet ve şiddet uygulanması nedeniyle İmam Hatip mezunu pek Sayın Başbakan'a ne der acaba?

YORUM YAP