Güler Yılmaz: Tarım milli bir görev

Güler Yılmaz: Tarım milli bir görev

01.12.2020 09:22:56

Silivri Çiftçi Kadınlar Kooperatifi Kurucu Başkanı Güler Yılmaz ile toprağın barındırdığı fırsatları, ürünlerin yaşamımıza etkisi ve tarımın önemini konuştuk.

Silivri Çiftçi Kadınlar Kooperatifi Kurucu Başkanı Güler Yılmaz ile çalışmaları ve süreçte yaşadıkları hakkında sohbet ettik. Bilinçli tüketim ve salgının da etkisinde sağlığımıza verdiğimiz önem arttıkça bunun beslenme ile ilişkisi de öne çıktı. Tarımsal üretimin önemi ve bu alanda yoğunlaşan çabaları gelin bir de ‘çiftçi kadınlar'ın bakış açısıyla okuyalım.

“ÇİFTÇİ BİR AİLEDE DOĞDUM VE BU GELENEĞİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYORUM”

Sevginar SALİ: Güler hanım bize kendinizi tanıtır mısınız? Ve Çiftçi Kadınlar Kooperatifinin nasıl doğduğunu bize anlatır mısınız?

Güler YILMAZ: Ben İç Anadolu'da, Yozgat'ın Sorgun köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğdum. Tamamen çiftçilikle geçinen bir ailem vardı ve şu an da oradan gelen çiftçiliği geleneksel olarak sürdürmeye çalışıyorum. Çok doğal bir yaşamın ortasında doğup büyüdüm aynı geleneği sürdürmeye çalışıyorum.

Yozgat karıştığında oralarda yaşayamayan azınlıklardanız. Eğitimimi yarım bırakıp Almanya'ya babamın yanına gitmek zorunda kaldım. Orada da üniversiteyi yarım bırakarak, kötü bir evlilikten sonra üç çocuğumla Türkiye'ye döndüm. Yurt İçi Kargo'da acente işini 4-5 yıl yürüttüm. Daha sonra kendi işlerimi yaptım. Bir süre Arıkanlı Çiftliği'nde yöneticilik görevinde bulundum. İşlerim neredeyse hep tarıma dayalı oldu. Sonuçta da çiftçilik yapmaya karar verdim.

“BU, BANA ÇOK DOKUNDU”

Çiftçilik yaparken dışarıdan tuttuğum yevmiyeli kadın işçilerden birinin benim tarlamda çok ağlayarak çalıştığını gördüm. Kadın, “Kızım, köylü olmamıza rağmen hiç toprağımız kalmadı. Evimiz bile icra. Hiçbir şeyimiz yok” diyerek derdini anlattı. Bu bana çok dokundu. İki yıl kafamda bu kadının ağlayışıyla yaşadım.

“ÇİFTÇİ KADINLAR KOOPERATİFİNİ HAYATA GEÇİRMEK ÇOK ZOR OLDU”

Sevginar SALİ: Sizin de kendi toprağınız yoktu, kiralıyordunuz değil mi?

Güler YILMAZ: Evet, kiralıyordum. Bu tarz kadınlarımız için neler yapabiliriz diye düşündüm. İki yıl sonra Silivri'de Çiftçi Kadınlar Kooperatifi kurmaya karar verdim. 2015 yılında başladık, kurmak için dört yıl uğraştık. Bu bölgede kadın kooperatifine üye olmak insanlara çok yabancı geldi, çok kârlı ve inançlı gelmedi. Erkeklerin özellikle bu bölgede kötü kooperatif deneyimleri, evleri bile icralık olanlar vardı. Bizim kooperatifimizin onlara benzemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Kooperatif kurmak çok kolay olmadı. Erkekler, kooperatif kurmuşlar, insanların ürünlerini toplamışlar, eğlencelerde paraları harcayıp insanlara ödeme yapmamışlar. Dolayısıyla herkesin evine icralar gelmişti. Canları yanmış. Bu kötü örnekle benim için bu kooperatifi kurup hayata geçirmek çok zor oldu.
“ÜRETEN, SATAN, İNSANLARA İŞ VEREN RESMİ BİR ÇİFTÇİ KADINLAR KOOPERATİFİYİZ”

Tam dört yıl gayri resmi olarak çalıştık, bir buçuk yıldır resmiyiz. Dört yıl boyunca resmi bir kooperatif gibi eğitimler aldık, tanıtımlar yaptık, festivallere katıldık. Hep ürettik. Sonunda kooperatifimizi de kurduk. Şuan tam resmi, projeleri olan, insanlara iş veren, üreten, ürünlerini satan bir kadın kooperatifiyiz.

“İNSANLARA ÜRETİM VE PAZAR KAZANMA İMKÂNI İLE İSTİHDAM SAĞLIYORUZ”

Sevginar SALİ: Kooperatifte nasıl bir işleyişiniz var biraz bu konuyu açar mısınız?

Güler YILMAZ: Biz kooperatifi kurarken, ‘Tamamen buraya bağımlı olmayacak, hayat akışımızı değiştirmeyeceğiz. Yine bireysel işlerinizi sürdürün ama ortak yaptığımız işlerimiz olacak' dedik. Kiraladığımız ortak bir arazimiz var isteyen gelsin. Tarlanın senelik kirasını ödedik, damlama sulamasını çektik, üyelerimize yer ayırdık. İsteyen gelsin ne kadar isterse eksin diye. Bir kısmı buna; yani ortak üretime katıldı.

Silivri Köy Pazarı'nda stantlarımız var. Ürettiklerimizi orada satıyoruz. Üretip, pazarı açmış durumdayız.

Bazı üyelerimiz kendileri örneğin yumurtasını üretiyor getiriyor tezgâhımızda satıyoruz. Böyle üç tane yumurta üreticimiz var.

Aysun Sökmen, bizim kooperatifimizin üyesi, onun Silivri'deki satış noktasıyız, sütünü satıyoruz.

Sebze üreten arkadaşlarımız var. Onların sebzesini satıyoruz.

Bir de ortak üretim var. Onların da yerleri ayrı, ne üretmek isterlerse üretiyor, ister dışarıya isterlerse getiriyorlar tezgahımızda satıyoruz.

“ÜRETTİKLERİNİ PARAYA ÇEVİRİYORUZ”

Böyle çalışıyoruz. Diyelim ki yumurta üretiyor, 10 kartonu bize getiriyor, kooperatife kâr marjı da bırakıyor. Yumurtasının parasını biz veriyoruz, çok az bir kısmı da kâr olarak kooperatife kalıyor. Oradan da kooperatifimizin vergisi, muhasebe giderleri ödeniyor. İnsanlara para kazandırıyoruz. Amacımız bu. Ürettiklerini paraya çeviriyoruz.

“ŞUAN 21 KİŞİYİZ”

Toprak bulamayanları toprağı kavuşturuyoruz; ‘Burada toprak var, gelin ekin' diyoruz. Bunun heveslileri var. İstanbul'dan gelenler dahi oluyor. Kooperatif üyesi şuan toplam 21 kişiyiz. 19'u kadın, yüzde 90'ı Silivri'den.

ÇİFTÇİ KADINLAR KOOPERATİFİ NELER ÜRETİYOR?

Sevginar SALİ: Neler üretiyorsunuz?

Güler YILMAZ: Tarıma dayalıyız; sebze, meyve, yumurta, süt, tereyağı v.s. Satıştan fazlaları tarhanaya, salçaya çeviriyoruz, konserve, turşu, reçel gibi evsel ürünler yapıyoruz.

Sevginar SALİ: Satış yeriniz sadece buradaki Köy Pazarı mı, yoksa bireysel olarak da lokantalarla veya toptan satış yerlerle çalışıyor musunuz?

Güler YILMAZ: İstanbul'dan da bireysel olarak gelip alanlar var. Özellikle sebzeyi gelip elleriyle tarladan topluyorlar. Şu anda toplu vermiyoruz. Pazar sorunumuz yok. Günlük hasat yapıyoruz. Silivri Belediyesi'nin kurduğu Köy Pazarı özellikle bizim gibi kadınlar için çok güzel bir imkân oldu. Pazar sorunumuz kalmadı. Üstelik bu pazara hafta sonu İstanbul'da çok gelen var.

“BELEDİYE BAŞKANIMIZIN YAPTIĞI REKLAMLAR ÇOK İŞE YARIYOR”

Sevginar SALİ: Köy Pazarında zaman içerisinde nasıl bir sirkülasyon oluştu?

Güler YILMAZ: Belediye Başkanımız Volkan Yılmaz'ın yaptığı reklamlar çok işe yarıyor. Master Chef programında inanılmaz bir patlama yaşadık. Çok hızlı bir satış oldu. Ondan önceki açılış programında yine çok güzel satışlar yakaladık. Reklamlar bence devam etmeli. Şuna görüyorum, Beylikdüzü'nden, Beşiktaş'tan bize hafta sonu çok müşteri geliyor. Bu da reklamın iyi yapıldığını gösteriyor. Gelmeye de devam ediyorlar. Sürekliliğin olması güzel. Her reklamda bir kat daha artıyor.

KOOPERATİF TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN PROJELER

Sevginar SALİ: Özel projelerinizde de değinelim mi?

Güler YILMAZ: Evet, bizim birkaç tane yaptığımız iş var. Meyve, sebze, süt, yumurta, tereyağının yanı sıra tıbbi bitkiler, kozmetik ürünler de üretiyoruz. Kül suyu ile yapılan bitkisel bir sabun ürününün eğitimi var. Bu her hafta devam edecek. Salgın önlem ve kurallarına dikkat ederek açık alanda yapacağız.

Arkasından ipek böceği için dut ağaçları diktik. Bölgede ipek böceği yaygınlaşsın diye çevre köylere ailelere dağıttık. Dut ağaçlarımız çok büyüdü.

Arıcılığa başladık, üyelerimizin kovanları var. Buradan da polen ve propolis ağırlıklı bir eğitim yapacağız. Akabinde arıcılık malzemesi satan bir dükkân açmayı düşünüyoruz. Arıcılıkta yüzlerce kullanılan malzeme var, tam donanımlı bir dükkân Silivri'de yok.

Bu yaz enginar bahçeleri yaptık. Bir arkadaşın 3 bin fidesini satın aldık. İki tane enginar bahçesi kurduk. Önümüzdeki yıl verim alacağız. Daha da çoğaltmayı 40-50 dönüme çıkarmayı düşünüyoruz.

“ALIM GARANTİSİYLE SÖZLEŞLME YAPIYORUZ”

Bamya çok güzel bir proje oldu. 100 Bin TL'lik bir ekipmanla başlayacağız. İçinde temiz enerji kullanımı olacak. Bütün ekipmanlar güneş enerjisiyle çalışacak. Alıcı müşterilerimiz hazır. Bu bölgede de bununla ilgili sözleşmeli tarım yapacağız. On kadınla sözleşmesini yaptık. Bunu Nisan ayına kadar genişleteceğiz. Eğer başvurmak isteyen, bize ürün vermek isteyen varsa buradan duyuralım. Alım garantisiyle sözleşme yapacağız.

“KOOPERATİFİ PARA KAZANMAK İÇİN KURMADIK”

Sevginar SALİ: Orta yaşlı bir kadın, bir mesleği yok, atadan babadan az bir şey tarım bilgisi var böyle bir kadına nasıl yardımcı olursunuz mesela?

Güler YILMAZ: Durumu iyi değilse, gıda yardımına ihtiyacı varsa ücretsiz yardım yapıyoruz. Haftalık olarak gelip tezgâhımızdan ne istiyorlarsa alıyorlar. Salgın döneminde sayısız aileye destek verdik. Bizim böyle bir sosyal projemiz, yönümüz de var. O kadar çok çaresiz kalan kadın var ki Silivri'de; yatalak, çocuğu olan, kocasını terk eden, çalışamayan, yalnız yaşayan kadın. 16 aileye her hafta ürün verdim. Şu kış döneminde de yine devam eden ailelerim var. Ürettiklerimizin birçoğunu bu yönde da kullanıyoruz. Bu, da bizim en büyük mutluluğumuz. Bu işi para için yapmıyoruz, kooperatifi para kazanmak için kurmadık, bu bir sosyal proje. Mesela böyle bir kadına gıda yardımı yapabiliriz. Eğer ekip biçmek isterse toprak verebiliriz. Ürettiklerini satmak isterse, tezgahımızda da satarız.

“KADINLARA ÜRETİM İÇİN ARAZİ DESTEĞİ VERİLMELİ”

Sevginar SALİ: Önünüzde ne tür engel var veya eksiklikleriniz neler?

Güler YILMAZ: Araziye ihtiyacımız var. Her platformda söylüyorum. Kamu arazileri yalnız yaşayan, ihtiyacı olana kadınlarımıza küçük küçük parçalar halinde tahsis edilmeli. Onlar ekip biçmeli. Kadınlar kendi yiyeceklerini çıkarabilir. Toprak desteği verilmeli. Mera şartını, orman vasfını kaybetmiş o kadar çok yerler var ki… Baktığınız zaman çoğu da zenginlere, toprak sahiplerine gidiyor. Halbuki güzel bir ‘toprak reformu' yapılarak bunlar gerçekten ihtiyacı olan kadınlara sunulabilir.

Kooperatif olarak ekip biçmeye her şartta yardım etmeye hazırız. Tohum, fide veririz, danışmanlık yaparız. Ekip biçmeyi öğretiriz. Yeter ki bu araziler bu alanlarda kurulsun.

“KOOPERATİFİMİZİN DAİMİ ARAZİYE İHTİYACI VAR”

Bizim de araziye ihtiyacımız var. Kiralık bulamıyoruz. Mesela kiralık araziye ekiyoruz, adam 3 yıl sonra gelip ev yapacağını söylüyor. Ektiğiniz her şey orada kalıyor. Bunların yaşanmaması için bizim daimi, uzun süreli, devletin kadın kooperatiflerine sunabileceği arazileri olmalı. Maalesef bunlar yok. Biz bu günlerimize tırnaklarımızla kazıyarak geldik.

“ÇALIŞAN KADIN, HARCAYAN ERKEK”

Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Hiç bir şey değişmedi, giderek de kadına yönelik baskılar artıyor. Para erkeğin elinde. Kadın çalışıyor hala parasını erkeğe veriyor. Çalışan kadın, harcayan erkek. Böyle bir kısır döngü dönüp duruyor. Mal, mülk erkeğin üstüne. Bu şartlarda kadınlar nereye kadar ilerleyebilir ki?

“VOLKAN BAŞKANA MİNNETTARIM, KÖY PAZARI SAYESİNDE İNSANLAR EVLERİNE EKMEK GÖTÜRÜYOR”

Sevginar SALİ: Arazi konusunda yeni belediye yönetime taleplerinizi ilettiniz mi?

Güler YILMAZ: Yeni yönetim bizi destekliyor. Biz Özcan Başkandan yıllarca arazi alamadık. Volkan Başkana toprağa ve pazara ihtiyacımızın olduğunu söyledim. Söz verdi ve hemen seçimden sonra Köy Pazarını kurdu. Arkadaşlarım ve pazardaki bütün kadınlar adına minnettarım. İnanın insanlar evine ekmek götürüyor. Siftahsız giden kadınlarımız yok mu var, ama çok az. Çoğu bir şeyler satıyor. 

Araziye gelince Volkan Başkan bize bir arazi verdi.

“TARIM, MİLLİ BİR GÖREV”

İkide bir tarımı ağızlarına alanları icraatta hiç göremiyorum. Tarım, milli bir görev. Kazanmasanız da yapacaksınız. Biz para kazanıyor muyuz sanıyorsunuz? Gelirimizin yüzde 20'sini dağıtıyoruz. Bir ailenin başı sıkışsa, tanıdıklarım bana gönderiyor. Biz bunu hiç fark ettirmeden, kendi eşimiz dostumuz gibi destek oluyoruz. Böyle bir kooperatifiz; sosyal faydalar sağlıyor, para pul istemiyor sadece kiralık arazi istiyoruz ama geçmişte hiç destek görmedik.

Burada üç beş aile ciddi tarım yapıyor.

“ÜRETİMİMİZİN YÜZDE 90 ATA TOHUMLARINDAN”

Sevginar SALİ: Sıkça duymaya başladığımız ‘Ata tohumu' konusunda sizlerin görüşünü merak ediyorum…

Güler YILMAZ: Sizden önce Marmara Üniversitesi'nden gelen hocalar, şuan hala bizim tezgahımızın etrafındalar, İngiltere'de bir üniversitede tez hazırlayan bir öğrenci, Kadın Kooperatifimizi tez konusu yaptı. Onlara da aynı şeyi söyledim; biz yeşile, geri dönüşüme, ata tohumlarına, çevre ve yer altı sularının kirlenmemesine önem veriyoruz.

Namık Kemal Üniversitesi'nden mezun tarım teknikeriyim. Ondan öncesinden de bir Alman firmasından eğitim aldım. Bizden bir meyve sebze alan geri döner bir daha alır. Çok bilinçli bir tarım yaptığımıza inanıyorum. Yüzde 90 ata tohumlarımız var. Kendi tohumlarımızı kullanmaya çalışıyorum, tohumların sürdürebilir olmasına önem veriyorum. Su tasarrufunu önemsiyorum. Bitki atıklarını geri dönüşüme atıp onları komposto yapıyoruz. Tabi bunlar aldığımız organik tarım eğitiminden geliyor. Çiftçi çocuğuyum, eski zamanlarda neyi nasıl yapıyorsak onları tekrar başlatıyoruz. Çocukluğumuzda mesela bizim evimizde elektrik yoktu. Şehirden bir gaz ve şeker alıyorduk. Onun dışındaki her şey kendimizdendi. Süt, peynir, tereyağı, tarhana, turşularımız v.s her şeyimizi kendimiz hazırlardık. Öyle güzel bir çocukluk ki organiğin tam dibini yaşadık. Onları görerek gelen biriyim. Bilgi ve birikimim çok fazla. Bunları hayata geçirmeye çalışıyorum. Tohumlarımız o zamandan gelme.

“BURADAKİ KÖY PAZARINI DESTEKLEMEMİZ LAZIM”

Sevginar SALİ: Ürünlerinizi pazarlama noktasında bir desteğe ihtiyacınız var mı? Online satışınız oldu mu?

Güler YILMAZ: Online satış girişimimiz oldu. Kargoyla gönderdik. Beş seferinde de yanlış yerlere gittiği için ürünler telef oldu ve vazgeçtik. Araziyi büyüttükçe pazar sorunumuz artacak.

Büyükşehrin açtığı organik pazara ürün gönderemiyoruz. Buradaki Köy Pazarını desteklememiz lazım. Silivri Köy Pazarı'nın ayakta kalması için açıldığı günden beri elim üstünde.

Geçmiş dönemde böyle üç pazar deneyimimiz oldu. Birisi, bizim bulduğumuz organik pazardı, bir fırtına çıktı belediyeden bize dönüp bakmadılar bile. Tek başımıza kaldık. İlgilenilmedi kapandı gitti. Abelia'nın oradaki pazarı açtılar, beş üreticiyle başladık. Ben kaldım, tek başıma bir ay yürüttüm. ‘Destek verin, tanıtın' dedik, hiç kimse gelmedi orası da kapandı. Silivri Köy Pazarının ayakta kalması için ben kışın 4 derecelerde bile kaldım. Pazar şu anda ayakta ve bunun devam etmesi için elimden geleni yapıyorum. Burası büyük ölçekte üreticinin sorununu çözüyor.

“PAZARDAKİ ÜRÜNLERİN FİYATLARI YÜKSEK DEĞİL”

Sevginar SALİ: Ürünlerinizi fiyatlandırırken neyi esas alıyorsunuz? Pahalı mı bizim Köy Pazarımız bu yönde kimi serzenişler geliyor…

Güler YILMAZ: Bence bizim Köy Pazarımızın fiyatları yüksek değil. Marketlere su almaya gittiğimde bizden pahalı tarımsal ürünlerin olduğunu görüyorum. Birkaç tane market, indirim günleri yapıyor. Bazı etiketlerde de 5'in üstünü çizip 3 gösteriyor. Göz yanıltması oluyor. Ben bizim pazarı pahalı bulmuyorum. Geçen yıla bir kilo turşuyu 10 TL'den sattım, dışarıda 18-20 TL. Bir kiloluk salçayı 15 TL'den sattım. Bunlar gibi bizde çok uygun kalemler var.

“KİMSE BOŞUNA DERTLENMESİN PAZARIMIZ PAHALI DEĞİL”

Sevginar SALİ: Tarıma yatırım bir yanı ile de sağlık yatırımı olarak değer görmeli. Doğru ve sağlıklı yiyecekleri tüketirsek sağlık hizmetine yoğun olarak ihtiyaç duymayız. Domatese bugün 3 TL vermeye sakınırken, özel hastanede yoğum bakım geceliği 10 bin TL'lere çıkmış şu  pandemi döneminde… Küçük değil sanki daha büyük hesaplar yapmak gerekli…

Güler YILMAZ: Bir paket sigaraya en az 25 TL veriyorlar, bir kilo domatese 3 TL vermiyorlar! Hal'den bir bağ maydanozu gidip alıyorsun, ertesi gün sararıyor. Niye sararıyor, çünkü üç günlük mal alıyorsun. Ben sabah saat 10'da buraya hasadımı yapmış, taze taze ürün getiriyorum. Bir hafta evinde tutsan sararmaz. 50 Kuruş fazla ver ama temiz ürün al. En azından üzerinde kimyasalı yok. Bunlar parayla kıyaslanmaz. Hiç boşuna dertlenmesinler, pazarımızı pahalı da değil.

 ÜRÜNLERİN UZUN ÖMÜRLÜLÜĞÜ

Sevginar SALİ: Çocukluğumuzda meyvenin sebzenin dönemi vardı şimdi birçoğunu neredeyse 12 ay raflarda görebiliyoruz…

Güler YILMAZ: Örneğin ben domateste iki tarla yapıyorum. Birini erken, diğerini geç ekiyorum. Rotasyon dediğimiz şey. Geç ekilen domates fideleri daha genç olduğu için hastalıklara ve soğuk havaya biraz daha dayanıklı oluyor. Önce ekilen çok daha erken gidiyor. Dolayısıyla Kasım ayının 15'ine kadar bahçeden domates topladım. Ondan sonra bir iki hafta da yeşilini topluyoruz. Kasım ayının sonunu buluyor. Aralık ayındaki domatesler seradan çıkma oluyor. Mesela Büyük Kılıçlı'da serada domates yapan bir tanıdığımız var. Ben onlardan domates aldım. Yerli üretim diye aldım. Orada hala domates var.

“ÇİFTÇİLİK; BEREKET, NİMET VE GÖNÜLLÜLÜK İŞİ”

Çiftçilik, gerçekten de bir bereket, bir nimet, paylaşım, başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Kendi kendine yetiyor. Küçücük bir bahçesi olanın çok paraya ihtiyacı yok. Çiftçilik para için yapılmaz, gerçekten de gönüllülük işi. Az ürün olduğu zaman pahalı olur ve yurt dışına bağımlı oluruz. Bunları aşmak için hepimizin biraz üretmesi lazım. Bu taşın altına elimizi koymalıyız.

Bu yaz yazlıkçılar çok geldi. İnsanlar neredeyse balkonlarında bile sebze üretmeye yöneldi. Bizden fide aldılar. Onlara zevkle gönüllü danışmanlık yaptım. Sebzelerin durumunu fotoğraflayıp bana atıyorlardı. Güzel gelişmeler oldu. Üretmek bizim en büyük görevimiz. Üretimde bolluk, bereket var. Dağıtımı canı gönülden yapıyorum. Parayla alıp dağıtmak çok zor ama üreterek bahçeden vermek çok daha kolay.

“YEREL YÖNETİMLER KADIN KOOPERATİFLERİNE DESTEK ÇIKSIN”

Sevginar SALİ: Son olarak ne söylemek istersiniz?

Güler YILMAZ: Kooperatifteki kadınlar olarak inanılmaz çok eğitim aldık. Tıbbi bitkiler, kozmetik ürünler, arıcılık, tohum alma, fidancılık, çiçekçilik, açık tarım, seracılık v.s. çok donanımlıyız diyebilirim. Çevreye duyarlıyız. İnşallah budan sonra öğrenci de okutacağız. Yerel yönetimler kadın kooperatiflerine destek çıksın.

 


  1. İbrahim KÖMÜR İbrahim KÖMÜR

    Güler hanımın emeğine,yüreğine sağlık. Eğer bu emeğe bir katkı sağlayacaksa şayet Sinekli köyünde 4 bin 400 metre tarla vasıflı arazimi bila bedelsiz kullanma yetkisi verebilirim. Bu çorbada benimde tuzum olsun isterim. Saygılarımla

YORUM YAP