“Eşsiz bir dünyaya adım atabilirsiniz”

“Eşsiz bir dünyaya adım atabilirsiniz”

06.01.2014 11:44:09

Yaşam Koçu Cenk Sabuncoğlu, konforlu yaşam isteyen ve bu yolda çaba göstermeye hazır olanları bilgilendirmeyi sürdürüyor. Bu haftaki söyleşide vücudun su, tuz ve oksijen ihtiyacına yönelen Sabuncuoğlu, sağlıklı bir yaşam için önemli ipuçları verdi. Özellikle de Himalaya Tuzunun saymakla bitmeyen şifasından söz etti.

"VÜCUT İHTİYAÇLARI TAMAMLANMADIĞINDA KENDİ KENDİNE BİR YAŞAM YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

Yaşam Koçu şöyle konuştu: "İnsan suyunu, tuzunu ve oksijenini eksik ederse hayattaki birçok şeyden mahrum olur. Her insanın mutlaka suyu, tuzu, oksijeni ve bir çiçeği olmalı. Neden? İnsanın vücudunda bulunan birçok rahatsızlık, manevi durum, psikolojik olarak kendini yetersiz hissetmesi kuruluğundan meydana geliyor. Hepinizin bildiği gibi hücrelerimiz su, tuz ve oksijenden oluşuyor. Herhangi birinin eksik olduğunda vücut boşluğunda bulunan vücut sıvısından tuzunu, suyunu ve oksijenini almaya çalışıyor. Fakat biz onları tamamlayamadığımız zamanlarda vücut kendini korumaya alıyor. Ve ondan sonra aslında tümör diye gördüğümüz veya patolojik semptomlar diye gördüğümüz şeyi kendimizde farklı adlandırıyoruz. Vücut bu patolojik semptomları yarattığında kendi kendine bir yaşam yaratmaya çalışıyor. Yani sen bana suyumu, tuzumu ve oksijenimi vermiyorsun, bundan dolayı ben de kendi başıma bir şey yaratmaya çalışıyorum ve damarlar oluşturmaya başlıyorum. O damarlarla da o hücreler kendi kendilerini beslemeye çalışıyor.

"HİMALAYA TUZUNU HERKES MUTLAKA SOFRASINA DAHİL ETMELİ”

Bazı uygulamalarla kişi kendini kuru kalmaktan kurtarabilir. Vücuttaki kuru kalan her bölge manevi ve fiziki olarak rahatsızlık yaşamaya mahkûm oluyor.Mesela hayatımızdaki bereketin gelememesinden, manevi duyguların çöküntüye düşmesinden de kaynaklı birçok semptomlara kadar gidiyor. Bunun uygulaması çok basit. Vücut, oksijeni zaten su yoluyla alıyor ve bu ihtiyacını bir şekilde karşılıyor. Tuzunu maalesef alamıyor. Evrenimizde sürekli rafine tuzdan uzak durmamız gerektiği için insanlar tuz kullanımını gereksiz görüyor. Aslında deniz tuzu, Himalaya Tuzu dediğimiz ve içinde 84 tane mineralin bulunduğu 500 yıl önce güneşin kurutmuş olduğu o tuzun içerisinde kamyonlarla yemek yesek alamayacağımız mineraller var. Himalaya tuzunu herkesin mutlaka sofralarına dahil etmesi gerekiyor.Her içtiği suyun içerisinde bir çay kaşığı Himalaya tuzu solisyonu katmalı. Bunu hayatlarına dahil ettikten sonra insanlar birden enerjik olmaya başladıklarını görecekler. Erken kalkamayanlar birden canlanmaya başlayacaklar. Vücutlarında rahatsızlık hissedenler kendilerini farklı bir enerji içerisinde bulacaklar. Sigarayı bırakmak isteyip bırakamayanlar, çok fazla yiyip bir türlü bu yemek alışkanlıklarından kurtulamayanlar gibi birçok insanın hayatında çok etkili faktör edecek. Onun haricinde kişilerin gün içerisinde mutlaka enerjilerinin düştüğü anlar olur. Normal bir su bardağının içerisine bir çay kaşığı veya üç dört tane Himalaya tuzunu kristal olarak suyun içerisine bırakıp eritmeleri halinde bile kişi inanılmaz derecede enerjisine tekrar kavuşacak. Bizler zaten vücudumuzdaki bütün bileşenimiz su, tuz ve oksijenden kaynaklanıyor. Bunun haricinde başka bir şey yok. Bulaşık makinamıza nasıl tuz koymayınca yağlar çıkmıyorsa, vücudumuzun da tuzu eksik olduğunda birçok yerimizde yağlanma, damarlarımızda tıkanıklıklar v.s gibi durumlar oluyor. Rafine tuzu fazla kullandığımızda böbreğin belirli bir tuzu elimine etme şansı var. Geriye kalan kısmı maalesef eklemlere gönderip orada kireçlenmeye, boyun fıtığına sebep oluyor. Biz bu rahatsızlıkları durup dururken yaşamıyoruz.

HİMALAYA TUZU SOLİSYONU NASIL HAZIRLANIR?

2014 yılının bu ilk günlerinde özellikle herkese sofralarına mutlaka Himalaya Tuzunun olması ve solisyonunun nasıl hazırlanması gerektiğini öğrenip hayatlarına dahil etmelerini öneriyorum. Solisyonun nasıl hazırlanacağından kısaca bahsetmek istiyorum. Bir tane cam sürahi ediniyoruz ve ona bir veya iki litre suyu dolduruyoruz. İçine ilk başta bir tutam Himalaya Tuzunu atıyoruz. Yaklaşık 10 dakika içerisinde eriyorsa, bir tutam daha ilave ediyoruz. Dibinde Himalaya Tuzu kristali kalana kadar ilave ediyoruz. Yaklaşık 2-3 saat içerisinde bu solisyon kendi kendine hazırlanmış oluyor. O cam sürahinin üstünü mutlaka plastik veya ahşap bir şeyle kapatmak gerekiyor. Metalle temas ettirmemek gerekir. Daha sonra bu solisyon hazırlandıktan sonra ilk defa kullananlar için bir hafta on gün boyunca her içtikleri suya bir çay kaşığı koymalarını tavsiye ediyorum.

HİMALAYA TUZU’NUN ŞİFASI

Onu kullanmaya başladıkları iki gün sonra kişide inanılmaz derecede görüş mesafelerinde, enerji bakımından, onun haricinde yedikleri çok fazla tatlı ve tuzludan uzaklaşmaya başladıklarını görecekler. Normal sadece bir öğünde yemeleri gerektiği kadar yiyecekler. Bu bakım yapmak gibi bir şey. Hayatlarına dahil eden insanlar 5-6 ay içerisinde inanılmaz derecede farklı bir hale dönüşeceklerini iddia ediyorum. Hayatımda bunu bizzat yaşayan bir insan olarak rahat söyleyebiliyorum. Normalde 12-14 saat uyuyan insanlar 6 saatlik uykularından artık dinç olarak kalkmaya başlarlar. Sürekli baş ağrısı, migren ağrısı yaşayanlar bir anda bu ağrılarının çok hafiflediğini hissedecekler ve kendilerini büyük konfora ulaştıracaklar.

Bunun haricinde HimalayaTuzu’nu normal yemeklerinizde de kullanmanızı tavsiye ediyorum. 84 tane minerali bir bardak sudan almamız büyük bir konfor. Bizler hiçbir zaman yaşadığımız rahatsızlıklarda enerji blokasyonlarımız olmazsa insan suyunu, tuzunu ve oksijenini tamamladığında çok konforlu bir yaşam sürdürür. Ve kişi ulaşmak istediği bütün niyetlere daha rahat ulaşabilir. Bizler bolluk bereket, maneviyat, hayatımızdaki birtakım düzensizliklerin düzene girmesini istiyoruz, ama vücudun eğer suyu, tuzu ve oksijeni eksikse maalesef yeterince frekansımızı yükseltip onları elde edemiyoruz. Yolda giderken yüzlerinin yorgun argın, solgun görmüş olduğumuz, rahat hareket edemeyen, merdiven çıkarken ‘Ah, Uh’ diyen, sürekli asansör kullanan insanların suyu, tuzu ve oksijeni eksik. Yüzlerine baktığınızda gözbebekleri küçük olan, yüzü gülen insanlarda her şey tamdır. Biz gençken aktif ve dinamik oluruz. Yaşımız ilerledikçe daha çok hantallaşırız. Bunun sebebi ise maalesef yukarıda belirtiğim üç eksik. Aynı zamanda kişiler esneklerini de tuz olmayınca kaybederler. Bizler zannederiz ki diyet yaptığımızda, çok su içtiğimizde yağlarımızı yakarız, ama sürekli olarak tuvalete gidip gelmekten bir hal oluruz. Aslında vücutta tuz olmadığı zaman kişi su içince çok tuvalete gider. Tuzu tam olan insan, içtiği suyun çok az miktarını tuvalete bırakabiliyor. Diyet uygulamalarında arkadaşlarımız eğer buna bakarlarsa tuzu kullanmaya başladıkları andan itibaren günde 3 litre içilen suda belki bir veya iki defa tuvalete çıkma ihtiyacı hisseder. Bizim hücrelerimiz alınan suyun miktarını tuzla belirliyor, yani tuz olmadan içilen su hücreyi patlatacak seviyeye kadar geliyor. Onun için fazla su içmek zararlı. Tuzunu alan hücre (rafine tuzu değil işlenmemiş Deniz veya Himalaya Tuzundan söz ediyorum) ne kadar su alabileceğinin onunla ölçüyor. Vücut kendini bu şekilde programlamış. Himalaya tuzunu kullananlar bir anda çay, kahveyi, sigarayı bırakma ihtiyacı hisseder. Tuzumuz eksik kaldıkça göz hasarlarımız, ellerimizde çıkan yaralar, dudaklarımızda çıkan uçuklar, şeker rahatsızlıklarımız, baş ağrılarımız v.s bunların hepsi kuruluktan kaynaklanıyor. Onun için her insanın suyu, tuzu ve oksijeni olmak zorunda.

"SEÇTİĞİNİZ ÇİÇEKTEN BESLENEBİLİRSİNİZ”

Bunların haricinde insanın mutlaka bir de çiçeği olmak zorunda. Ben insanların hedeflerini oraya bağlıyorum. Her insan kendine uygun olan çiçeği bulmalı. Marketlere veya çiçek satan yerlere gittiğinde alıcı gözüyle baktığında mutlaka biri ilgisini çekecek. O çiçeği mutlaka alıp kendi yaşam alanına dahil edip, ona bir isim verip onunla bir bağ kurmalarını öneriyorum. Kişi her manevi olarak kendini zayıf hissettiğinde o çiçeğe yüklemiş olduğu enerjiden beslenir. Bildiğimiz gibi çiçek canlı. Karşınızda durduğu zaman sizin enerjinizin ne olduğunu anlayabilir veya sormuş olduğunuz sorulara yapraklarını düşürerek, çiçekleri açarak cevaplar verir. Niyetlerimin olup olmayacağı konusunda kendi çiçeklerimle konuşup ertesi gün bazılarının çiçek açtığını, motivasyonumun düşük olarak hissettiğimde iki elimi çiçek üzerine koyduğumda onun enerjisinden tekrar beslenebildiğimin farkına vardım. Her insanın mutlaka kendini mutlu edebilecek, göz zevkine uyacak bir çiçekle kendi bağlantısını kurmasını öneriyorum.

"HER İNSAN MUTLAKA KENDİ TAŞINI BULMALI”

Mutlaka insanın taşı vardır dedik, o taşını mutlaka bulup, kendi çiçeğinin toprağında arındırabilir. İnanılmaz bir şeydir ki hangi taşı alırsanız alın her taşın bir kokusu mutlaka var. Siz onu üzerinizde taşıdıkça belli bir zaman sonra o taşın kokusunun gittiğini anlarsınız. O koku gittiği an sizin enerjiniz de yüklenmiş demektir ve onun topraklanmaya ihtiyacı vardır. Tekrar çiçeğinizin toprağına koyduğunuzda taşın kokusunun geldiğini tekrar anlayabilirsiniz. Çay, kahve, sigara, yeme alışkanlığımızın haricinde kendimizi besleyebileceğimiz o kadar önemli ve güzel enstrümanlarımız var ki suyumuzu düzgün içtiğimizde (2.5 litre günlük), tuzumuzu (günlük 5-6 gram Himalaya Tuzu) aldığımızda, rahat nefesler alabildiğimizde ve kendimize ait bir çiçeğimiz, taşımız elimizde olduğunda, o taşı gerektiğinde toprakladığımızda inanın o kadar konforlu olacağı ki. Mutluluğu nedenlere bağlamadan, sürekli şükür halinde mutluluk ve huzur içerisinde yaşamayı başarabileceğiz.

"HERŞEYİN BİR GEÇİŞ SÜRECİ VAR”

Unutulmamalı ki hayatta her insanın yaşadığı birçok sınav var, her sınavın da insana öğretmiş olduğu bir şeyler var. Biz o bir şeylerin hangileri olduğunu bulduğumuz anda refaha ve konfora ulaşırız. Hayatta herşeyin bir geçiş süreci var. Hiçbir şey kalıcı değil. Tek kalıcı olan beynimizdeki zincirler, onları bıraktığımız an eşsiz bir dünyaya adım atabiliriz. Sınırlarımızı kendimiz belirleyebiliriz ama bunu yapabilmemiz için de aynı arabamızın bakımını yaptığımız gibi insanın da kendi bakımını yapıp, mutlaka suyunu, tuzunu ve oksijenini tamamlaması gerekiyor. Bunu yaptığı anda insanın ticari ve manevi zekası, fiziksel davranışları anında değişiklik gösteriyor. Tuzun bir yaş sınırı yok. Yedi yaşından itibaren çocuklarınıza da bunu belirli oranlarda verebilirsiniz. İnternetimizin zaten Himalay Tuzu ile ilgili birçok kullanım reçetesi mevcut. Hiperaktif çocuklarda tuz eksikliği var, eğer kişi sürekli olarak aklında bir şey tutamıyorsa tuz eksikliği var, bizler maalesef ki bunları farklı şeylerde aradığımız için bir türlü gerçek noktaya ulaşamıyoruz. Himalaya Tuzunun kütle halinde olanı da var. Herkese masasına, yatak baş ucuna tuz lambası almasını öneriyorum. Özellikle astım ve alerjik nedenleri olanlar tuz lambasını gece etraflarında yaktıklarında sabah ne kadar dinç kalktıklarını ve nefes alışverişlerinde çok farklı hissedecekler. Tuz lambalarının mutlaka ışıklı olanlarını almalarını tavsiye ediyorum, çünkü Himalaya Tuzu dediğimiz nimet ısındıkça eksi iyon yayar. Eksi iyonlar da etrafımızda bulunan artı iyonları topladıkları için daha rahat ve konforlu bir nefes almamızı sağlar. Herkesin bir Himalaya Tuzu lambası olursa bir de yaşam alanı içerisinde kütle halinde aynı tuzdan bulundurursa ne zaman sinirlendiğinde onu alıp 2-3 dakika onunla oynadığında, akşam yattığında lambayı yaktığında çok konforlu ve huzurlu bir yaşam sürebileceğine inanıyorum.”


  • ETİKETLER
PAYLAŞ
« Önceki AK Parti esnaf ve halkın nabzını tuttu
Sonraki »

YORUM YAP