Eğitim Sen: Çocuklarımızın emekleri sömürülüyor

Eğitim Sen: Çocuklarımızın emekleri sömürülüyor

14.06.2014 10:46:28

Eğitim Sen Silivri Temsilciliği, 12 Haziran "Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü” dolayısıyla yaptığı yazılı basın açıklamasında çocuk haklarının katledildiğine dikkat çekerek herkesin hesap sormaya davet etti. Açıklama aynen şu şekilde: "Bizler çocukların emeklerine, bedenlerine ve yaşamlarına göz dikenleri iyi tanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti BM Çocuk Hakları sözleşmesini bile çekince koyarak kabul etti. Çocuk haklarından korkan devlet zihniyeti; onları istediği zaman katletme, istismar etme ve emeklerini dilediğince sömürme rahatlığının elinden alınmasını istememekte. Çünkü devlet çarklarını Ceylan’ı katleden karakol ve kalekolların inşaatlarını arttırarak, istismara karşı gözüküp yeni çocuk cezaevleri açarak, eğitim sistemini çocuk işçiliğine uygun dizayn ederek döndürmekte. Soma’da devlet ve patron işbirliğinde katledilen yüzlerce işçinin arasında 15 yaşındaki Cemal Yıldız ile sistem kendisini sürdürmekte. Ancak bilinmelidir ki; çocukları öğüten bu sisteme karşı mücadele her alanda yükselerek sürmekte. Eğitim Sen olarak; herkesi 12 Haziran ‘Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü’nde çocukların hayallerini çalanlardan hesap sormaya, çocukların sadece çocuk olarak var olabilecekleri bir dünya mücadelesine destek olmaya çağırıyoruz.

RAKAMLARIN ARDINA GİZLENEN MİNİK BEDENLER

2002 yılında ILO (Uluslararası Emek Örgütü) 12 Haziran’ı çocuk işçiliğine karşı farkındalığı arttırmak için ‘Çocuk İşçiliğine Karşı Mücadele Günü’ ilan etti. Ancak; hem çocuk işçiliği hem de çocukların işçileşmesine karşı mücadelenin geçmişi çok daha uzun. Kapitalizm ve sanayileşme çocukların uzun saatler boyunca, ağır işlerde, düşük ücretli çalıştırılması ile kuruldu. Bu yüzden, yoksulların sisteme karşı mücadelesindeki ilk taleplerinden biri zorunlu temel eğitim. İngiltere’de 1833’te diğer Avrupa ülkelerinde ise 1800’lerin sonunda zorunlu ve ücretsiz temel eğitim hakkı emekçilerin kazanımı. Bugün neredeyse tüm dünya ülkelerinde temel eğitimin ücretsiz olarak sunulması çocuk işçiliğine karşı mücadele eden yoksullar sayesinde.

Ancak; sürekli kamçılanan yüksek kâr isteği çocuklara kendi bedenlerinden ağır elbiseler giydirmekte. Çocuklara ırklarına, renklerine, dillerine ya da dine göre muamele edilmekte; işçilik gömleğini taşımaları beklenmekte. Çocuklar arasında yapılan tüm ayrımlar hem sanayi hem de devlet zihniyeti tarafından üretilmekte. Bu yüzden çocukların ordu ve polis eliyle katledilmesi, erkek egemenliğinin yansıması olarak istismar edilmesi ve ucuz emek gücü olarak değerlendirilip işçileştirilmesi içinde bulunduğumuz düzenin beklenen sonuçları. Ancak o düzeni değiştirecek güç 150 yıl önce olduğu gibi yoksulların elinde.

Dünyada yaşayan çocukların .6’sı işçi. Tüm dünyada gerek uluslararası anlaşmalar gerekse kamusal eğitim hizmetinin yaygınlaşması ile bu oran azalma eğilimindeyken Türkiye’de son yıllarda yükselişe geçti. DİSK-AR’ın yayımladığı rapora göre toplamda çalışan çocukların tüm çocuklara oranı 1999 yılında %41 iken 2012 yılında %56’ya çıktı. Yani Türkiye’de çocukların yarısından fazlası; ev içlerinde hasta, çocuk, yaşlı bakımı, temizlik ve yemek gibi işlerde, ev dışında ücretsiz aile işçisi olarak tarımda, düşük ücretli olarak sanayide çalıştırılmakta.

"ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE KARŞI MÜCADELE ÇOK YÖNLÜ OLMALI”

Çocuk işçiliği ailelerin ya da çocuklarının özgür iradeleriyle yapabilecekleri bir tercih olmadığı için bu konunun tüm ekonomik, sosyal ve politik tarafları incelenmeli. Burada sıralanan birkaç talep meselenin önemini gözler önüne serecek :

·Her altı aileden biri yoksulluk sınırının altında yaşamakta. Geçinmek için çocukların çalışmasına bağımlılığı ortadan kaldırmak için asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı.

·Okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması sonucunda binlerce çocuk ev içlerinde çalışmak zorunda kalmakta. Okul öncesi eğitim zorunlu, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde olmalı.

·4+4+4 modeli ile binlerce çocuk kademeler arası geçişlerde okulların dışında kalmakta, çocuk işçiliği devlet eliyle desteklenmekte. Bir an önce 4+4+4 eğitim modeli kaldırılmalı, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli ve kesintisiz eğitim sistemi hayata geçirilmeli.

·Anadilinde eğitimin olmaması sonucunda özellikle Türkçe’den farklı anadili olan çocuklar eğitimde başarısızlığa mahkûm edilmekte; ayrımcılığa uğramakta. Söz konusu ayrımcılığı ekonomik, sosyal ve politik alanlarda da yaşayan halkların çocukları işçileşmekte. Anadilinde kamusal hizmet verilmeli, adil bir ekonomik düzen kurulmalı.

·Çocuk işçiliği anayasada yasak olmasına rağmen Çalışma Bakanlığı ve ilgili bakanlıklar denetim yapmamakta kayıt dışı sektörlerde çalışan çocuk sayısı artmakta. Çocuk işçiliğine karşı mücadele için etkin şekilde denetimler yapılmalı.

·Erkek egemen toplumda kadınların emeği değersizleşmekte. Kadınların esnek, güvencesiz ve düşük ücretli istihdam edilmesi için yasal düzenlemeler hayata geçirilmekte bu da ev içinde çocuk emeği kullanımını arttırmakta. Hazırlanan ‘Kadın İstihdam Paketi’ bir an önce kaldırılmalı.

·Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan çocuklar özellikle bölgede sömürüye açık hale gelmekte, eğitimleri aksamakta. Bu konuda gerekli adımlar atılmalı mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan aileler ile ilgili düzenlemeler çocuk ve insan haklarını gözeterek yapılmalı.”

Renginar M.SALİ


YORUM YAP