“Çok konuşuyoruz, ama anlatıyor ve yazabiliyor muyuz?”
Gazi Ortaokulu, "Yazarlar Okullarda” projesi kapsamında Şair Yazar öğretmenlerimizden İhsan Tevfik’ten sonra Hasan Sabriye Gümüş Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmeni Yazar Özgür Mercan’ı ağırladı. Söyleşi, 16 Nisan 2014 tarihinde okul salonunda Müdür Mehmet Yazıcı, müdür yardımcısı Kürşat Tunç, Türkçe Öğretmeni Nihat Ceylan, 5., 6., 7. Ve 8. Sınıf öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Öğrenciler, Özgür Mercan’ı "Bir Zenciyi Sevebilmek” adlı kitabından seçtikleri öykü bölümlerini ezbere okuyarak karşıladı ve teşekkür çiçeklerini sundu. Bu jestleri ve özel hazırlıkları karşısında çok mutlu olan Mercan, pırıl pırıl çocuklarla söyleşilerde bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
MERCAN: KENDİ ADIMA FARKLI BİRŞEY YARATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM
Çocukluk yıllarından beri edebiyatla uğraşan, çok sayıda şiir, kısa öykü ve tiyatro oyunu yazmış olan Özgür Mercan, "Bir Zenciyi Sevebilmek” adlı öykü kitabı hakkında şöyle konuştu: "Bu kitabı istediğim gibi hazırlayabilmek için yıllarca bekledim. Devamı gelecek mi tabi ki gelecek ama, şöyle bir felsefem var; piyasada var olan türlerin dışında farklı birşey yaratmak istedim. O anlamda kendi adıma farklı birşey yarattığımı düşünüyorum.
YAZARLIĞA İLK ADIMLAR
Mesleğim öğretmenlik. Yazarlığı hobi olarak görüyorum. Öğretmenliği seçmemin nedeni de biraz yazma tutkusu oldu. Yazma tutkum aslında ilkokulda başladı. Bir tiyatro oyunu denebilir mi bilmiyorum ama diyalog yazdım. Şiir ve öykülerle devam ettim. Lisede çok iyi edebiyat öğretmenlerim vardı, bu yüzden çok şanslıydım. Yazma aşkımı görüp, birçok şair ve yazarı okumaya yönlendiren öğretmenlerim vardı.”
ÖYKÜ NEDİR?
Özgür Mercan, sözlerine lise yıllarında yazdığı şiirlerden okuyarak ve öykü türünü anlatarak devam etti. Kitabında dokuz öykünün yer aldığını, yaşanması mümkün olan olayları anlattığını dile getiren Mercan, temel özelliklerinden biri olan kurgu ve mesaj hakkında da öğrencilere şu açıklamalarda bulundu: "Öyküde mesaj şart değil. Biz yazarlar her zaman mesaj vermeyiz, daha çok bir durumu yansıtırız. Öneri getirmeyiz. Benim için öykünün en önemli öğelerinden biri ironi. İroni’nin anlamı; mizahi olarak anlatımlak istenip tersini söyleme. Şiirde bir dizede anlattığımızı, öyküde bir veya birkaç sayfada anlatıyoruz. Öykücülük dünya tarihinde bir meslek olarak var.” Öykü türleri ve Ömer Seyfettin Sait Faik, gibi ustalardan da söz eden Özgür Mercan, ‘Neden Yazıyoruz’ konusuna da değindi.
"ÇOK KONUŞUYORUZ AMA ANLATIYOR MUYUZ?”
Mercan, hayat hikayesinde yatılı okuduğu lisede duygu ve düşüncelerini yazma ihtiyacı duyduğundan söz etti ve şunları anlattı: "Mutlaka birşeyleri anlatma ihtiyacı duyuyoruz. Anlatıyor muyuyuz, o ayrı bir problem. Toplumumuzda böyle bir hastalık var, çok konuşuyoruz ama anlatıyor muyuyuz? Örneğin, sosyal paylaşım sitelerinde birşeyler paylaşıyoruz, ama bunlara bir tane cümle bile yazmıyoruz. Hazır bulup paylaşıyoruz, kendimizi ifade etmiyoruz. Buna bile bir yorumda bulunamıyoruz. Toplum olarak iletişim sorunumuz var. Ben bunu Büyükşehir kültürünün varlığına bağlıyorum. AVM’ler var artık. Burada da konuşmak zorunda kalmıyoruz. Herşeyi kendimiz seçip, karlarımızla da ödemeyi yapıyoruz. Birçok yabancı kelimeyi anlamını öğrenmeden kullanıyoruz. Kavramları dejenere ediyoruz.”
Özgür Mercan, yazmanın önemini açıklayarak, öğrencilere çok önemli tavsiyelerde bulundu. Kitabında yer verdiği 1980’lerin İstanbul’unu anlattı. Söyleşi soru ve cevap şeklinde devam etti.
Okul Müdürü Mehmet Yazıcı, konuklarına teşekkür ederken, öğrencilerini anlamlı soruları için tebrik etti.
Söyleşi, kitapların imzalanmasıyla son buldu.
Renginar M.SALİ






