Kaç gündür tertemiz Word sayfasını önümde açıyor, yazıp yazıp sildikten sonra köşe yazısından vazgeçiyorum. Adliye haberlerini oldum olası hiç sevmedim. Yıllardır yüz yüze baktığımız, işte ve hayatta yollarımızın kesiştiği insanların gözaltı ve tutukluluklarına varan süreçleri değerlendirmek hiç kolay değil. Kimilerinde çokça söylemek istediğiniz şeyler de var ama yayın haline getirdiğinizde “yargıya intikal eden konular hakkında” ifade edebileceklerinizin sınırlarına çarpıyor. “Yargıyı etkileme suçu” tehlikesi barındırıyor. Silivri gündemindeki konularda “dosya gizliliği” var, henüz yöneltilen suçlamaları somut bir şekilde göreceğimiz bir iddianame de hazırlanmadı.
Gözetilmesi gereken “masumiyet karinesi” var; kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar herkes tarafından masum kabul edilmesini öngören evrensel bir hukuk ilkesidir.
24 yıldır devam eden AK Parti iktidarına yönelik eleştiri ile tepkilere rahmet okutan CHP'nin butlan süreci, Ahbap'ın yol açtığı güncel güvensizlik travmamız gırla.
Bir takipçim içimi okumuş, “Çeşitli turistik bölgelerden yaptığınız renkli yayınların yerine adliye önündeki çekimlerin olması; Silivri'nin ne kadar içinden çıkılmaz bir durumda olduğunu gösteriyor” diye yazmış. Sabah saatlerinde meslektaşım Cem Güner arayıp, “Adliyenin önündeyiz neredesin, gel” dediğinde. ‘Ben oraya gelmek istemiyorum. Hem dinlenip hem de işimi keyifle yapmaya devam ettiğim yerlere gitmek istiyorum' diye söylene söylene yanlarına gittim.
Çekim için hazırlanırken çok sevdiğim CHP'li bir kardeşim geldi; “Yine Kemal Kılıçdaroğlu'nu savunma yakında seni Silivri sokaklarında yürütmeyecekler” ifadeleriyle takıldı kanımca. AK Parti'yi yıllardır eleştirerek rahat rahat gezdiğim Silivri sokaklarında, Kılıçdaroğlu'na ‘hain' demediğim için gezemeyeceğim Silivri'yi ben ne yapayım!? Siz ne yapacaksınız!? Kötü bir niyeti yoktu, adım gibi biliyorum. Ama işte cehenneme giden yollar da böyle iyi niyet taşları ile döşendiği için yazmak ihtiyacı hissediyorum. Demokrasiyi sadece sizin gibi düşünenler için savunuyorsanız, eleştirdiklerinizden ne farkınız var?
CHP'de yaşanan butlan tartışmaları ve buna ilişkin yargı süreçleri, partide yeni bir ayrışmanın önünü açmış olabilir. Bu süreci nasıl değerlendirdiği CHP'nin esas meselesidir. Özgür Özel'in Salı günkü grup toplantısında yapmış olduğu konuşmayı üç kez başa sarıp dinledim. Yeni parti kararına saygı duymakla birlikte yöntemi bana ne kadar zorlarsam zorlayayım doğru gelmiyor. Üslubunda, tavrında oturmayan bir şeyler var. Yalan mı söyleyeyim? İnanmadığım şeyi sizin hoşunuza gitsin diye mi savunayım? Partizanca yaklaşıp, körü körüne hiç kimse ve hiçbir şeyi savunmak zorunda hissetmiyorum çok şükür.
Neyse konumuz genel siyaset değil. Bizim şu andaki sorunumuz tutuklu bulunan Belediye Başkanımız ve beraberindekiler, yazımı kaleme aldığım esnada halen göz altında olan CHP İlçe Başkanı.
Silivri'nin normal haline dönmesi için adaletin en kısa sürede hakkaniyetle tecelli etmesi umuyorum. Suçu olan tabi ki cezasını çeksin yasalar ölçüsünde, masum olanlar da bir an önce özgürlüklerine kavuşsun.
Bu son derece yıpratıcı süreci bütün idarecilerimiz, yöneticilerimiz ve siyasilerimizin büyük bir sorumlulukla yürütmesi gerektiğini yinelemekte yarar görüyorum. İzleyenler de aynı duyguyla hareket etmeli tabi. Bugüne kadar fena da iş çıkarmadık. Ancak bundan sonra da işimiz hiç kolay değil.






