Şair ve Araştırmacı Yazar İhsan Tevfik, "Yazarlar Okullarda” Projesi kapsamında 18 Nisan Cuma günü Silivri Anadolu Lisesi 9. Sınıf öğrencileriyle bir araya geldi. Eğitim gördükleri Mustafa Kemal İlk ve Ortaokulu gösteri salonunda ağırlanan İhsan Tevfik, son çıkan Araştırma Kitabı "Mübadele” ve Şiir kitabı "Aşka Durmak” ile ilgili öğrencilerin meraklarınlarını giderdi. Okul Müdürü Levent Gürsoy, Müdür Yardımcıları; Muzaffer Sönmez, Kasım Demir, Engin Budak ve öğretmenlerin de katıldığı söyleşide tarihi bilgiler paylaşılırken şiirler de okundu.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Miray Sayın, bir açılış konuşması yaparak konuk Şair Yazar İhsan Tevfik’in yaşamı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verdikten sonra söz yazara bırakıldı.
TEVFİK: "YAZARLAR OKULLARDA” PROJESİ BENİM İÇİN GÜZEL BİR FIRSAT OLDU
İlçemiz okul öğrencileriyle 14. Söyleşisini gerçekleştirmenin mutuluğunu yaşayan Tevfik, şöyle konuştu: "Sizlerle bir araya gelmekten dolayı duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum. Buna benzer etkinlikleri değişik kentlerde yaptık, fakat bu yıla kadar görev yaptığım Silivri’de herhangi bir program yapılmadı. Bu açıdan "Yazarlar Okullarda” Projesi güzel bir fırsat. Birçok okulda gençlerle bir araya geldik. Ben de gençlere anlatmak istiyordum, çünki ümidimiz onlarda.
ESERLERİ
Üç şiir ve iki inceleme kitabım var. "Dipsuları”, "Aşka Çırak Ölüme Usta”, "Geçit” hem şiir, hem de bir inceleme kitabı. Son kitabım "Mübadele” göç üzerine, "Sevgiye Durmak” son şiir kitabım. İkisi de Şubat ayında çıktı.
MÜBADELE VE GÖÇ ÜZERİNE
Mübadele ve göç üzerine ilk defa burada bahsedeceağiz. Bu anlamda liseli öğrencilerin algıları daha açık ve bu mesele aslında bölgemizi ilgilendiriyor. Aileniz mübadil olmayabilir, ama Türkiye’nin geneline baktığınızda birçok kişi bir yerden gelme. En son 1989 yılında Bulgaristan’dan göç olayları yaşandı. Göç nedir, göçmen kimdir, mübadil kimdir, muhacir nedir? Bunlar yeterince kavranılmıyor. Ben şiirle uğraşan bir insanım ama neden bu konuyla bukadar ilgiliyim? Sivas’ta doğup büyüdüm ama büyüklerimiz Yunanistan’dan mübadil olarak oraya geldiler. Bu sadece benim kişisel sebebim. Asıl sebep şu; Türkiye’nin hamuru göçlerle yoğruldu. Ama Kafkasya’dan, ama İran’dan, ama Irak ve Suriye’den bu ülke göçlerle oluştu. Osmanlı’nın çöküşünden sonra bütün o coğrafyalardaki insanların çoğu Anadolu topraklarına veya Trakya’ya geldi. Dolayısıyla çoğumuz bir yerden geldik. Hatta kendilerini buranın yerlisi zannedenler de bir araştırma içerisine girerlerse kökenleri hakkında fikir edinebilirler. İçinde bulunduğumuz Silivri-Selimpaşa-Çatalca bölgesi bu açıdan manidar.
"MÜBADELE ÇALIŞMASI, SÖZLÜ VE YAZILI TARİHİ İÇERİYOR”
Ben "Mübadele” kitabımda işin sadece Yunanistan boyutunu inceledim, ama girişteki 70-80 sayfalık bölümünde Bulgaristan, Romanya ve Balkanlar’ın diğer bölgelerinden yapılan göçlerle ilgili rakamları ifade ettim. Mübadele, özel bir kavram. Sadece Yunanistan’dan yapılan göçü ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin "kuruluş reçetesi” olan Lozan Anlaşması’nda mübadele ele alındı. Mübadele anlaşması Lozan’dan önce 30 Ocak 1923’te imzalandı. Fiilen başlaması ise Mayıs ayını buldu. 1928 yıllarında da göçler oluyor, ama asıl dalga 1924’te tamamlanıyor. Anadolu’dan Rum’lar gönderiliyor, oradaki Türkler buraya getiriliyor. İki milyon insanı ilgilendiriyor. Bu uluslararası bir anlaşmayla yapılan en büyük göç hareketidir. 1 milyon 200 bin kişi Anadolu’dan gitti, 800 bin kişi oradan geldi. Burada tabi ilginç şeyler de var. Bu kitap benim sekiz yılımı aldı. 2006 yılında araştırmalara başladım, kitap ise 2014’te piyasaya çıktı. Bu kadar uzun sürmesinin sebebi ise şu; eğer sadece belge ve bilgilere dayanarak yazsaydım daha da kısa sürebilirdi. Belgeler Osmanlı ve Cumhuriyet arşivinde duruyor. "Mübadele” kitabı yarı yarıya yazılı, yarı yarıya da bir sözlü tarih çalışması. Yunanistan’a dört kez gittim ve Selanik ve ülkenin kuzey bölgesini olduğu gibi gezdim.
"MÜBADELEYİ, RAKAMLAR YERİNE İNSANLARIN ACILARIYLA ANLATMAYI TERCİH ETTİM”
Sırtımda bir kamera ve fotoğraf makinesi, gittiğim yerlerde röportajlar yaptım. Bu çalışmayı acizane değerli kılan şey budur. Belge bilgi var ama normal düz tarih kitapların atladığı birşey var; insanların açıları yoktur hep rakamlar vardır. Ertesi gün çekip gitmek zorunda bırakılıyorsunuz. Ve bu bir daha dönmemek üzere yapılıyor. O insanların durumunu bir düşünün. Birden varlıktan yokluğa nasıl düştüklerini bir hayal edin. Asırlar boyu o coğrafyada yaşayan insanların sosyo-kültürel ve ekonomik durumları değişiyor. Göç hadisesini yeteri kadar anladığımız kanaatinde değilim.
"ARADAN 90 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN HALA TÜRKÇE KONUŞUYORLAR”
Bir de işin diğer boyutu var. Rumlarla konuşuyoruz. Nasıl konuşuyorsunuz diyeceksiniz, onlar Türkçe biliyorlar. Anadolu’dan giden Rum göçmenlerin çoğu hala Türkçe biliyor ve konuşuyorlar. Bu da çok çarpıcı birşey. Anadolu Türkçesi konuşuyorlar. Hangi bölgeden gittiyseler o bölgenin ağzıyla konuşuyorlar. İnanılmaz birşey.
Şunu anlamaya çalıştım; tamam bizim dedelerimiz acı çekmiş ama bir de karşı taraf var. Acı çeken sadece sen değilsin. Selimpaşa’dan, Silivri’den giden Rumları buldum. İkinci kitap çalışmamda bizim bölgemizi, biraz daha yakın plana alacağım.”
Liseli öğrenciler, Mübadele sırasında yaşananlarla ilgili merak ettikleri soruların cevaplarını aldılar.
"BİRİLERİN ACILARINA DOKUNABİLİYORSAK ASIL ÖNEMLİ OLAN BU”
Daha sonra 3. Şiir kitabı "Sevgiye Durmak”a yoğunlaşıldı. Öğrencilere şiirler de okuyan İhsan Tevfik, bu ebedi tür hakkında önemli bilgileri burada da yeniledi. "Birilerin acılarına dokunabiliyorsak asıl önemli bu” diyen Tevfik, şiire ilgisi olan öğrencilerin kendisinden yardım alabileceğini söyledi.
"BU KASABANIN AHMET ERHAN’A VEFA BORCU VARDI”
Kaybettiği çok yakın dostu Şair Ahmet Erhan’ı da soran öğrencilere, İhsan Tevfik detaylı bilgiler verdi. Erhan’ın Silivri yıllarından, burada yarattığı eserlerinden, adına açılan parktan söz ederek şöyle konuştu: "Bu kasabanın Ahmet Erhan’a vefa borcunu olduğunu düşünüyordum. Bunu ödemiş olduk. Bir kadir kıymet çabasıydı.”
Edebiyat ve yazarlar hakkında birçok konunun ele alındığı söyleşi, kitapların imzalanmasıyla son buldu. İhsan Tevfik’e teşekkür çiçeği sunuldu.
Renginar M.Sali






