Akörenli çiftçiler dertli!

Akörenli çiftçiler dertli!

30.03.2013 11:41:40
Hürhaber Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Uygun köylerin sorunlarını ve ihtiyaçlarını gündeme getirmeye, yaptığı haftalık köy turlarıyla devam ediyor. Son ziyaretini Akören’e gerçekleştiren Uygun, aciliyeti olan ihtiyaçları sordu. Yakın zamanda çıkan Büyükşehir yasasıyla birlikte belediyeye bağlanacak olan köylerde kafalar karışık. Özellikle geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar hayvanlarını köy içerisinde bulunduramayacakları konusunda oldukça endişeli. Çiftçinin de hali içler acısı, mazot ve gübre fiyatlarının yüksekliğinden dert yanarken, AK Parti hükümeti öncesinde daha rahat olduklarını vurguladılar.
Tarım, hayvancılık ve köyün diğer sorunları hakkında görüşlerini aldığımız köy halkı düşüncelerini şu ifadelerle paylaştı:

"DOĞALGAZ İNŞALLAH GELİR”
Mustafa Çıra: Köyümüzde şuan her hangi bir faaliyet yok. Doğalgaz yapılacağı söyleniyor, inşallah olur.

"SÖZ VERİLİYOR BİR ŞEY YAPILMIYOR”
Recep Demir: 10 yıldır bir şey ellenmiyor. Vekiller, başkanlar gelip söz veriyorlar ama yapılan bir şey yok. Hayvancılığı da bitirdiler.

"MİLLETİN CEBİNDE PARA YOK”
Rafet Çorak: Akşam saat 8 olduğunda kahveler kapanıyor, eskiden jandarma gelip kovuyordu 12-1’lerde. Şimdi milletin cebinde para yok ki. Mecbur evine gidiyor.

"ZAM İSTEMİYORUM FİYATLAR SABİT DURSUN”
Cemalettin Kıvılcım: Emekli maaşıyla zor geçiniyorum. Devletten zam falan istemiyorum, sadece her şey aynı dursun. Sabit tutsun, akşam aldığımı sabah alamıyorum.

"GEÇİNMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Sebahattin Kıvılcım: Çiftçilikle uğraşıyorum, geçinmeye çalışıyoruz.

"İMAR YOK, İNŞAAT YAPAMIYORUZ”
Ali Kurudere: Burası mahalle olsa ne olacak, yapı yapamıyoruz, inşaat yok. 5-10 senedir böyle.

"MAHALLE OLUNCA SIKINTI OLACAK”
Mehmet Karaca: Hayvancılığı 10 sene önce bıraktım. Çiftçilikle uğraşıyoruz mecburen. Mahalle olunca sıkıntılar olacak ama ne yapalım ‘şeriatın kestiği parmak acımaz’ derler. Acı da olsa katlanacağız. Alt yapımız, suyumuz falan var pek bir eksiğimiz yok. Ulaşımımız da rahat.

"İMARA AÇMASINLAR”
Mehmet Tatlısöz: Mahalle olmanın bize zararı olacak. İmara açılacak, zaten her taraf tel örgü, tarlaya, bağa gidemiyorsun… Erken bir karar oldu, imara açmamalarını istiyoruz. AK Parti İlçe Başkanı Metin Karakaş’a da bunu duyurmak istiyorum.

"İMARA AÇSINLAR”
Gürkan Kepçeli: Ufak bir inşaat yapmaya kalkıyorsun yasak deniyor. İnşallah imara açılır. Bazı yanlışlar da var. Mesela bizim köye ta İBB’den çalışanlar geliyor. Bize hizmet ediyorlar belki ama o kadar insanın burada çalışması çok yanlış. Buradan adam çalıştırsalar en azından iki kişi evine ekmek götürür. Köyümüzde öyle büyük bir eksiklik yok. Ben doğalgazın gelmesini çok istiyorum. Çünkü artık eskisi gibi orman yok, kısıtlı. Doğalgazın gelmesi belki artı bir külfet olacak ama yine de gelsin. Kömür de odun da pahalı doğalgaz en azından temiz olur. UCZ marketleri de açıldı etkiledi bizi. Bizim biraz da hayvanımız var çiftçilik yapmasam sadece bakkalla geçinemem.

"BELEDİYENİN HİZMET VERMESİ GÜZEL OLACAK”
Osman Kepçeli: Mahalle olmamız bir yandan kötü bir yandan da iyi olacak. Kötü tarafı hayvancılığı kaldıracaklar, iyisi de düzen olacak, belediye hizmet verecek.

"CAMİNİN ÖNÜNE DURAK YAPILSIN”
Abdullah Cemal Çorak: Yeni Mahalle’de caminin önünde köyümüzün minibüs durağı yok. Belediye Başkanımızdan bunun için ricada bulunuyoruz hem buradaki (caminin önündeki havuz) çirkin görüntü kalkar hem de insanların işine yarayacak bir hizmet gelmiş olur. Hayvan gübresini ve çöplerimizi atmak için köyün çıkışında bir yerimiz var fakat bir giriş çıkış lazım. Bir de bozuk yollarımız var, onlarla da ilgilenilmesi gerekiyor. Bir de köy yerleri var belediyeye geçen, bu kullanılan yerler kiralansın, boş boş durmasın, muhtarlığın bir geliri olsun.

"MUHTAR BU SENE HİÇ ÇALIŞMADI”
Ali Çalı: Burada su yolu var. Bütün hayvan gübreleri su yolunun üzerine atılıyor. Bu yüzden şikayetçiyim. Bir kanal tıkandı hepsi dışarı akıyor kanalizasyonun. Kimsenin ilgilendiği yok, muhtarımız bu sene hiç çalışmadı.

"KÖYDE BAKIM YOK”
İlhami Güneyli: Diyarbakır’dan geldim 5 senedir burada güvenlik olarak çalışıyorum. Köy hayatı güzel ama bakım yok. Yolları iyi değil, su borusu patlıyor 10-15 gün sonra geliyor, bütün sular boşa akıyor. Yollar da aynı, kar yağdığında küreyince bütün kaldırım taşlarını kaldırıp atıyor. Sonra da ilgilenen yok, bakan yok, çekiyoruz burada. Muhtar da ilgilenmiyor demek ki.

"RANT İÇİN KÖYLERİ BÜYÜKŞEHRE BAĞLADILAR”
Recep Yavuz: Büyükşehrin hiçbir şeyinden memnun değilim. Niye bağladılar onu da söyleyeyim; İstanbul’da arazi bitti, toprak bitti köylere indiler. Köydeki Hazine yerlerine el koyup oradan rant elde etmek için, yoksa kimsenin vatandaşı düşündüğü falan yok. Benim kanaatim bu. Ben ziraatçıyım, bugün ovadaki arazinin tarımsal değeri, her ne kadar emlak değeri 30-40 bin liradan gidiyorsa dekarı, zirai değeri bunun 5’te 1’i kadardır. Hükümet 2\B’nin 8- 10 bin lira dekar ücretini belirlemiş. Orman köylüsünün zaten nefesi kokuyor, mümkün değil bunu alması. Düşük olması lazım. Emeğimizi gasp ediyorlar. Bu iktidar iş başına geldiğinde ‘bunlar başımızdan gidene kadar beni kabul edecek bir ülke bulsam’ demiştim. Geçmişle günümüzü mukayese ettiğimiz zaman, 20 baş hayvan bakan, 2 başa düştü, o da evdeki süt ihtiyacını karşılamak için. Cumhuriyet tarihinde bu memleketin saman ithal ettiği vaki midir? Her türlü tarım ürününde kendine yeten ülkelerdendi. Şimdi ne oldu? Her şey dışardan. Bu kolaylığı da Özal yaptı, gümrük duvarlarını indirmek suretiyle. Sözüm ona buna serbest piyasa ekonomisi diyorlar ama gerçek serbest piyasa ekonomisinde fiyatlar aşağıya iner. Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin karşısında bu serbest piyasa ekonomisinde dibe vururlar. Çünkü onlar her konuda ileri oldukları için maliyetleri daha aşağı düşürürler. Çiftçi için söylüyorum Amerika’da, mazot ve akaryakıtta sübvansiyon yüzde 40. Bizim çiftçiye var mı böyle bir şey? O dünyaya hükmediyor gelişmişlikte biz neredeyiz? Gidişatımız iyi değil. Ben artık kendi adıma üzülmüyorum, çocuklarım, torunlarım, onlar da sonra gelecek olan kuşaklar bir gün diyecekler ki: ‘Niye ülkemize sahip çıkmadınız, neden ona buna peşkeş çektiniz?’ Hiçbir zaman için askeri yönetimi sivil yönetime tercih etmem. Benim demokrasi anlayışım bu.

"ÇİFTÇİNİN MASRAFI ÇOK, MAZOT PAHALI”
Hasan Kepçeli: Çiftçilik ve hayvancılığın en iyi dönemi 1981-82’lerden 2000’lere kadar olan dönemdi. En az 2-3 bin hayvan vardı bu köyde. Ama o günkü şartlar çok başkaydı. Bir aylık süt yemini, bir haftalık süt parasıyla biz ödüyorduk. Şimdi üç haftada bunu zor ödüyoruz, bir hafta bize kalıyor. Onunla da insan harcını borcunu mu versin, diğer ihtiyaçlarını mı görsün? Şimdi ihtiyaçlar da eskisi gibi değil, 20 sene önceki ihtiyaçlarla bugünküler birbirini hiç tutmuyor. Belediyeden bir şikayetimiz yok, nispeten memnunuz. Siyasiler çıkıp şöyle böyle diyorlar ama insanı düşündüren bir tablo var ortada. 20 sene önce mazot 1 lira 15 kuruştu, bugün de 4,5 lira. Bir kilo buğdayla bir litre mazot aldığımızı biliyoruz biz. Bugün çiftçinin durumu sırf bu yüzden kötü. Zirai ilaçlar da çok pahalı. Çiftçinin masrafı çok, dengeli değil. 4 kilo süt veriyorsun 1 litre mazot alıyorsun.

"DEVLET DESTEKLEMELERİ YÜKSEK TUTMALI”
Enver Bölük: Burası tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir köy, mahalle oldu şimdi bildiğimiz kadarıyla. Asıl sıkıntımız hayvancılıkla ilgili, girdiler çok pahalı, mazot, gübre… Bundan 5-10 sene önceki gidişatımızla şimdiki çok geride. Çalışmalarımız ve üretim daha fazlalaştığı halde kendimiz geri düşüyoruz. Çıkarttığımız ürün para etmiyor. Devletin hayvancılığa bir çözüm bulması, desteklemeleri yüksek tutması lazım. Mazot çok pahalı, millet işini rahat göremiyor, tarlasını toprağını işleyemiyor. Bunlar makul bir seviyeye çekilsin de çiftçi rahat bir nefes alsın, heves etsin tekrar üretsin. Eskiden bu köyde her ağırda 10-15 hayvan varken, şimdi yarıdan çoğunda hiç yok, ötekilerde de bakabileceği kadar var. Şimdi mahalle olduk ‘2017’ye kadar bir şey yok ama sonra hayvanlar dışarı çıkacak’ diyorlarmış. Buna bir teşvik lazım. Bunu devlet mi, millet mi yapar bilmiyorum. Hepten hayvancılık kaldırılırsa bu sefer bu kadar insana iş lazım. Kim nerede çalışacak, istihdam nasıl sağlanacak? Hayvancılık biterse bu sefer de üretim olmaz. O zaman bu insanlar ne yer ne içerler? Hep ithal mi olacak her şey? Doğuda da batıda da bu hayvancılık büyük sorun. Bunun çözülmesi lazım. Silivri Belediyesi elinden geldiği kadar çalışmaları yapıyor. Yollar ve kanalizasyon gibi ufak tefek sıkıntılar olsa da yapılıyor.

"YEM PAHALI”
Hicret Canbazoğlu: Çiftçilik yapıyorum, durumlar berbat. Yem pahalı, et, süt para etmiyor.

"BELEDİYE BİZİMLE İLGİLENMİYOR”
İlhan Yeni: Üst yollar çok kötü. Belediye bizimle ilgilenmiyor. Ara yollara kanalizasyon döşenecek deniyor bir şey demiyoruz, ama üst yolların yapılması lazım.

"10 SENE ÖNCE DAHA İYİYDİ”
Mehmet Bekir Sözer: Köyde hayat pahalandı. Verdiğim aldığımı ödemiyor, bundan 10 sene evvel daha iyiydi. Mazot 5 lirayı geçti. Benim 100 dekar yer ekmem için en az 500 litre mazot almam lazım, bütün dünya ekonomisi mazota bağlı. Bankaya gidip kredi almaya kalksam 70 yaşını geçtiğim için vermiyor. Bugünkü hükümetin o zaman 70 yaşını geçmiş insana yok etme uygulaması lazım. Ben gidip bin lira bile kredi alamıyorum. Benim gibi yaşlı insanların yaşama hakkı hiç kalmıyor.

"KENDİ KENDİMİZE YETEN BİR ÜLKEYDİK, KENDİ KENDİMİZİ YİYEN HALE GELDİK”
Seracettin Korucuoğlu: Buraya gelen milletvekillerine ‘Siz buraya bizi nasıl mahvettiğinizi görmeye mi geldiniz yoksa sorunlarımıza çare bulmaya mı geldiniz?’ dedim. Köylü çiftçilik yapar, tarımla ve hayvancılıkla uğraşır. Türk çiftçinin ne yiyip içtiğinin, bu ürünleri nasıl ortaya çıkardığının hesabını hiç yapıyorlar mı? Yapmıyorlar. Tarlalarımızı satıp, vatandaşı beslemeye uğraşıyoruz, artık tarlamız da kalmadı. Türkiye’deki vatandaşlar aç kalacaklar. Amaçları ne bunların, intikam mı alıyorlar bizden. Bir kilo buğdayın maliyeti bize 880 lira biz bu sene 650 liraya verdik buğdayı. Burada borcunu ödeyebilen kimse yok. Dışarıdan buğday da getirdik, sarımsak da, saman da getirdik ne kaldı ithal edilmeyen? Biz kendi kendimize yeten bir ülkeydik. Şimdi kendi kendimizi yiyen bir ülke olduk. Bugün kitlenin en çalışkan grubu çiftçi biz de karnımızı doyurmayı hak ediyoruz. Eskiden Toprak Mahsulleri Ofisi diye bir kuruluşumuz vardı, o bize sahip çıkıyordu. Toprak Mahsulleri Ofisinde ürünlerin fiyatları satışlarından önce açıklanır, ona göre alım yapar ve tüccarlar da takip edip ona göre fiyat verirlerdi. Şimdi devletin fiyat açıkladığı yok. 3-4 tüccara Trakya peşkeş çekildi, ben böyle düşünüyorum. Gelen milletvekillerine de aynı bunları söyledim. Buğday fiyatlarını buğday bittikten sonra açıklanıyor. Perişan haldeyiz. Köyümüzde alt yapımız yok, 5-6 senedir imar planları çıkmadı bu sefer imar izni verilmiyor. Tavukçuluk bitti, kümes yapamıyorsun. Bu en büyük olayımız.
Silivri Belediyesi’ne Özcan Işıklar’ı can-ı gönülden getirdik ama biraz sahipsiz gibi kaldık.

"TÜRKİYE ARTIK KENDİNE YETEMİYOR”
Ceyhan Çelik: İktidar ve hükümet kararlar alıyorlar ama şuanda köylünün ve üreticinin bazında bakıldığı zaman, köylünün sanki, çocuğu, yaşamı yok, düğünü derneği olmayacakmış gibi bir gelir dağılımı var. Bu insanlar karın güneşte erimesi gibi bitiyorlar. İnsanların gelir boyutuna baktığın zaman bir de o kadar bir kaybı var. Artık dünyada savaşlar bitti, ekonomik olarak bir mücadele var. İnsan eğer çalıştığı işten psikolojik olarak soğutulursa millet ve toplum üretmez, üretmeyen toplum da gelecek ummaz bu sebepten dolayı da verimsiz bir tabaka ve kitle oluşturursun. Şuanda et ve saman ithal eden bir ülke konumundayız, bunların sebepleri yıllar öncesinden alınmış olsaydı, şuan düşünün İsrail ufacık ama dünyaya tohum, yem, et satan bir ülke. Diyorsunuz ki ‘İsrail’in neyi var?’. Türkiye maalesef şuan kendine yetemeyen, acınacak durumda olan bir ülke.

"MAZOT PAHALI, EKEMİYORUZ”
Fahri Erol: Geçim çok zor. Hayat şartları çok pahalı. Mazot pahalı, ekemiyoruz.

"DERNEK İÇİN BELEDİYEDEN YER İSTİYORUZ”
Mustafa Tonta: Yollar çamur içinde. Avcılar Derneği için belediyeden bir yer rica ediyoruz.
Esra TATAR

YORUM YAP