Günaydın: Köylünün refahını köyde sağlamak zorundayız

Günaydın: Köylünün refahını köyde sağlamak zorundayız

19.05.2020 13:32:05

CHP İlçe Başkanı Berker Esen'in moderatörlüğünde CHP Meclis Üyeleri aynı zamanda bölgemiz çiftçilerinden Melih Yıldız ve Ersin Taşkın, İBB Tarım Projelerini yöneten İSYON Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gökhan Günaydın ile bir araya geldikleri canlı yayında bölgemizi de kapsayan fide desteği çalışmasını değerlendirdiler.

CHP İlçe Başkanı Berker Esen, CHP İBB Belediye Meclis Üyesi Melih Yıldız ve CHP Belediye Meclis Üyesi aynı zamanda Trakya Birlik Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Taşkın'ın,  14 Mayıs Çiftçiler Günü'nde İstanbul Yönetim Yenileme AŞ (İSYON) Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gökhan Günaydın ile Bölgemizde Tarımsal Üretim ve Gıda konulu söyleşisinde İBB'nin çiftçilere yönelik teşvikleri de değerlendirildi.

Berker Esen, “Üreticilerimize bu katma değeri getirmemiz, büyük bütçeli kaynak yaratmamız çok önemli. Bir soru geldi: İBB olarak genç çiftçilerimize yönelik bir proje var mı?” diye sordu ve sözü Gökhan Günaydın'a bıraktı.

GÜNAYDIN: KENTLERİ DAHA YAŞANABİLİR KILMAK İÇİN KÖYDEN GÖÇÜ ENGELLEMELİYİZ

Gökhan Günaydın şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye'de ortalama üretici yaşı 55. Ki istatistik biraz daha iyi tutulsa bu yaşın daha da ileri olduğunu düşünüyorum. Köyler boşalıyor. Büyük kentlerde memuriyet yapıp oralarda geçinme zorluğu çeken insanlar, köylere geri dönüyorlar. Bunlar ekmek üretmiyor, köy bakkalından alıyorlar. Kırsal alanda yaşıyor ama üretim yapmıyorlar. Halbuki kentleri daha yaşanabilir kılmak için köyden göçü engellemeliyiz. Bunu zorla yapmayacağız, kentlere vergi koymayacağız ama köylünün refahını köyde sağlamak zorundayız. Baba mesleği çiftçilik olanlar, babanın yıllarca alnındaki çizgilerin derinleştiğini, ellerindeki nasırların arttığını, buna rağmen cebinde paranın da olmadığını gördükçe ‘burada bana hayat yok' diyor ve büyük kentlere göç ediyor.

“BİZ ÇİFTÇİLİĞE ÖZENDİRECEĞİZ”

Biz çiftçiliğe özendireceğiz. Köyde üretimi ucuzlatmak, girdi desteği sağlamak, onun ürünlerine alıcı olmak. Böylece köyde çalışanın rahat para kazanabileceği ortamı sağlayacağız. Genci bu şekilde köye çekeceğiz. Temel proje bu. Hem süt, hem sebze hem diğer projelerimiz, köylümüzün kırsal alanda para kazanmasını sağlamaya yönelik. Genç çiftçilerimizi bu projeler üzerinden destekliyoruz. Önümüzdeki yıllarda özellikle gençlerimize ve kadınlarımıza yönelik projeler oluşturacağız. Bunların içerisinde arıcılık, küçük baş hayvan besiciliği, bazı gıda sanayi yatırımları söz konusu.”

“TARIMIN GENEL SORUNLARI VAR AMA KORONA VİRÜSÜ BUNLARI DAHA DA ARTTIRDI”

Berber Esen'in, “Birçok ilçemize fide desteğinde bulunuldu. Proje hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz? Devamında ne olacak? Üretilecek ürünlerin çiftçinin elinde kalması söz konusu mu?” sorusuna Gökhan Günaydın şu şekilde yanıt verdi: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, neden bu işe böyle alelacele girişti? Tarımın genel sorunları var ama Korona virüsü bunları daha da arttırdı. 20 Yaş altı ve 65 Yaş üstü insanlar uzun süre dışarı çıkamıyor. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Salgının ekonomiye çok önemli bir etkisi oldu. Dolar çok yakın bir tarihte 6 liraydı, şimdi 7.1 liradan bahsediyoruz. Türkiye'nin yemi, gübresi, ilacı neye bağlı? Maalesef bunlarda önemli ölçüde ithalatçıyız. Zaten dolar 1 arttıysa, piyasa 1.5 zam yapıyor maşallah. Dolayısıyla üretici daha da büyük zorluk çekiyor. Biz bir proje başlatarak çiftçi kayıt sistemine dahil olan ya da alanı işlediği bilinen kişilerle, köylerde toplantılar yaparak talepleri topladık. Bu talepler doğrultusunda kabaca 3.5 milyon civarında fide dağıtacağız. Tabi bu bizim ilk dönemimiz, İstanbul çiftçisinin de gerek alt yapı, gerek teknik açısından nerede olduğunu da gözlemlememiz lazımdı. Onun için fazla dağılmadan bunu beş ana üründe topladık; domates, biber, patlıcan, karpuz olsun dedik. Bir aşılı karpuz fidesi 2.5 TL. Bir dekara 350-400 karpuz fidesi gider. Dönüm başına en az 1000 liralık fide desteği anlamına geliyor. Biz bu 3.5 milyon fideyi hala İstanbul'da dağıtıyoruz. 21-22 Mayıs gibi dağıtımlar tamamlanacak. Bir tek fide şikayeti almadım çünkü bu çalışmanın altında aylarca çalışarak Adana, Antalya, Mersin'den en iyi fidelerin buralara gelmesini sağladık. 

“ÇİFTÇİLERİN GERİ DÖNÜŞLERİ GÜZELDİ”

Dün bir tanıtım vardı. İBB TV yapılan çekimleri döndürmeye başladı. Siyaset bu samimiyetle yapılırsa bir anlamı var. Özellikle kadın çiftçilerin, “Allah razı olsun, salgın nedeniyle cebimizde para kalmamıştı, bize can suyu verdiniz, ekmek verdiniz” demesi gözlerimi yaşarttı. Onların geri dönüşleri güzeldi.

“İSTANBULLU GİDİP BU ÜRÜNLERİ TARLASINDAN SATIN ALACAK”

Peki, ne yapacağız? Bu ürünlerin Adana ve Antalya'da bir ortalama verimleri var. Biz onların aşağısında olacağımızı düşünüyoruz. İnşallah yanılırım da çok daha yüksek olur. O durumda dahi elimizde on binlerce ton domates, salata, biber, patlıcan, karpuz olacak. Eğer İstanbul'a yarım saatlik mesafede bu kadar kaliteli ürünler yetiştiriliyorken 16 milyonluk kent, Silivri ve Çatalca'da, Pendik'te, Beykoz'da, Arnavutköy'de üretilen ürünleri tüketmeyecek de Antalya'dan, Adana'dan gelen ürünleri mi tüketecek? İstanbullu arabasına atlayıp, yarım saat mesafedeki yere giderek bu ürünleri tarlasından, parasını ödemek koşuluyla satın alacak.

“KİMSENİN ÜRÜNÜ TARLADA KALMAYACAK”

Çiftçiyi ezdirmeyeceğiz. Süpermarketlere, uygun bir fiyat üzerinden ürünlerini çiftçiden almalarını söylüyoruz. Onları oralardan mal almaya ikna edeceğiz.

Halde 700-800 komisyoncu var. Biz bu ürünleri bu komisyoncular üzerinden de pazarlayacağız. Diyelim ki hiç biri olmadı, biz onları hal fiyatları üzerinden de alacağız. Kimsenin ürünü tarlasında kalmayacak. Spesifik ürün olarak çok daha yüksek fiyattan satabileceklerine dair inancım tam.”

Renginar SALİ

YORUM YAP