Silivri Ziraat Odası Başkanı Rıdvan Gümüşoğlu ve Arnavutköy Ziraat Odası Başkanı Halil Şenel, yüksek ecrimisil fiyatlarını değerlendirerek, hükümetin tarım politikasını eleştirdi. 'Hükümet vatandaşın Hazine arazilerini terk etmesini istiyor' şeklinde bir tespitte bulunan Gümüşoğlu ve Şenel, Ankara'ya giderek Bakanlık yetkililerini uyaracaklarını açıkladı.
GÜMÜŞOĞLU: KAFALARINA GÖRE
ÜCRET TESPİT EDİYORLAR
Ziraat Odası Başkanı Rıdvan Gümüşoğlu yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Hükümetin yanlış politikaları sonucunda ilçelerdeki Milli Emlak Müdürlükleri kaldırıldı. Silivri, Çatalca, Arnavutköy ve Şile'nin Milli Emlak Müdürlükleri merkeze alındı. Daha evvel ilçemizde Milli Emlak Müdürlüğü varken Hazine arazisini kiraya vermek veya ecrimisil talep etmek için bizlerden fiyat sorarlar ona göre vatandaşa uygulanırdı. Şimdi merkeze alındığı için ne bize soruyorlar, ne de başka bir yere, kendi kafalarına göre ücret tespit ediyorlar. Haliyle hükümetin maddiyata ihtiyacı olduğu için onlar da ona ayak uydurup yüksek rakamlarda vatandaştan ücret istiyorlar. Bir dönüme 20 lira ecrimisil istenirken şimdi 80-100 lira gibi yüksek rakamlar isteniyor. Tarım arazisi, arsa veya başka şekilde kullanılan bir arazi ayrımı yapmadan ecrimisil tespit edip uyguluyorlar. Tarım arazisi ile bir fabrikanın işgal ettiği hazine arazisi bir olur mu? Mümkün değil. Aksilik de ecrimisil yolu ile ekilen Hazine arazilerinde devlet ürün primlerini ödemiyor. Hâlbuki kira ile ecrimisil arasında ne fark var? Ecrimisil de benim o araziyi işgal edip ektiğimi gösteriyor. Kira da öyle, kiraya verilmesini istediğimiz zaman bir sürü mazeret öne sürülüyor. O da yapılmıyor. Kolaylık olan ecrimisil yoluna gidiliyor. Prim alamadığı için çiftçinin karı az oluyor. O rakamın en azından iki mislini cebinden eklese bu ecrimisili karşılayamayacak. Onun için hepsi perişan.
"DAVA MEVZU OLURSA BİR İKİ
SENEDEN BİR SONUÇ ÇAKMAZ"
Telefonla soruyoruz, 'Değişmesi mümkün değil' derler. İtiraz yönüyle de bir şeyin değişebileceğini tahmin etmiyoruz ama belki olabilir. Olmazsa dava mevzu olacak. Dava mevzu olursa, yalnız Silivri'de 500-600 kişi var. Diğer ilçeler de aynı şekilde İdare Mahkeme'ye yüklenecek. Hem mahkemeyi şaşırtacaklar, iş yükü binecek kafalarına dolayısıyla bir iki senede bir sonuç çıkmaz. Düzeltin diyoruz. Bakalım halledebilecekler mi? İşin başındakiler aşağıdaki uygulamanın nasıl olduğunu bilmeyen kişiler. Yaptıkların uygulamanın içinden çıkılmıyor.
"ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA
ANKARA'DAYIZ"
Önümüzdeki hafta Ankara'ya gideceğiz. Bakanlıkta bir görüşme yapacağız, bakalım onlar ne cevap verecek. Daha evvel Arnavutköy'de aynı sıkıntılarla uğraşmışlar. Dava mevzu olmuş, hepsi dava açmış. Biz dava açmaya kalksak, Danamandra, Sayalar, Çayırdere, üç köyümüzde hiç tapu yok. Hepsi Hazine arazisi, hepsinden ecrimisil talep ediliyor. Ecrimisil talep edilen kişi sayısı bizde çok fazla. Vatandaş 'Ben bunu nasıl ödeyeceğim?' diye kıvranıp duruyor.
"VATANDAŞIN ARAZİLERİ TERK
ETMESİNİ İSTİYORLAR"
'Bırakın' diyorlar, zaten istenen o. Vatandaşın araziyi terk etmesini istiyorlar. Hazine yerleri cazip geliyor. Bu yerler üzerinde neler düşünülüyorsa? Vatandaş da orayı terk etti mi rahatlıkla uygulayabilecekler."
ŞENEL: ESAS HİKAYE ECRİMİSİL
ALMAK DEĞİL VATANDAŞA
YERLERİ BOŞALTTIRMAK
Aynı sorunu yaşadıklarını belirten Arnavutköy Ziraat Odası Başkanı Halil Şenel yaşananları şöyle değerlendirdi: "Burada esas hikâye ecrimisil almak değil vatandaşa yerleri boşalttırmaktır. Bunlar hepsi bir plan parçası. İstanbul Büyükşehir Belediyesi hudutlarını Tekirdağ sınırlarına, öbür taraftan da Gebze sınırlarına kadar dayadı. 2007 Nazım İmar Planında da bütün bölgedeki yeşil alan kıstası yapıldı. Eskiden merkezde olan Büyükşehir yetki alanı sınırlara kadar dayandı. Hükümetin düşüncesi nedir bilmiyoruz ama iyi şeyler yapalım derken vatandaş mağdur ediliyor. Buradaki hikâye, imar planındaki yeşil alanın miktarını arttırmak. Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı bir plandır. O, planda Tem otoyolunun Kuzey'indeki alanı olduğu gibi tarıma, yoğunluğu da aşağıya çekmek. Yoğunluğu aşağıya çekiyorsun ama öbür tarafta yeşil ve su alanları kurtarıyorum derken de birim alanından alınan ürünü düşünmüyor, 'benim için para önemli değil' diyor, tarım yapacak adam Doğu'ya gitsin diyor. Hâlbuki İstanbul çok büyük bir tarım alanına sahip. Burada organik tarımı teşvik edeceğim derken devletin malına el koyup da kullananlar varsa ben buranın değerini daha yüksek göstererek ellerinden geri alayım diyor. Hikaye bundan ibaret.
"ORGANİK TARIM TAAHHÜDÜ
KARŞILIĞINDA KÜÇÜK ÜCRETLE
KİRALAMA YAPILABİLİR"
Halbuki ecrimisille arttıracaklarına diyebilirler ki, 'Her kim ki Hazine arazisini elinde bulunduruyor ise onların organik tarım yapmaları taahhüdünü vermek koşuluyla biz küçük bir ücretle kiralama yapabiliriz' dese, hem vatandaştaki tepki azalır, hem hükümet çok daha rahat bir şekilde çalışmalarını sürdürür.
"AB'DEN
GELEN
KORKUNÇ
RAKKAMLAR
İLGİLİLERE ULAŞMIYOR"
Zaten Avrupa Birliği'nden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne korkunç rakamlar geldi. Bu rakamlar Ziraat Odaları ve hatta Tarım Kuruluşları vasıtasıyla ilgililere ulaşmıyor. Büyükşehirlerin elinde kalıyor. Bu olay sadece İstanbul'da var. Ankara veya İzmir'de bu hadise yok. 'Hazine arazileri elimize geçsin, daha sonra değerlememizi ona göre yaparız' zihniyeti var diye düşünüyorum. Burada da mağdur olan çiftçiler.
"SOSYAL HUKUK DEVLETİNDE
KİŞİLERİN TASARRUF VE
MÜLKİYET HAKLARINI
KISITLAMAK YANLIŞ"
Zaten bir imar planı yapılmış. Tarım alanlarında hisseli satışlar durdurulmuş. Arazi bölünmesin diye sadece hissedarına satabiliyorsun. Bu güzel bir düşünce. Ama benim hissedarım 10 liralık malıma 1 lira verirse ben de sadece ona satmak mecburiyetinde kalırsam o malın tasarrufundan ne anlam çıkar? O, da yanlış bir düşünce diye düşünüyoruz. Onu öyle yapacağınıza, toplulaştırmada devlet olarak gider 'ben burayı kamulaştırıyorum' dersiniz bedelini ödersiniz, kim bu çiftçiliği yapmak istiyor diye ihalesini açarsınız. O ilgiliye dersiniz ki, 'ben burayı kamulaştırırım, burası 3. Şahıslara satılamaz, başka yere kiraya verilemez. Sadece ve sadece sen burada tarım yapacaksan ben sana teşvik babında bunu veririm.' demeleri gerekir diye düşünüyorum. Ama siz kişilerin tasarruf ve mülkiyet haklarını kısıtlıyorsunuz. Olmaz. Sosyal Hukuk devletinde bunu yapmak yanlış.
"YURT DIŞINDAKİ
TARIM POLİTİKASINI
BURDA UYGULAYAMAYIZ"
Hükümet belki bunun çok daha iyisini düşünüyor ama biz ne Fransa, ne İngiltere, ne de İsviçre'yiz. Orada uygulanan tarım politikasını biz burada uygulamaya kalktığımız halde işte bu sorunlar çıkıyor. Bunları, bunları yapacağım diye AB'ye deklare etmişsin. İyi de sen Doğu'da bir metre tapusu olmayan adamla İstanbul'da tapulu mülkiyeti olan insanları karıştırıyorsun. Tapusu olmadığı halde oradaki adam teşvik alıyor, benim buradaki tapulu vatandaşım destekleme almaktan yoksun.
"ZİRAAT ODALARI
OLARAK İLGİLİLERİ
UYARMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Biz de Ziraat Odaları olarak elimizden geldiğince ilgilileri uyarmaya çalışıyoruz. Ama biz de bir yere kadar gidebiliyoruz. Çiftçilerimize karşı üzerimize düşen görevi yapmaya çalışacağız. İstanbul İl Koordinasyon Kurul Başkanı Rıdvan Gümüşoğlu, kendisi bizi yönlendirir. Eksik bildiklerimizi anlatır."
Renginar M. SALİ






