Yıldırım: Halk Kendi Kararını Versin

Yıldırım: Halk Kendi Kararını Versin

30.08.2010 10:33:03

 

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Çarşamba günü ziyaret ettiği Silivri’de teşkilat mensupları, muhtarlar ve sivil toplum kuruluş temsilcileriyle toplantıda bir araya geldi. Yıldırım teşkilat merkezindeki toplantının ardından çarşı esnafını ziyaret etti ve limanda incelemelerde bulundu. 

AKP İlçe Merkezi’nde yapılan toplantıda konuşan Ulaştırma Bakanı, iktidarları boyunca Bakanlık olarak yaptıkları yatırımları değerlendirdi, Silivri ile ilgili projelerini anlattı ve Anayasa Değişikliği paketine değindi. 

AKP İlçe Başkanı Metin Karakaş, bir açılış konuşması yaparak 8 yıllık AK Parti hükümeti döneminde ve özellikle bölgemizde çok ciddi hizmetlere imzalar atıldığını Silivri Limanının kirlilik sorununu Bakan Yıldırım’a ilettiklerinde hemen temizletildiğini anlattı ve Silivri halkı adına kendisine teşekkür etti.

 

SİLİVRİ İLE İLGİLİ ULAŞIM PROJELERİ

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, teşkilat mensuplarına seslenerek yaptığı konuşmada şunları söyledi: “İlçe Başkanımızın da dediği gibi Silivri’de liman sahasındaki atıkları temizledik ancak limanın tamiri ile ilgili devam eden sorunlarımız oldu. Daha sonraki yıllarda onun da ihalesi yapıldı. Sanıyorum 500 Bin TL bir parayı bölgeye gönderdik. Bu günlerde de onun yapımına başlanacak. Yat limanı ve marina ile ilgili ihale yapmıştık. Talibi çıkmadı. Üçüncü kez şartları biraz daha iyileştirerek bu yıl içerisinde onu da gerçekleştirmiş olacağız. Deniz yatlarıyla ilgili bir programımız var.

 

3. KÖPRÜ VE BAĞLANTI YOL PROJELERİ

Diğer bir projemiz yine Silivri’yi yakından ilgilendiren 3. Köprü ve onun bağlantı yol projeleri. Bu sene içerisinde ihaleye çıkacağız. Böylece Silivri’nin İstanbul’a veya Anadolu’ya gidişte bir alternatifi daha olacak.

 

“HAVACILIKTA TÜRKİYE DÜNYADA ÇOK ÖNEMLİ BİR YERE GELDİ”

Silivri’de bir havaalanı beklentisi var. Malum Atatürk Havaalanı artık ihtiyaca cevap veremiyor. Ciddi sıkışıklık var. Biz göreve geldiğimizde burada 8 Milyon yolcu vardı. Şimdi bu sayı 25 Milyonu geçti. Türkiye’nin her yerinden artık uçak kalkıyor. Yeni yeni havaalanları yapıyoruz. Hizmet kalitemiz arttı. Havacılıkta Türkiye sadece bölgesinde değil dünyada çok önemli bir yere geldi. Türk Hava Yolları artık bir marka oldu. 59 uçağı vardı 150’ye çıktı. 78 dış noktaya uçuş yapıyordu şu anda 132 noktaya uçuş yapıyor. Türk Hava Yolları’nın Afrika, Asya, Avrupa, Uzak Doğu, Rusya gibi ülkelere uçuşu var. Kalitesi de çok şükür iyi. Avrupa’nın 5., dünyanın ise 9. büyük havayolu şirketi oldu. Tüm bunlar 5 senede gerçekleşti.

 

“HAVAALANI KONUSUNDA HENÜZ SİLİVRİ DİYEMİYORUZ”

Şimdi tabi İstanbul’un bu tarafında havaalanına ihtiyaç var. Bu bölge de seçenekler arasında. Üç yer üzerinde düşünüyoruz. Biri Silivri, diğeri Kuzey’de Karadeniz kenarı, bir de Batı tarafında bir bölge. Bunlardan bir tanesine karar vereceğiz. Silivri olursa tabi daha iyi olur. Henüz Silivri diyemiyoruz. Belli kriterler var, onlar değerlendirildikten sonra karar vereceğiz ve kararı açıklayacağız.

 

“CUMHURİYET TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ İŞLERİ TAMAMLADIK”

Diğer bir konu olan yollarla ilgili Cumhuriyet tarihinde görülmemiş işleri tamamladık. Türkiye’nin her tarafında yol var. 6 Bin 100 km devraldığımız duble yolları 12 bin 220 km’ye çıkardık. 6 Vilayetten 68 vilayeti birbirine bağladık. Bu bir rekordur. Bunların ekonomiye faydası var. Yollar yapıldı ama sürücü hatalarından dolayı kazalar devam ediyor. Kurallara da uymamız lazım. Yolların kralı olmaz, kuralı olur. Karayollarını kullanan tüm vatandaşlarımızın buna dikkat etmesini arzu ediyoruz.

 

“DEMİRYOLLARINDA ÇOK ÖNEMLİ ÇALIŞMALARIMIZ VAR”

Demiryollarında da çok önemli çalışmalarımız var. Malumunuz Avrupa’yı Asya’ya bağlayan Marmaray Projesi’ni 2013 yılında tamlayacağız. 1 Eylül’de de Yeni Kapı’dan Sirkeci’ye tünel geçiyor. Edirne’ye kadar olan hızlı tren hattını yeniden yapıyoruz.

 

“İLETİŞİMDE AVRUPA’DA 5., DÜNYADA 11. SIRADAYIZ”

Türkiye haberleşmede de çok önemli yol aldı. Hızlı internet, ADSL dediğimiz 2003 yılına kadar yoktu. 72 milyon nüfusumuzun yüzde 42’si internet kullanıyor. Cep telefonu kullanımının yüzde 100’e yaklaştı. İletişimde Türkiye’yi Afrika seviyesinden aldık Avrupa’nın 5. ülkesi yaptık. Dünyada 11. sıraya yükseldik.

 

“ULAŞTIRMA BAKANLIĞI OLARAK YATIRIMLARA 7.5 YILDA 75 KATRİLYON HARCADIK”

 7.5 yılda Ulaştırma Bakanlığı olarak yol, havayolu, liman ve haberleşme gibi yatırımlara 75 katrilyon harcadık. Dünya Bankası’nın yaptığı araştırmaya göre en hızlı büyüyen 30 ülke arasında Türkiye 2. sırada yer alıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz.

 

“ADALET TARAFINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLDİ”

Yapılan çok şey var. Bütün bunları yaparken kalkınma tarafından Cumhuriyet tarihiyle kıyaslanmayacak hamlelerin hepsini gerçekleştirdik. Adalet tarafında baktık işler biraz zayıf kalmış. Bir Anayasa değişikliği ihtiyacı doğdu. Milletimizin bize verdiği yetkiyle yapmaya çok gayret ettik. Tüm partilerle uzlaşarak değişikliği gerçekleştirmeyi istedik ama maalesef olmadı. Demokrasimiz henüz bu olgunluğa erişmedi. Referandum’a karar verildi. Şu anda kampanya devam ediyor. Anayasa değişikliğine halkoylarıyla karar verecek. Ben milletimiz için en iyisi olacağını düşünüyorum.

 

“KAMPANYALARIN HALKIMIZA BİLGİLENDİRME YÖNÜNDE YAPILMASINI İSTİYORUZ”

Anayasa değişikliği paketindeki maddeleri kimse tartışmıyor çünkü tartışıldığı zaman kimsenin itiraz edeceği bir şey çıkmayacak. Kampanyaların halkımıza bilgilendirme yönünde yapılmasını istiyoruz. Karşı oy verecekseniz de neden vereceğinizi vatandaşa açıklayın. Vatandaşın bilme hakkı var.

 

“BIRAKIN MİLLET KENDİ KARARINI VERSİN”

Paketin içeriğindeki maddeler hakkında kimse konuşmuyor. Polemik yapılan iki tane madde var; Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılılar Yüksek Kurulu’nun yapısı. Bunlarla ilgili iddiaları, “AKP kendi yandaş yargısını oluşturuyor” şeklinde. Bırakın millet kendi kararırını versin. Doğruları milletle paylaşma mecburiyetindeyiz.

“TÜRKİYE’NİN EN DEMOKRATİK ANAYASASI 1921 ANAYASASIDIR”

Anayasa vatandaşlarla yöneticiler arasında bir sözleşme, vatandaşların hak hukuklarını ve görevlerini devlete karşı tanzim eden bir belge. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. 1921 Anayasası Türkiye’nin en demokratik anayasası. Çünkü o Anayasayı Cumhuriyeti kuran başta Büyük Atatürk olmak üzere 13 milyon yurttaşımız yaptı. Orada millet iradesi vardı.  

 

“1982 MÜDAHALESİNDEN SONRA ANAYASA MAHKEMESİ ANTİDEMOKRATİK HALE GELDİ”

Ondan sonra iki darbe ve iki yeni anayasa, her darbede vatandaşların hakları biraz daha kısıldı ve 1980 ve 1982 Anayasasında bu doruğa ulaştı. 1961 Anayasası yine darbe anayasası olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını meclis seçti. Birinci görevi; meclisten çıkan yasaları denetleyip Anayasaya uygun olup olmadığına karar verir. İkinci görevi yüksek mahkeme sıfatıyla Yüce Divan olarak siyasileri yargılamak. Böyle bir mahkeme olunca meclisten buraya üye seçilmesi gayet doğal. Avrupa’da da dünyada da örnekleri olur. Bizde de 1961’de böyle yapılmış. Darbe anayasası olmasına rağmen güzel yapılmış ama sonra 1980 anayasasında bunu kaldırmışlar. Siyasetin ve milletin orada adı yok. Halbuki dünyada tanımlanan bir şey var, Anayasa mahkemeleri ceza mahkemesi gibi değil yarı hukuki ve siyasi mahkemelerdir. Milletin beklentilerine cevap verir mi vermez mi bunu denetleyen bir yüksek mahkemedir. 1982 müdahalesinden sonra çok antidemokratik bir oluşum haline geldi. Şöyle ki üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından seçilen ve ağırlıklı olarak üst yargının; Yargıtay, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Askeri Yargıtay’dan üyeleri oluşan bir kurum haline geldi.

 

“80 ANAYASASINDA SİYASETİN, MİLLETİN ADI YOK”

Anayasa mahkemesinin iki görevi var. Birinci görevi meclisten çıkan yasaları denetleyip anayasaya uygun olup olmadığına karar vermek, ikinci görevi yüksek mahkeme sıfatıyla yüce divan olarak siyasileri yargılamak. Eğer bir suç işlemişlerse mahkeme kuruluyor bakanlar başbakanlar yargılanıyor.  Böyle bir mahkeme olunca meclisten buraya üye seçilmesi gayet doğal. Avrupa’da da dünyada da örnekleri böyle. Bizde 61’de böyle yapılmış. Darbeden sonra yapılmasına rağmen güzel yapılmış. 80 anayasasında bu durum kalktı. Siyasetin, milletin adı yok. Halbuki dünyada tanımlanan bir şey var anayasa mahkemeleri bir ceza mahkemesi gibi asliye hukuk mahkemesi gibi ya da temyiz mahkemesi gibi değil. Yarı hukuki yarı siyasi mahkemeler olup ülkenin geleceğiyle ilgili demokrasiyle yasalarıyla ilgili milletin beklentilerine cevap verir mi vermez mi diye denetleyen bir yüksek mahkeme.

 

“ANAYASA MAHKEMESİNİN DAHA DEMOKRATİK BİR YAPIYA ULAŞMASI LAZIM”

Anayasa mahkemesi 80 darbesinden sonra anti demokratik bir oluşum haline geldi. Üyelerinin tamamı cumhurbaşkanı tarafından seçilen ve ağırlıklı olarak Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay’dan oluşan bir kurum haline geldi. Bunun yanında bir tane Sayıştay’dan iki tane de YÖK’ten seçilen üyelerden oluşuyor. Yani burada siyaset yok. AB sürekli bize diyor ki; ‘Anayasa mahkemenizin yapısını değiştirin. Anayasa mahkemesinin bütün kurumlardan dengeli olarak, bütün toplum kesimlerini temsil eden daha demokratik bir yapıya ulaşması lazım’. Bu değişiklikle getirilen sadece üye sayısının bir kısmını sadece 3 tanesini meclis seçecek o da yargı kurumlarından gösterilenin üç katı adaylar arasından seçilecek. Bunu seçerken de sayıyı 11’den 17’ye çıkarıyoruz.

 

“ BU DEĞİŞİKLİĞİN NERESİ AK PARTİ’YE YARIYOR?”

Mevcutların hakkını yok etmiyoruz. Bu değişikliğin neresi anti-demokratik, neresi Ak Parti’nin işine yarayan değişiklik? Milletin seçtiği millet meclis meclisinin üye seçmesi nasıl anti-demokratik oluyor da darbe sonrası Askeri Yargıtay Askeri İdare Mahkemesi, Yargıtay Danıştay’dan doğrudan üye seçmek demokratik oluyor? Bunlar tamamen gerçekleri tamamen göz ardı etmek için ortaya atılan haklı geçerli bir malzeme bulamayınca karalamaya yönelik, günlük siyasetin malzemesi olan şeyler. Şayet anayasa mahkemesi anti demokratik hale getiren bir düzenleme olsa kendini ilgilendiren konularda anında geri çevirir. Bu düzenleme Türkiye demokrasisinin derinleşmesi ve gelişmesi için bir adım ama yeterli bir adım değil.

 

“İSTİYORUZ Kİ BU İDEOLOJİK YAKLAŞIM ARTIK SONA ERSİN’

Anayasa Mahkemesi’nin ne kadar titiz olduğunu ne kadar akla hayale gelmeyecek iptaller yaptığını biliyoruz. 367’nin 411’in mucidi olduğunu biliyoruz. Sosyal güvenlik yasasını iptal ettiğini biliyoruz. Vatandaşın lehine ne kadar düzenleme varsa ana muhalefet partisi anayasa mahkemesine götürüyor hemen iptalle geri dönüyor. 200 tane kanunu ana muhalefet partisi iptal ettirdi. Bunların hepsi vatandaşın lehineydi. İstiyoruz ki bu ideolojik yaklaşım artık sona ersin,  hukuk kuralları içersinde toplumun beklentilerine cevap verecek kararlar çıksın, verilen karar kamunun vicdanında kabul görsün.

 

“HSYK BİRDEN BİRE MEŞHUR OLDU”

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu bir çoğumuzun ne iş yaptığını çok bilmediği bir kurumken birden bire meşhur oldu. Bu kurumun vatandaşla doğrudan işi yok. İşi Türkiye’deki görev yapan yaklaşık 12 000 hakimin ve bir o kadar da savcının tayinleri terfileri disiplin cezaları ve meslekten atma gerektiren haller varsa yılda iki sefer toplanıp karar vermek. Aynen Yüksek Askeri Şura gibi. Biz bu kurumun önemli bir kurum olduğunu Van’daki savcıyla duyduk. Dönemin Genel Kurmay Başkanının adı geçtiği bir dava hazırladı Şemdinli Başsavcısı. Adam hazırladığına pişman oldu, sorgusuz sualsiz yargısız meslekten attılar. Bırakın mesleğini yapmayı yurtta yaşamasına bile razı değillerdi. Yine bir savcı Adana’da darbe yapanların yargılanması için iddianame hazırlayıp savcılığa verdi, onu da aynı şekilde görevden attılar. Yetmedi Erzurum’da Erzincan davası ve Ergenekon davasıyla ilgili bir duruşma vardı. Bu davayı takip eden savcıları görevden aldılar. Daha sonra Ergenekon davasına yeni hakimler savcılar gönderdiler. Nöbetine rastlayan hakim tahliye kararı veriliyor, diğeri geliyor tutuklama kararı veriyor. İnsanların kafası karışıyor. Hukuka siyaset ideoloji karıştığı zaman orada yapacak bir şey kalmaz. Ülke için en büyük tehlikedir.

“GÖRÜLEN DAVAYA MÜDAHALE HUKUK İŞİ MİDİR?”

Bu kurulun yapısına baktığımızda 5 tane üye var. 3’ünü Yargıtay diğer ikisini Danıştay seçiyor. Kendi aralarından seçiyorlar. Bir de bakan müsteşarı ve adalet bakanı doğrudan üye olarak katılıyor. Şimdi bunun neredeyse 4 katı arttırılmasına itiraz ediyorlar. ‘Ne güzel kendi aramızda gül gibi geçiniyorduk herkes hakkında karar veriyorduk kısa alanda paslaşarak çok güzel iş yapıyorduk” diyorlar. Yapın da kardeşim doğru yapın görülmekte olan bir davaya müdahale etmek hakimin savcının işine karışmak hukuk işimidir? Yanlış karar verdiyse bırak mahkeme düzeltsin o düzeltmiyorsa AİHM var o düzeltsin.

 

“BU MUDUR KENDİMİZE GÖRE YARGI?”

Bu değişiklik gerçek anlamda hukukun üstünlüğünü getirecek. Hakkında karar verilen on binlerce hakim savcı oraya temsilci gönderilir. Barolardan avukatlar kendi üyelerini gönderir. Böylece tabana yayılmış bir temsil ile bu sistem oluşacak. 3 tane daire yapılacak her biri ihtisaslaşacak anlaşamadıkları durumda da aynen Yargıtay Danıştay genel kurul gibi bir araya gelecekler bakan başkanlık edecek ve oylama yapacaklar. “Kendinize göre yargı yapıyorsunuz” diyorlar. Bu mudur kendimize göre yargı? Öyle yapsak 5 kişide kalırız niye 20 tane adam çıkaralım. Bunlar hep gülünç şeyler, ciddiye alınacak değil.

 

“HİÇ KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİL”

Gelin görün ki bunları hayır diyenler vatandaşla paylaşmıyor. Çünkü savunamazlar onun içine girmiyor, “AKP gitsin” diyor.  Onun kararını 2011’de vatandaş verecek. Bekle günü gelince gider mi gitmez mi. Saçın ak mı kara mı önüne düştüğünde göreceksin. Kim ne hizmet etmişse bu ülkeye vatandaş onun hakkında karar verecek. Kimler geldi kimler geçti. Hiç kimse vazgeçilmez değil. Millet için çalışmaya devam edersen desteğin devam eder Ak Parti’de buna dahil diğer partiler de. Vatandaşla her şeyi paylaşmadan hayır oyu istemek dürüstlük değil. Dürüstlük dersi vermeye kalkanların önce kendilerinin öyle olması lazım.

 

“BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HAYIR DEMEK AKLA ZİYAN BİR İŞ”

Diğer 27 madde toplumun tüm kesimi için. Kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız, özürlülerimiz, gazilerimiz için. Burada onlara çok önemli ilave haklar getiren maddeler var. Anayasayı güvenceye alalım diyoruz buna ‘hayır’ deniliyor. Akla ziyan bir iş ‘hayır’ demek. Sendikalara geniş haklar veriyoruz. AB, ILO sürekli bizi tehdit ediyor. Bir sendikaya üye olma mecburiyeti 80 ihtilalinden kalan bir şey. Birden fazla üyelik hakkı olsun diyor insanlar. Bu mu demokratikleşme yoksa bir sendikaya mahkum etmek mi? Bunu getiriyoruz, hayır deyin diyorlar. Memurların toplu sözleşme hakkı yok. Toplanıyorlar sonra dağılıyorlar. Hükümet ne verirse almak zorunda kalıyorlar.  Onu kaldırıyoruz diyoruz ki nasıl işçiler yapıyorsa memurlar da yapsın hakkını alsın. Onunla da yetinmeyip diyoruz ki bundan memur emeklileri de faydalanacak. Buna da ‘hayır’ diyorlar.

 

“YOLSUZLUK, YOKSULLUK EDEBİYATI YAPIP ‘HAYIR’ OYU İSTİYORLAR”

Bir vergi memuru canı sıkılıyor size bir işaret koyuyor, yurt dışına çıkacaksınız gümrükte ‘çıkamazsın vergi borcun var’ deniyor. Geç ödemişsindir kaydedilmemiştir çıkamıyorsun. Bunu ortadan kaldırıyoruz diyoruz ki hiç kimsenin hakkında kesinleşmemiş mahkeme kararı olmadan seyahat özgürlüğü engellenemez. Buna da itiraz ediyorlar. Maddeyi söyle vatandaşa, ondan sonra ‘hayır’ iste. Bunlara girmeyeceksin, belden aşağı ağzına geleni kulağın duymadan konuşmayacaksın, yoksulluk yolsuzluk edebiyatı yapıp ondan sonra da hayır deyin demeyeceksin.

 

“TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE, MİLLET ESKİ MİLLET DEĞİL”

Milletimiz gelişiyor. İnternet var herkesin her şeyden haberi oluyor. Türkiye eski Türkiye değil, milletimiz eski millet değil. Hiç kimse kimseye kara sevdalı da değil. Kim iş yapıyorsa çalışıyorsa onun arkasından gitmez körü körüne de peşine takılmaz.

 

“ALEYHİMİZE VERİLEN KARARLARDA TÜRKİYE OLARAK ŞAMPİYONUZ”

Bu değişiklikler anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı getiriyor. Çok önemli bir hak. Yeni bir hak arama yoluna itiraz ediyorlar. İtiraz eden üst yargı, Yargıtay, Danıştay. “Biz üst mahkemeyiz hak aranacaksa burada ararsın. Nereden çıktı bu?” diyorlar. Yılda 13 bin kişi AİHM’ ye neden gidiyor? Bu insanların parası zamanı mı bol? Canı mı sıkılıyor? Hakkını bu ülkede alamadığı için gidiyor. Bu bizim için utanç vericidir. Dünyada aleyhimize verilen kararlarda bizim gibisi yok şampiyonuz. Birincisi biziz, ikincisi Rusya.

 

“HAK ARAMA ARTIK AVRUPA’DA DEĞİL ANKARA’DA OLACAK’

Her yıl 200 Milyon Euro, 400 Trilyona yakın parayı bu millet ödüyor. Yemiyor içmiyor vergi veriyor bu paralar oraya gidiyor. Bu paraları oralara ödemesek 500 km daha yol yaparız. Bu değişiklikle hak arama Avrupa’da değil Ankara’da olacak.

 

“MAHKEMELERİN YÜKÜ YARIDAN FAZLA AZALTILACAK”

Her şey mahkemede çözülmüyor. Bir devlet dairesine gidiyorsunuz başınıza bir iş geliyor haksızlığa uğruyorsunuz, kötü muamele görüyorsunuz, işiniz yapılmıyor “Bbu gün git yarın gel” deniliyor. Bu durumda kamu temsilcisine yani halkın dert babasına gideceksiniz o sorununuzu tespit edip inceleyecek karar verecek. Verilen karar neticesinde de aynen yüksek seçim kurulu gibi kesin olacak. Mahkemelerin yükünü yarıdan fazla azaltacak.

 

“BUNUN ADI BAĞIMSIZ YARGI DEĞİL”

Yargılama yapılıyor uzun yıllar dava sürüyor. Bedavadan yatıyor adam. Bu da bir insan hakkı ihlali. Neden böyle oluyor? Yeterince yargıç, mahkeme yok. Duruşmalar arasındaki süre 6 ay- 1 sene, dosya fazla. Bu durumda yapılacak tek şey hakim, savcı sayısını arttırmak. Hakim alıyoruz savcı alıyoruz iptal ediyorlar. Niye? Kendilerinden başka kimse olmasın diye. Aynen doktorlara gibi çoğalırsa kıymeti azalır, bu bencillik. Yeni yeni icatlar yeni yeni kurallar çıkıyor bunun adı demokrasi değil. Bunun adı bağımsız yargı değil icranın işine karışmak.

 

“İNSANI YÜCELT Kİ DEVLET YÜCELSİN”

Vatandaşın verdiği yetkiye iradeye sorumluluk almadan müdahale ediliyor. İşte bunun için böyle bir referanduma ihtiyacımız var. Hemen şimdi anayasa değişikliğine ihtiyacımız var. Bu anayasa ile birlikte milleti devlet denen o kutsal kuruma karşı koruyan bir anlayış getiriyoruz. Önceki anayasalar devleti milletten koruyan anlayışla yapılmıştı. Ne diyor Şeyh Edibali ; ‘İnsanı yücelt ki devlet yücelsin’. İnsanın olmadığı yerde ne devlet ne olur ne de barış olur.

 

“DARBELERE SON DEMOKRASİYE YOL VERİYORUZ”

 İnsanı devlete mahkum eden bir anlayışı artık Türkiye Cumhuriyeti 73 Milyon vatandaşı bir daha gelmemek üzere geri göndermesi lazım. Rejimleri sürekli müdahalelerle kesilen bir Türkiye bu çağda ne insanımıza ne de dünya milletleri arasındaki yerimize yakışmıyor.  Buna son verme günü bugün.  Bu ilk defa millet iradesiyle ne içerden ne dışarıdan bir zorlama olmadan yapılacak anayasa değişikliği. Bu millet Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kendi geleceği hakkında karar vereceği bir günün arifesinde. Hayırlı uğurlu olsun. Bu anayasayla darbelere son demokrasiye yol veriyoruz.”

 

“SANKİ ÜNİVERSİTEYE BAŞ ÖRTÜSÜ GİRERSE REJİM SONA ERECEK”

Söz alan bir partili üniversite öğrencilerinin kılık kıyafeti konusunda eziklik duyduğunu belirterek “Üniversitelere küpeli uzun saçlı erkekler, açık bayanlar girince sorun olmuyor baş örtüsü sorun oluyor.  Eğer ikinci referandum paketinde bu konu olursa eminim halkımızın %95’i evet diyecektir. 3-5 tane muhalefet liderinin hayır demesiyle de olmuyor bundan sonra yapacağınız ilk icraat bu olmalı” dedi.

Söz alan Yıldırım, “Biliyorsunuz üniversite kılık kıyafet yönetmeliği ile ilgili birçok yasal düzenleme yapıldı ancak anayasa mahkemesi bunların hepsini iptal etti. En son 411 milletvekili, MHP ve AKP böyle bir değişiklik yaptı ancak o 411 el havada kaldı. Sanki öğrencilerimiz üniversitede baş örtü takarsa rejim sona erecek gibi komik bir gerekçeyle geri çevrildi. Bunu en önemli gerekçe göstererek son elli yılda Türkiye’nin en büyük desteğini almış partisine kapatma davası açtılar. Bu kadar intikam duygusuyla hareket edilir mi? Sonra kalkıp bu ülkeye hukuk devleti diyoruz. Gerçek hukuk devletinin önünü açacak değişiklikleri yapıyoruz. İmtiyazlıların hukukuna son veren bağımsız bir hukuk sistemi için bir adım atıyoruz. Yapılan şey bana ne getirecekse burada bulunan herkese aynısını getirecek. Ne bir eksik ne bir fazla.

 

“MİLLET ANA MUHALEFETİN GERÇEK NİYETİNİ GÖRDÜ”

Türk Ceza Kanunu ile zaman aşımını 8 yıla çıkardık. Yani bir milletvekilinin dokunulmazlık nedeniyle dosyasının süresini 5 yıldan 8 yıla çıkardık. Bu yönde birçok demokratik düzenlemelerimiz var. Şimdi ana muhalefet partisi ‘biz çözeriz baş örtüsü sorununu’ diyor. O zaman neden her seferinde götürüyorsunuz Anayasa Mahkemesine. Bu insanların bu gençlerin hayallerini sona erdiren geleceklerini karartan bir anlayış kalkmış hepsini unutmuş “Bunu ben çözeceğim” diyor. Geçin bunları. Siz bu testten geçemediniz, millet gerçek niyetinizi gördü. Kimse geçmişiyle örtüşmeyen geleceğe yönelik vaatlerde bulunmasın.”

 

EREN, MUHTARLARIN SIKINTILARINI AKTARDI

Muhtarlar adına söz alan Muharrem Eren, “Bizim Alipaşa K.Kılıçlı, B.Kılıçlı, Sinekli, Danamandıra’dan Saray istikametine bağlayan bir yolumuz var. Bu yolun sıcak asfalt olmasını istiyoruz. Şu anda kullanımı çok iyi yalnız İBB bu yolu yapıyor kum ocaklarının dolum kamyonları bu yolu bozuyor. Büyükşehir isteklerimiz doğrultusunda B.Kılıçlı’ya bir kantar kurdu fakat biz bu kantarı çalıştıramıyoruz” diye sıkıntılarını aktardı.

 

AŞKIN, AKTARMA İSTASYONU TALEP ETTİ

Silivri Şoförlerden Sorumlu Esnaf Odası Başkanı Zafer Aşkın, Bakan Yıldırım’a ulaşımla ilgili taleplerini şöyle aktardı: “ Trakya bölgesinden gelen bütün otobüsler ilçemizi, D-100 karayolunu kullanmakta. Aynı zamanda ilçemizde Trakya’nın çeşitli bölgelerine çalışan Doblo araçlar var. Bu araçlar esnafımıza çok büyük zarar veriyor.” Aşkın, Kınalı Köprü denilen Tekirdağ-Çorlu yoluna bir aktarma istasyonu istedi ve bunun esnafa çok büyük fayda sağlayacağını belirtti.

 

UYSAL, ULAŞTIRMA BAKANINA DOSYA VERDİ

Silivri Birlik Kooperatif Başkanı Emin Uysal; yaralamalı trafik kazalarında gelen ambulansların yaralıları özel hastanelere taşıması ve özel hastanelerde çıkan fiyat tarifesine sigorta acentelerinin Türkiye Tabipler Birliği tarifesini uygulayıp “Özel hastanelerin fiyatı bizi ilgilendirmez” demesinin yarattığı mağduriyetten bahsederek Sağlık ve Ulaştırma Bakanlığının birlikte koordineli olarak çalışması gerektiğini belirtti. Ayrıca, “Silivri’nin girişiyle çıkışı arasına D-100 karayolu üzerine bir viyadük yapılırsa kuzey güney bağlantı yolları çok kolay bir hale dönüştürülebilir ve trafik sirkülasyonu rahata kavuşur. Metrobüs şeridi yaratılması durumunda emniyetli ve konforlu yolculuğu sunacağımız kanaatindeyiz. Karayolu kanunda özel halk otobüsünün tanımı yok bizler her yıl İETT.’den izin alarak çalışmak durumundayız. Plakalarımızın taklitli hale dönüştürülmesini ve halk otobüsünün karayolu kanununda yer almasını istiyoruz” diye isteklerini sıralayarak son olarak Esenler otogarına Silivri otobüsçüleri olarak giremediklerini, terminallerin devlet eliyle yapılıp devlet kanunlarıyla yöneltilmesinin daha uygun olacağını söyledi.

Sorun ve taleplerinin yazılı olduğu dosyayı bakan Yıldırım’a verdi.

 

ÖPÇİN, KAMYONCULARIN MAĞDURİYETLERİNİ PAYLAŞTI

Silivri Kamyoncular Kooperatifi Başkanı Vedat Öpçin 25 ton şartı ve süresiyle ilgili sıkıntılarını söyleyerek ton-kilometre meselesinde hiç faydalanamadıklarını etraftaki fabrikalardan iş alma oranının olmadığını ve bundan dolayı kooperatiflerinin mağdur olduğunu bildirdi.

 

IŞIKLANDIRMA TALEBİ

Muhtarlardan biri söz alarak mezarlıklardan sonraki Aslan Yoğurdu’nun olduğu mevkide yolun can aldığını emniyetini arttırmaya yönelik önlemler alınması gerektiğini söyleyerek trafik lambaları takılması talebinde bulundu.

Yıldırım daha sonra partilileri ile birlikte esnaf ve taksi durak ziyaretleri ile limanda incelemelerde bulundu.

 

Ersin ERGİN/Renginar M.SALİ/Senem MARMARA

  • ETİKETLER
PAYLAŞ
« Önceki Ülkenin Çıkan Çivisini Yerine Koymalıyız
Sonraki »

YORUM YAP