AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İBB Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Ahmet Refik Bek'in konuğu olduğu programda Silivri'nin bütçeden şehir planlamasına, trafikten turizme kadar birçok alanda ciddi potansiyele sahip olduğunu belirterek, “Silivri'nin en büyük sorunu otopark ya da yol değil, yönetim anlayışıdır” dedi. Yazıcı, ilçenin hak ettiği noktaya ulaşabilmesi için doğru planlama ve güçlü bir vizyon gerektiğini vurguladı.
AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Ahmet Refik Bek'in sunduğu programda Silivri'nin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Silivri Belediyesi'nin bütçe yönetiminden imar planlarına, trafik ve otopark sorunlarından kent vizyonuna kadar birçok konuda eleştirilerde bulunan Yazıcı, ilçenin sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini savundu. Silivri'nin tarımı, turizmi, coğrafi konumu ve yaşam kalitesiyle İstanbul'un en değerli ilçelerinden biri olabilecek güce sahip olduğunu belirten Yazıcı, bunun ancak doğru yönetim anlayışı ve uzun vadeli planlamayla mümkün olacağını söyledi.
“SİLİVRİ'YE VE ÜLKEMİZE HİZMET ETMEK İÇİN GAYRET GÖSTERİYORUZ”
AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İBB Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Ahmet Refik Bek'in konuğu olduğu programda yaşam öyküsünü, eğitim hayatını ve siyasi kariyerini anlattı. Yazıcı, üstlendiği görevleri en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığını belirterek, “Silivri'ye ve ülkemize hizmet etmek için gayret gösteriyoruz” dedi.
Ahmet Refik Bek'in sunduğu programın konuğu olan AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, ailesinden aldığı siyasi miras, eğitim hayatı ve iş yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Programın açılışında kendisini tanıtan Yazıcı, siyasetin ve toplumsal sorumlulukların hayatında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Bazı görevlerin tercih kadar sorumluluk ve kaderle de ilgili olduğunu belirten Yazıcı, üstlendiği görevleri en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığını söyledi.
Siyasi yaşamına da değinen Celalettin Yazıcı, AK Parti bünyesinde farklı kademelerde görev yaptığını belirterek şunları söyledi: “Yaklaşık altı-yedi yıldır AK Parti'de çeşitli görevlerde bulundum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeliği, Grup Başkanvekilliği ve İmar Komisyonu üyeliği gibi görevler üstlendim. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Silivri'miz ve ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz.”
Görev yaparken kusursuz olmanın mümkün olmadığını da vurgulayan Yazıcı, “İnsan olarak elbette eksiklerimiz, hatalarımız olabilir. Ancak önemli olan iyi niyetle çalışmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmektir” ifadelerini kullandı.
“SİLİVRİ BELEDİYESİ İKİ YILA GÖRE HİZMETTE DE BÜTÇEDE DE GERİDE KALDI”
Programda Ahmet Refik Bek'in, iki dönemdir belediye meclis üyeliği yapan bir isim olarak geçmiş ve mevcut dönemi karşılaştırmasını istemesi üzerine değerlendirmelerde bulunan Celalettin Yazıcı, Cumhur İttifakı döneminde Silivri'de önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini ifade etti.
Volkan Yılmaz'ın belediye başkanlığı döneminde bütçe sorunlarıyla karşı karşıya kaldıklarını ancak kısa sürede mali dengeyi sağladıklarını belirten Yazıcı, şunları söyledi: “Bütçeyi devraldığımızda borç-alacak dengesi açısından ciddi problemler vardı. Ancak kısa sürede bütçeyi dengeledik. Merkezi idarenin katkıları, Volkan Başkan'ın çalışmaları ve bizim meclisteki gayretlerimizle Silivri'de uzun yıllardır yapılamayan önemli hizmetler gerçekleştirildi.”
“HÜSEYİN TURAN VE VOLKAN YILMAZ DÖNEMLERİNDE GÜÇLÜ HİZMETLER YAPILDI”
Silivri'de hizmet anlamında en dikkat çeken dönemlerin Hüseyin Turan ve Volkan Yılmaz dönemleri olduğunu savunan Yazıcı, bu iki dönemin birbirine benzetilebileceğini ifade etti. Yazıcı, “Bana göre Silivri'de hem Hüseyin Turan Başkanımızın döneminde hem de Cumhur İttifakı döneminde önemli hizmetler yapıldı. Hizmet anlamında bu dönemleri kıyaslayabiliriz. Ancak mevcut dönemi aynı çerçevede değerlendirmek mümkün görünmüyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki belediyelerin performansına yönelik eleştirilerde bulunan Yazıcı, Silivri'nin sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini öne sürdü. “Silivri'nin coğrafyası, denizi, tarımı ve çok önemli avantajları var. Biz istiyoruz ki Silivri İstanbul'un yükselen değeri olsun. İnsanlar ‘Ben Silivriliyim' dediğinde hayranlıkla bakılsın. Altyapısıyla, üstyapısıyla, kültürü ve sanatıyla örnek bir ilçe olsun. Bunun için de bu potansiyeli işleyecek uzman ellere ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.
“MUHALEFETİMİZİ ÜÇ TEMEL EKSENE OTURTTUK”
Mevcut belediye yönetimine karşı yürüttükleri muhalefet anlayışını da anlatan Yazıcı, göreve gelen yönetime peşin hükümle yaklaşmadıklarını belirtti. “Biz çok ideolojik ya da önyargılı davranmadık. Muhalefetimizi üç temel eksene oturttuk. Yanlış yapılan işlerde uyaracağız dedik. Eksik yapılan işlerin eksiklerini söyleyeceğiz dedik. Doğru yapılan işlerde de teşekkür edeceğiz dedik. Şimdiye kadar da bunu yaptık” diye konuştu.
“TEMEL BELEDİYECİLİK HİZMETLERİNDE BİLE SORUN VAR”
İki yıllık sürenin bir belediye başkanını değerlendirmek için tek başına yeterli olmadığını belirten Yazıcı, buna rağmen ortaya çıkan tablonun olumsuz olduğunu savundu. “Beş yıllık bir dönemle iki yılı tam olarak kıyaslayamazsınız. Ancak bir işin nasıl gideceğine dair işaretleri görebilirsiniz. Şu anda Silivri Belediyesi, iki yıllık performansına bakıldığında hem bütçe anlamında hem hizmet anlamında hem de temel belediyecilik hizmetleri açısından çok kötü bir düzeydedir” dedi.
Sahada vatandaşlardan gelen şikâyetleri aktaran Yazıcı, özellikle yol bakım ve çevre düzenlemesi konularında ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. “Her gittiğimiz yerde vatandaşlar yolların bozuk olmasından şikâyet ediyor. Yol tamiratlarını yapmakta zorlanan bir belediye görüntüsü var. Yaz mevsimine giriyoruz. Çevre düzenlemeleri, ot biçme çalışmaları gibi en temel belediyecilik hizmetlerinde bile eksiklikler yaşanıyor. Bugün birçok mahallede otlar diz boyuna ulaşmış durumda. Karşılaştırma yapabilmek için ortada bir hizmet olması gerekir” ifadelerini kullandı.
“BÜTÇEYİ İYİ YÖNETEMEZSENİZ DİĞER HİZMETLERİ KONUŞMANIN ANLAMI KALMAZ”
Bir belediyenin başarılı hizmet üretebilmesinin ön koşulunun sağlam bir mali yapı olduğunu vurgulayan Yazıcı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Silivri'nin elbette birçok ihtiyacı var. Ancak bütün bu ihtiyaçların üzerinde bütçe yönetimi yer alıyor. Çünkü bütçeyi iyi yönetemezseniz, belediyenin gelirlerini artıramazsanız diğer hizmetleri konuşmanın da çok fazla anlamı kalmaz. Sonuçta hiçbir şey yoktan var olmuyor. Hizmet üretmek için gerekli mali kaynağı oluşturmanız gerekiyor.”
Silivri Belediyesi'nin mali tablosunun her geçen yıl daha olumsuz bir noktaya sürüklendiğini iddia eden Yazıcı, faaliyet raporlarındaki verileri örnek gösterdi. “Biz görevi bıraktığımız dönemde belediyenin dış borcu yaklaşık 330 milyon lira seviyesindeydi. Daha sonra bu rakam 500 milyon lira civarına yükseldi. Şimdi ise yaklaşık 1 milyar 170 milyon liralık bir bütçe açığıyla karşı karşıyayız. Bu rakamlar belediyenin kendi faaliyet raporlarında yer alan verilerdir.”
“1 MİLYAR 170 MİLYON LİRA İLE DÖRT GENÇLİK VE KÜLTÜR MERKEZİ YAPILIRDI”
Ortaya çıkan bütçe açığının büyüklüğüne dikkat çeken Yazıcı, söz konusu kaynağın yatırımlarda kullanılabileceğini savundu. “Bugün 1 milyar 170 milyon liralık bütçe açığından bahsediyoruz. Bu kaynakla yapımı devam eden Gençlik ve Kültür Merkezi ölçeğinde en az dört yatırım gerçekleştirilebilir ve yine de elde kaynak kalabilirdi. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu sadece rakam olarak değil, kaybedilen yatırım fırsatları olarak da değerlendirmek gerekiyor.”
“GELİR HEDEFLERİ TUTMADI, GİDERLER ARTTI”
Silivri Belediyesi'nin bütçe planlamasında ciddi sapmalar bulunduğunu ileri süren Yazıcı, gelir ve gider rakamları arasındaki farkın bütçe açığını ortaya çıkardığını söyledi. “Yılın başında yaklaşık 4 milyar liralık gelir ve gider öngörülerek bütçe hazırlanmış. Ancak yıl sonunda gelirler yaklaşık 2,5 milyar lirada kalırken, giderler 3 milyar 700 milyon liranın üzerine çıkmış. Gelir hedefleri gerçekleşmemiş ama harcamalar artmaya devam etmiş. Bu da doğal olarak bütçe açığını ortaya çıkarmış.”
“GELİRLER ARTMAMIŞ OLSAYDI BU SAVUNMAYA KATILIRDIM”
Belediye yönetiminin ekonomik şartları gerekçe göstermesine de değinen Yazıcı, enflasyonun belediye gelirlerini de artırdığını savundu. “Bütçe açığı ekonomik koşullara bağlanıyor. Elbette ekonomik şartların etkisi vardır ancak bu tek başına açıklama olamaz. Eğer belediyenin gelirleri sabit kalmış olsaydı ve sadece giderler artsaydı bu değerlendirmeye katılırdım. Ancak merkezi idareden gelen paylar arttı, emlak vergileri arttı, ruhsat gelirleri arttı. Dolayısıyla gelirlerin de yükseldiği bir ortamda ortaya çıkan bütçe açığını sadece ekonomik şartlarla açıklamak mümkün değildir.”
“BU TABLO PLANLAMA SORUNUNUN GÖSTERGESİ”
Gelirlerin beklenen seviyede gerçekleşmemesine rağmen harcamaların artmaya devam ettiğini belirten Yazıcı, ortaya çıkan mali tablonun yönetim anlayışının sonucu olduğunu öne sürdü. “Bir aile bütçesi gibi düşünün. Geliriniz istediğiniz kadar artmıyorsa harcamalarınızı da buna göre planlamanız gerekir. Gelir gerçekleşmelerinin altında kalırken giderlerin yükselmeye devam etmesi, kötü planlamanın ve mali yönetim sorunlarının bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
“SİLİVRİ TARİHİNDE İLK KEZ BÜTÇE KÜÇÜLDÜ”
Silivri Belediyesi'nin mali performansına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Celalettin Yazıcı, bütçe rakamlarının sadece nominal olarak değil, enflasyon etkisi dikkate alınarak da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Geçmiş yıllara ait bütçe verilerini incelediğini belirten Yazıcı, mevcut dönemde belediye bütçesinin reel anlamda gerilediğini ifade etti. “Silivri Belediyesi tarihinde ilk kez bütçe küçülmüştür. Bütün yılların bütçe rakamlarını inceledim. Bir önceki yıla göre bütçede yaklaşık yüzde 8'lik bir küçülme söz konusu. Enflasyonu da hesaba kattığınızda bu oran yüzde 38'lik reel küçülme anlamına geliyor. Bu son derece ciddi bir tablo.”
Ortaya çıkan mali tablonun belediye yönetimi tarafından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yazıcı, yönetime özeleştiri çağrısında bulundu. “Ben bunu mecliste de söyledim. Belediye yönetimi önüne şapkasını koyup nerede hata yaptığını düşünmeli ve buna yönelik çözümler üretmelidir. Bu sorunları çözmek onların görevidir.”
“ŞEHİRCİLİK BÜTÜNCÜL BİR BAKIŞ AÇISIYLA YÜRÜTÜLMELİ”
Mali sorunların yalnızca bütçe rakamlarından ibaret olmadığını belirten Yazıcı, şehir planlamasının da aynı derecede önemli olduğunu vurguladı. “Bir şehri yönetirken bütüncül bir yaklaşım ortaya koymanız gerekir. Yollar, kaldırımlar, kent mobilyaları, peyzaj düzenlemeleri, reklam tabelaları ve şehir estetiği bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bunların mimarlar, şehir plancıları, sanat tarihçileri ve kent sosyolojisini bilen uzmanlarla birlikte planlanması gerekir.”
Kent estetiğinin kişisel tercihlere göre şekillenemeyeceğini ifade eden Yazıcı, şehirlerin kendilerine özgü bir kimlik taşıması gerektiğini söyledi. “Bir caddede farklı bir anlayış, diğerinde tamamen başka bir uygulama olamaz. Şehrin bir bütünlüğü ve karakteri olmalıdır. Selçuklu'dan bugüne uzanan kültürel mirasımız, tarihimiz ve estetik anlayışımız var. Bunları yaşatan bir şehir kimliği oluşturulması gerekiyor.”
“ŞEHİRLER DE İNSANLAR GİBİDİR”
Kentlerin fiziksel görünümünün, o şehirde yaşayan insanların yaşam anlayışını da yansıttığını dile getiren Yazıcı, şehir estetiğinin önemine dikkat çekti. “Ben hep şunu söylerim; bir şehre gittiğinizde binalara, kaldırımlara ve çevre düzenine bakın. O şehirde yaşayan insanların eğitim anlayışı, yaşam kültürü ve karakteri hakkında önemli fikirler edinirsiniz. Eğer Silivri'ye saygı duyulmasını istiyorsak, önce biz Silivri'nin yollarına, kaldırımlarına ve şehir estetiğine gereken özeni göstermeliyiz.”
“YAZ GELİYOR AMA TRAFİKLE İLGİLİ BİR HAZIRLIK GÖREMİYORUZ”
Yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte Silivri'nin nüfusunun önemli ölçüde artacağını belirten Yazıcı, bu sürece yönelik yeterli hazırlık yapılmadığını savundu. “Yaz geldiğinde Silivri'nin nüfusu birkaç katına çıkıyor. İstanbul'dan gelen yazlıkçılar, günübirlik ziyaretçiler ve tatilcilerle birlikte ilçemiz çok yoğun bir dönem yaşıyor. Ancak trafik konusunda herhangi bir hazırlık ya da planlama göremiyoruz.”
“BU YOĞUNLUĞA KARŞI PLANLAMA YAPILMADI”
Yaz aylarında oluşacak nüfus hareketliliğinin önceden öngörülmesi gerektiğini belirten Yazıcı, yerel yönetimin bu konuda hazırlıksız olduğunu ileri sürdü. “Silivri'nin nüfusunun iki-üç katına çıkacağı biliniyor. Bu insanların yolları kullanacağı, sahillere gideceği, altyapı hizmetlerinden yararlanacağı belli. Ancak buna yönelik ciddi bir planlama yapıldığına dair bir çalışma göremiyoruz.”
“SİLİVRİ'NİN MUHAFIZIYIZ DEMEKLE OLMAZ”
Yerel yönetimin yalnızca söylemlerle değil, sahadaki uygulamalarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, belediyenin yaz sezonuna yönelik hazırlıklarını yetersiz bulduğunu söyledi. “Yolları, sahilleri, altyapıyı ve çevre düzenini bu yoğunluğa hazırlamak belediyenin görevidir. Silivri'nin muhafızı olduğunu söylemek yetmez. Önemli olan bu kente sahip çıktığınızı hizmetlerle gösterebilmektir” dedi.
“PLANLAR VATANDAŞLA SON AŞAMADA DEĞİL, HAZIRLIK SÜRECİNDE PAYLAŞILMALIYDI”
Programda Ortaköy ve Kavaklı planlarına yönelik vatandaş tepkilerinin hatırlatılması üzerine konuşan Celalettin Yazıcı, planlama sürecinin geçmişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ortaköy ve Kavaklı planlarının Cumhur İttifakı döneminde gündeme geldiğini ancak tamamlanamadığını belirten Yazıcı, sürecin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Silivri Belediyesi iş birliğinde yürütüldüğünü ifade etti. “Bu planlarla ilgili süreç bizim dönemimizde başladı ancak sonuçlanmadı. Büyükşehir Belediyesi'nin hazırlaması gereken planlar vardı. Silivri Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle süreç başladı fakat nihayete ermedi.”
Planlama süreci devam ederken vatandaşlardan çeşitli itirazlar ve eleştiriler geldiğini belirten Yazıcı, bunun doğal bir durum olduğunu söyledi. “Henüz tamamlanmamış bir süreçti. Vatandaşın o dönemde de çeşitli tepkileri ve itirazları vardı. Bu tür planlama süreçlerinde farklı görüşlerin ortaya çıkması son derece normaldir.”
“BORA BALCIOĞLU PLANLARI DEĞİŞTİRECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİ”
Seçim sürecinde Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun planlarla ilgili açıklamalarını hatırlatan Yazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Bora Balcıoğlu seçim döneminde bu planları değiştireceğini, eski haline getireceğini ve halkın talepleri doğrultusunda revize edeceğini söylemişti. Bunu hepimiz seçim meydanlarında duyduk. Elbette bu kendi siyasi yaklaşımı olabilir.”
“PLANLAR ONAYLANDIKTAN SONRA HALK TOPLANTILARI YAPILDI”
Planlama sürecinin ilerleyen aşamalarında yaşanan gelişmeleri de anlatan Yazıcı, önce 1/5000 ölçekli planların, ardından da 1/1000 ölçekli uygulama planlarının onaylandığını belirtti. “5 binlik planlar Büyükşehir Belediyesi'nde onaylandı. Daha sonra binlik planlar da tamamlandı ve itiraz aşamasına gelindi. Halk toplantıları da bu aşamada gerçekleştirildi.”
“BU TOPLANTILAR ANCAK BİLGİLENDİRME TOPLANTISI OLABİLİR”
Vatandaşın ve meslek odalarının sürece daha erken dahil edilmesi gerektiğini savunan Yazıcı, en büyük eleştirisinin zamanlama konusunda olduğunu söyledi. “Benim eleştirim şu oldu; eğer bu planlarla ilgili vatandaşın görüşü alınacaksa, bu planlama aşamasında yapılmalıydı. STK'larla, mühendislerle, mimarlarla ve planlama konusunda görüş verebilecek kesimlerle süreç daha en başında paylaşılmalıydı. Değişiklik yapılacaksa o aşamada yapılmalıydı.”
“İTİRAZ SÜRECİNDE YAPILAN TOPLANTI KARAR TOPLANTISI DEĞİL”
Planların büyük ölçüde tamamlanmasının ardından gerçekleştirilen toplantıların niteliğine de değinen Yazıcı, bu aşamadaki görüşmelerin karar üretmekten çok bilgilendirme amacı taşıdığını ifade etti. “Planlar son aşamaya geldikten sonra yapılan toplantılar ancak bilgilendirme toplantısı olabilir. Çünkü karar sürecinin büyük bölümü tamamlanmış oluyor. Doğru olan, vatandaşın ve ilgili paydaşların plan hazırlanırken sürece dahil edilmesidir.”
Belediye yönetiminin planlarda değişiklik yapılabileceğine yönelik açıklamalarını da değerlendiren Yazıcı, sürecin bundan sonraki aşamalarını takip edeceklerini belirtti. “Sayın Belediye Başkanı hâlâ planlarda değişiklik yapılacağını ifade ediyor. Bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleneceğini hep birlikte göreceğiz” dedi.
“DÜŞÜK YOĞUNLUKLU BÖLGELERDEN YÜKSEK ORANDA KESİNTİ ALMAK DOĞRU DEĞİL”
Soru üzerine Yazıcı, Ortaköy, Kavaklı ve Selimpaşa'daki imar planları üzerinden yapılan kesinti tartışmalarına ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. İmar uygulamalarında yapılacak kesintilerin bölgenin yoğunluğuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade ederek, düşük yoğunluklu bölgelerde yüksek oranlı kesintilerin doğru olmadığını söyledi.
“KESİNTİLERİN AMACI SOSYAL DONATI ALANLARINI OLUŞTURMAKTIR”
İmar uygulamalarında yapılan kesintilerin belirli ihtiyaçları karşılamak amacıyla gerçekleştirildiğini belirten Yazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Öncelikle şu sorunun cevabını vermek gerekiyor; bu kesintiler neden yapılır? Çünkü o bölgede yaşayan insanların sosyal ve teknik ihtiyaçlarını karşılayacak alanlar oluşturulması gerekir. Yol, yeşil alan, okul alanı, dini tesis alanları ve benzeri kamusal alanlar için belirli oranlarda kesinti yapılır.”
“YOĞUNLUK ARTTIKÇA KESİNTİ ORANI DA ARTABİLİR”
Kesinti oranlarının her bölgede aynı olmaması gerektiğini vurgulayan Yazıcı, nüfus ve yapı yoğunluğunun belirleyici unsur olduğunu söyledi. “Bir bölgede yoğunluk yüksekse insanların ihtiyaçları da artar. Daha geniş yollar, daha fazla yeşil alan ve sosyal donatı alanları gerekir. Bu nedenle yoğun yapılaşmanın olduğu bölgelerde kesinti oranları daha yüksek olabilir. Ancak bu her yerde aynı oranın uygulanacağı anlamına gelmez.”
İmar Kanunu'nun belirlediği üst sınırın yanlış yorumlanmaması gerektiğini ifade eden Yazıcı, uygulamanın bölgesel koşullara göre şekillenmesi gerektiğini belirtti. “Kanun yüzde 45'e kadar kesinti yapılabileceğini söylüyor. Ancak bu, her bölgeden mutlaka yüzde 45 kesinti alınacağı anlamına gelmez. Bölgenin yoğunluğuna göre yüzde 25, yüzde 30 ya da yüzde 35 gibi farklı oranlar uygulanabilir. Teknik yaklaşım bunu gerektirir.”
Daha önce imar uygulaması görmüş bölgelerde yeniden yüksek oranlı kesinti taleplerinin vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılanmasını doğal bulduğunu ifade eden Yazıcı, bu konuda vatandaşların haklı endişeleri bulunduğunu söyledi. “Bu konuda vatandaşları anlıyorum. Daha önce imar uygulaması yapılmış, kesintiler gerçekleştirilmiş bölgelerde yeniden yüksek oranlı kesinti talepleri elbette tepki oluşturuyor. Özellikle düşük yoğunluklu bölgelerden yüksek oranlarda kesinti alınmasını doğru bulmuyorum. Ortaköy, Kavaklı ve Selimpaşa gibi bölgelerde yapı yoğunluğu düşüktür. Bu bölgelerde emsal oranları da buna göre belirlenmiştir. Buna karşılık Silivri merkezde bazı bölgelerde çok daha yüksek yapılaşma hakları bulunuyor. Dolayısıyla aynı kesinti oranlarını her bölgede uygulamak teknik açıdan doğru bir yaklaşım değildir.”
“VATANDAŞIN RIZASI ALINARAK HAREKET EDİLMELİ”
Planlama süreçlerinde vatandaşın görüşünün dikkate alınmasının önemine vurgu yapan Yazıcı, teknik zorunluluklar varsa bunların açık şekilde anlatılması gerektiğini söyledi. “Eğer yol, donatı alanı ya da teknik zorunluluklar nedeniyle bir düzenleme yapılacaksa, bunun vatandaşla açık şekilde paylaşılması gerekir. Teknik uzmanların da katıldığı istişare süreçleri yürütülmeli ve vatandaşın rızası alınmalıdır.”
Kent planlamasında katılımcı yönetim anlayışının önemine dikkat çeken Yazıcı, karar süreçlerinin sahadan kopuk şekilde yürütülmemesi gerektiğini belirtti. “Vatandaşın görüşü alınmadan, yalnızca masa başında yapılan planlamalar her zaman sorun üretir. Bu nedenle teknik gerekliliklerle vatandaş beklentilerinin ortak zeminde buluşturulması gerekir” dedi.
“SİLİVRİ'NİN EN BÜYÜK SORUNU OTOPARKTAN ÖNCE YÖNETİŞİM SORUNUDUR”
Programda vatandaşların en çok şikâyet ettiği konular arasında trafik ve otopark problemlerinin bulunduğunun hatırlatılması üzerine konuşan Celalettin Yazıcı, şehir yönetiminde katılımcı anlayışın önemine vurgu yaptı.
Kent yönetimine ilişkin kararların vatandaşlarla daha açık şekilde paylaşılması gerektiğini belirten Yazıcı, toplumun taleplerinin siyaseti şekillendiren en önemli unsur olduğunu söyledi.
“Vatandaşlarla açık ve samimi şekilde konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'de bunu yapan belediye sayısı maalesef çok az. Demokrasimizin geldiği nokta açısından eksiklerimiz var. Ancak halk da haklarını sonuna kadar aramalı. Toplum bir konuda gerçekten kararlı olursa siyasetçi de o talebi yerine getirmek zorunda kalır.”
“TOPLUMUN İSTEDİĞİ ŞEYİ SİYASETÇİ SONUNDA YAPAR”
Vatandaşların planlama ve şehircilik süreçlerine daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, güçlü toplumsal taleplerin karşılıksız kalmayacağını savundu. “Toplum istediği zaman birçok şey değişebilir. Eğer vatandaş bir konuda ağırlığını ortaya koyarsa siyasetçi sonunda o işi yapmak zorunda kalır. Çünkü siyaset toplumun taleplerinden bağımsız yürütülemez.”
“OTOPARK SORUNU VAR AMA DAHA BÜYÜK BİR YÖNETİŞİM SORUNU VAR”
Silivri'de trafik ve otopark probleminin önemli olduğunu kabul eden Yazıcı, buna rağmen asıl problemin yönetim anlayışı olduğunu dile getirdi. “Evet, otopark önemli bir sorun. Ancak bana göre Silivri'nin en büyük sorunu yönetişim ve yönetim anlayışıdır. Çünkü doğru yönetim anlayışı oluşturulursa diğer sorunları çözmek de mümkün hale gelir. Ben mevcut süreçte bu konuda yeterli umudu göremiyorum.”
Otopark sorununa teknik açıdan yaklaşılması gerektiğini belirten Yazıcı, mevcut alanların kullanımı ile yeni otopark yatırımlarının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Trafik ve otopark sorununu iki başlık altında ele almak gerekir. Birincisi mevcut otopark alanlarının ne kadar verimli kullanıldığıdır. İkincisi ise gerçekten yeni otopark ihtiyacı olup olmadığıdır.”
Silivri'deki otopark ihtiyacına ilişkin sağlıklı verilerin bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini ifade eden Yazıcı, planlamanın veri üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı. “Bugün Silivri'de kaç araç var, kaç araç için otopark ihtiyacı bulunuyor, mevcut kapasite ne kadar yeterli; bunları biliyor muyuz? Önce bu verileri ortaya koymak gerekir. Dünyanın hiçbir yerinde bilmediğiniz bir şeyi yönetemezsiniz.”
“VERİLER TOPLANMADAN ÇÖZÜM ÜRETİLEMEZ”
Modern şehircilik anlayışının veri odaklı yönetimden geçtiğini belirten Yazıcı, ihtiyaç analizlerinin önemine dikkat çekti. “Öncelikle verileri toplamanız, mevcut kaynaklarla karşılaştırmanız ve gerçek açığı ortaya koymanız gerekir. Hangi bölgede ne kadar ihtiyaç var, yeni yatırımlar nereye yapılmalı; bunlar bilimsel çalışmalarla belirlenmelidir.”
“BELKİ DE SORUN PLANLAMA EKSİKLİĞİDİR”
Silivri'de konuşulan otopark ihtiyacının gerçek boyutunun ancak doğru analizlerle ortaya çıkabileceğini söyleyen Yazıcı, sorunun temelinde planlama eksikliği olabileceğini ifade etti. “Benim kanaatim, gerekli çalışmalar yapıldığında belki de düşünüldüğü kadar büyük bir otopark açığı olmadığı görülebilir. Çünkü Silivri'de birçok konuda olduğu gibi burada da temel sorun planlama eksikliği olarak karşımıza çıkıyor” dedi.
“OTOPARKLAR DOĞRU PLANLANIRSA BELEDİYEYE YÜZDE 10-15 EK GELİR SAĞLAYABİLİR”
Otopark planlamasının kullanıcı profillerine göre yapılması gerektiğini ifade eden Yazıcı, Silivri'de farklı ihtiyaç gruplarının bulunduğunu söyledi. “Bu konuda çalışmalar yaptım, mecliste de sunum gerçekleştirdim. Yurt dışındaki örnekleri de inceledim. Bana göre Silivri'de otoparkları üç farklı kategoriye ayırmamız gerekiyor. Çünkü ilçeyi kullanan herkesin ihtiyacı aynı değil.”
Çarşı ve alışveriş bölgelerinde kısa süreli park alanlarının oluşturulmasının önemli olduğunu belirten Yazıcı, mevcut trafik sıkışıklığının bir bölümünün bundan kaynaklandığını savundu.
“Vatandaş çarşıya geliyor, bir alışveriş yapacak ama aracını park edecek yer bulamıyor. Sürekli tur atıyor. Eğer belirli bölgelerde yarım saatlik ya da kısa süreli otopark alanları oluşturulursa hem trafik rahatlar hem de alışveriş yapmak isteyen vatandaş zaman kaybetmez.”
Sorunun sadece yeni otopark yapmakla çözülemeyeceğini belirten Yazıcı, mevcut alanların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. “Bazen büyük yatırımlar yapmadan da ciddi sonuçlar elde edebilirsiniz. Doğru planlama ve doğru yönlendirmeyle otopark kaynaklarının daha verimli kullanılması mümkündür.”
Silivri'de yaşayanlarla ilçeyi dışarıdan kullananların farklı değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, yerel kullanıcıları önceleyen bir sistem önerdi.
“SİLİVRİ'NİN KAYNAKLARINI KULLANANLAR KATKI DA SAĞLAMALI”
Yaz aylarında ilçenin nüfusunun birkaç kat arttığını hatırlatan Yazıcı, dışarıdan gelen ziyaretçilerin oluşturduğu yoğunluğun belediyeye maliyet oluşturduğunu söyledi.
“Dışarıdan gelen misafirlerimiz Silivri'nin yollarını, parklarını, sahillerini ve altyapısını kullanıyor. Bunların bakım ve işletme maliyetleri var. Dolayısıyla bu hizmetlerden yararlananların belirli ölçüde katkı sunması gerektiğini düşünüyorum.”
“BELEDİYE GELİRLERİNİ ARTIRMANIN YOLLARINI ARAMALI”
Silivri Belediyesi'nin gelir kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini savunan Yazıcı, otopark gelirlerinin önemli bir potansiyel taşıdığını ifade etti. “Belediyenin gelirlerini artırması gerekiyor. Bunun farklı yöntemleri var. Kaynak çeşitliliği oluşturulmalı. Ancak bu konuda ciddi bir çalışma göremiyoruz. Otopark gelirleri bunlardan sadece biri.”
Yaptığı hesaplamalara göre otopark sisteminin doğru işletilmesi halinde belediye bütçesine ciddi katkı sağlanabileceğini belirten Yazıcı, şu değerlendirmeyi yaptı:“Ben bunun hesaplarını yaptım. Otoparkların doğru planlanması ve işletilmesi halinde belediye bütçesine yüzde 10 ila 15 arasında katkı sağlanabilir. Yaz aylarında nüfus iki-üç katına çıkıyor. Hafta sonları binlerce araç Silivri'ye geliyor. Bu potansiyelin doğru değerlendirilmesi gerekiyor.”
Günümüzde otopark yönetiminin teknolojik altyapılarla kolaylıkla yürütülebileceğini ifade eden Yazıcı, elektronik takip sistemlerinin kullanılabileceğini söyledi. “Bugün insanlar araçlarını buldukları her yere park ediyor. Oysa teknoloji çok gelişti. Elektronik sistemlerle park alanları yönetilebilir, takip edilebilir ve daha düzenli bir yapı kurulabilir. Doğru olan da budur” dedi.
CELALETTİN YAZICI: “OTOPARK HARCI TOPLANIYOR AMA SİLİVRİ'DE KARŞILIĞINI GÖREMİYORUZ”
AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İBB Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Ahmet Refik Bek'in programında yıllardır tahsil edilen otopark harçlarının kullanımına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yazıcı, otopark bedellerinin toplanmasına rağmen Silivri'de bu kaynakların somut otopark yatırımlarına dönüştüğünü göremediklerini söyledi.
Programda Ahmet Refik Bek'in, inşaat ruhsatları sırasında tahsil edilen otopark bedelleriyle ilgili sorusunu yanıtlayan Celalettin Yazıcı, uygulamanın vatandaşlar tarafından yeterince bilinmediğini ifade etti.
“İNŞAATLARDAN OTOPARK BEDELİ ALINIYOR”
İnşaat sektöründe faaliyet göstermesi nedeniyle uygulamayı yakından takip ettiğini belirten Yazıcı, yeni yapılaşmalarda otopark zorunluluğu bulunduğunu hatırlattı.
“İnşaat yaparken ya gerekli otopark alanını oluşturmanız gerekiyor ya da mevzuat kapsamında belirlenen otopark bedelini ödemeniz gerekiyor. Bugün bu rakamların araç başına oldukça yüksek seviyelere ulaştığını görüyoruz.”
“YILLARDIR TAHSİL EDİLİYOR AMA KARŞILIĞINI GÖREMİYORUZ”
Silivri'de uzun yıllardır otopark harcı toplandığını ancak bunun karşılığında yeterli yatırım yapılmadığını savunan Yazıcı, şunları söyledi: “Vatandaşın en çok sorduğu sorulardan biri bu. Yıllardır otopark bedelleri tahsil ediliyor ancak bu gelirlerin karşılığında yapılan otopark yatırımlarını görmekte zorlanıyoruz. Bu sadece bugünkü yönetimle ilgili bir konu değil, geçmişten beri devam eden bir mesele.”
Türkiye'de bazı belediyelerin otopark gelirlerini yatırıma dönüştürmeye çalıştığını belirten Yazıcı, örnek uygulamaların bulunduğunu söyledi. “İstanbul'da ve farklı şehirlerde bu konuda adım atan belediyeler var. Elbette tahsil edilen tüm kaynağı yatırıma dönüştüremiyorlar ama en azından belirli bir kısmını otopark projelerine ayırmaya çalışıyorlar.”
Silivri'de ise benzer ölçekte bir yatırımın ortaya çıkmadığını savunan Yazıcı, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini dile getirdi. “Maalesef Silivri'de bu konuda somut örnekler görmekte zorlanıyoruz. Açık söylemek gerekirse bundan üzüntü duyuyorum. Otopark bedelleri toplanıyorsa bunun karşılığında vatandaşın görebileceği yatırımların da ortaya çıkması gerekir.”
Otopark harçlarının kamuoyunda yeterince tartışılmadığını belirten Yazıcı, birçok kişinin böyle bir uygulamadan haberdar olmadığını söyledi. “Belki de birçok vatandaşımız inşaatlardan otopark bedeli alındığını bile bilmiyor. Oysa bu önemli bir konu. Toplanan kaynakların nasıl değerlendirildiği ve hangi yatırımlara dönüştüğü kamuoyuyla daha şeffaf şekilde paylaşılmalı” dedi.
“DEMOKRASİ HİZMET EKSİKLİĞİNİ GİDERMEK İÇİN ORTAYA ÇIKMADI”
Programda Ahmet Refik Bek'in, Cumhur İttifakı döneminde önemli yatırımlar yapılmasına rağmen yerel seçimlerin neden kaybedildiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Celalettin Yazıcı, konuyu yalnızca hizmet üretimi üzerinden değerlendirmenin eksik olacağını ifade etti.
Seçim sonuçlarının değerlendirilmesinde demokrasi kavramının doğru anlaşılması gerektiğini ifade eden Yazıcı, şu değerlendirmede bulundu: “Demokrasi sadece daha fazla hizmet üretmek için ortaya çıkmış bir sistem değildir. Tarih boyunca toplumları kimlerin yöneteceği tartışılmıştır. Sokrates'ten Platon'a kadar birçok düşünür bu konuları ele almıştır. Demokrasi, insanların yönetime katılması, eşitlik, iletişim ve toplumsal temsil gibi kavramlarla ilgilidir.”
“HİZMET YAPMAK HER ZAMAN SEÇİM KAZANDIRMIYOR”
Yapılan yatırımlarla seçim sonuçları arasında her zaman doğrudan bir ilişki kurulamayacağını belirten Yazıcı, demokratik sistemlerde bunun sıkça görüldüğünü söyledi. “Demokratik olmayan ülkelerde hizmetleri daha hızlı yapabilirsiniz. Çünkü karar alma süreçleri farklı işler. Ancak demokrasilerde sadece hizmet üretmek seçim kazanmak için yeterli olmayabiliyor. Oy ile hizmet her zaman aynı oranda ilerlemiyor.”
“SİLİVRİ AK PARTİ AÇISINDAN ZOR BİR İLÇE”
Silivri'nin siyasi yapısının kendine özgü dinamikleri bulunduğunu belirten Yazıcı, seçim sonuçlarında birçok farklı faktörün etkili olduğunu ifade etti. “Silivri zaten AK Parti açısından kolay bir yer değil. Bunun yanında dönemin siyasi konjonktürü, ülke gündemi, ideolojik yaklaşımlar ve genel siyasi atmosfer de seçim sonuçlarını etkiliyor.”
“VOLKAN YILMAZ VE HÜSEYİN TURAN HİZMET ÜRETMEYE ÇALIŞTI”
Cumhur İttifakı dönemindeki belediye başkanlarının önemli çalışmalar yaptığını savunan Yazıcı, seçim sonuçlarının bu hizmetleri yok saymak anlamına gelmediğini söyledi. “Hem Hüseyin Turan Başkanımız hem de Volkan Yılmaz Başkanımız ciddi emek verdiler, çalıştılar ve önemli hizmetler yaptılar. Ancak bazen yapılan hizmetlerle seçim sonuçları birebir örtüşmeyebiliyor.”
“HALKIN TERCİHİNE SAYGI DUYMAK ZORUNDAYIZ”
Seçim sonuçlarının demokratik sürecin doğal sonucu olduğunu vurgulayan Yazıcı, vatandaşın iradesine her zaman saygı duyduklarını belirtti. “Halk ne karar vermişse ona saygı duymak zorundayız. Sonuçta demokrasinin temelinde vatandaşın tercihi vardır. Bizim görevimiz de bu tercihleri doğru okumak ve gerekli değerlendirmeleri yapmaktır.”
“GENEL SİYASET YEREL SONUÇLARI ETKİLEYEBİLİYOR”
Yerel seçimlerde yalnızca belediye hizmetlerinin değil, ülke genelindeki siyasi atmosferin de etkili olduğunu söyleyen Yazıcı, bunun Türkiye'nin birçok bölgesinde görülen bir durum olduğunu ifade etti.
“Bazen ülkenin genel politikaları yerel seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebiliyor. Vatandaşların tercihleri farklı sebeplerle şekillenebiliyor. Bu nedenle seçim sonuçlarını sadece yapılan ya da yapılmayan hizmetlerle açıklamak yeterli olmaz.”
“HİZMET ETMEK BAŞKA, SEÇİM KAZANMAK BAŞKA BİR DİNAMİK”
Yazıcı, hizmet üretmenin ve seçim kazanmanın her zaman aynı sonuçları doğurmadığını belirterek, siyasetin toplumsal beklentilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Bazen çok hizmet yaparsınız ama seçim kazanamazsınız. Bazen farklı dinamikler öne çıkar. Bu nedenle siyaseti sadece hizmet üretimi üzerinden değil, toplumsal beklentiler ve siyasi atmosfer üzerinden de değerlendirmek gerekir” dedi.
“VATANDAŞIN ARTIK HEDEFİNİ YÜKSELTMESİ GEREKİYOR”
Yazıcı, Silivri'nin artık temel altyapı sorunlarını büyük ölçüde geride bıraktığını belirterek, ilçenin turizm, tarım ve marka değerleri üzerinden yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyledi. Programda siyasi anlayışların hizmet yaklaşımı üzerine değerlendirmelerde bulunan Celalettin Yazıcı, sağ ve sol siyasetin gelişme kavramına farklı pencerelerden baktığını ifade etti.
“SAĞ SİYASET GELİŞMEYİ HİZMET ÜZERİNDEN TANIMLAR”
Sağ siyasetin daha çok fiziki yatırımlara ve altyapı hizmetlerine odaklandığını belirten Yazıcı, şunları söyledi: “Sağ siyaset genellikle gelişmeyi hizmet üzerinden tanımlar. Yol yapmak, köprü yapmak, okul yapmak, altyapı ve üstyapı yatırımlarını hayata geçirmek sağ siyasetin öncelikleri arasında yer alır. Bu nedenle özellikle altyapı ihtiyacının yoğun olduğu toplumlarda sağ partiler daha fazla karşılık bulabilir.”
“SOL SİYASET İNSANA VE KÜLTÜREL DEĞERLERE ODAKLANIYOR”
Sol siyasetin ise kalkınmayı daha çok sosyal politikalar ve kültürel gelişim üzerinden değerlendirdiğini ifade eden Yazıcı, farklı siyasal yaklaşımların farklı öncelikleri bulunduğunu söyledi. “Sol siyaset daha çok insana yatırım, kültürel değerler ve sosyal politikalar üzerinden gelişmeyi tanımlar. Dünyanın farklı ülkelerinde de buna benzer örnekler görmek mümkündür.”
“SİLİVRİ'NİN TEMEL ALTYAPI EKSİKLERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE GİDERİLDİ”
Silivri'de geçmiş dönemlerde önemli kamu yatırımlarının hayata geçirildiğini belirten Yazıcı, ilçenin artık daha yüksek hedeflere yönelmesi gerektiğini savundu. “Silivri'de geçmiş dönemlerde önemli yatırımlar yapıldı. Belediye binası olmayan bir ilçeden bugün kendi belediye binasına sahip bir noktaya geldik. Adliye, hastane, jandarma ve birçok kamu yatırımı hayata geçirildi. Bunlar küçümsenmeyecek hizmetlerdir.”
“SİLİVRİ EN DEĞERLİ YAŞAM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLABİLİR”
Vatandaşların artık daha büyük hedefler koyması gerektiğini ifade eden Yazıcı, Silivri'nin sahip olduğu potansiyelin çok daha yüksek olduğunu söyledi. “Silivri'de yaşayan insanların en iyi şartlarda yaşamaya hakkı var. Bu ilçenin İstanbul'un en çok tercih edilen, en çok değer gören yaşam merkezlerinden biri olma potansiyeli bulunuyor. Vatandaşlarımızın da bunu talep etmesi gerekiyor.”
“SİLİVRİ'YE YATIRIM ÇEKMEK ZORUNDAYIZ”
İlçenin ekonomik gelişiminin kişi başına düşen gelir artışıyla ölçülmesi gerektiğini belirten Yazıcı, dış yatırımların önemine dikkat çekti. “Silivri'nin gelişmesi için dışarıdan yatırım çekmesi gerekiyor. İlçede yaşayan insanların gelir seviyesini yükseltecek projelere ihtiyaç var. Bunun için de güçlü bir kalkınma vizyonu ortaya konulmalı.”
“TURİZM ARTIK SADECE DENİZDEN İBARET DEĞİL”
Turizm anlayışının değiştiğini belirten Yazıcı, Silivri'nin yeni nesil turizm alanlarında önemli fırsatlara sahip olduğunu söyledi. “Eskiden turizm denince akla deniz ya da tarih gelirdi. Bugün gastronomi turizmi, kırsal turizm, doğa turizmi, organik yaşam turizmi gibi çok farklı alanlar var. Silivri bu alanların önemli bir bölümünde güçlü potansiyele sahip.”
“SİLİVRİ'NİN MARKA DEĞERLERİNİ ORTAYA ÇIKARMALIYIZ”
Yerel ürünlerin ve kültürel değerlerin markalaştırılması gerektiğini vurgulayan Yazıcı, ilçenin ekonomik kalkınmasının bu alanlardan da desteklenebileceğini ifade etti. “İnsanların hafta sonu özellikle Silivri'ye gelmesini sağlayacak nedenler oluşturmalıyız. Yerel üretimimizi desteklemeli, organik ürünlerimizi markalaştırmalıyız. Ortaköy'ün pırasalı böreği, Kadıköy'ün karpuzu gibi değerleri daha görünür hale getirebiliriz. Belediyeler üreticiye alım garantisi vererek bu sürece katkı sunabilir.”
Yerel kalkınmanın tesadüfen gerçekleşmeyeceğini belirten Yazıcı, uzun vadeli planlama ve vizyonun önemine dikkat çekti. “Silivri'nin güçlü yönlerini doğru analiz etmek ve bunları ekonomik değere dönüştürmek gerekiyor. Bunun için de ciddi şekilde düşünmek, planlamak ve çalışmak gerekiyor” dedi.
“VİCDANIN SAĞI SOLU OLMAZ”
Programda Bora Balcıoğlu'nun “vicdan belediyeciliği” söylemi hatırlatılarak bunun bir tercih mi yoksa mevcut şartların zorunlu kıldığı bir yaklaşım mı olduğu sorulan Celalettin Yazıcı, kavramın siyasi kimliklerden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Vicdan kavramının toplumun tüm kesimlerini kapsayan evrensel bir değer olduğunu ifade eden Yazıcı, şu değerlendirmede bulundu: “Vicdan belediyeciliği güzel bir kavram. Bunun sağı solu olmaz. Vicdan, siyasi görüşlerden bağımsız bir kavramdır. İnsanların farklı düşünceleri olabilir ama vicdan herkes için ortak bir değerdir.”
“VİCDAN VERİLEN SÖZLERİ YERİNE GETİRMEKTİR”
Vicdan belediyeciliğinin yalnızca bir slogan olarak kalmaması gerektiğini belirten Yazıcı, bu anlayışın somut icraatlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. “Vicdan dediğimiz şey verilen sözleri zamanında yerine getirmek demektir. Taahhütleri gerçekleştirmek, vatandaşın sorunlarına duyarlı olmak, insanların beklentilerine karşı sorumluluk hissetmek demektir. Bu nedenle kavramın içinin doldurulması gerekir.”
“BÜTÇE YÖNETİMİ DE VİCDANIN BİR PARÇASIDIR”
Yerel yönetimlerin mali disiplini korumasının da vatandaşlara karşı bir sorumluluk olduğunu savunan Yazıcı, bütçe yönetiminin önemine dikkat çekti. “Sayın Belediye Başkanı bütçeyi iyi yönetmiş mi, seçim döneminde verdiği sözleri yerine getirmiş mi? Bunlar da vicdan belediyeciliğinin bir parçasıdır. Bu kriterler yerine getirildiğinde o kavram gerçek anlamını bulur.”
“KESİNTİLER SADECE BU DÖNEME ÖZGÜ DEĞİL”
Programda Ahmet Refik Bek'in, Silivri Belediyesi yönetiminin bütçe sorunlarını merkezi pay kesintileri, personel maaşlarındaki artışlar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yeterince destek alınamamasıyla açıkladığını hatırlatması üzerine Yazıcı, bu gerekçelere katılmadığını söyledi.
Belediye gelirlerinden yapılan kesintilerin yeni bir uygulama olmadığını ifade eden Yazıcı, geçmiş yıllardaki oranları örnek gösterdi. “Kesintiler sadece bugün yaşanan bir durum değil. Görev yaptığımız dönemde de kesintiler vardı. Hatta bazı yıllarda kesinti oranları yüzde 30 seviyelerine kadar çıkmıştı. Bu nedenle bugün yaşananları yalnızca kesintilerle açıklamak doğru değil.”
“SGK BORÇLARI ÖDENMEYİNCE KESİNTİLER ARTIYOR”
Kesintilerin temel nedenlerinden birinin Sosyal Güvenlik Kurumu borçları olduğunu belirten Yazıcı, Cumhur İttifakı döneminde bu borçların yapılandırılarak ödendiğini savundu. “Biz göreve geldiğimizde belediyenin SGK borçları vardı. Volkan Yılmaz döneminde bu borçlar yapılandırıldı ve düzenli şekilde ödenmeye başlandı. Borçlar azaldıkça da kesinti oranları düştü.”
Mevcut dönemde SGK borçlarının ödenmediğini iddia eden Yazıcı, bunun doğal sonucu olarak kesinti oranlarının yükseldiğini öne sürdü. “Devlet kendi alacağını tahsil eder. Bu sadece Silivri Belediyesi için geçerli değil, herkes için geçerli bir uygulamadır. Eğer SGK borçları ödenmezse devlet bunu kaynakta kesinti yaparak tahsil eder. Bu durumun sorumluluğunu farklı gerekçelere bağlamak doğru olmaz.”
Kesintilerin belediyenin tercihleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunan Yazıcı, mali yönetimin sonuçlarının da buna göre ortaya çıktığını söyledi. “Bir kurum borcunu ödemezse bunun sonucunda bazı yaptırımlarla karşılaşır. Sonrasında da bu yaptırımları gerekçe göstererek yaşanan mali sorunları açıklamaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir” dedi.
“KESİNTİLER TÜM BELEDİYELER İÇİN GEÇERLİ”
Programda, belediye gelirlerinden yapılan kesintiler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan gelişmelerin Silivri Belediyesi'ne etkisi üzerine konuşan Celalettin Yazıcı, mevcut tabloyu farklı gerekçelerle açıklamanın doğru olmadığını ifade etti.
Devletin alacaklarını yasal yollarla tahsil ettiğini belirten Yazıcı, bu uygulamanın yalnızca Silivri Belediyesi'ne özgü olmadığını söyledi. “Türkiye'de binin üzerinde belediye var. Büyük, küçük fark etmeksizin herkes için kurallar aynı. Eğer bir borç varsa devlet bunu tahsil ediyor. Biz göreve geldiğimizde de kesintiler vardı. Hatta ilk yıllarda yüzde 30 seviyelerinde kesintiler uygulanıyordu. Dolayısıyla bugün yaşanan durumu sadece buna bağlamak doğru olmaz.”
“BÜYÜKŞEHİRDEKİ GELİŞMELER BÜTÇE AÇIĞINI AÇIKLAMIYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan gelişmelerin Silivri Belediyesi'nin bütçe performansını açıklamadığını savunan Yazıcı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Eğer İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan gelişmeler gerçekten bütçe küçülmesine neden olsaydı, o zaman büyükşehirin bütçesinde de ciddi bir daralma görürdük. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Büyükşehir Belediyesi'nin gelirlerinin büyük bölümü merkezi idareden gelen paylardan oluşuyor ve bu gelirler artmaya devam ediyor.”
“ORTADA GELİR AZALIŞI DEĞİL YÖNETİM SORUNU VAR”
Bütçedeki olumsuz tablonun temelinde yönetimsel tercihler bulunduğunu öne süren Yazıcı, belediyecilikte mali disiplinin önemine dikkat çekti. “Ortada gelirlerin ortadan kalktığı ya da kaynakların kesildiği bir tablo yok. Dolayısıyla yaşanan sorunların başka sebeplerle açıklanması yerine yönetim anlayışının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.”
“YÖNETİM ZAFİYETİ ELEŞTİRİLERİNE KATILIYORUM”
Program sunucusunun, AK Parti Silivri İlçe Başkanı Sami Barlas ve MHP Grup Sözcüsü Sultan Aşkın'ın sık sık dile getirdiği “yönetim zafiyeti” eleştirilerini hatırlatması üzerine Yazıcı, bu değerlendirmelere katıldığını ifade etti. “Net ve açık şekilde söylemek gerekirse, evet. Bugün ortaya çıkan tabloyu yönetim anlayışıyla değerlendirmek gerekiyor. Çünkü sonuçta bütçeyi yöneten de, kaynakları planlayan da belediye yönetimidir.”
Programda zaman zaman belediye meclisinde yaşanan tartışmalara da değinilirken, Yazıcı muhalefet olarak görüşlerini kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini belirtti. “Biz mecliste de görüşlerimizi ifade ediyoruz. Silivri'nin menfaatine olan her konuda düşüncelerimizi söylemeye devam edeceğiz. Sonuçta hepimizin amacı bu şehrin daha iyi yönetilmesi ve daha iyi bir noktaya gelmesidir.”
“CHP KONGRESİYLE İLGİLİ DAVA CHP'LİLER TARAFINDAN AÇILDI”
AK Parti Silivri Belediye Meclisi Grup Başkanvekili ve İBB Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Ahmet Refik Bek'in programında CHP kurultayıyla ilgili mahkeme kararını değerlendirdi. Yazıcı, sürecin siyasi partilerden değil, CHP delegelerinin açtığı dava sonucunda ortaya çıktığını belirterek, hukukun verdiği kararın uygulanması gerektiğini savundu.
Kurultay sürecinin CHP içerisinden gelen itirazlarla yargıya taşındığını belirten Yazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Öncelikle olayı doğru tanımlamak gerekiyor. 2023 yılında yapılan CHP kurultayının ardından bazı CHP delegeleri ve partinin içinden isimler, kurultayın çeşitli usulsüzlükler ve delegelerin yönlendirilmesi iddialarıyla sakatlandığını öne sürerek mahkemeye başvurdu. Bu dava herhangi bir siyasi parti tarafından açılmadı. AK Parti ya da MHP tarafından açılmış bir dava değil. CHP'nin kendi delegelerinin başvurusu üzerine başlayan bir süreçten söz ediyoruz.”
Demokratik hukuk devletlerinde herkesin yargıya başvurma hakkına sahip olduğunu vurgulayan Yazıcı, delegelerin de bu hakkı kullandığını söyledi. “Bir kişi kendisini haksızlığa uğramış hissediyorsa dava açabilir. Bu hukuk devletinin temel prensibidir. CHP delegeleri de bu hakkı kullanarak mahkemeye başvurmuştur.”
Yargının önüne gelen dosya üzerinden karar verdiğini ifade eden Yazıcı, mahkemenin siyasi değil hukuki değerlendirme yaptığını savundu. “Mahkeme tanıkları, belgeleri ve tüm delilleri inceleyerek bir karar verdi. Sonuçta yargı makamları önlerine gelen deliller üzerinden değerlendirme yapmak zorundadır.”
“CHP'NİN KURUMSAL VARLIĞINA YÖNELİK BİR KARAR YOK”
Mahkeme kararının CHP'nin tüzel kişiliğini veya yöneticilerinin siyasi faaliyetlerini ortadan kaldırmadığını belirten Yazıcı, kararın yalnızca kurultay süreciyle ilgili olduğunu söyledi. “Burada CHP'nin kapatılması, yöneticilerine siyasi yasak getirilmesi ya da partinin faaliyetlerinin durdurulması gibi bir durum söz konusu değil. CHP kurumsal kimliğiyle faaliyetlerine devam ediyor. Yöneticilerinin siyaset yapmasının önünde de bir engel bulunmuyor.”
“MAHKEMENİN SÖYLEDİĞİ ŞEY KONGRENİN YENİLENMESİ”
Kararın özünün yeniden kongre yapılması olduğunu ifade eden Yazıcı, bunun demokratik süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Verilen kararın özü şu; kongreyle ilgili itirazlar nedeniyle sürecin yeniden değerlendirilmesi ve kongrenin yenilenmesi. Özgür Özel de aday olabilir, başka adaylar da çıkabilir. Sonuçta delegelerin yeniden irade ortaya koyacağı bir süreçten bahsediyoruz.”
“LİDERLİK BÖYLE DÖNEMLERDE TEST EDİLİR”
CHP yönetiminin süreci sağduyuyla yönetmesi gerektiğini savunan Yazıcı, siyasi partilerin kriz dönemlerinde olgun tavır sergilemesinin önemine dikkat çekti. “Kaptan dalgalı denizde belli olur. Eğer bir siyasi hareket ülkeyi yönetmeye talipse, bu tür süreçleri de toplumun güvenini kazanacak şekilde yönetebilmelidir.”
Yargı kararlarının siyasi görüşlerden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, hukuk devletinin temel ilkesinin bu olduğunu söyledi. “Milletvekilleri de göreve başlarken hukukun üstünlüğüne bağlı kalacaklarına dair yemin ediyorlar. Hukukun verdiği kararlar geçmişte tüm siyasi partiler için bağlayıcı olduğu gibi bugün de bağlayıcıdır.”
Yargı kararlarının toplumun her kesimi tarafından farklı yorumlanabileceğini belirten Yazıcı, hukuk dünyasında da görüş ayrılıklarının doğal olduğunu söyledi. “Bu konuda herkesin farklı görüşü olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görüşü farklı olabilir, bizim görüşümüz farklı olabilir. Ancak hepimizi bağlayan ortak zemin hukuktur. Hukukçuların bile aynı dava hakkında farklı değerlendirmeler yaptığı bir sistemden bahsediyoruz. Bu sadece siyasi davalarda değil, en basit hukuki uyuşmazlıklarda bile böyledir.”
Mahkeme kararlarının eleştirilebileceğini ancak bunun hukuk çerçevesinde yapılması gerektiğini ifade eden Yazıcı, itiraz mekanizmalarının zaten sistem içerisinde bulunduğunu söyledi. “Yargının verdiği kararlar eleştirilebilir, beğenilmeyebilir, farklı yorumlanabilir. Ancak hukuk yolları açıktır. Karara itiraz edilir, üst mercilere başvurulur. Hukuk devletlerinde süreç böyle işler.”
“GENEL KURULDA DELEGELER İRADELERİNİ ÖZGÜRCE ORTAYA KOYMALI”
Kurultay tartışmalarının özünde delegelerin özgür iradesi meselesinin bulunduğunu belirten Yazıcı, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesinin önemine dikkat çekti. “Bir genel kurul yapılıyorsa delegeler oylarını özgür iradeleriyle kullanmalıdır. Beğendikleri adaya oy vermeli, desteklemek istedikleri kişiyi seçmelidir. Eğer bunun dışında yöntemler kullanıldığı yönünde ciddi iddialar varsa bunların değerlendirilmesi gerekir.”
“GEÇMİŞTE DE SİYASİ YASAKLAR VE MAHKEME KARARLARI YAŞANDI”
Türkiye siyasi tarihinde benzer hukuki süreçlerin daha önce de yaşandığını hatırlatan Yazıcı, yargı kararlarının sadece bugüne özgü olmadığını söyledi. “Bu ülkede geçmişte siyasi yasaklar oldu, parti kapatma davaları oldu, çeşitli mahkeme kararları verildi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yargı süreçleri yaşadı. Diğer siyasi liderler de benzer süreçlerden geçti.”
“TÜRKİYE'NİN GÜÇLÜ BİR CHP'YE İHTİYACI VAR”
Tartışmaların ötesinde CHP'nin Türkiye siyasetindeki önemine vurgu yapan Yazıcı, partinin kurumsal olarak güçlenmesini istediğini söyledi. “Ben Türkiye'nin güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi'ne ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim. CHP'nin kendi içindeki sorunlarını aşarak güçlü şekilde yoluna devam etmesini, hem vatandaşlara hizmet etmesini hem de kurumsal yapısını güçlendirmesini isterim.”
“SÜRECİ SÜKÛNETLE ATLATMALIYIZ”
Yaşanan tartışmaların toplumsal gerilime dönüşmemesi gerektiğini belirten Yazıcı, tüm siyasi aktörlerin sağduyulu davranması gerektiğini ifade etti. “Dosyanın içeriğini ve tüm detaylarını bilmiyoruz. Ancak sonuçta yargı bir değerlendirme yapıp karar vermiş durumda. Bu süreci ülkemize ve milletimize yakışır şekilde, sağduyu ve sükûnet içerisinde atlatmalıyız.”
“ÜLKENİN ZARAR GÖRMESİNİ KİMSE İSTEMEMELİ”
Kararın ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yazıcı, siyasi tartışmaların ülke ekonomisine zarar vermesini istemediğini söyledi. “Borsa bir gün düşebilir, ertesi gün yükselebilir. Bunlar piyasanın kendi dinamikleri içerisinde yaşanabiliyor. Ancak hiçbirimiz ülkenin zarar görmesini istememeliyiz. Siyasi tartışmalar nedeniyle ekonominin kötüye gitmesini, borsanın düşmesini ya da ülkenin zarar görmesini temenni etmek doğru bir yaklaşım olmaz.”
“SİYASETİ HİÇBİR ZAMAN KARİYER PLANI OLARAK GÖRMEDİM”
Programın son bölümünde Ahmet Refik Bek'in siyasi hedeflerine ilişkin sorusunu yanıtlayan Celalettin Yazıcı, siyasete bakış açısını anlattı. Siyasi hayatını önceden planlanmış bir kariyer yolculuğu olarak değerlendirmediğini ifade eden Yazıcı, siyasete girmesinin belirli şartların oluşmasıyla gerçekleştiğini söyledi. “Ben siyaseti hiçbir zaman bir kariyer alanı olarak görmedim. Eğer böyle düşünseydim çok daha genç yaşlarda siyasetin içinde aktif olarak yer alırdım. İmkânlarımız da vardı. Ancak uzun yıllar siyasetten uzak durmayı tercih ettim.”
“BAZEN ELEŞTİRMEK YETMİYOR, SORUMLULUK ALMAK GEREKİYOR”
Siyasete giriş sürecinin kendi tercihlerinden çok şartların ortaya çıkardığı bir sorumluluk olduğunu belirten Yazıcı, eleştiren değil çözüm üretmeye çalışan tarafta olmayı tercih ettiğini söyledi. “Bir noktadan sonra sadece eleştirmek yeterli olmuyor. Eğer yanlış gördüğünüz şeyler varsa, sorumluluk almanız gerekiyor. Ben de o dönemde Silivri'de işlerin iyi gitmediğini düşündüğüm için sorumluluk alma gereği hissettim ve siyasetin içine girdim.”
“ÖNEMLİ OLAN MAKAM DEĞİL, O MAKAMDA NE YAPACAĞINIZDIR”
Siyasi hedeflerden çok hizmet üretme kapasitesinin önemli olduğunu vurgulayan Yazıcı, vatandaşın da buna baktığını ifade etti. “Bir kişinin belediye başkanı olması, milletvekili olması ya da başka bir görevde bulunması tek başına önemli değil. Önemli olan o göreve geldiğinde ne yapacağı, o işi yapacak bilgi birikimine, iradeye ve psikolojik dayanıklılığa sahip olup olmadığıdır.”
“ŞU AN YAPTIĞIM GÖREVİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPMAYA ÇALIŞIYORUM”
Geleceğe ilişkin hesaplardan önce mevcut sorumluluklarını yerine getirmeye odaklandığını belirten Yazıcı, önceliğinin mevcut görevleri olduğunu söyledi. “Şu anda üzerimde bulunan görevleri layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Elbette eksiklerimiz ve hatalarımız olabilir ama önceliğim bugün yaptığım işi en iyi şekilde yapmak.”
Meclis üyeliğinin ikinci döneminde de kendi talebiyle değil, partinin isteğiyle görev aldığını ifade eden Yazıcı, bu süreci bir hizmet sorumluluğu olarak gördüğünü anlattı. “Hatta ikinci dönem için arkadaşlara başka isimlerin de görev alabileceğini söyledim. Çünkü herkesin kendi işi, ailesi ve sorumlulukları var. Ben bunu bir makamdan çok millete ve devlete karşı bir sorumluluk olarak değerlendirdim.”
“TOPLUM İSTERSE ZATEN SİZE GÖREV VERİR”
Siyasette asıl belirleyici unsurun toplumun teveccühü olduğunu vurgulayan Yazıcı, görevlerin talep edilmesinden çok toplum tarafından verilmesinin daha anlamlı olduğunu söyledi. “Toplum bir insanda umut görüyorsa zaten bunu belli eder. Vatandaş sizi bir yere layık görüyorsa oraya getirir. Eğer böyle bir talep yoksa, insanların kendi kendilerini zorlayarak bir yerlere gelmeye çalışmasının çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum.”
“MAKAMLAR ZORLANARAK DEĞİL, GÜVENLE GELMELİ”
Programın sonunda siyaset anlayışını özetleyen Yazıcı, görevlerin kişisel hedeflerden çok toplumsal güvenle şekillenmesi gerektiğini belirtti. “Bence siyasette doğru olan, vatandaşın sizi istemesidir. Eğer toplum sizi bir göreve layık görüyorsa zaten gereken olur. Görmüyorsa da zorlamanın bir anlamı yoktur. Sonuçta bu işler fedakârlık, zaman ve emek isteyen işlerdir.”
“TÜRKİYE'DEN UMUDUMUZU KESMEYELİM, GELECEĞİN ÇOK DAHA GÜZEL OLACAĞINA İNANIYORUM”
Programın sonunda Ahmet Refik Bek'in Silivrililere yönelik son mesajını sorması üzerine konuşan Celalettin Yazıcı, öncelikle program ekibine teşekkür etti. Silivri'ye yönelik eleştirilerinin karamsarlık değil daha iyi bir gelecek isteğinden kaynaklandığını belirten Yazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Eleştirilerimiz var, eksik gördüğümüz noktalar var, zaman zaman kırgınlıklarımız da oluyor. Ancak bunların tamamı Silivri'nin ve ülkemizin daha iyi olması isteğinden kaynaklanıyor. Daha iyi bir Silivri ve daha güçlü bir Türkiye isteyen insanların sayısının her geçen gün arttığını görüyorum.”
“SİLİVRİ'NİN DE TÜRKİYE'NİN DE GELECEĞİ AYDINLIK”
Hem yerel hem de ulusal ölçekte geleceğe umutla baktığını ifade eden Yazıcı, Türkiye'nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. “Tüm olumsuzluklara rağmen Silivri'nin de Türkiye'nin de yarınlarının çok daha güzel olacağına inanıyorum. Bugün yaşadığımız sıkıntılar geçicidir. Önemli olan geleceğe umutla bakabilmektir.”
Son yıllarda birçok alanda önemli yatırımlar yapıldığını belirten Yazıcı, özellikle altyapı ve savunma sanayisindeki gelişmelere dikkat çekti. “Ülkemiz savunma sanayisinde, ulaştırmada ve birçok farklı alanda önemli atılımlar gerçekleştiriyor. Türkiye'nin geçmişten gelen altyapı ve üstyapı eksikliklerinin büyük bölümü tamamlanma aşamasına geldi. Köprüler, yollar, tüneller ve büyük yatırımlar hayata geçirildi.”
“ARTIK İNSANIMIZA DAHA FAZLA KAYNAK AYIRABİLECEĞİZ”
Büyük yatırımların tamamlanmasının ardından kamu kaynaklarının sosyal alanlara daha fazla yönlendirilebileceğini ifade eden Yazıcı, gelecek döneme ilişkin beklentilerini paylaştı. “Bu yatırımlar tamamlandıkça bütçe üzerindeki yükler de azalacak. Böylece elde edilen kaynaklar insanımıza, çocuklarımıza ve geleceğimize yönelik projelerde daha fazla kullanılabilecek.”
Türk milletinin tarih boyunca zorlu dönemleri aşmayı başardığını vurgulayan Yazıcı, Türkiye'nin geleceğine duyduğu güveni dile getirdi. “Türk milleti tarih boyunca dünyada söz sahibi olmuş bir millettir. Elbette zaman zaman sıkıntılı dönemler yaşandı. Osmanlı'nın son dönemlerinde de zorluklar vardı. Ancak milletimiz her defasında yeniden ayağa kalkmayı başardı.”
Konuşmasının sonunda vatandaşlara birlik ve umut çağrısı yapan Yazıcı, “Türkiye'den umudumuzu kesmeyelim. Kendimizi çağın şartlarına göre yenileyen, gelişen ve güçlenen bir ülkeyiz. Geleceğin çok daha güzel olacağına inanıyorum” dedi.
Programı tamamlayan Celalettin Yazıcı, Silivri ve Türkiye için umutlu olduğunu belirterek, vatandaşların ortak hedefler etrafında birleşmesi gerektiğini söyledi. “Silivri'nin de Türkiye'nin de çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Yeter ki ortak hedefler doğrultusunda çalışmaya ve üretmeye devam edelim” sözleri ile konuşmasını noktaladı.






