Çocuklarımızın gelişimini, eğitimini engelleyen ya da geciktiren nedenler arasında görme ve işitme bozukluklarının payı büyüktür. Çocukluk yıllarında konuşma yeteneğinin gelişimi, çocuğun duygusal ve sosyal açılardan olgunlaşması ve kendini rahatça ifade etmesi ileriki yıllardaki mutluluğunu, eğitim ve meslek yaşamındaki başarısı yakından ilgilendirmektedir. Çocuğumuz görüyor, duyuyor gibi hissetsek bile netlik ve seviye azlığı görmede, duymada kaliteyi düşürdüğünden, bozuklukların zamanında teşhis edilip, tedaviye hemen başlanması gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak bazı üniversite hastanelerinde bebeklere doğar doğmaz işitme testi uygulaması başlatılarak çok önemli bir adım atılmıştır.
Diğer bir önemli husus daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi DenverII gelişim tarama testini 0-6 yaşları arasında en az 4 kez uygulatarak, çocuklarımızın zihinsel, sosyal, duygusal, psikomotor, dil, özbakım becerileri yönünden gelişimlerinin seviyesini öğrenip Çocuk Gelişim Uzmanından alınacak danışmanlık hizmetleri ile onların eksiksiz ve doğru bir biçimde gelişimlerinin desteklenmesini sağlamalıyız..
Bunun dışında çocuklarımızı diş, ağız ve çene kemiği hastalıkları yönünden erken tanı amaçlı muayene ettirerek beslenme, ağız hijyeni ve florür takviyesi konularında bilinçli davranmak son derece yararlı olacaktır.
Bedensel sağlılığı koruyucu önlemlerden en önemlisi ise aşıyla önlenebilir bulaşıcı hastalıklara karşı çocuklarımın aşılanmasıdır. Aşılar, yaşadığımız dünyada sağlığımızı tehdit edecek mikroplara karşı mucizevi bir koruma kalkanı vazifesi görürüler. Çünkü bulunduğumuz ortam ve çevremiz bizim tahmin bile edemeyeceğimiz çoklukta ve çeşitlilikte mikrobik risk taşımaktadır. Doğar doğmaz başlatılan aşılama periyoduyla bebekleri, çocukları ve gençleri dolayısıyla biz yetişkinleri de olumsuz etkileyebilecek pek çok hastalığa karşı koruma sağlanmaktadır.
Aşı ile korunabildiğimiz hastalıklara Hepatit, tüberküloz, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci, menenjit ve larenjit, Enflüanza, rahim ağzı kanseri, pnömokok, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeğini örnek verebiliriz.. Bu hastalıklar, yapılan aşılar sayesinde tehdit olmaktan çıkmıştır. Hatta bir zamanlar insanoğlunun kabusu olan çiçek hastalığı, düzenli olarak tüm dünyada tam aşılanma sağlandığı için ne mutlu ki yer yüzünden silinmiştir ( eradike edilmiştir ) Yine Hepatit hastalığı (sarılık ) ülkemizde çok yaygın olarak görüldüğü için ömür boyu korunmaya yönelik olarak yapılan hepatit-B aşısı, doğar doğmaz yapılan ilk aşı olma özelliğini kazanmıştır. ( Bu aşı sadece çocuklarımızı korumak için düşünülmemeli, kendimize kan testi yaptırarak bağışık olup olmadığımızı öğrenmeli, değilsek mutlaka aşılarak bu hastalıktan korunmalıyız )
İşin özü, biz yetişkinler birbirimizi sevip sayarak oluşturduğumuz güven ortamında, çocuğumuzu sevgi ve şefkatle sarmalıyorsak, onunla az bile olsa kaliteli vakit geçiriyorsak, hareket etmesi, kendini ve çevresini keşfetmesi için olanak tanıyorsak, başardıklarını fark edip övüp, yüceltiyorsak, dozunda koruyup kolluyorsak, eğitici, öğretici ortamlar hazırlıyorsak, örnek davranışlar sergiliyorsak, sağlıklı yiyecek ve içeceklerle besliyorsak ( temiz, taze ve 4 ana besin grubunu içeren protein, karbonhidrat, yağ, mineral- vitaminlerin dengeli verilmesi ) mevsime uygun giydiriyorsak, hijyenik ortamda büyütüyorsak, sağlık kontrollerine düzenli götürüyorsak, gelişim testlerini yaptırıyorsak, aşılarını aksatmıyorsak, düzenli uyumasını sağlıyorsak çocuğumuzun tüm sağlığı için gerekeni zaten yapıyoruz demektir. Kendimizle gurur duymanın keyfini sürebiliriz.
Çocuk yüreği dolusu sevip, sevilmeniz dileği ile hoşça kalın.






