Sosyolog ve Aile Danışmanı - Aleyna Çalış

Sadakatsizliğin ve aldatmanın psikolojisi

İlişki kurmak varoluşumuzun en temel deneyimlerinden ve ihtiyaçlarından biridir. İlişkilerde kendimizi güvende hissetmek çoğu zaman diğer tüm beklentilerin önünde olur. Hayatımızın ilk dönemlerinde annemizle kurduğumuz ilişki hayatı anlamlandırma tarzımızı belirler ve biz annemizle kurduğumuz ilişkinin niteliğine paralel olarak hayatla ilişki kurarız. İlerleyen dönemlerinde ailemizle kurduğumuz ilişki; ihtiyaçlarımızı, yaşamsal varoluşumuzu, değerlerimizi ve hedeflerimizi belirler. Her zaman isteriz ki bu ilişkiler güvenilir ve doyum aldığımız ilişkiler olsun. Ailemizle kurduğumuz ilişkide nelerin eksikliğini yaşıyorsak dış dünyada onu arayarak günlerimizi geçiririz. Bir yandan da ailemizde var olan ilişki kurma biçimlerini öğrenerek hayatımızı sürdürürüz. Kişisel ihtiyaçlarımız, varoluşumuz ve öğrenmelerimiz ilişkisel hayatımızın parçalarını oluştururlar.
Arkadaşlık ilişkileri ile başlayan aile dışı ilişkiler zamanla kendini romantik ilişkilere de bırakırlar. Romantik ilişkiler dinamik olarak diğer ilişkilerden farklıdır. Çoğu zaman içimizdeki doyumu sağlamak için yola çıkılan ilişkiler doyumun sağlanmasıyla kendini başka bir forma bırakır. Bu noktada ilişkisel öğrenmelerimiz devreye girer ve kişisel özelliklerimiz ön plana çıkar. İlişkide aldatma ve aldatılma ise bu kişisel özellikle doğrudan bağlantılıdır ancak tek başına bir belirleyici olmaz. Genelde sadakatsizlik kavramı hayatımızdaki nesnelere karşı ikinci ve gizli bir ilişkilenmemiz olduğunu anlatır. Sadakatsizliğin temelinde kişinin kaygılı tavrı ön plana çıkar. Bu gözle görülen bir kaygının ötesinde kişiyi içten içe tırmalayan bir kaygıdır. Kişi geçmişte deneyimlediği ve acı çektiği durumların oluşmaması adına kendini adeta bir koruma kalkanı içine alır ve belki de değerlerine uymayan bir adımı da bu şekilde ortaya çıkartır. Sadakatsizlik ilk başta kişinin kendine ve çevresine karşı kullandığı ‘ufak' gördüğü yalanlarla başlarken bir süre sonra hayatını idame ettirme mekanizması hailine gelebilir. Bu süreçte bir taraftan içten içe bir rahatsızlık duyarken bir taraftan da arzularıyla kaynaşmış bir şekilde onlara doğru adımlar atar. Zaman içerisinde sadakatsizlik ilişki bağlamında üçüncü bir kişinin varoluşuyla artık ilişkisel bir sorun halini alır.
Tam bu noktada önemli olan aşama ilişki yaşanılan partnerin bu durum hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Bu adımla birlikte artık gerçek bir aldatma-aldatılma sürecinden bahsedebiliriz. Bu ana kadar kişinin kendi problemi olan sadakatsizlik artık ilişkide var olan her sorunda olduğu gibi iki kişilik bir problem haline gelir. Aldatılma sürecinde aldatılan kişi durumun sorumlusu değil etkeni olarak ortaya çıkar. Etken dememiz de ki kasıt ise; ilişkinin yazılı bir yaşanma listesinin olmayışı ve tamamıyla ilişkinin iki tarafının da varoluşu ve ihtiyaçları üzerine kurulmuş biricik bir sistem olmasıyla alakalıdır. Çünkü ilişki mantıksal olmayan sadece gerçeklik zeminine oturan bir kaynaşma halidir. Aldatan kişi için bu sürecin birçok nedeni varken aldatılan kişi için durum böyle görünmez. Ancak ilişkide karşılanmayan ihtiyaçların oluşması kişiye görünür olmadığı için sadakatsizlikle ilişkilenmiş olan kişi bu boşluktan tetiklenir. Böylece ilişki belli başlı bir kırılma yaşar ve artık bazı şeyler hiçbir zaman düzelmeyecekmiş gibi görünmeye başlar. Ancak ilişkide her sorunun çözümü için gerekli olan iki gönüllü insan var oldukça her sorunun çözümü mümkündür. Bu aşamada gözden geçirilmesi gereken şey ilişki yaşamaya ve süreçte emek göstermeye değer bir yaşantının ve arzunun bulunup bulunmadığıdır.

YORUM YAP