Nurten Danış

Nurten Danış

14.10.2009 10:31:49
ÇOCUKLARIMIZDA  
GÜVEN DUYGUSUNU
NASIL
GELİŞTİREBİLİRİZ?
Güven duygusu, bireylerin tüm yaşamı boyunca  etkisini  hissettikleri, sosyal  yaşam ve daha da önemlisi kişinin kendini evrenle bir bütün olarak  hissedip, kabul  görüp, onaylandığı duygusunu en yoğun biçimde  algılamasını sağlayan bir duygudur. İçinde yaşadığımız dünyaya, bulunduğumuz çevreye duyduğumuz  güven duygusu  yaşamın her alanında kendini hissettirir. Bundan yoksun olmak beraberinde bir dolu  korkuyu getirmektedir. Dolayısıyla  bu korku   sevilmeme, istenmeme, değersizlik,  onaylanmama, kabul edilmeme gibi bir dolu olumsuz duyguyu da beraberinde yaşatır. Kaldı ki kuantum felsefesine göre   düşünürsek,  bu korkularımız ne yazık ki  evrene olumsuz duygular yaymamıza dolayısı ile o korkuları  yaşamamıza sebep olmaktadır. Tamda ne  ekersek onu biçeriz  kavramı yada korktuğumuz başımıza geldi durumu.
Öyleyse bizim  bilmemiz gereken, güven duygusunu hayatlarımıza ne zaman kazıdığımız ve bunun için ne yapılması  gerektiğidir.  Her zaman belirttiğimiz gibi  erken çocukluk  yine sahnede. Çünkü  güven duygusu  insan hayatının 0- 1,5 yaş döneminde  gelişmektedir. Çocuğun tüm ihtiyaçlarının ne oranda  karşılandığı ve sevgiyi, şefkati ne kadar hissettiği ile ilgilidir. Bu duygunun gelişmesi yada gelişmemesi  çocuğun bu dönemde  ihtiyaçlarına cevap veren kişiyle  yakın ilgilidir. Olması istenen kişi  öncelikle annedir  ama sağlık yada herhangi özel bir durumda  annenin yerini alacak kişinin de bu duygunun gelişmesinde yada gelişmemesinde payı büyüktür. O halde yapılması gereken  tek şey çocuğu sevgi ve şefkatle sarmalayarak onunla  sıcacık sevgi sesiyle sohbet etmek, beslenme, temizlik, uyku gibi fizyolojik  ihtiyaçlarını beklemeden  gidermektir. Çünkü bu dönem de   çocuk beklemeyi bilmez. Bekleme kavramı 1,5 yaşından sonra gelişir. İhtiyaçlarımız sürekli ertelenir, anında giderilmezse  maalesef  tüm yaşamımızı etkileyen  güvensizlik duygusu yerleşmeye başlar. Dünya güvenilmez bir yer gibi algılanır. Etrafımızdaki  kişilere  kuşku ile yaklaşan, kaygılı,  ezik, kompleksli,  karamsar, isyankar, negatif bir kişilik geliştiririz. Böyle bir kişilikle yaşamı hem kedimize hem de çevremizdeki herkese zindan ederiz.
Bunun dışında birde öğrenilmiş güvensizlikler vardır. Eğer biz yetişkinlerden  biri güvensiz bir kişilik sergiliyorsak bu  dolayısı ile çocuğumuza geçecektir. Yaşamı  bizim algıladığımız gibi algılamaya başlayacağından kaygılı  bir  karakter sergileyecektir.  Bir kız öğrencim gün içinde hiçbir problemi olmamasına rağmen benimle, arkadaşları ile  her türlü paylaşımı mutlu bir içimde yaşarken  eve gitme vakti gelince  bir  kişi bile çocuğunu alsa bu öğrencim çığlık, çığlığa ağlamaya başlıyordu. Her türlü tekniği denememe, sınıfta  fazlasıyla onu gözlemlememe, aile ile bu  amaca dönük görüşmeme  rağmen  bir türlü ağlamasını durduramıyordum. Bir seferinde sorduğumda bana cevap olarak  bunun nedenini bilmediğini ama içinin titrediğini ve çok istemesine rağmen ağlamasını durduramadığı  ifade etmişti,  içimi  acıtan, iç çekişleriyle.  Sonra anneye  çocuğuna  ne tür kitaplar okuduklarını yada onu korumak için  neler söylediklerini  sorma düşüncesi geldi. Anne masal yada hikayelerin genelde dış ortamın güvenilmemesi gereken bir yer olup çeşitli kötülükler barındırdığını vurgulayan mesajlar taşıdığını söyledi. Çocuğuna kendisini korumayı ancak böyle öğretebileceğini   belirtti. Bu durumda öğrencimin  kaygısının nedeni  anlaşılmıştı tabii. Bunu öğrenir öğrenmez aileye bunun tam tersi  olarak sosyal ortamda sevgi, şefkat, iyililik, paylaşım, dayanışma, yardımlaşma gibi olumlu duyguları vurgulayacak  deneyimler yaşaması için ortam oluşturmalarını ve okudukları anlattıkları, sohbet ettikleri durumlarda da buna dikkat etmelerini rica ettim.  Çok ilginçti sonuca çok kısa bir sürede ulaştık.  Çocuğum gün içinde nasıl mutluysa  eve gidiş vakti geldiğinde de aynıydı. Başarmıştık..  Çocuğumuzun özdeşim kurduğu bizlerin her konuda dengeli davranması gerekiyordu. Ne  bir fazla nede bir eksik. Kaldı ki onların mantığı bizden farklıdır.  Dünyasında,  yaşanan yada anlatılan olaylar  abartılı algılandığından  ve de soyut kavram gelişmediği için  olaylara bakış açıları  biz yetişkinler gibi değildir.
Her bir günü,  kendinizi güvende hissetmenin  huzuru içinde geçirmeniz dileği ile. 

YORUM YAP