MUTLULUK TASARIMCISI GİZEM DAĞ: Mutluluk bir yol ve süreçtir

MUTLULUK TASARIMCISI GİZEM DAĞ: Mutluluk bir yol ve süreçtir

16.04.2022 12:34:02

Hürhaber köşe yazarlarından Uğur Bakıcı, Mutluluk Tasarımcısı Gizem Dağ ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Mutluluk hakkında bilmemiz gereken şeylere bir göz atmanız dileğiyle…

Hayatın içindeki koşturmacamızda pek çoğumuz kendimize zaman ayıramıyoruz. Günlerimiz işten eve-evden iş, okuldan eve-evden okula koşturmakla geçiyor. Bu durumda bizi zamanla kendimizi mutsuz, karamsar ve hatta bunalmış hissine sürüklüyor. Dünya ve ülke gündemi de üzerine eklenince içler iyice kararıyor. Oysa hayata kısa bir mola verip sevdiklerimizle vakit geçirdiğimiz zaman veya sevdiğimiz şeyleri yaparak o anki mutluluk hissine ulaşmak mümkün. Biz de Mutluluk Tasarımcı Gizem Dağ ile Silivri sahilde tam da bunu yaptık.  Karamsar ülke ve dünya gündeminden kendimizi uzaklaştırıp mutluluk üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Uğur BAKICI: Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Mutluluk Tasarımcısı Gizem Dağ kimdir?  

Gizem DAĞ: Aslen İzmirliyim. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Lisans Bölümü'nden mezun oldum ve ardından aynı üniversitede Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'nde yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Yine aynı bölümde doktora eğitimime devam ediyorum. Doktora tezimde “İyilik ve İyiliğin duyurulması” konusunu çalışıyorum. 15 yıldır da özel sektörde eğitimi kendi hayatım için bir gelişim alanı ve aynı zamanda da kendimi keşfetme yolculuğu olarak görüyorum. Bu doğrultuda 2005 yılında yarattığım “Mutluluk Tasarımcısı” markamla İçsel İletişim ve Mutluluk alanında gerek akademik gerekse düzenlediğim söyleşiler, mutluluk atölyeleri, eğitimler ve danışmanlıklar ile hayat amacımı gerçekleştirmeye devam ediyorum. 2020 yılındaysa “Happitude India & Berkeley Institue of Well Being, California” tarafından ‘Mutluluk Koçu ve Eğitmeni' unvanımı aldım. Dr. Madan Kataria'nın Kahkaha Yogası Lideriyim aynı zamanda Access Consciousness Bars ve Grigori Grabovoi kolaylaştırıcısıyım.

“MUTLULUK BİR SEÇİM MESELESİDİR”

Uğur BAKICI: İnsanlar neden mutlu olmak ister? Mutluluk bir zorunluluk mudur?

Gizem DAĞ: Bu soru yanıtı en çok aranan soruların başında geliyor. Esasen mutlu olmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Bakıldığı zaman, mutluluğun da alınıp satılabilen bir ticari ihtiyaç metası haline getirildiğini görüyoruz. İşte burada odaklanmamız gereken nokta mutluluğun tanımıdır. Mutluluk, kişinin kendini iyi hissetme hali olarak tanımlanabilir. Tanıma mercek tuttuğumuzdaysa mutluluğun bir olgu ve süreç olduğunu görürüz. Bu bağlamda tekrar soruya dönersek; aslında kişi mutlu olmak zorunda değildir. Mutluluk bir seçim meselesidir. Kaldı ki mutluluğunu, süregelen bir mutsuzluk halinden damıtanlar da mevcuttur. Bu sebeple, mutluluğu, bir duygu durumu olmaktan ziyade bir süreç olarak görmeyi öğrenmek gereklidir.

“MUTLU OLMAK İSTEĞİ KİŞİNİN HAYATTAN BEKLENTİLERİYLE DOĞRU ORANTILIDIR”

Mutlu olmak isteği kişinin hayattan beklentileriyle doğru orantılıdır. Kişi 'iyi' bir hayat istemiyor olabilir. Mutlu olmayı da bir zorunluluk haline getirmek yanlıştır ve zorundalık hissi, mutluluğun aksine negatif temellidir. Şimdi bir mutluluk tasarımcısının böyle söylemesi garip karşılanabilir fakat kişilerin mutsuzluklarından da mutluluk yakaladıklarını biliyorum. Yani kişinin şahsi mutluluk tanımını yapmaya veya buna müdahale etme hakkımız yoktur. Sürekli bir şeylerden şikâyet ederek de mutlu olmaya çalışan bir bireyinde yoluna ve yöntemine saygı duymak gereklidir. Zira süreç olarak addettiğimiz mutluluğu yakalama şekli odur. Sonuç olarak şahsi beklentilere odaklanmak mutluluğun amacı, ilk ve en doğru adımdır.    

MUTLULUK TASARLANABİLİR Mİ?

Uğur BAKICI: Peki bu anlattıklarınız doğrultusunda mutluluk tasarlanabilir mi?

Gizem DAĞ: Evet kesinlikle tasarlanabilir. Herkes, kendini keşfetme sürecine yine kendisine neyin iyi geldiğini ve neyin iyi gelmediğini belirleyerek başlaması gerekir. Yani sonuç olarak kendisine neyin iyi gelmediğini belirlemesi, kişinin kendisine nelerin iyi geldiğini de dolaylı olarak görmesine imkân sağlar. Ben burada kişisel arkeoloji olgusuna dikkat çekmek istiyorum. Kişisel arkeoloji; kişinin, kendisini geçmiş fotoğraflarına bakarak, iyi hissettiği anılara odaklanarak ve onları çözümleyerek, onlar üzerinde kapsamlı düşünerek kendisini keşfetme sürecidir.  Mutluluk tasarımının ilk adımıdır.

İkinci adımsa kişinin hayat amacını belirlemesidir. Neden bu hayatta olduğunu bilmesi, şahsi bir hayat gayesi oluşturmak adına sorulması gereken bir sorudur. Bu hayata tesadüf eseri gelmediğimize inanıyorum. Hal böyleyken 'bütünün' lehine kişisel anlamda nasıl bir katkı sağlayabiliriz sorusunun cevabının da bireyi tatmin edeceğini düşünüyorum. Özetlemek gerekirse, kişiler kendi mevcut potansiyellerini keşfedip hayat gayelerini belirledikten sonraki hayatta kalma motivasyonlarıyla daha mutlu olabilirler.  

“MUTLULUK ESASEN BİYOLOJİK YANİ HORMONEL BİR SÜREÇTİR”

Uğur BAKICI: Mutluluk üzerine çalışan uzmanlar yakın bir zamanda mutluluk virüsünün bulunacağını söylüyorlar. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gizem DAĞ: Tabi virüs kelimesi insanların zihinlerinde hastalıkla özdeş olduğundan olumsuz bir çağrışım yaratabiliyor. Burada şunu söylemek gerekir ki mutluluk esasen biyolojik yani hormonel bir süreçtir. Bu sebepten dolayı da halihazırda içimizde taşıdığımız bir olgu için herhangi bir ilaç veya aşıya gerek yoktur aslında. Mutluluğunun varlığının kendimizde olduğunu hatırlamamız yeterli.

“MUTLULUK KAZANILABİLİR BİR DEĞER, ÖĞRENİLEBİLİR BİR YETİ VE SÜREÇTİR”

Uğur BAKICI: Mutluluk denilen şey nasıl bir yolculuktur?

Gizem DAĞ: Mutluluk kazanılabilir bir değer, öğrenilebilir bir yeti ve süreçtir; ulaşılması gereken bir durak veya nihayet değildir.

“HER GÜNÜN BİR MUCİZE OLDUĞUNA İNANMAK VE BU DOĞRULTUDA UMUT ETMEK HAYATTA KALMAMIZI KOLAYLAŞTIRIR”

Uğur BAKICI: Umut ve mutluluk arasında nasıl bir bağ var?

Gizem DAĞ: Umut etmek, her yeni güne uyandığımızda şükretmek ve bizi güzel şeylerin beklediğine inanmak, yani umudumuzu muhafaza etmek mutluluğun adımlarından bir tanesi. Güneş her gün yeniden doğup batıyorsa mutlaka ertesi gün hayatta bir mucizenin gerçekleşeceği gün olacaktır. Her günün bir mucize olduğuna inanmak ve bu doğrultuda umut etmek hayatta kalmamızı kolaylaştırır.

“ÖNEMLİ OLAN, HİSLERİMİZİ YÖNETEBİLMEK”

Uğur BAKICI: Çevresel etkilerin mutluluğa etkisi nedir? Örneğin toplu taşımada ve özel araç kullanırken trafiğin getirdiği stres altında da mutlu olabilir miyiz?

Gizem DAĞ: Hayatın her alanında ister istemez strese maruz kalıyoruz. Stresi yönetemediğimizde de mutluluk seviyemiz düşebiliyor. Fakat şunu da bilmeliyiz ki bu gibi süreçler normaldir. Her daim iyi hissedemeyeceğimiz gibi stres altında kaldığımız süre de kalıcı olmaz. Önemli olan, hislerimizi yönetebilmek, ne hissettiğimizi tanımlayabilmek ve bunun üzerine düşünebilmek. Kaldı ki hissettiğimiz her duyguyu sonuna kadar duyumsamaya ve duygunun içimizden geçmesine izin vermemiz gerek. Metrobüsün kalabalığına, vapurun kaçmasına veya taksiciyle yaşadığımız ağız dalaşına sinirlenebiliriz. Burada elzem olan bu olaylar hakkında oluşturduğumuz düşünce kalıplarıdır. 'Her şey geçici!', 'Saniyeler önce yaşadığım olayı da atlatacağım!' gibi olumlamaları zihnimizde tekrar edebiliriz. Bu noktada asıl önemli olan o olayda duyumsanan his ve bu hissin nedenidir. Bunu yapmayı sürekli erteleyip duygu üzerine duygu bindirmek yerine bahsettiğimiz gerçek nedeni bulup çözümlediğimizde uzun vadede kendimize iyilik yapmış oluruz.

“AFFETMENİN MUTLULUK TANIMLARINDAN BİRİ OLDUĞU KANAATİNDEYİM”

Uğur BAKICI: William Fergus Martin Affetmenin 4 adımı kitabında “Özgürlüğün, mutluluğun ve başarının en önemli yolu affetmektir” der.  Affetmek konusunda siz ne düşünüyorsunuz? İnsan ne kadar kötü şey yaşarsa yaşasın affetmeli mi? Affetmek insanı mutlu eder mi?

Gizem DAĞ: Affetmenin mutluluk tanımlarından biri olduğu kanaatindeyim. İnsan, affetmediği veya affedemediği her şeyin ağırlığını yaşayarak kendisini tutsak eder ve aşağı çeker. Kişi işe önce kendisini affetmekle başlamalı. Ne de olsa birçok yaptığımız iyi veya kötü her şeyde kendimize içten içe kızıyor olabiliriz. Bundan dolayı kendimizi suçlu hissettiklerimizden, ne kadar şanslı olduğumuzu ve en önemlisi de hayatta olduğumuzu kendimize hatırlatarak özgürleşmeliyiz. Başkalarına ve hayata karşı da kapsayıcı bir affedicilikle yaklaşmamız gerek.

“HER TOPLUMUN FARKLI MUTLULUK ANLAYIŞI, İNANCI VE FELSEFESİ VARDIR”

Uğur BAKICI: Sizce mutluluğun yerel kültürlerle nasıl bir ilişkisi vardır?

Gizem DAĞ: Malumunuz her ülkenin kendine özgü yaşam tarzları, inançları ve felsefeleri var. Kültürler, bireylerin mutluluk algısının belirlenmesi ve şekillenmesinde önemli bir görev üstlenmektedir. Örneğin; Danimarkalılara göre mutluluk ‘Hyyge' ile tanımlanmaktadır. Hyyge, doğal ışık, sıcak kahve, arkadaşlar ve sahip olduğumuz tüm güzelliklere şükretmek demektir.

İsveçlilere göre ise mutluluk ‘lagom' felsefesi ile bağdaşmaktadır. Lagom, sakinleşmek ve dengeyi bulmak ve de düzenin sakinleştirici etkisinden yararlanmak demektir. Dünya çapında mutluluk ile ilgili yapılan araştırmalarda İskandinav ülkeleri üst sıralarda çıkmaktadır. Bunun sebebi ise mutluluk farkındalıklarının yüksek olmasıdır.

Japonlara göre mutluluksa “ikigai” olarak adlandırılmaktadır. Ikigai, ‘uğruna yaşadığımız şey' demektir. Japon kültüründe kişiler yaşam amaçlarını keşfederek kendi mutluluklarına ulaşmaya çalışmaktadırlar.

Kısaca özetlemek gerekirse her toplumun farklı mutluluk anlayışı, inancı ve felsefesi vardır.

“ONU ARAMAKTAN ZİYADE YAŞAMAK ELZEMDİR”

Uğur BAKICI: Tarih kadar eski olan mutluluk arayışında insanın geldiği yer neresi?

Gizem DAĞ: İnsanlığın asırlardır üzerinde en çok durduğu konulardan birine değindiniz. Günümüze kadar da kimsenin buna net bir cevap verememesi aslında olayın ne kadar şahsi ve özel olduğunun bir göstergesi. Aristoteles mutluluğu, “doğru ve güzel düşüncelerle düşünebilmeyi bilmektir” diye tanımlamıştır, Platon ise “mutluluk bilgi ile kazanılır” demiştir. Anlaşılacağı gibi mutluluk herkesçe farklı tanım ve özelliklere sahiptir. Tekrar dile getirmek gerekirse mutluluk bulunması gereken ve nihai durağı olan bir olgu değildir. Böyle bakmamak gerekir. Mutluluk bir yoldur, süreçtir. Mesele yolda giderken etrafa bakınıp keyif almaktır. Onu aramaktan ziyade yaşamak elzemdir. Şems-i Tebrizi'nin de dediği gibi "Aramakla bulunmaz lakin bulanlar da hep arayanlardır".

 


YORUM YAP