MHP iftarında İhsanoğlu mesaisi

MHP iftarında İhsanoğlu mesaisi

21.07.2014 10:46:50

Milliyetçi Hareket Partisi Silivri İlçe Teşkilatı’nın 16 Temmuz Çarşamba günü Kale Park Silivri Belediyesi Sosyal Tesisleri’nde verdiği geleneksel iftar yemeğine MHP Genel Başkan Yardımcısı Bölge Milletvekili Atilla Kaya, MHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri; Mehmet Müftüoğlu, Savaş Çolak ve Volkan Yılmaz, Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Mete Özkan, Bölge Başkanı Hakkı Özyurt, İl Başkan Yardımcısı Mustafa Coşkun, MHP Silivri İlçe Başkanı Şenoğlu Türkyılmaz, İlçe Teşkilat Başkanı Zafer Yalçın, MHP Silivri Belediye Başkan Adayı Fatih Kınalı, ilçe yöneticileri, Silivri Ziraat Odası Başkanı Metin Gürsu, SilivriBirleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkan Adayı Nuray Koçer, SilivriŞoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Recep Akıncı ve Başkan Vekili Aliş Eren, Silivri Köy ve Mahalle Muhtarları Dernek Başkanı Muharrem Eren, Muharip Gaziler Derneği Silivri Şube Başkanı Adnan Gürcan ve davetliler katıldı.

TÜRKYILMAZ, TEŞEKKÜR ETTİ

Açılış konuşmasını yapmak üzere platforma davet edilen MHP Silivri İlçe Başkanı Şenoğlu Türkyılmaz, "MHP Silivri İlçe Teşkilatı’nın geleneksel hale getirdiği ve 2’incisini yaptırdığı iftar programında bizlerle beraber olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.” şeklinde kısa bir konuşma yaptı.

KARATAŞ: KADER SEÇİMİ DEDİKLERİ SÜRECİN SON AŞAMASINDAYIZ

MHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş, kendisine söz verildiğinde Türkiye’nin terör örgütlerinin hedefi olduğunu, itibarını yeniden kazanması için ülkeyi ayrıştırmadan kucaklayacak bir cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğunu belirtti. Karataş’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin görüşleri şöyle: "MHP İlçe Başkanımız Şenoğlu Türkyılmaz ve yönetim kuruluna rahmet ve bereket ayı Ramazan Ayı’nın 19. Gününde bizleri buluşturduğu için teşekkür ediyorum. 10 Ağustos’ta Türkiye’nin kaderiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. Yaşım itibariyle 1987, 1989. 1991, 1994, 1995, 1999, 2002, 2004 2007, 2009, 2011 ve 2014 seçimlerini yaşadım. Bu seçimlerin tümünde MHP’li dostlarımdan duyduğum bir şey var; "Bu seçim ülkenin son kader seçimi” deniliyor. Bugün anlıyorum ki o günlerde başlayıp ülkenin kader seçimi dedikleri sürecin son aşamasına gelinmiş.

"ÜLKEYİ PARÇALANMAYA MECLİSTEN ÇIKAN YASALAR GÖTÜRÜYOR”

1987’den 2014’e kadar olan seçimlerde kader seçimimizin ne manaya geldiğiniz sizlere değerlendirmek istiyorum. Bugüne kadar Türkiye anayasal devlet olduğu için mecliste kanunlar, tasarılar oluşuyor. Ülkenin bölünmesi de oradan çıkan yasalarla gerçekleşiyor. Gelinen noktada bir masa kurulmuş, müzakereler bitmiş, kararlar alınmış ve, "Cumhurbaşkanlığı seçimi 1 . etabı 10 Ağustos, 2. etabı da 2015 veya 2014 Kasım’daki erken genel seçimde tamamlayacağız.” denilmiş. Masada bir kağıt, kağıdı imzalayacak iki taraf var. Ben de Türk milliyetçisi olduğum için diyorum ki; kader seçiminde iyi düşünmek lazım. Duygu, düşüncelerinizle özdeşleşen siyasi partilere oy vermiş olabilirsiniz ama bugün ülkenin geleceğiyle ilgili bir seçim var. Bugün ülkesine sevdalı olan insanların bir bayrak altında toplanması gerekir. Ülkeyi ötekileştiren bir de birleştirmeye çalışan bir zihniyet var bu ülkede.

"PKK, 12 YILLIK AKP İKTİDARINDAN CESARET ALIYOR!”

Bugün o masada ya biz oturmalıyız ya da Allah korusun oturamadığımız takdirde, başka bir çare kalmıyor, ya o ülkeye ihanet edecek kalemi tutan eli ya da o kalemi kıracağız. İnşallah ülkenin geleceğini karanlığa sürükleyeceklerine hesap soran bir güç oluşturur. 1999-2002 yılları arasında MHP’nin iktidarı göstermiştir. Ülkemizin semalarında özgürce uçan kuşa bile kurşun sıkmayı cesaret edemeyen alçaklar bugün MHP’nin iktidar olmadığı bir süreçte AKP’nin 12 yıllık iktidarlığından cesaret alan PKK bölgede kendinden başka insanlara yaşama hakkı tanımamaktadır. İki gün önce MHP Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya ile MHP’nin belediye kazanmış Kars ve Kağızman Belediyesi’ni ziyaret ettik. Kağızman, Ağrı Dağı’nın eteğindeki bir yerdir. PKK orada mahkeme kurmuş, insanları yargılıyor. Kaya, şehrin yetkilisine soruyor: "Siz bunların burada olduğunu bilmenize rağmen niçin alamıyorsun?” "Bize öyle bir talimat gelmiyor.” diyorlar. Çünkü bir anlaşma yapılmış.

"ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN İHSANOĞLU’NU DESTEKLEYİN”

Sizden istenen her şeyi verirseniz, evinizi barkınızı, yurdunuzu, namusunuzu, şerefinizi her şeyinizi teslim ederseniz sizden kimse zaten bir şey istemez. Kan vermemek için dökülüyor. Elbette analar gözyaşı dökmesin. Onun için vicdanlarınızla baş başa kaldığınızda çocuklarınızın ve ülkemizin geleceğini düşünerek değerlendirme yapmamız gerekir. Lütfen bu seçimde MHP’nin de içinde bulunmuş olduğu çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu coşkuyla destekleyip, tanıdıklarımıza onu desteklemesi için ricada bulunalım ve zafere ulaşalım. Zafer, zafere inanlarındır.”

KAYA: SOYADAŞLARIMIZ VE DİNDAŞLARIMIZ ZULÜM ALTINDA

MHP Genel Başkan Yardımcısı Bölge Milletvekili Atilla Kaya, cumhurbaşkanlığı makamında oturacak kişinin her türlü şaibeden ve yolsuzluk iddiasından uzak bir şahıs olması gerektiğini söyledi. AK Parti iktidarını topa tutan Kaya’nın, IŞİD tehlikesinin artık sınır dışında değil sınır içinde de oluşmaya başladığına dikkat çektiği konuşması şu şekilde: "Bizler huzur ve birlik içerisinde iftarımızı açarken Türk İslam coğrafyasının değişik bölgelerinde bu imkânlardan mahrum olan soydaşlarımız ve dindaşlarımız var. Doğu Türkistan’da yıllardan beri bir kin zulmü altında yaşayan Uygur kardeşlerimiz oruç tutma yasağıyla karşı karşıya kaldılar. Irak’ta yüce İslam dinini istismar ederek terör estiren IŞİD adı verilen bir çete tarafından özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerler olmaz üzere bütün yerleşim birimleri saldırı altında. Çok sayıda soydaşımız hayatını kaybetmekte, çok zor şartlar altında hayat mücadelesi vermeye devam etmekteler. Bugünlerde Siyonist İsrail rejiminin bombaları altında Gazze’de ve Filisin’in muhtelif yerlerinde Müslüman kardeşlerimiz çok zor şartlar altında yaşıyorlar. Masum insanlara her türlü işkenceye reva görenleri bu mübarek günlerde bir kere daha lanetliyoruz. Mazlumların yanında olduğumuzu, maddi ve manevi anlamda dayanışma içerisinde olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.

"BİLİM İNSANI İHSANOĞLU CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ”

Önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var. 3 tane aday var. Birisi terör örgütünün uzantısı olan partinin eş genel başkanı, diğeri mevcut Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanlığı görevini yürüten bir insan ve bir de İslam Konferansı Örgütü’nün 10 yıl süreyle genel sekreterliğini yapmış değerli bilim insanı Ekmeleddin İhsanoğlu.

"İKTİDAR PARTİSİNİN MİLLETVEKİLİ PKK KORKUSUNA KENDİ İLÇESİNE GİDEMİYOR!”

Açılım dedikleri şey bölgeyi PKK’nın inisiyatifine terk etmekten başka bir şey değil. Terör örgütünün bu dayatmalarından o bölgede yaşayan Kürt kardeşlerimizde rahatsız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kars Milletvekillerinden birisi, kendisinin de ilçesi Kağızman, Kağızman’a gidebiliyor mu gidemiyor mu onu bir kendisine sorsunlar. Terör örgütünün korkusundan gidemiyor. Dağda değil hemen ilçenin yanındaki bir köye çadırını kurmuş. İktidar partisinin milletvekili kendi ilçesine terör örgütünü baskıları yüzünden gidemiyor. Açılım dedikleri böyle bir süreç. Sınırlar yol geçen hanına dönmüş. Kim geliyor kim gidiyor belli değil.

"ERDOĞAN, TERÖR ÖRGÜTÜNE TESLİM OLMUŞ”

Yüce İslam dinini kendisine paravan olarak kullanan örgütler ülkemizin içerisinde de huzursuzluklar yaratıyorlar. Suriye, Irak’ta türbeleri, camileri yakıyorlardı şimdi İstanbul Esenyurt’ta bir ay içerisinde iki tane cami yaktılar. Recep Tayyip Erdoğan bugün terör örgütüne teslim olmuş. Sırf Cumhurbaşkanı olabilmek için terör örgütüyle kirli ve çirkin bir pazarlığın içine girmiş, çeşitli vaatlerde bulunmuş. Ve bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir kesiminde PKK terör örgütü fiili bir hâkimiyet kurmuş.

"17 VE 25 ARALIK TARİHİ ERDOĞAN’IN KİM OLDUĞUNUN ANLAŞILDIĞI TARİHTİR”

Ülkemiz bu hale getirilmiş. Hepimiz, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.” diyoruz. Hukuk karşısında herkesin eşit olması demek. Başbakan bir taraftan ülkeyi etnik, mezhepsel anlamında bölünme noktasına getirmiş. Ayrıştırarak, aşağılayarak milletin bir kesimini adeta dışlamış. Diğer taraftan da 17 ve 25 Aralık’ta ortaya çıkan bir gerçek var. 17 ile 25 Aralık Recep Tayyip Erdoğan’ın kim olduğunun ve neyin ustası olduğunun ortaya çıktığı tarihtir. Erdoğan bir taraftan devlet düzenimizi tahrip ederken diğer taraftan da ülkenin kaynaklarını, hazinenin imkanlarını ihaleler yoluyla kendisine, yakınlarına gayrimeşru yollarla peşkeş çektiğinin anlaşıldığı tarihtir.

"VEBAL ALTINDAYIZ”

Bütün bu yolsuzlukların, hırsızlıkların, beytülmale el uzatmanın hesabını vermeden o cumhurbaşkanlığı makamına hangi yüzle çıkacaksın? İddia olarak ifade ediyorum bunları. Yargı karşısında aklanmadan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmamalıdır, olamaz ve inşallah da olamayacak. Ülkemizin gerçeklerini, iç ve dış politikada hangi durumlara düştüğünü çok yakından bilen insanlar olarak büyük bir sorumluluk ve vebal altındayız.

"TEK ADAMLIĞA DUR DEMENİN YOLU İHSANOĞLU’NU CUMHURBAŞKANI YAPMAK”

Onun için 10 Ağustos tarihinde inşallah bütün imkanlarımızı zorlayarak, eşimizle dostumuzla hep beraber sandığa gitmeli ve bu tek adamlığa, otoriter gidişata, ülkemizi bölünme noktasına getiren zihniyete bir dur demeliyiz. Bunun da yolu çatı aday olarak takdim edilen, milletin bütününü kucaklayabilecek bir birikime sahip, değerli bilim insanı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Türk milletinin cumhurbaşkanlığı makamına getirmek durumundayız. Aksi halde milletimiz açısından fatura çok büyük olacaktır. Şımarmış, ayakları yerden kesilmiş, ne oldum delisi olmuş, diktatörce yönelimler içerisinde olan Recep Tayyip Erdoğan’a bir dur diyebilmek için 10 Ağustos önemli bir dönemeçtir.”

Hazal BAŞARAN

YORUM YAP