Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, 12 Fen sınıfı öğrencisi Demet Avil’in günün anlam ve önemini belirten konuşmasıyla devam etti.
AVİL: MEVLANA; İYİYİ, AŞKI, HAKİKATİ ARAYANLARA MÜJDELER VEREN İLAHİ SESTİR
Avil, Mevneviliğin, tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessese olduğunu, Hz Mevlana’nın yaradan gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piri olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Denizi bir testiye dökersen ne kadar alır? İşte deniz nasıl testiye kabın genişliği kadar sığarsa Mevlana da kelime kalıplarına ve bizim idrakımıza o kadar sığar. Zaten Mevlana en kıymetli, en üstün idrakın da ötesindedir. “Aşık ol aşık, aşk seç ki sen de seçilmiş bir insan olasın.” diye seslenir. Kendi varlığından geçerek Allah da fani olmak; yani Allah’a tam bir gönül bağlamak Allah’a giden en kısa yoldur. Gönlünü Hakk’a vermiş bir insanın artık kendi benliği kalmamıştır. Onun her zerresinden işleyen Allah’tır. Böylece o kişi nefsine uyup başkasına zarar verecek kötü işlerde bulunmaz. Allah ahlakına bürünmüştür. Hz. Muhammed ve Hz. Mevlana bize bu vasıflarıyla örnek olmuştur. Mevlana, cihana sığmayan hudutsuz bir varlıktır. Güzeli, doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayanlara, müjdeler veren ilahi sestir. Zülmette kalkanlara teselli sunan Rahmani Seda’dır. Ayrılıktan inleyenlere şifa bahşeden devalı nefestir. İnsana insanı öğretendir. Herşeyin insanda olduğunu ve tüm evrenin insanın emrinde verildiğini öğretendir.
Mevlana büyük bir “Hakk” aşığıdır. Aşkın efendisidir. Aşktan yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu: “Benim gibi ol da bil, ister nur olsun ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamıyla bilemezsin.” buyurur. İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir ve sitemlerini, inançlarını ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin Rumi, müstesna ve yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneştir. Onun, insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj; aşk, sevgi ve birliktir. O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşit olan insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri iyilikten kurtarmış ve temizlemiştir. O, hiçbir şeyi inkar etmez, ama her şeyi birleştirir, bütünleştirir ve sevdirir. O kimseyi ayrı görmez. Çünkü her şeyin Allah’ın zuhur ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu gönlüne ve insan aklına hal olarak yansıtır. Mevlana, yüce bir üstattır. Tek başına bir sistemdi, bir hayat, bir düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idrakı, davranışları ve her şeyi ile yüceliği öğreten bir “hal abidesi” dir. Peygamberin gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. Düsturuyla; her dilden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.”
Haberin devamı 15.12.2011 tarihli Hürhaber Gazetesi’nde…






