KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ SEMİNERİNDE ‘LAİKLİK’ VURGUSU

KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ SEMİNERİNDE ‘LAİKLİK’ VURGUSU

16.03.2013 11:41:37
Avukat Saliha Esen’in konuşmacı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına Silivri Şube Başkanı Mübeccel Çeşmeciloğlu ile yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliği yaptığı seminere; Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın eşi Esma Işıklar, CHP Kadın Kolları Başkanı Nazan Kaçar, Silivri Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Dilruba Önal, Kültür Merkezi Etkinlikler Sorumlusu Dilek Altınkeser, Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı Silivri Şube Başkanı Tamam Köroğlu ve vatandaşlar katıldı.

ESEN: MÜCADELEMİZ, KADININ HAKLARDAN EŞİT YARARLANMASI İÇİN
1994 yılından bu yana Kadın Hakları adına alan çalışmaları içerisinde olduğunu belirten Avukat Saliha Esen, bu yolda sürdürdüğü mücadelesinin gerekçelerini anlattı. Özgürlüğün ancak laik demokratik hukuk devleti ile sağlanabileceğinin altını çizen Esen, monarşiyle ve din hukukuyla yönetilen ülkelerin çarpıcı gerçeklerini gözler önüne serdi. Esen; ‘Laiklik nedir, ne değildir? Laiklik dinsizlik midir? Laik hukuk olmasaydı ne olurdu?’ sorularına cevap verdi.
Esen, şöyle konuştu: "Bugün neden kadın haklarının üzerinde bu kadar duruyoruz? Çünkü görüyoruz ki kadın, insan haklarını erkekle eşit kullanamıyor. Tüm amacımız hakları kullanma açısından kadını eşitlemek. Bizler birey olarak özgür olmak istiyoruz. Özgürce yaşamalı, çalışma yaşantımını sürdürmeli, "şu kadar doğur” emirleriyle değil istediği kadar çocuk doğurabilmeyi, gerekiyorsa kürtaj olabilmeyi, seyahat edebilmeyi, siyasi yaşamda dayatmalarla değil istediği partiye oy verebilmeyi, yaygın eğitimlerden yararlanabilmeyi, insan olarak insan haklarından özgürce yararlanabilmeli kadın.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN KURULUŞ FELSEFESİ, LAİK DEMOKRATİKTİR”
Türkiye’de kadınla erkeğin eşit duruma gelebilmesi için bir yığın olaylar yaşandı. Kadınla erkek hangi sistem içerisinde eşit haklardan eşit yararlanabiliyor? Baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile başlıyor. Daha önce ufak tefek bazı çıkışlar var fakat hiçbir zaman başarıya ulaşamamış çünkü Osmanlı, Hıristiyan İmparatorluğuna ve Ortaçağ krallıklarına baktığımız zaman sistem monarşik ve teokratik. İşte biz bu sistemi tamamen kökten değiştirmeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruşuyla sağlamışız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesi laik demokratiktir. Çünkü tek kişi idaresi yıkılmış yerine laik sistem içerisinde bir devlet yönetimi gelmiş. Hukuk artık temelini bilimden, akıldan alan laik hukuk olmuştur.

"DİNİ KENDİ ÇIKARLARI İÇİN KULLANANLARA KARŞIYIZ ”
Laiklik demek; bir devletin kuruluşunda, yönetim şeklinin sistemleştirilmesinde, hukukunda, eğitim sisteminde temel olarak dinin alınmaması demektir. Atatürk bu konuda; "Din gerekli bir müessesedir. Ancak din, Allah’la kul arasındaki iletişimdir.” demiştir. Tüm mücadelemiz; dini kendi çıkarları için kullanan iğrenç kişilerledir. Din tabi ki var. İnsanlık tarihine bakarsanız insanlar her zaman inanma ihtiyacını duymuşlar. Biz bunu yadsımıyoruz.

"LAİKLİK; AKILCILIKTIR”
Hukuk devrimi yapıldıktan sonra 1926’da Medeni Kanun kabul edildi. Laik bir kanun oluşturulmuştu. Laik Medeni Kanun; ‘evlilik yaşı 18’dir’ diyor. Olmasaydı uygulayacağımız din hukuku olacaktı. Din hukuku da; ‘kız çocuklarının evlilik yaşı 9’dur’ diyor. Laik medeni kanun 18 yaşı kabul etme nedeni vücut gelişimin tamamlanmasını sağlamak. Tamamlanmayana ‘çocuk’ denir. Laiklik akılcılıktır, tıpa dayanıyor, ruh ve beden sağlığı, gelişimi gözden geçiriliyor. Dine dayalı kurulan kurallarda dogma vardır. Akıl sorgulaması değil daha çok kurallarla kafayı hapseder. Din duygusu ve inanmak ayrı. Aklı özgür bırakır, bilimsel temele dayandırır ona göre hukuk oluştururuz. Medeni kanun eşitliği getiriyor. Kadın- erkek ayrımı yok. Dinli- dinsiz ayrımı yok. Evlilik tek eşlilik üzerine kurulur diyor ama din hukuku erkeğin çok eşli olabileceğini söylüyor. Biz tek eşliliği kabul edersek dinsiz mi oluyoruz?

"ÖZGÜRLÜĞÜN YOLU LAİKLİKTEN GEÇİYOR”
Tam tersine ben tek eşli olmak, çocuklarımı 18 yaşından önce evlendirmek istemiyorsam, kadının da erkek gibi boşanma hakkından yararlanmasını istiyorsam, kadının çalışmasını istiyorsam, çocukların velayetini baba öldüğü zaman hayatta kalan anne yüklensin diyorsam, mirasta eşit hakka sahip olmalıyım diyorum… Ben laikim. Çünkü akılcıyım. Neden dinsiz olayım? Her türlü inancımı isteğim doğrultusunda yerine getiririm. Demek ki laikliğin asla dinsizlikle alakası yok. Tam tersine insan çok daha özgür biçimde inancını yaşayabilir. Özgürlük laiklikten geçiyor.

"BİZ KADINLAR ATATÜRK’Ü VE ARKADAŞLARINI HER ZAMAN ANMALIYIZ”
Devletin görevi herkesi yurttaş kabul edip hakların eşit kullanılmasını sağlamak. Bu çağdaşlıktır. Bunun ötesine geçersek Ortaçağ’a gideriz. Laiklik olmadan asla demokrasi olmaz. Çünkü laik olmayan kişi ayrımcılık yapacaktır. Ancak laik zihniyetli olan kişilerde erkek-kadın eşitliği vardır. Atatürk’ü ve arkadaşlarını biz kadınlar her an anmak ve zihniyetimizden ödün vermeden birlikte olmak zorundayız.”

FOTOĞRAFLARLA ÇARPICI GERÇEKLERLE YÜZLEŞME
Avukat Salih Esen, seminerde katılımcılara laik olmayan, din hukukunun sürdüğü ülkelerde kadın ve erkeğin hakları kullanım açısından yaşadığı eşitsizliği fotoğraflarla gösterdi. Recm edilen, yüzlerine kezzap atılan, işkence gören, satılan çocuk gelinlerin, insan haklarından ırak bırakılan çocukların, kadınların olduğu kareler katılımcıların tüylerini ürpertti. Esen, bugün ki durumumuzu en azından muhafaza etmemiz gerektiğini vurguladı.

İKRAMLARLA SON BULDU
Seminer sonunda katılımcılara kuru pasta ve içecek ikramında bulunuldu. 
Hazal BAŞARAN

YORUM YAP