Güvenliğin Olmadığı Yerde Demokrasi Olmaz!

Güvenliğin Olmadığı Yerde Demokrasi Olmaz!

08.07.2010 10:32:53

Terörle mücadelede görevi boyunca yaptıklarıyla ‘efsane komutan’ olarak anılan Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Silivri Belediyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği Silivri Şubesi’nin organizesinde düzenlenen etkinliğe katıldı. Sarızeybek, PKK’nın nasıl ortaya çıktığını, arkasında kimlerin olduğunu, siyasilerin terör konusunda izledikleri siyaseti, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumu, son yaşanan gelişmeleri ve terörü bitirmek için yapılması gerekenler hakkında yaptığı iki saate yakın konuşmasıyla dinleyenlerin ilgisini canlı tuttu. Katılımcılar, Sarızeybek’i dikkatle izledi, anlattıklarına bazen alkışlarla destek verdiği ve bezen de aktarılan bilgiler karşısında derin düşüncelere daldığı görüldü. Sarızeybek, anlattıklarının yanında güçlü hitabetiyle dikkat çekti.

 “PKK’YI ÖZAL’LI YILLARDA TANIDIK”
Türkiye’nin PKK ile tanışma dönemini anlatan Sarızeybek şöyle konuştu:
“Biz PKK’yı Özal’lı yıllarda tanıdık. 1984 yılında Şemdinli ve Eruh’a saldırdı. O zaman Özal bu saldırı için “3-5 çapulcunun işi” dedi. Amerika Halepçe’de Saddam’a katliam yaptırdı. o zaman kimsenin kapısını açmadığı peşmergelere Türkiye Özal’ın zamanında kapılarını açtı. 1988 yılında biz 500 bin peşmergeye kapımızı açtık. 1991 yılında Körfez Savaşı yaşandı. Bu savaş ta Çekiç Güç Irak’a Barzani’nin bölgesine geldi. Hatırlarsanız Özal o zamanlar “Ben her gün Amerika’yla görüşüyorum. Çekiç Güç’ü ben getirdim” diyordu. Ondan sonra ne oldu Barzani bölgesinden gelen bu peşmergeler Özal’ın 3-5 çapulcu dediği bu peşmergeler 3 Ocak 1992 yılında Şemdinli’deki Alan Karakolu’na saldırdı. 19 şehit verdik. 13 Eylül 1992 yılında Aktütün Karakolu’na saldırdı 22 şehit verdik.
22 Eylül 1992’de Derecik Karakolu’na saldırdı 33 şehit verdik. Alan Karakolu saldırı yapıldığı zaman 110 kişiydi saldıranlar ise 500’den fazlaydı. Özal’a bu durumu şimdi nasıl size anlatıyorsam o zamanlarda aynı şekilde anlattım. Ele geçirilen silahların hepsini yere serdim. Bunların Çekiç Güç’ün himayesi altında bulunan bölgeden geldiklerini, ellerinde olan ağır silahların kendi askerimizin elinde dahi olmadığını bir bir söyledim. Tekrar karakollarımıza saldıracaklar dedim. Özal’da tekrar saldıracaklarını biliyordu. 7 Eylül’de gitti. 6 gün sonra 500’den fazla terörist Aktütün’e saldırdı. 14 gün sonra Terörist başının kardeşi Osman Öcal’ın a başlarında bulunduğu 800 terörist Derecik Karakolu’na saldırdı. 33 şehit verdik.

“HABUR’DA YAPILANLARIN ANLAMI ‘BEN ÖRGÜTÜ TANIYORUM’ DEMEKTİR”

“PKK’yı silahlı güç haline getiren Çekiç Güç. Teröristler Amerika Irak Barzani bölgesinde yetiştirildi. Bugünkü siyaset “Analar ağlamasın” diyor, “Akan kanlar dursun. Terör artık bitsin” diyor. Bu lafları söyleyenler bir de Habur’da “Bakın işte teröristleri getirdim” diyor. Teröristler militan elbiseleriyle geliyor. Otobüsün üstünde 3 gün halkın arasında dolaştırılıyor. Ellerine mikrofon verip halkla konuşturuluyor.
Davullarla zurnalarla karşılanıyorlar. Mahkemeye çıkarılıyorlar. Mahkemede “Biz pişman değiliz. Biz İmralı’nın talimatıyla geldik” diyorlar. Hakim “Bir yanlışlık olmasın siz pişmanlık yasasından yararlanmak için geldiniz” diyor ve pişmanlık yasasından yararlanıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? karşınızda siyasi bir örgüt siyasi bir hedef var. Bu hedef Kürt devleti kurmak istiyor. Habur’da yapılanların anlamı ben örgütü tanıyorum demektir. Bu örgütün siyasi hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birlik ve bütünlüğünü tehdit etmektir, bu devleti parçalamak ve bölmektir. Siz böyle bir hedefi olan bir örgütü tanıyamazsınız. Tanıyorum derseniz size bunun hesabını Yüce Divan’da sorarlar. Bizi bu hallere düşüren siyasete günü geldiğinde hesap sormasını bileceğiz.”


“PKK’NIN ARKASINDA AVRUPA, ABD VE İSRAİL VAR”

Erdal Sarızeybek, "PKK'nın silahlı kadrosu Irak'tadır. ABD de Irak'tadır. Bu kampları ve silahlı cephe teşkilatını himaye eden de Amerika'dır. Amerika'ya karşı tavır alıp o silahlı kadroların tasfiye edilmesi gerekir. Edilmiyorsa eğer, ordumuz vardır, Irak'a harekât yapılır. Bu şekilde PKK terör örgütü tarihten silinebilir. Bunu yapmanın tek şartı, Türkiye'de güvenliği sağlamaktır. Güvenliğin olmadığı yerde demokrasi ve insan hakları olmaz'' dedi.

Güvenlik güçlerinin, kimlerin kimleri sokağa dökeceğini bildiğini söyleyen Sarızeybek, "İstanbul soruşturmasıyla milyonlarca insanımızı dinliyorlar. 'Ergenekon kasası' deyip bizim banka hesaplarımızı araştırıyorlar. Yapsınlar, korkumuz yok ama hükümet, İstanbul soruşturmasına verdiği desteği PKK terörüyle mücadeleye versin. Halkı sokağa dökecek sözde lider kişiler belli olduğu için onları etkisiz hale getirsinler, halkın sokağa dökülmesini önlesinler. Terörle mücadele ciddi iştir. Bu bir ateştir, bu ateş herkesi yakar. En başta ülkeyi yönetenleri yakar" şeklinde konuştu.

Hükümeti, ''teröre siyasi çözüm'' adı altında birtakım açılımlar yapmakla suçlayan Erdal Sarızeybek, teröre siyasi çözüm olamayacağını, PKK'nın arkasında Avrupa, ABD ve İsrail olduğunu ifade etti.

“EŞREF BİTLİS PAŞA VE MUMCU, PKK’NIN KİRLİ BAĞLANTILARINI ÇÖZDÜĞÜ İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ”

Emekli Albay-yazar Erdal Sarızeybek, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve gazeteci- yazar Uğur Mumcu`nun, PKK terör örgütünün iç yüzünü deşifre ettiği için öldürüldüğünü söyledi. Sarızeybek, Amerika`nın, Eşref Bitlis`in, PPK`lı teröristleri Kuzey Irak`tan Türkiye`ye sokmadığından Uğur Mumcu`yu ise terör örgütünün yurt içi ve yurt dışındaki kirli ilişlerini çözdüğü için 24 Ocak`ta arabasına bomba konularak katledildiğini iddia etti.

Orgeneral Eşref Bitlis`in görev yaptığı süre içinde 2 defa bindiği helikopterine suikast girişiminde bulunulduğunu ifade eden Sarızeybek, PKK terör örgütünün Büyük Ortadoğu Projesi(BOP)`nin adım adım gerçekleşmesinde piyon olarak kullanıldığı için arkasında ABD ve İsrail`in olduğunu söyledi.

Orta Doğu`daki bütün yapılanmaların temelinde, İsrail`in önünün açılmasının olduğunu belirten Sarızeybek, “Yeni dünya düzeni adı altında 1990 yılından bu yana Ortadoğu`da harita değişimi yapılandırmaların temelinde İsrail`in önünün açılması var. Hedef Ortadoğu`da, küçük küçük devletler oluşturarak İsrail`in bölgede etkin güç olmasını sağlamak. İsrail, Irak`ta adım adım Yahudi Kürt devletini kurma çalışması yapıyor” dedi.

Ne olduğunu bilinmeyen sözde terör örgütü hikayesiyle Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay onursal başkanının evinin arandığını dile getiren Sarızeybek, “Terör örgütünün başa getirdiği Osman Baydemir`in evini niye aramıyorsunuz? PKK`ya maddi yardımlar yaptığına dair kayıtlar var. Gidin onları çıkarın” dedi.

“TOPLUMU RAHATSIZ EDEREK, ORDUYU YIPRATARAK ETKİSİZLEŞTİRMEK İSTİYORLAR”

Emekli Albay Sarızeybek, PKK terör örgütüyle, Ergenekon operasyonunda gözaltına alınanların aynı kefeye konduğunu öne sürüp; “Bu operasyondan toplum rahatsız. Sonuca bakarak bu operasyonun amacı belli oluyor. Toplumu rahatsız ederek tepkisizleştirmeye çalışıyorlar. Hedefte ordu var. Orduyu da yıpratarak etkisizleştirmek istiyorlar” şeklinde konuştu.

“SORUŞTURMA DOSYASINA ERGENEKON ADI VERİLEMEZ”

Ergenekon`un Türklerin varoluş destanı olduğunu anımsatarak, soruşturma dosyasına Ergenekon adının verilemeyeceğini aktaran Sarızeybek, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Soruşturma, `hukuk adına, terörle mücadele adına yapılıyor` deniliyor ama yalan söylüyorlar. Hukuk adına yapılsa gizliliği ihlal edilmezdi. Terörle mücadele adına yapılıyor olsaydı önce PKK terörü ve destekçilerinin işi bitirilirdi.”

“ERGENEKON’U YARGILAMAYA K İMSENİN GÜCÜ YETMEZ ÇÜNKÜ ERGENEKON BİZİZ”

Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Ergenekon davasına bakan savcı ve hâkimler ile Adalet Bakanı'nı sert bir dille eleştirdi.Her yerde Ergenekon isminin dolaştığını ve hiç kimsenin buna sesini çıkarmadığını ifade eden Sarızeybek, şöyle devam etti: "Akşam televizyonu açıyoruz, Ergenekon savcıları, Ergenekon hâkimleri ve buna benzer haberler. Türkiye'nin başbakanı da çıkıyor televizyona, bize demokrasi, hukuk dersi veriyor. Türk demokratik, hukuk sisteminde Ergenekon savcısı diye bir makam var mı? Yok. Cumhuriyetin savcısı var. Açsınlar Ceza Muhakemeleri Kanunu'nu okusunlar. Her maddesinde cumhuriyetin savcısı vardır. Ergenekon savcısı diye bir makam yoktur. Ergenekon hâkimi diye bir makam yoktur. Ama niye televizyonlar her gün bunu söylüyor? Niye hiç kimseden ses çıkmıyor? Şimdi İstanbul'daki savcılara ben buradan soruyorum. Siz cumhuriyetin savcısı mısınız, yoksa Ergenekon'un mu savcılarısınız? Cumhuriyetin savcıları iseniz sözümüz yok. Eğer Ergenekon savcıları iseniz sözümüz var. Ergenekon savcısı ne demek? Ergenekon'u yargılayacak makam demektir. Bu Türkiye'de kimsenin Ergenekon'u yargılamaya gücü yetmez. Çünkü Ergenekon biziz biz. Bizim yaradılış destanımız. Niye İstanbul savcıları çıkıp demiyor ki, 'Ey televizyonlar, Ergenekon savcısı değilim, ben Cumhuriyetin savcısıyım.' Niye Adalet Bakanı da çıkıp televizyona, 'Hey siz ne yapıyorsunuz, bu ülkenin hukuku var, Ceza Muhakemesi Kanunu var, bu ülkenin Cumhuriyet savcıları var, bir daha bu kelimeleri kullanmayın.' Niye demiyor? Niye Mille Eğitim Bakanı çıkıp, 'Bir dakika ne yapıyorsunuz' demiyor? 'Ergenekon, Türk Milli Eğitim müfredatında yeri olan bir tarih destanıdır. Bunu alıp sağda solda kullanamazsınız' demiyor? Neden biliyor musunuz, çocuklarımızın hafızasından tarihimizi silmek, kimliğimizi yok etmek için."

Sarızeybek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizleri tarikatçı, Alevi, Sünni, sağcı, solcu diye bölmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Bu gidişat böyle devam edemez. Bunun durması lazım. Kendi ülkemizde iç çatışmaya gidersek, kardeş kanını akıtırsak bunun geri dönüşü olmaz. Onun için bu süreci durdurmamız lazım."

 “DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA SEÇİMLERDE AKP, ADAYLARININ YARISINI PKK’DAN GÖSTERECEK”

Sarızeybek açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Pişmanlık yasasıyla katilleri topluma saldılar. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bu katilleri elinde çiçeklerle karşılıyor. PKK çizgisindeki partiye divan üyesi yapıyor. Kandil’deki bir maçta şeref tribününe oturtuyor. Devlet bu katilleri dağdan getirip kendi eliyle devlet içinde
adam yaptı. Bu katiller önümüzdeki seçimlerde sandık başına gözetmen olacak.
Sandık başında teröristtin oturduğu bu bilen halk nasıl özgürce oyunu kullanacak? Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da seçimlerde AKP, adaylarının yarısını PKK’dan gösterecek. Hepsi seçilip Meclis’e girecek. Meclis’e girdikten sonra da AKP’den istifa edip PKK’ya hizmet eden partiye geçecek. Sonrada Meclis kürsüsünden “Biz demokrasi ile geldik bizi halk seçti. Bizim dediğimizi yapın. Yapmıyorsanız. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da isyan çıkartırım” diyecek. PKK 30 yıldır bu ülkede insanları öldürdü halkın desteğini alamadı ama AKP’nin yaptığı bu açılımlarla halk terörle buluşturuldu ve PKK halkı ele geçiriyor.

“CEMİL ÇİÇEK’İN DANIŞMANI BENDEN PKK’NIN HESAP NUMARASINI İSTEDİ”

Açılımları bu ülkede yaptılar ve bitirdiler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde bir dil ve kimlik yaratıyorlar. PKK’nın İsviçre bankalarında, karaborsada 1 milyar dolar parası var. Bu parayı Avrupa’da aklıyorlar. Bu parayla silah cephane alıp bizi öldürüyorlar. Bunu bir televizyon kanalında açıkladım. Ertesi günü Cemil Çiçek’in danışmanı beni aradı. “Biz İsviçre’de kasayı bulamadı. Hesap numarasını biliyorsanız söyleyin” dedi. Böyle bir ciddiyetle devlet yönetilmez. Apdullah Öcalan İmralı’da yattığı yerden 8 yıldır örgütü idare ediyor. Buna Adalet Bakanlığı izin veriyor.

“AKP GERÇEKLERİ BİLİYOR”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kadınlar okuma yazma bilmiyor. Türkçe bilmiyorlar. İnsanlar yoksul. Devlet buralara teşvik veriyor. Teşvikleri ağalar alıyor. Sonrada ağalar “Terör var ben bu yatırımı bitiremiyorum parayı da ödeyemiyorum” diyor gidiyor Marmaris’e 5 katlı otel yapıyor. Buradaki insanların toprakları da yok. Topraklar ağaların elinde. Orada her şeyin ağası var. Bu insanlar yoksulluktan açlıktan terör saldırılarından göç etmişler. Bu insanların hepsi sürgünde yaşıyor. Demokrasi insan hakları dendiği zaman Türkiye’nin meselesi budur. Ama hükümet “Adının başında Kürt ve Kürtçe olan açılımlar yapalım bu sorunlar çözülecek” diyor. Ama çözülmez. Ülkenin gerçek sorunu bu ama hiç kimse bu sorunlardan bahsetmiyor. AKP bu sorunların hepsini biliyor ama çözmek işine gelmiyor. Dengir Mir Mehmet Fırat Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben mirim” diyor. Bu ağalık beylik demektir. Demokrasilerde ağalık beylik olur mu? Ahmet Türk’ün Mardin’de şatosu var. Türkiye’nin sorunu bu. Yapın orada toprak reformunu, kaldırın feodal ağalığı. Her şeyin başına Kürtçe koyarak oradaki feodal ağalık kalkmaz. Bu gerçeği Hükümet biliyor. Eğer sen bunlara çözüm bulmazsan sen feodal ağalığı devlet içinde devlet yapıyorsun demektir. Bu anayasal suçtur.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP