Öncelikle tanımlamakla başlamak istiyorum. Sınav Kaygısı: Sınavdan önce başlayan, sınav esnasında devam eden hatta sonuçlar açıklanıncaya kadar geçen süre içinde kişinin olumsuz beklentilerinin yol açtığı yoğun endişe durumu olarak tanımlayabiliriz. Tanımda kullandığım endişe kelimesinin altını çizmek istiyorum. Yeri gelmişken Alfred ADLER’in şu sözünü paylaşmadan geçemeyeceğim; "Endişeleri düşünürsen başarısız, zaferi düşünürsen başarılı olursun.” Olumlu düşünme konusuna baş etme yöntemlerinde tekrar değineceğim.
Peki sınav kaygısı nasıl oluşuyor; Kökenlerine inersek ihtiyaçlar karşımıza çıkıyor. Her şeyde olduğu gibi bunun temelinde de insan ihtiyaçları yatıyor. Somutlaştırarak ilerlemek istiyorum. Başarılı olmak bir ihtiyaçtır. İhtiyaçlar inanışları doğuruyor. Örneğin başarma ihtiyacı için çok çalışmanın gerekliliği inanışı gelişiyor. İnanışlar ise düşüncelere yol açıyor. Ne oluyorsa bu basamakta oluşuyor ve burada düşünceler irrasyonel düşüncelere dönüşüyor.
Örnek çok çalıştığım halde ya başaramazsam. Bu ve benzeri düşünceler reel dışıdır ve bunun sonucunda da oluşan duygu kaygıdır.
Yukarıda oluşum basamaklarına değindiğim kaygının şimdi nedenlerine değineyim. İlk olarak kişinin mizacı çok önemli. Yanı doğuştan hassas, narin, duygusal, coşkusal başkalarını aşırı düşünen aşırı empatik bireyler sınav kaygısına daha yatkın. Kişinin yaşam boyu geliştirdiği yukarıda oluşumunu açıkladığım İrrasyonel düşünceler kaygıya yol açan çok önemli nedenler arasında yer alır. Öğrencinin sahip olduğu her çeşit olumsuz düşünce bu kapsama girer. Ayrıca belirsizlik de önemli bir nedendir.
Beklentiler yine altı çizilmesi gereken nedenler arasında. Burada kişinin kendisinden gerçekdışı beklentileri ve ailesinin kişiden beklentileri kaygı yaratmada çok etkili. Öğrencinin zamanını iyi yönetememesi ve verimli olmayan hazırlık süreci de kaygının nedenleri arasında sayılır.
Kişi kaygılı olduğunu nasıl anlar başka bir ifadeyle kaygının belirtilerine değinmek istiyorum. Özellikle yoğun kaygı birey üzerinde fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal belirtilere yol açar. Terleme, kalp çarpıntıları, baş ve karın ağrıları, titreme ve nefes daralmaları fiziksel belirtilere örnek verilebilir. Bütün irrasyonel düşünceler, konsantrasyon ve dikkat sorunları zihinsel belirtilerdir. Gerginlikler, karamsar ruh hali, öfke patlamaları ve her çeşit korkular kaygının duygusal belirtilerini oluşturur. Sınav esnasında sınav dışı şeylerle meşgul olmak, kitapçıkla ve kalemle oynamak gibi davranışlar kaygının davranışsal belirtileridir.
Burada YGS 2013 sınavında salon başkanı görevimi yaparken bir öğrencinin sınav başlamadan ‘hocam silgim biterse ne yaparım’ sözü aklıma geldi. Ben kaygıyı fark ettim ve öğrenciyi sakinleştirdim. Hatta sınav sonunda çıkarken öğrencinin silgiyi bana göstererek gülümsemesi görülmeye değerdi.
Peki sınav anında ne oluyor?
Adeta kısa devre gibi öğrencinin enerjisi boşa akıyor. Bazen en iyi bildiği konuyu bile hatırlayacak enerji zihinde kalmıyor ve bu durum öğrencinin hiç beklemediği hatalar yapmasına yol açıyor. ‘Hocam sınav kağıdını sınav anında bembeyaz görüyorum’ diyen öğrencimi ve onun yaşadığı çaresizliği hiç unutmadım.
Son olarak çözüm yollarına değinmek istiyorum. Öncelikle kaygının fiziksel etkilerini azaltmak için derin nefes alma ve gevşeme egzersizleri yapılmalıdır. Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin. Açık havada yürüyüş yapın. Zihinsel etkilerini bertaraf etmek için irrasyonel düşüncelerin yerine mutlaka rasyonel düşünceler koymalısınız.
Bunun için kendinize şu soruları sorabilirsiniz. Olumsuz düşüncelerim gerçek mi?
Bu olumsuz düşüncelerimin bana bir faydası var mı?
Bu olumsuz düşünceler zihnimde olmasaydı şimdi ne düşünüyor olacaktım?
Bu soruların cevaplarını düşündüğünüzde inanıyorum ki bütün reel dışı düşüncelerinizden kurtulacaksınız ve onların yerine reel düşüncelere sahip olacaksınız. İşte sıradan insanlarla kahramanlar arasında sadece bir çizgi var. O çizgide budur. Unutmayın sevgili öğrenciler yapabildiğiniz kadar….. Yapamadığınız ise kaderdir. Hepinize Pazar günü başarılar diliyorum...
YAZARLAR






