Eğitim-İş, Silivri Temsilciliği Cumartesi günü 2. genel kurulunu üyelerinin yoğun katılımı ile gerçekleştirdi. Genel Kurul, Temsilcilik Başkanı Sanlı Taşkın'ın açılış konuşması ardından yapılan çalışmaların anlatımına slayt gösterisi eşlinde devam edildi.
Genel kurulda tek liste halinde seçime gidilmiş ve yeni yönetim Ersan Süngü Başkanlığı'nda Nazire Çorbalı, Eren Üstün, Bahar Gökpınar, Ozan Esen, Bülent Ercan ve Sibel Kocaman tarafından oluşturuldu.
Temsilcilik Başkanı Sanlı Taşkın öncelikle önceki yönetimde görev yapan tüm yöneticilere teşekkür ederek başladığı konuşmasında seçilen yeni yönetime başarılar dileyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Değerli Eğitim-iş'li arkadaşlarım bugün 3. yılımızda yapacağımız 2. Genel kurulumuza katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür eder genel kurulun hayırlı olmasını temenni ederim.
Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi üzerindeki bölücü, ırkçı ve gerici emellere tepkisini açık yüreklilikle ortaya koyarak kuruluşunu ilan eden Eğitim-İş Sendikası'nın üye sayısı her geçen gün artmakta.
Eğitim-İş Sendikası ırkçılığa, bölücülüğe ve gericiliğe karşı tavrı ile her geçen gün daha da büyüyerek örgütlenmeye ve mücadeleye devam edecek.
Atatürk'ün önderliğinde kurulan laik düzenini, demokratikleşme ve ulusal eğitim hedefini korumak ve sonsuza kadar yaşatmak için elinden gelen her türlü çabayı göstermek, ABD emperyalizminin taleplerine karşı çıkarak Türkiye'nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ulusun egemenliğini demokrasiyi ve sendikal hakları savunmak Türk ulusunun görevi olduğu gibi, her kamu çalışanının da öncelikli görevidir.
AB emperyalizmi de, ABD emperyalizmi ile aynı niyetleri paylaşmaktadır.
AB emperyalizmi, Kıbrıs'a el koymak, Ege Denizi'ni bir Yunan denizi haline getirmek ve ülkemizi Yugoslavyalaştırmak amacını gütmektedir.
AB emperyalizmi, içerden de bulduğu işbirlikçileri eliyle, sözde Ermeni soy kırımı iddialarını gündemde tutarak Türkiye'nin bir bölümünü Ermenistan'a katma çabası içersinde.
AB emperyalizmi Fener Rum Patrikhanesi'ne Ekümenik unvanını bahşederek ve Heybeliada Ruhban Okulu'nu açarak Cumhuriyetimizin temellerini oymak ve Balkanlarda etkisini artırmaya çalışmakta.
AB emperyalizmi, Türkiye'de azınlıklar yaratmaya, halkımızı ve işçi sınıfımızı bölüp birbirine düşürmeye çalışmaktadır. AB emperyalizmi, tüm dünya halklarının ve emekçilerin düşmanı olan IMF'nin ve DB'nin politikalarının koşulsuz ve tam olarak uygulanmasını istemekte.
"TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ ANTİ
EMPERYALİST MÜCADELEYE BAĞLIDIR"
Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği, genelde kamu çalışanlarının, özelde de eğitim ve bilim emekçilerinin, anti emperyalist çizgide verecekleri mücadeleye bağlıdır.
Eğitim-İş'le birlikte Türk sendikacılık tarihinde müstesna bir yer kazanmış olan eğitim ve bilim emekçileri, bugün yeni ve onurlu bir sayfa daha açmıştır. Bu anlayış Türkiye'nin geleceğini de belirleyecektir. Eğitim ve bilim emekçileri; sömürgeleşmeyi demokratikleşme veya uluslararasıcılık sanma hastalığını yenmek kararlılığındadır.
Atatürk, "Hiçbir istiklal var mıdır ki, başkalarının nasihatleriyle gerçekleşmiş olsun" derken bugünümüze de ışık tutmuştur. Gerçek demokratikleşme tam bağımsızlıkla gerçekleşecektir. Bağımsızlık Eğitim-İş'inde temelidir.
Türk devriminin eksik olan siyasal temelleri ve aynı zamanda Cumhuriyetin eğitim anlayışı, kurtuluş savaşı sırasında ilk öğretmen örgütünün kurulmasıyla birlikte atılmıştır. Bu temel Atatürk'ünde ifade ettiği gibi şarktan ve garptan gelecek bilumum etkiye karşıdır. Fikri hür ve vicdanı hür nesiller ancak bu yolla yetişecektir.
Eğitim ve Bilim Emekçileri de bu çizginin bugünkü temsilcileridir. Eğitim ve Bilim Emekçileri; sendikal mücadelenin, ülkemiz ve halkımız için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu 3 yıl gibi kısa bir sürede kanıtlamıştır.
"ATATÜRKÇÜ SOSYAL DEVLET
KAZANIMLARININ SON KALINTILARI DA
TAHRİP EDİLMEKTEDİR"
Eğitim ve Bilim Emekçileri, Atatürk devrimlerine, cumhuriyetin temel değerlerine ve kazanımlarına sahip çıkan, ülkemizin bütünlüğü ve ulusumuzun kardeşçe birlikteliği temelinde, emek ve demokrasiden yana, çağdaş, laik, bilimsel, parasız ve demokratik eğitimi savunan bütün eğitim ve bilim emekçileriyle kol kola ve omuz omuza olacaktır.
Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi büyük saldırılarla karşı karşıyadır. Son yıllarda bu saldırılar daha da yoğunlaşmıştır. Atatürkçü sosyal devlet kazanımlarının son kalıntıları da tahrip edilmektedir.
"BUGÜN EĞİTİMİN
SAYISIZ SORUNLARI VARDIR"
Memur aylıklarının ve işçi ücretlerinin satın alma gücü sürekli olarak gerilemektedir. İşsizlik had safhadadır. IMF'nin ekonomik modelin kaçınılmaz sonucu olan işsizlik, insanlarımızı yılgınlığa sürüklemektedir. Ancak işçi ve memur hareketinde genel bir sessizlik hüküm sürmektedir. Bu sonucun sağlanmasında başlıca rolü medya oynamaktadır. Bu hava dönecek, karanlıklar er geç aralanacaktır. Bunu sağlamak emekçilerin sorumluluğudur.
Bugün eğitimin sayısız sorunları vardır. Bunların başında öğretmen yetiştirme sorunu gelmektedir. Bir toplumda eğitim bunalım içindeyse, sayısız ve bir türlü çözülemeyen sorunları varsa, bilinmelidir ki, öncelikle o toplumun öğretmenleri ve öğretmen yetiştirme düzeni bunalım içindedir.
"LAİKLİK, ÖZGÜR DÜŞÜNEBİLMENİN
ÖN KOŞULUDUR"
Laiklik, özgür düşünebilmenin ön koşuludur. Din sömürüsüne dayalı zorlamaların olduğu toplumlarda, özgür düşünme sınırlıdır. Türkiye devriminin ulus kavramı, ırk ve din ayrımcılığından uzak yurttaş eşitliğine dayanır. Yurttaşlar, ırkları, etnik kökenleri, dinleri, mezhepleri hatta kültürleri, anadilleri ne olursa olsun insan olarak eşittirler.
Bu mücadelede ittifak kuracağımız güç; sınıf çıkarları emperyalizmle çelişen herkestir. İttifak kuracağımız güç, bağımsızlığına namusu gibi sahip çıkan herkestir. Anti emperyalist, emekten yana, tam bağımsızlıkçı ve ulusal bir temelde, halkımızın birliğinin sağlanabileceğine olan inancımızla mücadelemizi örgütlemeye devam edeceğiz."






