“ Edebiyat bir coşku ve tutku işi”

“ Edebiyat bir coşku ve tutku işi”

30.01.2014 11:44:29

Şair öğretmenlerimizden İhsan Tevfik Kırca, "Yazarlar Okullarda” Projesi kapsamında Sevim Avni Çoğal İlk ve Ortaokulu’ndan sonra İBB Abdülezel Paşa Ortaokulu’nun davetlisi olarak 22 Ocak Çarşamba günü ortaokul öğrencileriyle bir araya geldi. Söyleşiyi öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra Okul Müdürü Erhan Yaman ve yazar öğretmenlerimizden Özgür Mercan da takip etti.

İBB Abdülezel Paşa İlk ve Ortaokulu Türkçe öğretmenlerinden Yıldıray Ağanoğlu tarafından İhsan Tevfik Kırca’nınhayat hikayesi hakkında öğrencilere slayt eşliğinde bir sunum yapıldı. Ardından söz kendisine bırakıldı.

OKUMAK VE YAZMAK ÜZERİNE

Şair İhsan Tevfik Kırca, öğrencilere genel olarak okuma yazma üzerine bir sohbet yapmak istediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "”İnsan ve Mekan yüzüyle Mübadele” kitabım daha çıkmadı. Bugün yarın çıkmak üzere. 7 Yılımı verdiğim bir kitaptır. Kitabımın kapağını ben de yeni gördüm.

Okumayla devam edip sözü yazmaya getirmek istiyorum. Niçin okuruz? Niçin yazarız? Bu, sorular çok basit gibi görünüyor, ama edebiyatçıların zor cevaplandırdığı sorulardır, çünkü çok sebep vardır. Hangisini incelemek lazım? Montaigne diyor ki, "Yarım saatlik bir okumanın gideremediği kederim olmamıştır.” Bunun bir benzerini de Türk Edebiyatı yazarı Nurullah Ataç söylüyor. Demek ki bu sözü söyleyen denemeciye göre okumak, kederleri alıp götüren, hüznümüzü dağıtan bir şey, ama sizin okuma nedeniniz daha farklı olabilir. Bu sorunun tek bir cevabı yok. Hatta insan yazarak belki ömür boyu bunun cevabını arıyor.

"OKUDUKLARIMIN TOPLAMIYIM”

Lisede öğrenciyken bir kompozisyon kitabının başında şöyle bir söze rastlamıştım, "Okuduğunuz kadar varsınız.” Çok yalın ve basit, ama çok derinlikli bir ifade. Yazma tarzı bir yaşam biçimi. ‘Siz neyin toplamısınız?’ diye sorarsanız, ben okuduklarımın toplamıyım. Yaşadıklarımın, hayatın bende bıraktığı izlerini yazarak daha kalıcı hale getirmeye çalışıyorum. Belki okumakla yazmak arasında böyle bir bağlantı kurulabilir.

"YAZMAK VE OKUMAK BENİM İÇİN BİR TUTKU”

Yazmak, okumak aslında benim için bir tutku. Sait Faik’in bir hikayesini anımsıyorum. Diyor ki, "Bundan sonra yazmayacağım. Vazgeçtim yazmaktan. Yazmak da neymiş ki.” Hakikaten bir müddet yazmıyor. Bir 6-7 ay kadar elini kağıt kaleme dokundurmuyor. Oturduğu Burgaz Ada’nın patika yollarında gezerken içinden bir dürtü bir ses geliyor ve ‘yaz, yaz” diyor. Koşa koşa Burgaz Ada’nın merkezine iniyor, bir kalem satın alıyor. Eskiden kalemtıraşlar pek yoktu, çakısıyla kalemi yontuyor, öpüp başına koyuyor. Ve hikayesinde şu cümleyi sarf ediyor, "Yazmasaydım çıldıracaktım”. İşte yazmak bu noktaya geldiğinde kendinizi artık alı koyamazsınız. Bu bir serüvendir, gider ve yerini bulur.

"EBEDİYATÇILIĞI, SADECE EDEBİYAT ÖĞRETMENLİĞİ YAPMAK OLARAK GÖRMÜYORUM”

Babam edebiyat öğretmeniydi, ben de edebiyat öğretmeniyim. Babam yazmazdı, ama iyi bir okurdu. Ben acizane hem okumaya hem yazmaya çalışıyorum. Bana hep şunu soruyorlar, "Babanızın mı etkisi var?” diye. Benim edebiyatçılıktan anladığım şey şu değil; edebiyat öğretmenliği yapmak. O, benim Hasan Sabriye Gümüş Anadolu Lisesi’nde yaptığım bir meslek, bir iş.

"VERDİĞİM CEVABA HALA GÜLÜYORUM”

Orta 2’de, yani tam sizlerin yaşında amcamın oğlu bana büyünce ne olacağımı sordu. O, dönemde Sait Faik’in hikayelerini ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerini okumuştum. Okuma, yazmaya karşı bende bir ilgi doğurdu. Ne olacağım sorusuna da edebiyatçı olacağımı söyledim. Soruyu açtı, dedi ki, "Edebiyat öğretmeni mi, yazar mı, akademisyen mi?” Verdiğim cevaba hala gülüyorum; "Ben hepsini olmak istiyorum” dedim. İçime o kadar okuma ve yazma aşkı düşmüş ki hepsini olmak istiyorum. Bir insanın her şey olması mümkün değil. Buna gerek de yok, ama içimdeki coşkuyu söylemeye çalışıyorum. Edebiyat, bir coşku ve tutku işi. O tutkuyu yüreğinde hissedenler, daha sonra yazmaya da başlayacaklar.

"SİZLER DE OKUMA VE YAZMA SERÜVENİNİ TATMALISINIZ”

Bazıları var, çok güzel okurdur, bazıları ise hem okur hem yazar. Herkes profesyonel anlamda yazar olmayabilir. Şahane bir öykü, roman yazamayabilirsiniz, ama bir günlük tutabilirsiniz. Her gün yazmıyorsanız, arada bir yazın. Bir anı defteriniz olabilir. Yazdığınız denemeleri öğretmeninize gösterebilir, yorum isteyebilirsiniz. Bu anlamda herkesin bir okuma ve yazma serüveni var. Sizler de bunu tatmalısınız.

"EDEBİYATIN YERİ VE ZAMANI YOK”

Belki yazmak size çok iyi gelecektir. Şahsen bir şiiri bitirdiğimde üzerimden tonlarca yük kalkmış gibi hissediyorum. Gecenin bir vaktinde o şiir için kalkıyorum, çünkü sabaha kadar o dizeler kalmıyor. Geçip gidiyor. Onun için şiirin edebiyatın zamanı yok. Yeri de yok. Bir anda gördüğünüz veya izlediğiniz bir şeyden etkilenirsiniz. İzlediğim bir televizyon programından okuma yazma bilmeyen 85 yaşında bir teyzenin, şu sözleri beni çok etkiledi: "Eskiden dertleri kulak ardı ederdim, şimdi ise içimin dağına atıyorum. Arttıkça da artıyor keder.” Bu beni başka yere de götürüyor. Aşık Veysel mesela gözleri görmeyen ve okur yazar dahi olmayan biri, ama XX. Yüzyılın en büyük halk ozanı. O, zaman galiba şu soruyu bana sormadan önce sizin düşünmeniz gerekiyor, ‘Şiir veya yazmak bir yetenek işi midir, yoksa bir çaba işimidir veya nereye kadar yetenek ve çabadır?’ Bunu iyi düşünmek gerekiyor.

Kitapları bize dokundukları kadar severiz. Kitaplar, duygu dünyamızda fırtınalar koparır, bizde yeni bir bakış açısı oluşturur.”

Söyleşi, öğrencilerin sorularıyla devam etti. İhsan Tevfik Kırca, sorulardan birine cevap olarak şiirin sezgiye bırakılması gerektiğini, okuyucunun nasıl anladığının önemli olduğunu belirtti.

Kendisini en çok etkileyen yazarlar olarak Cahit Sıtkı Tarancı, Nazım Hikmet, Behçet Necatigil, Fazlı Dağlarca gibi edebiyatçıları sıralayarak her şairin kendisine bir yol açtığını söyledi.

Yazdığı şiirleri bir defterde toplayan Zeynep adlı öğrenciyse İhsan Tevfik’i heyecanlandırdı, şair kendisine özel ilgi gösterdi ve defterini imzaladı. Soruların ardı arkası kesilmedi. Söyleşi kitapların imzalanmasıyla son buldu. Öğrenciler, Tevfik Kırca’ya bir de teşekkür çiçeği takdim etti.

Bilindiği gibi daha önce de gazetemizde yer verdiğimiz gibi şair İhsan Tevfik Kırca’nın birçok edebiyat dergisinde şiir ve araştırma yazıları yer aldı. Kendisi Silivri’de "Çıkın” adında ilk sayılı edebiyat dergisini yayımladı. İhsan Tevfik’in "Geçit-Cemil Kırca kitabı”, "Dipsuları” ve "Aşka Çırak, Ölüme Usta” adlı şiir kitapları var. Şairinin "İnsan ve Mekan yüzüyle Mübadele” adlı araştırma-gezi-röportaj yazılarının yer aldığı ve de bir şiir kitabı raflarda yerini almak için gün sayıyor.

Kırca’nın ise Rumeli kültürü ve mübadele üzerine yazdığı araştırma yazıları Rumeli Kültürü, Rumeli’nin Sesi, Sultanşehir, Sivas Kültür, Hayat Ağacı, Köprü (Makedonya) gibi dergilerde yayımlandı.

Renginar M.SALİ


YORUM YAP