AKP ve CHP Gençlik Kolları arasında bir süredir rafa kalkan atışma yeni bir konu üzerinden yeniden gündeme geldi. AKP Silivri Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir panelde Rıfat Kutlu'nun yaptığı konuşmaya, CHP Gençlik Kolları kayıtsız kalamadı.
İşte CHP Gençlik Kolları'nın AKP Gençlik Kolları Başkanı Rıfat Kutlu'yu hedef alan açıklamaları; "Geçtiğimiz günlerde AKP Silivri Gençlik Kollarının düzenlediği bir panelde, Gençlik Kolları Başkanı Rıfat Kutlu; akıl yoksunu, tarihinden habersiz, geçmişi karalayan, bir konuşma yapmış, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ve İsmet İnönü'nün başında olduğu bir dönem hakkında mesnetsiz suçlamalarda bulunmuştur. Tek partili dönemin dikta, zulüm ve oligarşiyle yönetildiğini, demokrasiye müdahalelerde bulunulduğu sözlerini sarf eden Rıfat Kutlu'yu Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları olarak kınıyoruz.
Kurtuluş Savaşı'ndan çıkmış, bağımsızlığını ilan etmiş, tüm dünyada örnek devrim olarak kabul edilen bir dönemi böyle cahil ve akıl yoksunu, yönlendirilmiş, uyutulmuş bir beyinden çıkan cümlelerin karalamasına asla izin vermeyiz.
AKP'nin Gençlik Kolları Başkanı'nın bahsettiği dönemle, 7 yıllık kendi dönemlerinin bir karşılaştırmasını yaparsak kendiside sözlerinden utanç duyacaktır herhalde.
Bahsettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin Tek Partili Dönemi, 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi ile başlamış ve 1946 yılında yapılan genel seçimlere kadar sürmüştür. Söz konusu dönemde Türkiye dört bir taraftan düşman işgaline uğramış, İstanbul hükümeti İngilizlerin esiri olmuş, Avrupa'nın emperyalist güçleriyle vatan toprağının pazarlığını yapmaktaydı. Böyle bir dönemde kurulan Cumhuriyet Halk Fırkası ve onun Genel Başkanı Mustafa Kemal emperyalist güçlere baş kaldırmış ve ülke topraklarını işgalden kurtarmıştır.
Yine aynı dönemde, teslimiyetçi Sevr Anlaşması yırtıp atılmış, yerine Türkiye tarihinin en büyük anlaşması Lozan yapılmış ve işgalci kuvvetler savaş alanlarında aldıkları yenilginin benzerini masa başında da yaşamıştır.
O dönemi dikta dönemi ve azınlık oligarşisi diye niteleyen arkadaşa hatırlatılması gereken bir durum vardır; birincisi oligarşi kelimesi zaten azınlık anlamına gelmektedir, ikincisi ve asıl önemli olan ise Türkiye'deki tek parti yönetiminin, bugünkü anlayış ve tanım çerçevesinde bir demokrasi olmadığı çok açıktır ancak o günlerin koşullarında tek partili cumhuriyet insan haklarına saygı ve özgürlük kriterleri açısından çok yukarılarda bir yerdedir. Doğu ve Orta Avrupa sağ ve sol diktatörlerin baskısı altında iken, Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini, İspanya'da Franko'nun faşist yönetimleri varken; Fransa, Belçika ve İsviçre'de kadınların en temel insan haklarından biri olan siyasal haklarına henüz kavuşmamışken, yani nüfusun yarısını oluşturan kadınların seçme ve seçilme özgürlükleri yok iken, bu dönemde tek partiyle yönetilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti kadınına seçme ve seçilme hakkı tanımıştır.
Tek parti yönetimindeki demokrasi uygulamaları bu perspektif içinde değerlendirildiğinde ve O günün dünyası incelenerek bu kriterler açısından bir sıralama yapıldığında Türkiye çok yukarılarda yer almıştır.
Yine aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti birçok devrimlere imza atmıştır. Medeni kanunun kabulü, harf devrimi, kılık kıyafet devrimi, köy enstitülerinin kurulması, demir yolları ve bir çok fabrikanın kurulması aynı dönemdedir. Aynı dönemde tüm Avrupa 2. Dünya savaşını yaşarken Milli Şef İsmet İnönü sayesinde ülke bu savaşın dışında yer almıştır. Demokrasiye müdahale edildiği belirtilen bu dönemde, tek parti konumunun tüm olanaklarına karşın, dünyaya adeta bir demokrasi dersi vererek, çok partili rejime geçişi gerçekleştirmiştir.
Yukarıda ki örnekleri çoğaltmak elbet de mümkün, fakat bunun için sayfalarca gazete basmak gerekir. Ancak isterlerse, öğretim üyesinin eğitim adı altında karalama politikası yaptığı yerde, aydınlanmacı ve Kemalist gençler olarak bizler kendilerine konuyla ilgili eğitim verilmesi konusunda öncülük yapacağımıza şimdiden taahhüt ederiz.
Peki ya şimdiki dönem; 7 yıldır bu ülkede taş üstünde taş koymadınız, beğenmediğiniz tek partili dönemde kurulan bu ülkenin bütün kurumlarını, fabrikalarını, yabancılara sattınız. Ülkeyi açlık ve sefalet içinde yüzerken yandaşlarınıza oğullarınıza gemicikler aldınız, tavuk kümeslerinden Türkiye'nin ilk 500 şirketi arasına soktunuz çocuklarınızı 4 yılda. İsviçre'de dedelerimizin Lozan anlaşmasını imzaladığı yerde, Hocalı katliamını yapan, soydaşlarımızın çoluk çocuk demeden kafalarını kesen, hamile kadınlara tecavüz eden bir ülkenin bürokratlarıyla anlaşmalar imzaladınız ve tarih yaptık diye övündünüz.
Dikta ve oligarşi asıl sizin döneminizde bu ülkede yerleşti, gece karanlıklarında kuşluk vakitlerinde sinsice, bu ülkenin profesörlerini, aydınlarını yıllarca PKK ile mücadele eden generallerini karakollara topladınız hapislere attınız. Ve aylardır suçlarını bilmeden yargılamalarını bekler hale getirdiniz. Bu ülkede hükümete muhalefet edenleri tutukladınız, fakat bu ülkenin bayrağını yakanlara, bu ülkeye ve cumhuriyete karşı duranlara sesinizi çıkaramadınız. Bu mu sizin demokrasi anlayışınız.
Gelelim dokunulmazlık meselesine, ne acıdır ki utanılacak bir durumdasınız ve farkında bile değilsiniz. Hala bu ülkenin bir ferdi olarak dokunulmazlık kaldırılmamalı diyorsunuz. Ve kurduğumuz stant da dokunulmazlıklar kaldırılmalı diye imza atan 3000 in üzerinde vatandaşa cahil diyorsunuz, cesaretiniz varsa çıkın yarın çarşı meydanında stant kurun, dokunulmazlıklar kaldırılmasın diyen kaç imza toplayacaksınız. 10'nun üzerinde yolsuzluk dosyası bekleyen bir Genel Başkan'ınız olduğu için sesinizi çıkartamıyorsunuz, ayrıca bu ülkede bürokratların dokunulmazlığı var diye ortaya attığınız zırvayı da kimse ciddiye almıyor, ama haklısınız bu ülkede bürokratlar korunuyor, örneğin bir davada eski belediye başkanınız ın yargılanmasına izin vermedi İçişleri Bakanınız. Sizin demokrasi örneklerinizi çoğaltabiliriz, damadınıza medya imparatorluğu kurmak, gurbetçilerden topladığınız paralarla televizyonlar gazeteler kurmak, size muhalif olanları ise vergi cezalarıyla yıldırmak ve tek tip medya yaratmak.
Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları olarak bizler; akılcı, aydınlanmacı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolda yürümeye ve onun ilklerine ve değerlerine sonsuza dek sahip çıkacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."






