Cemiyetçe pişiyorken

Cemiyetçe pişiyorken

Silivri'de ve genel olarak İstanbul'da 36 dereceyi gören bir “sıcak hava dalgası” söylentileri ve gerçeklikleri dolaşıyor.
Bu durumda aslında yalnızlık çekmiyoruz. Dünyanın ılıman iklim kuşağında kalan birçok bölgesi için de aynı rivayet ve vakalar dolaşıyor.
Şu manzaraları tasavvur etmek zor değil: çiftçiler vadilerin ortasındaki alanlarda sıcaktan bayılıyor. Çocuklar oturma odalarında uyuyor çünkü elektrik ve doğalgaz sağlayıcısı kapanmış. Hipertansiyon hiçbir zaman bu kadar sıcak olmaması gereken dairelerde evde kalan emekliler için ölümcül.
Ve akabinde Exxon ve Chevron(*) rekor kâr haberleri veren bir çeyrek bildirmiş.
Bu durum yıllardır tanıdık gelen bir senaryo. Hava durumu uyarıları artık kulaklara aşina, sözler ezberlerde. Bunu biliyor muyduk? Elli yıldır fosil yakıt yakmanın gezegeni pişireceği bilinen bir durum olduğu halde buna devam edilmesi soru işaretli ampulleri zihinlerde yakmıyor mu? Bunun milyarlarla ifade edilen bütçesi düşünülecek olursa, kitleleri “bilgilendirmek” de bu “yatırım”ın reklam ayağı olarak düşünülebilir. Politikacıları belli bir mesaj vermeleri ve fosil desteği yönünde “ikna etmek” ve çevre koruma politikalarını uygulayan kurumların içini boşaltmak da bu yatırımın akacağı “hisseler” arasında olabilir.
Bir de işe gitmek, alışveriş gibi temel ihtiyaçlar sebebiyle arabaya bağımlı bir alanda olduğunuzu düşünün. Bunu tamir etmenin yolu 150-300 bin lira ısı pompası ve elektrikli bir araba olabilir mi? Yanında bonus olarak tekrar kullanılabilir pipetler de bu “yatırımı” telafi ve tamir etmek için dağıtılabilir!
Eğer bu durum bir kriz ise bunun çevreye olan bir şey değil, “yapılan” bir şey olduğu ortada.Şimdi klimalı sığınaklar oldukça cazip. Tasavvur ediniz ki, karasal iklim alanında ikinci bir eviniz var; burası sizin için bir “kaçamak” alanı olacak. Arkada bıraktığınız ev içinse “ücreti mukabilinde” özel itfaiye kiralayabilir, aynı “kaçamağı” yapan kafadarlarınızla beraber kooperatif de kurabilirsiniz, ne dersiniz? Diğer tarafta orman yangını mağdurları için HelpKarma Türkiye(*) ve Ahbap üzerine “bahse girebilir” ve bol su içmeye dair tüyoları takip edebilirsiniz.
Statükonun yeşile boyanmış halini ister misiniz? Yoksa bu güç bu ellere yakışmıyor mu? Belki enerji endüstrisi buralarda değil de, ulusal kontrol altında olabilir mi? Boş kalan kurumsal mekânları yeniden uyarlamak buradaki seçenekleri de arttıracaktır. Devamlı vaatleri süregelen bedava/sudan ucuz toplu taşıma maliyetleri de en azından bir kesime yardım edecektir, araba bağımlılığının olmamasının bir etkisi de bunu isteyebilmektir; keza yoksunluk semptomlarına da birbiri ardına bağlanmış vasıtalar ilaç gibi gelebilir. Bu kısım da açıklanan kârlara vedayla sonuçlansa, belki de cemiyetçe pişmenin önü alınabilecektir.
Buna iklim değişikliği diyoruz. Aslında bu, fosil yakıt üreticilerinin düdüklü tenceresinin cemaati pişirme tarifidir.

(*)Exxon: Merkezi Texas'ın Spring ilinde bulunan uluslararası bir petrol ve gaz şirketi.
(*)Chevron: Yine Texas merkezli arama, rafine ve pazarlama odaklı bir petrol ve gaz şirketi.
(*): HelpKarma Türkiye: bireylerin ve yardım kuruluşlarının tedavi masrafları, eğitim gibi amaçlar için hızlı ve şeffaf bir şekilde küresel bağış toplamasına olanak tanıyan bir kitle fonlama platformunun Türkiye bölümüdür. Buradaki “bahis” kelimesi yardımın yaratacağı umut ve cümlenin diğer kısmına bir not anlamı taşımaktadır.

 

YORUM YAP