Referandum oylaması ile ilgili sendika görüşlerini yazılı
açıklama ile kamuoyuna duyuran Eğitim İş Silivri Temsilcisi Ersan Süngü, şu
şekilde değerlendirmede bulundu:
“Eğitim İş ailesi olarak, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak
olan referandumda HAYIR oyu kullanacağımızı, emekçiler başta olmak üzere ve
toplumun diğer kesimlerinin de bu yönde davranmaları için mücadele edeceğimizi
açıklamıştık.
Bizler toplumsal yararı ön plana çıkaran bir anlayışla
tavrımızı ortaya koyarken, yandaş ittifak da boş durmamakta, “referandumda
hayır oyu için mücadele eden blok’u demokrasi düşmanı gibi göstererek” toplumu
yanıltmaya çalışmakta.
Bilindiği üzere insanlık tarihi, “iktidar gücü” kötüye
kullanıldığında toplumların büyük felaketlerle, yıkımlarla yüz yüze kaldığını
gösterir sayısız örneklerle doludur.
Yine tecrübeyle sabittir ki, büyük felaketlerin faili olan sorumsuz
iktidar sahipleri, toplumları yıkıma götürecek yola girerlerken onları yalan ve
yutturmacalarla uyutarak günahlarına meşruiyet sağlamışlardır. Bugün ülkemizin
dayatma yoluyla gündemine sokulan 12 Eylül referandumu, benzer bir siyasi
felaket ve kaos potansiyeli taşımaktadır.
Sözde “daha çok demokrasi” sloganıyla, yeni bir 12 Eylül
düzeni peşinde olan AKP’nin başarıya ulaşması halinde, ülkemiz zaten ağır aksak
yürüdüğü demokrasi kulvarından hayli uzaklara sürüklenecek. Hukuk devleti ve
onun ayrılmaz parçası olan bağımsız yargı tahrip olacak, toplum bugün
olduğundan daha derin bir gerilim ve kamplaşma sürecine doğru hızla yol
alacak.
Halkımız uyanık olmalı, ülkeyi bıçak gibi bölme pahasına
dayatılan “paketin içerisine yerleştirilen tuzağı” görmelidir.
Bu gerçeği görmek için uzun
uzadıya değerlendirme yapmanın gerekli olmadığı kanısındayız. Gerçek,
AKP’nin “geçmişte söyledikleri ile bugün söyledikleri” kıyaslandığında net
biçimde ortaya çıkıyor. Yalan ve ilkesizlik üzerinde inşaa edilen siyasi
anlayış, “parti ve yandaş menfaati” ne göre değişkenlik gösterdiği için sürekli
çelişkiye düşmekte, hemen her adımında kendini ele vererek, sapır sapır
dökülmektedir.
Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda şu gerçeği rahatlıkla ifade
edebiliriz: Türkiye, bugünkü iktidar kadar “ikiyüzlü siyaset” yapan bir iktidar
örneğine daha rastlamamıştır. Örnekleri saymakla bitmez:
Cumhurbaşkanı tarafsızken bu makamın kullandığı yetkilerin
demokrasi adına(!) törpülenmesi için ortalığı ayağa kaldırırlarken ; “kendi
içlerinden birisi” koltuğa oturduğunda ise bu defa, hiç yüzleri kızarmadan
makamın yetkilerinin artırılmasının daha fazla demokrasinin(!) zorunlu sonucu
olduğunu söyleyebiliyorlar.
YÖK tarafsız bir yapıda iken, kaldırılması gereken
“antidemokratik” bir kurum olduğunu iddia ederlerken, YÖK yandaşlarla
doldurulup AKP’ye hizmet eden bir kurum
haline geldiğinde ise, “demokrasiyle uyumlu”(!) olduğu kabulüyle onu koruma
altına alabiliyorlar.
TRT tarafız yayın yaparken yayın politikasını yerden yere
vururlarken, kurumu yoğun kadrolaşma ile AKP propagandası yapacak şekilde
dizayn ettiklerinde ise onu“demokrasi projesinin”(!) ayrılmaz parçası olarak
gösterebiliyorlar.
Dokunulmazlığı kaldıracağız diye yola çıkıyorlar, iktidara
gelince ise dokunulmazlığı laf cambazlığı ile muhafaza ederek ; bin türlü suça
bulaşmış, yetim hakkı yemiş, sahtecilik yapmış, binlerce gurbetçinin dişinden
tırnağından artırdığı paraları zimmetine geçirmiş yandaşlarına kalkan haline
getiriyorlar.
Liste uzar gider…
Her şey bir yana bu pakete HAYIR oyu vermemiz için, salt milyonlarca kamu emekçisini aşağılayan,
hor gören, onların onuruyla oynayan hükümlerine bakmak bile tek başına
yeterlidir.
Kamu emekçileri olarak onlarca yıldır faşist darbe düzeninin
lanetli kalıntılarını yok etmek için, hakkımız olan “grevli toplu sözleşmeli
sendikal düzen” için mücadele ediyoruz. Bu büyük mücadele sonucunda ortaya
çıkan büyük beklentiyle ilgili olarak paket bizlere ne sunuyor ? Grev hakkımız
Anayasal düzeyde yasaklanıyor, milyonlarca emekçi ve bakmakla yükümlü olduğu
yakınlarının kaderi, hükümetin atadığı ve “kararları yargı yoluna kapalı olan”
bürokratların keyfine bırakılıyor. Hükümet adeta “alemi kör, milleti sersem
sanıyor”.
Ey AKP, sen hangi yüzle emekçiden 12 Eylül’de EVET oyu
istiyorsun ?
Emekçinin 12 Eylül’de sana yanıtı net:
12 Eylül’de; 12 Eylüllere, 12 Eylülcülere HAYIR!”






