Öğretmenler Günü’nün ardından 25 Kasım’da tüm Türkiye
genelinde yapılan iş bırakma eylemine katıldığı ve eğitim camiasının sorunları
ile ilgili yerel basına demeç verdiği için Türk Eğitim Sen Silivri İlçe Başkanı
Ahmet Demir savcılığa ifadeye çağrıldı. Türk Eğitim Sen İstanbul 5 Nolu Şube
Başkanı Enver Demir, Şube Sekreteri Fuat Yiğit ve bazı sendika yöneticileri de
Silivri Adliyesi’ne gelerek Ahmet Demir’e destek verdi.
Türk Eğitim Sen İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Enver Demir
çıkışta yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
“Türk Eğitim-Sen İstanbul 5 Nolu Şube Yönetim Kurulu Üyesi
ve Silivri İlçe Başkanı Ahmet Demir; Silivri Cumhuriyet Savcılığı tarafından 25
Kasım 2009 tarihinde, ülke çapında yapılan İş Bırakma Eylemi ile ilgili ifadesi
alınmak üzere savcılığa çağrılmıştır.
“Halkı kin ve nefret duygularına itmek ve greve teşvik”
suçlamaları yapılan kişi bir eğitim sendikası ilçe başkanı ve en önemlisi
öğretmendir. Üye olduğu ve yönetim kademesinde temsil yetkisi olan bir
eğitimci, sendikasının aldığı kararı uyguladığı için, ifade vermeye
çağrılmaktadır.
Ahmet Demir, sendikamızın yöneticilerindendir ve dünyanın en
zor şartlarından birine sahip ülkesinde, sadece eğitim koşulları biraz
iyileştirilsin ve bütün topluma bunun faydaları yansısın diye yasal hakkını
kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin de imzaladığı İLO (Uluslar arası çalışma
örgütü) sözleşmelerinden ve 4688 sayılı
kanundan gelen haklarını aramaya çalışan öğretmen nasıl olurda yasal hakkını
kullandığı için bir zanlı, bir şüpheli
durumuna düşürülmektedir.
Kamuoyun bildiği üzere,Türkiye Kamu-Sen, KESK, Birleşik
Kamu-İş Konfederasyonları tarafından ülke genelinde 25 Kasım 2009 tarihinde iş
bırakma eylemi kararı alınmıştır. Danıştay 12. Dairenin 2004/4148 Esas, 2004/4209 karar sayılı ve
2005/5767 Esas, 2008/225 Karar sayılı kararında; Yargıtay 4.Ceza Dairesinin
1999/10183 Esas, 2000/780 Karar sayılı kararında… “şahsın kamu sendikalarınca
alınan karara uyarak 1 (Bir) gün görevlerinin geçici olarak yapmadıkları,
ikrarlarıyla dosya kapsamından anlaşılmış olması karşısında 23/07/1993
tarihinde 421 sayılı yasayla, Anayasanın 53.maddesiyle, 12/06/1997 tarihli 4275
sayılı yasayla 657 sayılı yasanın 22.maddesinde yapılan değişikliklerle, kamu
çalışanlarına sendika kurma ve bu tür kuruluşlara girme hakkı sağlanmış
olmasına ve 1993 yılında TBMM tarafından onaylanarak Anayasanın 90. maddesine
göre iç hukuk halini alan Uluslar arası Çalışma Örgütü (İLO)’nun 87 ve 151
sayılı sözleşmelerinde de, sendikanın amaçları doğrultusunda üyelere etkinlikte
bulunabilme olanağı sağlanmış olması sonucunda sanıkların eylemlerinde suç
öğelerinin oluşmadığı” hükmüne varılmıştır. Ayrıca; Anayasanın 118. maddesine göre, Anayasa
tarafından güvence altına alınan sendikal faaliyetlerin engellenmesi de suç
unsuru oluşturur.
Hak aramanın bir medeniyet göstergesi olduğu dünyada, hak
arayan çalışanlara reva görülen bu muamele
manidardır. Türk Eğitim-Sen Şube Yönetim Kurulu üyesi ve aynı zamanda
Silivri Şube Başkanı olan arkadaşımız,
acaba günah keçisi seçilerek hak arayana ibret olsun diye mi savcığa
çağırılmaktadır? Ülkemizde; devletine, milletine kasteden teröristlere bile
mobil mahkemeler kurulurken, hakimler ve
savcılar, teröristlerin ayaklarına gidip sorgusuz sualsiz katiller serbest
bırakılırken, eğitimcilerin hayatlarında hiç görmedikleri, adliye kapılarına
getirilmeleri en iyimser ifadeyle tezatlıktan başka bir şey değildir.
Memlekette her şey hallolmuş, sadece hakkını isteyen öğretmenler mi sorun
olarak kalmıştır?
Devletinden başka sığınacak yeri olmayan, tek amacı bu
milletin çocuklarını yetiştirmek olan öğretmenler, Türkiye’de eşi benzeri
olmayan bir şekilde, dersini bırakmış ifade vermeye gelmişlerdir. Bugün burada
yaşananlar, yaratılan korku toplumuna öğretmenleri de eklemiştir. Hakimleri ve Savcıları yetiştiren biz
öğretmenleri yüce Türk adaletine; yorumu
ise kamuoyuna bırakıyoruz.”
Sendika yöneticileri ve üyeleri basın açıklamasının ardından
Adliyeden ayrıldı.
Cemile KAYAR






