YUNUS Emre'yi Anma Programı ilçemiz Nurullah Baldöktü
İlköğretim Okulu tarafından hazırlanarak okulun toplantı salonunda dün
gerçekleştirildi. İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mecit Bayar, okul yöneticileri,
öğretmenler, Piri Mehmet Paşa İlköğretim Okulu, Hasan Özvarnalı İlköğretim
Okulu, Gazi İlköğretim Okulu ve Ertuğrul Gazi İlköğretim Okulu öğrencilerinin
katıldığı program, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Okul Müdürü Ahmet Çetin yaptı.
"SEVELİM SEVİLELİM BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ”
Çetin, konuşmasına Yunus Emre'nin "Sevelim sevilelim bu
dünya kimseye kalmaz” sözlüyle başlayarak şöyle devam etti: "Her fırsatta
sevgiyi ön plana çıkarmış. Bin yıl öncesinden söylenen bu söz dün nasıl önemli
ise bu gün için daha çok önemli olmakta değil midir? Dünya durdukça bu söz daha
da değerini arttırarak geçerli olacak.
YUNUS EMRE VE MEVLANA'NIN KARŞILIKLI KONUŞMALARI
"Mevlana dervişleriyle yaptığı sohbeti bitirdikten sonra, bir
derviş telaşla odaya girdi ve heyecanla, uzaklardan gelen genç birisinin
kendisini ısrarla görmek istediğini haber verdi.
Mevlana , '' Buyursun bakalım '' diye izin verdi.
İçeriye orta boylu, cübbesiz, külahsız ve sakalsız, çok sade
giyimli bir delikanlı girdi.
Mevlana yerinden adeta bir ok gibi fırladı. Bu zatı mana
aleminden tanıyordu. Bu kendisi gibi çağlara damgasını vuracak yiğit bir HAKK
aşığı olan Yunus Emre idi... Heyecan ve hasretle kucaklaştılar.
Odadaki dervişler bu samimi karşılamaya bir anlam
verememişti, ama ortamın manevi yükünün yoğunlaştığını anlamakta zorlanmadılar.
Daha sonra Mevlana ve Yunus Emre karşılıklı dini şiirler
söylediler... Bir Mevlana söylüyor... Bir Yunus Emre söylüyor... Dervişler de
onları hayranlıkla izliyordu.
Yunus Emre ve Mevlana birbirini özleyen iki kardeş gibi yan
yana oturdular. Mevlana sordu;
- Pek güzel, Pek Sade giyinmişsiniz. Üzerinizde hırkanız
bile yok, üşümez misiniz?
Yunus Emre şiirle karşılık verdi;
Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil
Gönlünü derviş eyleyen, hırkaya muhtaç değil
Mevlana beğendiğini belli eden bir hareket yaptı. Ve yine
sordu;
- Pek doğru söylersiniz. Nasılsınız iyi misiniz? Nelerle meşgulsünüz?
Ne yapar, ne eylersiniz?
Yunus Emre yine şiirle karşılık verdi;
Adımız miskindir bizim, düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmaz, kamu alem birdir bize
Ben gelmedüm dava için, benim işum sevi içün
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldüm!
Mevlana, Yunus Emre'ye sordu;
-Biz dervişlerimize Tevhid'i öğretirken '' Bir elma iki ayna
'' demiştik. Siz ne dersiniz?
Yunus Emre cevap verdi;
Tevhid imiş cümle alem
Tevhidi bilendir adem
Bu tevhidi inkar eden
Öz canına düşman imiş.
Mevlana, Yunus Emre'nin bir süre dergâhta kalmasını
istiyordu.
-'' Evet, davetimizi kabul buyurursanız, çok memnun
kalacağız. Hem de size yazdığımız 6 ciltlik Mesneviyi okurduk'' dedi.
Yunus Emre kalktı, kapıya doğru yönelirken ilk kez şiirsiz
konuştu;
-Ne kadar uzun yazmışsınız! Çok emek ve gayret
sarfetmişsiniz. Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik;
'' Ete Kemiğe Büründüm, Yunus Diye Göründüm ''
Yunus Emre Kapıdan hızla çıkıp gözden kayboldu...”
Okul Müdürü Ahmet Çetin'in konuşmasını Yunus Emre'nin hayatı
ile ilgili slayt sunumu takip etti. Öğrenciler tarafından şiirler okundu. Müzik
Öğretmeni İsmail Karagüzel eşliğinde solo ilahiler söylendi. Yunus Emre'nin
bilinen sözleri okundu. Okulun Teknoloji Tasarım Öğretmeni Emel Avcı'nın
yetiştirdiği öğrenci korosu ilahiler söyledi.
Program sonunda İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mecit Bayar,
bazı nedenlerden dolayı erkene alınan programın kısa sürede hazırlanmasına
rağmen beklenenin üzerinde olduğunu söyleyerek, emeği geçen öğretmen ve
öğrencileri tebrik etti.
Renginar SALİ






