CHP Silivri İlçe Örgütü Referandum çalışmalarına
Gümüşyaka’da devam etti. CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci, Silivri
Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Belediye Meclis Üyeleri, ve Yönetim Kurulu ile
partililerin yanı sıra eski Milletvekili, eski Disk Genel Başkanı ve halen
Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın da katılımıyla
gerçekleşen ziyarette referandum konusunda halka bilgi verilerek destek
istendi.
DEĞİRMENCİ: BAŞBAKAN YÜKSEK MAHKEMEYİ ORTADAN KALDIRMANIN MÜCADELESİNİ VERİYOR
CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci hiç gereği yokken
sanki seçim havası varmış gibi, birkaç ay sonra yapılacak genel seçimi
beklemeden, uzlaşma yoluna gitmeden ülkenin bir tartışmanın içine çekildiğini
söyleyerek, Başbakanın Anayasa Mahkemesine karşı gösterdiği tepkiye dikkat
çekti.
Başbakan daha birkaç gün önce bir iftar yemeğinde bile “Bu
yargı bizim için ayak bağı, bunu ortadan kaldırmamız gerekir onun için bu
referandumda “Evet” demelisiniz” diyordu. Yani bu cumhuriyetin temelinden olan
yasama-yürütme-yargı erkinden ikisini elinde bulunduran Başbakan şimdi de
yüksek mahkemeyi ortadan kaldırmanın mücadelesini veriyor.
“YÜKSEK YARGI ELE
GEÇİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Sözüm ona kendisinin demokrasiden, özgürlüğü genişletmekten
yana olan kararlar almaktan yana olduğunu göstererek böyle bir değişikliğe
gidiyor. Bu 26 maddeden 24 tanesine ne CHP’nin ne de parlamentodaki diğer
partilerin kesinlikle itirazı yok. Ama iki tane madde var ki demokrasiyi
ortadan kaldıracağı düşüncesiyle CHP başta olmak üzere diğer partiler de karşı
çıkıyor. Bunlardan biri yüksek yargı diğeri ise HSYK ataması ile ilgili. Bu
atamaların 60’tan 80’den bu yana gelen bir gelenek var, nasıl atanacağı belli.
Ama burada mevcut iktidarın etkisinin fazla olamadığını çoğunluğu elde
edemediğini düşünen Sayın Başbakan, yüksek yargıdaki hâkim sayısını arttırarak
ve artan sayıyı da parlamento çoğunluğuna dayandırarak orayı da ele geçirmeye
çalışıyor. Çalışıyor ki bundan sonra çıkaracağı yasalarsa anayasa mahkemesi
kendisine engel olmasın, yasa dışı uygulamalarına dur demesin.
“ÇOK YAKIN ZAMANDA İKTİDARDAN
DÜŞECEĞİNİ KENDİSİ DE GÖRÜYOR”
HSYK konusunda da aynı durum söz konusu. Sayıyı yükselterek
parlamentonun yetkisine alıyor. Çok yakın zamanda iktidardan düşeceğini kendisi
de görüyor. Düştüğünde bugüne kadar yaptığı yasa dışı uygulamaların hesabı yüce
divanda sorulacak. O zaman onu yargılayacak yargıçların atamasını da bugünden
kendisi oluşturmaya çalışıyor. İşte oynanan oyun tamamen bu iki madde üzerine.
“BAŞBAKANIMIZ
PADİŞAHLIK ÖZLEMİ İÇİNDE”
Sayın Başkanımızın demokrasiden yana olmadığını hepiniz
biliyorsunuz. Bir dikta rejimi, bir padişahlık özlemi içinde. Kendine göre bir
yargı kurmaya çalıştığının örneğini Ergenekon’da görüyoruz. Bu ülkede halkını
aydınlatma mücadelesi veren insanları nasıl gözaltına aldığını hepimiz
görüyoruz. Bugün bir Mustafa Balbay’ın bir Tuncay Özkan’ın, dünyanın en önemli
bilim adamlarından olan ve sırf televizyon sahibi olduğu için sayın Prof. Dr.
Mehmet Haberal’ın nasıl oralarda tutuklu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu adil
bir yargı olsaydı içinde bir ceza alan olurdu. İçeri alınan generallerden
hiçbiri içerde kalmadı. Sözüm ona ihtilal yapacak olan gazeteciler yani hiçbir
silahlı gücü olmayan insanlar bugün orada duruyor. Çünkü eğer çıkarlarsa
halkını aydınlatmaya gerçekleri anlatmaya devam edecekler.
“BU REFERANDUM CUMHURİYETİ
KORUMAKLA İLGİLİ SON ADIM”
30 Ağustos Zafer Bayramı konusuna da değinen Değirmenci
konuyla ilgili kısa bir açıklama yaparak Atatürk’ün, “Bu cumhuriyeti kuranlar
onu korumaya da muktedirdir” sözünü örnek vererek “İçimizdeki hainler bırakın
korumayı onu yıkabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar” dedi. Bizlere düşen
görevin zorluklar yoksulluklar içinde kurulan Cumhuriyet’i korumak”diyen
Değirmenci,“ Bu cumhuriyeti korumak kurmaktan daha zor değil. Bu referandum onu
korumakla ilgili son adım” açıklamasında bulundu.
“BUNLAR SAHTE GÖZYAŞLARI”
Başbakanımız 12 Eylül 1980’i ve o dönem yaşanan acıları,
sonrasında idam edilen gençleri meclisteki konuşmasında gündeme getirerek
gözyaşı dökmekte. Bunların ne kadar sahte gözyaşları olduğunu 30 yıldır siyaset
yapan başbakanın bir kere bile gündeme getirmemesinden anlamanız gerekiyor.
Eğer o günlerin acısının intikamı alınacaksa, hesap sorulacaksa o hesabı
soracakların başında Sayın Rıdvan Budak gelir. 4 sene hiçbir gerekçe
gösterilmeden cezaevinde kalmış, sonra da senin bir suçun yokmuş, hadi güle
güle diye bırakılmış bu insan bu gün bile 12 Eylül’den hesap sormanın ne kadar
sahte olduğunu sizlere de anlatacaktır.
“İNSANLARI İKTİDARA BAĞLI HALE
GETİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
8 Yıllık AKP iktidarı döneminde yaşananlara da değinen
Selami Değirmenci, “Ne kadar yoksullaştığımızın ve fakirleştiğimizin hesabını
iyi yapmamız gerekiyor” diyerek işsizlik oranına dikkat çekti ve “Böyle bir
ortamda onurlu bir yaşamdan söz edilebilir mi? Bu iktidarın politikası,
insanları iktidara bağlı hale getirmeye çalışıyorlar” dedi.
“ONURLU YAŞAMAK
HERKESİN HAKKI”
Değirmenci konuşmasını şöyle sürdürdü: “90’lı yıllarda
belediyecilik yaptığım dönemde biz yoksul insanları tespit edip yardım
yaptığımızda “Benim ihtiyacım yok ailem bana bakar siz o yardımı daha muhtaç
insanlara yapın” derlerdi. Oysa şimdi bugün belediyelerin, partilerin kapısı
yardım talebinde bulunan binlerce insanla dolup taşıyor. Bunu bu toplum hak
etmiyor, onurlu yaşamak herkesin hakkı. Bunu vermenin yolu iktidarların geçim
sorununu halletmekten herkese alın teri ile kazanç sağlayacak bir iş temin
etmekten geçiyor. CHP size bunun sözünü veriyor. Referandumun ertesinde
yapılacak genel seçimde oylarınızla eğer CHP’ye destek verirseniz bu zulüm
dönemi de, insanları onursuzca yaşamaya mahkûm eden dönem de sona erecek.”
“DOĞRUSU HAYIR”
Referandumun bir daha tekrarı olmayacağını özellikle
vurgulayan Değirmenci ,“12 Eylül’de sivil diktaya onay verdiğiniz takdirde
bunun sonu çok karanlık. Burada verilecek cevabın doğrusu ‘Hayır’ olmalıdır”
diyerek sözlerini noktaladı.
IŞIKLAR: BURADA DA 12 EYLÜL’ÜN
BİR TAKDİR-İ İLAHİSİ OLACAK
Belediye Başkanı Özcan Işıklar, konuşmasına toplantıya
katılanlara teşekkür ederek ve katılımcıların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı
kutlayıp, Hayırlı Ramazanlar dileyerek başladı. 30 Ağustos’a geliş sürecini
anlatarak Sakarya Meydan Muharebesi’nin 9 Eylül’de başlayıp 12 Eylül’de
bitişine dikkat çeken Işıklar, “Burada da 12 Eylül’ün bir takdir-i ilahisi
olacak” dedi.
“LAİKLİK OLMADAN
DEMOKRASİ OLMAZ”
Işıklar şöyle konuştu: “Biz işgalcilere, emperyalist güçlere
karşı kanla verilen büyük bir mücadele sonucu kurulan genç bir Cumhuriyet’e
sahibiz. O gün kurulan laikliğin altında “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi”
denilen hilafeti kaldırmaya cesaret eden büyük bir görüş, büyük bir devlet
adamlığı vardı. Bugün bunu tartışıyoruz. Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz.
Ama laiklik olmadan da demokrasi olmaz, mümkün değil. 52 İslam coğrafyasında
İslam’da reformu yenilenmeyi ortaya koyan tek dünya lideri Atatürk’tür. Bugün
bir İngiliz gazetesi dünya liderleri sıralamasında dünyanın 5. lideri denmiş
Sayın Başbakanımız için. Ne 5.liği biz 1.sini çıkarmış bir milletiz. Hem de o
dönemde Cemiyet-i Akvam denilen birleşmiş milletlerin “Gel bize üye ol dediği
tek Türkiye Cumhuriyetiydi. Bu kadar onurlu, bağımsızlığı için dünyaya kafa
tutmuş bir ülkeyi parçalanacak diye haritaları elden ele dolaştırılıp ayağa
düşürülmüş durumda. 12 Eylül beklide artık bunun son noktasını koymayı
amaçlamakta.
“CHP’NİN ARKA BAHÇESİ
ODALAR DEĞİL HALK”
Belki yine seçimler yapılacak ama bu şeklen olacak, halkın
iradesini temsil etmeyecek. Bir korku imparatorluğu yaratarak insanları baskı
altına alan bu anlayış yargıyı da ele geçirdikten sonra önünde hiçbir engel
kalmayacak. Bir ilçede İlçe Başkanları bile Belediye Başkanına kafa tutuyor,
Oda Başkanını “O kurumu başına yıkarım” diye tehdit gönderiyor. Çünkü biz
fakirlik edebiyatı yapanlara, ülkemizi bölgemizi işsizlikten kıvranır hale
getirenlere karşı işbirliği yapıyoruz. Esnafımızı halkın yanına taşıyoruz.
Bütün dertleri bu. CHP’nin arka bahçesiymiş. CHP’nin arka bahçesi odalar değil,
halktır. Senin tehdit etmek neyine, kimsin? Buranın jandarması mısın? Ağustos
Efesi gibi çıkıp ona tehdit, buna şantaj anlayışı onların kültüründe var.”
“HALKIN VİCDANIYLA ONURUYLA
ALAY ETMEK DEĞİL DE NEDİR?”
Yapılan iftar yemeklerine
de değinen Işıklar, “Bunun insanların fakirliğini yüzüne vurmaktan başka
ne anlamı var? 365 gün fakirlikten fukaralıktan besleneceksin, sadaka verir
gibi meydanlarda halkı teşhir ederek, “1 günde 1 oyunu alırım” diyerek halkın
vicdanıyla onuruyla alay etmek değil de nedir bu?” sözleriyle hükümeti
eleştirdi.
“SATIR ARALARI İYİ OKUNMALI”
Başkan Işıklarlar sözlerine şöyle devam etti: “Bugün özerk,
demokratik Kürdistan Cumhuriyeti tartışılıyor. Sevr Antlaşması’nın iki maddesi
Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti, Özerk Kürdistan Devleti’dir. Bugün ikincisi de
oluyor. 6 ay önce gidip orada soykırım iddialarını destekler nitelikte
ziyaretler yapılıyor. Bu kadar aciziyet içinde, 2 milyonluk ülkeye teslim olmuş
bir anlayış. Başbakanımız Özerk Kürt Devleti hakkında 3 Eylül’de ne diyecek hep
birlikte izleyeceğiz. Satır araları iyi okunmalı, burada bir pazarlık var. Bu
pazarlık 12 Eylül’e kadar gün ışığına çıkacak. Bunlara teslim olmamak, direnç
göstermek gerekir.”
“EN GÜVENİLİR KURUMLARI
YERLERDE SÜRÜNDÜRMENİN
ANLAMI NE?”
“Bu maddelerle hukuku da teslim ettikten sonra bir daha 12
Eylül gibi bir fırsat yaşayamayabiliriz. Ordu bitmiş. Dışarıda general
bırakmadılar. Bizim ordumuzu Brezilya’nın Şili’nin ordusuyla karıştırmasınlar.
Bizim ordumuz anti-emperyalist, cumhuriyetin temelini kuran bir ordu. Biz
darbelerin her türlüsüne karşıyız. Demokrasinin üstünlüğüne itirazımız yok. Ama
bu devleti kuran da ordu. En güvenilir kurumları yerlerde süründürmenin anlamı
ne? İnsanların içindeki cumhuriyete sahip çıkma, direnme gücünü kırmak en
önemli kalelerini indirmek ne demek. Son kale kaldı o da hukuk. Adalet duygusu
yok olan bir toplumda insanlıktan, hemşerilikten vatandaşlıktan bahsedilemez”
diyen Işıklar’ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi.
Eğitim sisteminin yerlerde olduğunu söyleyen Belediye
Başkanı, diploması olan mesleği olmayan gençler olduğunu eğitim sistemimizin
tüketmeye yönelik, sorgulayan yarını düşünen, dile yönelik bir bilim olarak
mesleki eğitimin hala verilemediğinden yakındı.
“BİR BUÇUK SENEDİR
BURNUMUZDAN GETİRMEYE
ÇALIŞIYORLAR”
Işıklar sözlerine şöyle devam etti: “Büyük bir baskı ve
abluka altında yapıyoruz bunları. Bir buçuk senedir burnumuzdan getirmeye
çalışıyorlar. Ama direneceğiz, bu zorlukları el birliğiyle aşacağız. Hiç
şikâyetçi değiliz, bunları bilerek geldik. Bu kararlılığımı göstermeye devam
etmezsek, teslim olursak o zaman son kale yıkılacak. Şahıslar teslim olabilir
ama millet olmaz. Burada iki tane üniversite kuruluşuyla ilgili karar aldım.
Birinci 100 binlik planda kamu yararına karar alınmış olmasına rağmen ikinci
100 binlik plan usulden bozulmasına rağmen tekrar bu kararı aldırmak için bizi
aylardır oyalıyorlar. Planlamadan baskı görüyoruz. Bunun ihtiyacının ne
olduğunu gelin buradaki vatandaşa sorun.
“12 EYLÜL’DE O KARANLIK
ZİHNİYET SANDIĞA GÖMÜLECEK”
Gözlerini diktikleri bu bölgeyi kaybetmenin halen acısını
çıkarmak derdindeler. Silivri’de gösterdiğimiz bu kararlılığı İstanbul’da ve
tüm Türkiye’de göstereceğiz. 12 Eylül’de o karanlık zihniyet sandığa gömülecek,
hiç gerek yokken parti dayatmasıyla anayasa değişikliğini önümüze getiren
anlayışa ‘Hayır’ diyeceğiz.”
BUDAK: BU ÜLKE İLK DEFA
BU KADAR ÇOK BÖLÜNDÜ
Eski Milletvekili, eski Disk Genel Başkanı ve halen Tekstil
İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak sözlerine ülkemiz önümüzdeki
süreçte hepimizin daha mutlu olacağı bir ülke olması temennisiyle başladı ve
bunun için hepimize büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü belirtti. “Bu ülke
hiçbir zaman zengin bir ülke olmadı. Hep ekonomik sıkıntılardan, krizlerden,
sıkıntılardan geçti” diyen Budak, ülkenin ilk defa bu kadar çok bölündüğünü
belirtti.
“SİYASET SINIRSAL
ÇIKARLARA GÖRE DEĞİŞİR”
Budak sözlerine şöyle devam etti: “Siyaset sınırsal
çıkarlara göre değişir. Kapitalist yoldan kalkınmayı hedefleyenler ve onların
siyasi partileri birilerinin zenginleşmesiyle sorunların çözüleceğini
düşünürler. Bunlara karşı sosyal demokratlar ve solcular bu kalkınmanın daha
adaletle, sosyal paylaşımla, işle, aşla olmasını savunurlar. Meseleye böyle
bakarsak bugünkü iktidarın 12 Eylül’le hesaplaşması adı altında piyasaya
sürdüğü bu referandumun manasını daha iyi anlarız.”
12 Eylül günlerindeki mağduriyetini ve zaman içindeki
anayasa değişikliklerini anlatan Budak konuşmalarında yine AKP’yi hedef alarak
“Bu zihniyetin 12 Eylül’le hesaplaşmak için hiçbir gerekçesi yoktur aksine
işbirlikçisidir.
“KURDA KUZU, SİYASETE
YARGI TESLİM EDİLEMEZ”
Çağdaş demokrasilerin üçayağı var. Birisi yasama yani TBMM,
birisi yürütme yani TBMM içinden çıkan hükümet ve üçüncüsü yasama ve yürütmeyi
denetlemek üzere yargı” dedi.
“Mahkeme kadı’ya mülk
olmamış ama padişah da kadı’nın işine karışmamış” diyerek geçmişten örnek veren
Budak hükümetin padişahı da geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “Meclis de,
hükümet de ekonomi de mahkeme de bizim olsun” diyorlar. Kurda kuzu, siyasete
yargı teslim edilmez. Size göre bana göre öbürüne göre diye yargı olmaz. Yargı
hakka hukuka göre olur.
“İNANCI SİYASETE ALET ETMENİZE
İMKÂN VERMEYECEĞİZ”
Kafalarına göre imam alıyorlar. Öyle bir şey yok. Türkiye o
kadar sahipsiz değil. Sizden korkarak bu ülkede yurttaşlık yapan kâfirdir. Biz
halkımızın inançlarına değerlerine sahip çıkacağız. Ancak inancı siyasete alet
etmenize imkân vermeyeceğiz. CHP her şeye itiraz ediyor deniyor. CHP bu ülkenin
çağdaş ve demokratik geleceği için bazı şeylere itiraz ediyor. Petrol-İş
Sendikası’na Tüpraş’ Seka’nın özelleştirilmesine itiraz etmesi yanlış mı? Ne
bıraktınız elimizde? Tüpraş, Pet-kim, Telekom, limanlar, Sümerbank, et balık
kurumları hepsini sattınız. Şimdi elektrik özelleştirmeleri yapıldı. Merak
etmeyin hepinize %50 zam olarak dönecek.”
“YOKSA HİLAFET GERİ Mİ DÖNDÜ?”
Başbakanın ‘Yargı ayağımızda pranga’ sözünü eleştiren
Budak, kararları hükümet çoğunluğuna
dayandırarak itiraz hakkı bırakmayacaklarını söyledi: “Bu durumda hala sizin
adınız başbakan mı olacak? Yoksa hilafet geri mi döndü?” dedi.
“HANGİ PARTİDEN
OLURSANIZ OLUN YARGIYI
SİYASETE BIRAKMAYIN”
Budak şöyle devam etti: “Biz çok başbakan gördük. İnönü’yü,
Menderes’i, Demirel’i Yılmaz’ı, Çiller’i, Erbakan’ı… Erbakan derdi; “ Refah’a
oy vermeyen patates dinindendir”hepimiz gülerdik. Ama hiç kimse bu kadar
incitmez, acıtmazdı. Biz karşı olmamıza rağmen Demirel’i gördüğümüzde
ceketimizi ilikler elini sıkardık. Size oy vermeyenlerin de saygısını sevgisini
kazanacaksınız. Oy vermeyenler de diyecek ki o bu ülkenin başbakanıdır. Tayyip
Bey kimsede başkanımız ‘one minute’ dedi helal olsun diyecek hal bırakmadı.
Yargıyı hangi siyasi partiden olursanız olun siyasete bırakmayın.
“YURTTA SULH CİHANDA SULH”
Hepimiz bu ülkenin kardeşçe yaşaması için hakkımıza
hukukumuza sahip çıkalım ve bu cumhuriyeti yaşatalım.”
Mustafa Kemal’in, ‘Yurtta Sulh Cihan’da Sulh’ sözünü örnek
veren Budak sözlerini “Yaşasın Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu
Cumhuriyet, yaşasın barış ve kardeşliğimiz, yaşasın birlik beraberliğimiz”
şeklinde noktaladı.
Cemile KAYAR/Senem MARMARA






