Kurda Kuzu Siyasete Yargı Teslim Edilemez

Kurda Kuzu Siyasete Yargı Teslim Edilemez

03.09.2010 10:33:04


CHP Silivri İlçe Örgütü Referandum çalışmalarına Gümüşyaka’da devam etti. CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Belediye Meclis Üyeleri, ve Yönetim Kurulu ile partililerin yanı sıra eski Milletvekili, eski Disk Genel Başkanı ve halen Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın da katılımıyla gerçekleşen ziyarette referandum konusunda halka bilgi verilerek destek istendi.

 

DEĞİRMENCİ: BAŞBAKAN YÜKSEK MAHKEMEYİ ORTADAN KALDIRMANIN MÜCADELESİNİ VERİYOR

CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci hiç gereği yokken sanki seçim havası varmış gibi, birkaç ay sonra yapılacak genel seçimi beklemeden, uzlaşma yoluna gitmeden ülkenin bir tartışmanın içine çekildiğini söyleyerek, Başbakanın Anayasa Mahkemesine karşı gösterdiği tepkiye dikkat çekti.

Başbakan daha birkaç gün önce bir iftar yemeğinde bile “Bu yargı bizim için ayak bağı, bunu ortadan kaldırmamız gerekir onun için bu referandumda “Evet” demelisiniz” diyordu. Yani bu cumhuriyetin temelinden olan yasama-yürütme-yargı erkinden ikisini elinde bulunduran Başbakan şimdi de yüksek mahkemeyi ortadan kaldırmanın mücadelesini veriyor. 

 

“YÜKSEK YARGI ELE

GEÇİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Sözüm ona kendisinin demokrasiden, özgürlüğü genişletmekten yana olan kararlar almaktan yana olduğunu göstererek böyle bir değişikliğe gidiyor. Bu 26 maddeden 24 tanesine ne CHP’nin ne de parlamentodaki diğer partilerin kesinlikle itirazı yok. Ama iki tane madde var ki demokrasiyi ortadan kaldıracağı düşüncesiyle CHP başta olmak üzere diğer partiler de karşı çıkıyor. Bunlardan biri yüksek yargı diğeri ise HSYK ataması ile ilgili. Bu atamaların 60’tan 80’den bu yana gelen bir gelenek var, nasıl atanacağı belli. Ama burada mevcut iktidarın etkisinin fazla olamadığını çoğunluğu elde edemediğini düşünen Sayın Başbakan, yüksek yargıdaki hâkim sayısını arttırarak ve artan sayıyı da parlamento çoğunluğuna dayandırarak orayı da ele geçirmeye çalışıyor. Çalışıyor ki bundan sonra çıkaracağı yasalarsa anayasa mahkemesi kendisine engel olmasın, yasa dışı uygulamalarına dur demesin.

 

“ÇOK YAKIN ZAMANDA İKTİDARDAN

DÜŞECEĞİNİ KENDİSİ DE GÖRÜYOR”

HSYK konusunda da aynı durum söz konusu. Sayıyı yükselterek parlamentonun yetkisine alıyor. Çok yakın zamanda iktidardan düşeceğini kendisi de görüyor. Düştüğünde bugüne kadar yaptığı yasa dışı uygulamaların hesabı yüce divanda sorulacak. O zaman onu yargılayacak yargıçların atamasını da bugünden kendisi oluşturmaya çalışıyor. İşte oynanan oyun tamamen bu iki madde üzerine.

 

“BAŞBAKANIMIZ

PADİŞAHLIK ÖZLEMİ İÇİNDE”

Sayın Başkanımızın demokrasiden yana olmadığını hepiniz biliyorsunuz. Bir dikta rejimi, bir padişahlık özlemi içinde. Kendine göre bir yargı kurmaya çalıştığının örneğini Ergenekon’da görüyoruz. Bu ülkede halkını aydınlatma mücadelesi veren insanları nasıl gözaltına aldığını hepimiz görüyoruz. Bugün bir Mustafa Balbay’ın bir Tuncay Özkan’ın, dünyanın en önemli bilim adamlarından olan ve sırf televizyon sahibi olduğu için sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın nasıl oralarda tutuklu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu adil bir yargı olsaydı içinde bir ceza alan olurdu. İçeri alınan generallerden hiçbiri içerde kalmadı. Sözüm ona ihtilal yapacak olan gazeteciler yani hiçbir silahlı gücü olmayan insanlar bugün orada duruyor. Çünkü eğer çıkarlarsa halkını aydınlatmaya gerçekleri anlatmaya devam edecekler.

 

“BU REFERANDUM CUMHURİYETİ

KORUMAKLA İLGİLİ SON ADIM”

30 Ağustos Zafer Bayramı konusuna da değinen Değirmenci konuyla ilgili kısa bir açıklama yaparak Atatürk’ün, “Bu cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedirdir” sözünü örnek vererek “İçimizdeki hainler bırakın korumayı onu yıkabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar” dedi. Bizlere düşen görevin zorluklar yoksulluklar içinde kurulan Cumhuriyet’i korumak”diyen Değirmenci,“ Bu cumhuriyeti korumak kurmaktan daha zor değil. Bu referandum onu korumakla ilgili son adım” açıklamasında bulundu.

 

“BUNLAR SAHTE GÖZYAŞLARI”

Başbakanımız 12 Eylül 1980’i ve o dönem yaşanan acıları, sonrasında idam edilen gençleri meclisteki konuşmasında gündeme getirerek gözyaşı dökmekte. Bunların ne kadar sahte gözyaşları olduğunu 30 yıldır siyaset yapan başbakanın bir kere bile gündeme getirmemesinden anlamanız gerekiyor. Eğer o günlerin acısının intikamı alınacaksa, hesap sorulacaksa o hesabı soracakların başında Sayın Rıdvan Budak gelir. 4 sene hiçbir gerekçe gösterilmeden cezaevinde kalmış, sonra da senin bir suçun yokmuş, hadi güle güle diye bırakılmış bu insan bu gün bile 12 Eylül’den hesap sormanın ne kadar sahte olduğunu sizlere de anlatacaktır.

 

“İNSANLARI İKTİDARA BAĞLI HALE

GETİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

8 Yıllık AKP iktidarı döneminde yaşananlara da değinen Selami Değirmenci, “Ne kadar yoksullaştığımızın ve fakirleştiğimizin hesabını iyi yapmamız gerekiyor” diyerek işsizlik oranına dikkat çekti ve “Böyle bir ortamda onurlu bir yaşamdan söz edilebilir mi? Bu iktidarın politikası, insanları iktidara bağlı hale getirmeye çalışıyorlar” dedi.

 

“ONURLU YAŞAMAK

HERKESİN HAKKI”

Değirmenci konuşmasını şöyle sürdürdü: “90’lı yıllarda belediyecilik yaptığım dönemde biz yoksul insanları tespit edip yardım yaptığımızda “Benim ihtiyacım yok ailem bana bakar siz o yardımı daha muhtaç insanlara yapın” derlerdi. Oysa şimdi bugün belediyelerin, partilerin kapısı yardım talebinde bulunan binlerce insanla dolup taşıyor. Bunu bu toplum hak etmiyor, onurlu yaşamak herkesin hakkı. Bunu vermenin yolu iktidarların geçim sorununu halletmekten herkese alın teri ile kazanç sağlayacak bir iş temin etmekten geçiyor. CHP size bunun sözünü veriyor. Referandumun ertesinde yapılacak genel seçimde oylarınızla eğer CHP’ye destek verirseniz bu zulüm dönemi de, insanları onursuzca yaşamaya mahkûm eden dönem de sona erecek.”

 

“DOĞRUSU HAYIR”

Referandumun bir daha tekrarı olmayacağını özellikle vurgulayan Değirmenci ,“12 Eylül’de sivil diktaya onay verdiğiniz takdirde bunun sonu çok karanlık. Burada verilecek cevabın doğrusu ‘Hayır’ olmalıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

 

IŞIKLAR: BURADA DA 12 EYLÜL’ÜN

BİR TAKDİR-İ İLAHİSİ OLACAK

Belediye Başkanı Özcan Işıklar, konuşmasına toplantıya katılanlara teşekkür ederek ve katılımcıların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayıp, Hayırlı Ramazanlar dileyerek başladı. 30 Ağustos’a geliş sürecini anlatarak Sakarya Meydan Muharebesi’nin 9 Eylül’de başlayıp 12 Eylül’de bitişine dikkat çeken Işıklar, “Burada da 12 Eylül’ün bir takdir-i ilahisi olacak” dedi.

 

“LAİKLİK OLMADAN

DEMOKRASİ OLMAZ”

Işıklar şöyle konuştu: “Biz işgalcilere, emperyalist güçlere karşı kanla verilen büyük bir mücadele sonucu kurulan genç bir Cumhuriyet’e sahibiz. O gün kurulan laikliğin altında “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” denilen hilafeti kaldırmaya cesaret eden büyük bir görüş, büyük bir devlet adamlığı vardı. Bugün bunu tartışıyoruz. Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz. Ama laiklik olmadan da demokrasi olmaz, mümkün değil. 52 İslam coğrafyasında İslam’da reformu yenilenmeyi ortaya koyan tek dünya lideri Atatürk’tür. Bugün bir İngiliz gazetesi dünya liderleri sıralamasında dünyanın 5. lideri denmiş Sayın Başbakanımız için. Ne 5.liği biz 1.sini çıkarmış bir milletiz. Hem de o dönemde Cemiyet-i Akvam denilen birleşmiş milletlerin “Gel bize üye ol dediği tek Türkiye Cumhuriyetiydi. Bu kadar onurlu, bağımsızlığı için dünyaya kafa tutmuş bir ülkeyi parçalanacak diye haritaları elden ele dolaştırılıp ayağa düşürülmüş durumda. 12 Eylül beklide artık bunun son noktasını koymayı amaçlamakta.

 

“CHP’NİN ARKA BAHÇESİ

ODALAR DEĞİL HALK”

Belki yine seçimler yapılacak ama bu şeklen olacak, halkın iradesini temsil etmeyecek. Bir korku imparatorluğu yaratarak insanları baskı altına alan bu anlayış yargıyı da ele geçirdikten sonra önünde hiçbir engel kalmayacak. Bir ilçede İlçe Başkanları bile Belediye Başkanına kafa tutuyor, Oda Başkanını “O kurumu başına yıkarım” diye tehdit gönderiyor. Çünkü biz fakirlik edebiyatı yapanlara, ülkemizi bölgemizi işsizlikten kıvranır hale getirenlere karşı işbirliği yapıyoruz. Esnafımızı halkın yanına taşıyoruz. Bütün dertleri bu. CHP’nin arka bahçesiymiş. CHP’nin arka bahçesi odalar değil, halktır. Senin tehdit etmek neyine, kimsin? Buranın jandarması mısın? Ağustos Efesi gibi çıkıp ona tehdit, buna şantaj anlayışı onların kültüründe var.”

 

“HALKIN VİCDANIYLA ONURUYLA

ALAY ETMEK DEĞİL DE NEDİR?”

Yapılan iftar yemeklerine  de değinen Işıklar, “Bunun insanların fakirliğini yüzüne vurmaktan başka ne anlamı var? 365 gün fakirlikten fukaralıktan besleneceksin, sadaka verir gibi meydanlarda halkı teşhir ederek, “1 günde 1 oyunu alırım” diyerek halkın vicdanıyla onuruyla alay etmek değil de nedir bu?” sözleriyle hükümeti eleştirdi.

 

“SATIR ARALARI İYİ OKUNMALI”

Başkan Işıklarlar sözlerine şöyle devam etti: “Bugün özerk, demokratik Kürdistan Cumhuriyeti tartışılıyor. Sevr Antlaşması’nın iki maddesi Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti, Özerk Kürdistan Devleti’dir. Bugün ikincisi de oluyor. 6 ay önce gidip orada soykırım iddialarını destekler nitelikte ziyaretler yapılıyor. Bu kadar aciziyet içinde, 2 milyonluk ülkeye teslim olmuş bir anlayış. Başbakanımız Özerk Kürt Devleti hakkında 3 Eylül’de ne diyecek hep birlikte izleyeceğiz. Satır araları iyi okunmalı, burada bir pazarlık var. Bu pazarlık 12 Eylül’e kadar gün ışığına çıkacak. Bunlara teslim olmamak, direnç göstermek gerekir.”

 

“EN GÜVENİLİR KURUMLARI

YERLERDE SÜRÜNDÜRMENİN

ANLAMI NE?”

“Bu maddelerle hukuku da teslim ettikten sonra bir daha 12 Eylül gibi bir fırsat yaşayamayabiliriz. Ordu bitmiş. Dışarıda general bırakmadılar. Bizim ordumuzu Brezilya’nın Şili’nin ordusuyla karıştırmasınlar. Bizim ordumuz anti-emperyalist, cumhuriyetin temelini kuran bir ordu. Biz darbelerin her türlüsüne karşıyız. Demokrasinin üstünlüğüne itirazımız yok. Ama bu devleti kuran da ordu. En güvenilir kurumları yerlerde süründürmenin anlamı ne? İnsanların içindeki cumhuriyete sahip çıkma, direnme gücünü kırmak en önemli kalelerini indirmek ne demek. Son kale kaldı o da hukuk. Adalet duygusu yok olan bir toplumda insanlıktan, hemşerilikten vatandaşlıktan bahsedilemez” diyen Işıklar’ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi.

Eğitim sisteminin yerlerde olduğunu söyleyen Belediye Başkanı, diploması olan mesleği olmayan gençler olduğunu eğitim sistemimizin tüketmeye yönelik, sorgulayan yarını düşünen, dile yönelik bir bilim olarak mesleki eğitimin hala verilemediğinden yakındı.

 

“BİR BUÇUK SENEDİR

BURNUMUZDAN GETİRMEYE

ÇALIŞIYORLAR”

Işıklar sözlerine şöyle devam etti: “Büyük bir baskı ve abluka altında yapıyoruz bunları. Bir buçuk senedir burnumuzdan getirmeye çalışıyorlar. Ama direneceğiz, bu zorlukları el birliğiyle aşacağız. Hiç şikâyetçi değiliz, bunları bilerek geldik. Bu kararlılığımı göstermeye devam etmezsek, teslim olursak o zaman son kale yıkılacak. Şahıslar teslim olabilir ama millet olmaz. Burada iki tane üniversite kuruluşuyla ilgili karar aldım. Birinci 100 binlik planda kamu yararına karar alınmış olmasına rağmen ikinci 100 binlik plan usulden bozulmasına rağmen tekrar bu kararı aldırmak için bizi aylardır oyalıyorlar. Planlamadan baskı görüyoruz. Bunun ihtiyacının ne olduğunu gelin buradaki vatandaşa sorun.

 

“12 EYLÜL’DE O KARANLIK

ZİHNİYET SANDIĞA GÖMÜLECEK”

Gözlerini diktikleri bu bölgeyi kaybetmenin halen acısını çıkarmak derdindeler. Silivri’de gösterdiğimiz bu kararlılığı İstanbul’da ve tüm Türkiye’de göstereceğiz. 12 Eylül’de o karanlık zihniyet sandığa gömülecek, hiç gerek yokken parti dayatmasıyla anayasa değişikliğini önümüze getiren anlayışa ‘Hayır’ diyeceğiz.”

 

BUDAK: BU ÜLKE İLK DEFA

BU KADAR ÇOK BÖLÜNDÜ

Eski Milletvekili, eski Disk Genel Başkanı ve halen Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak sözlerine ülkemiz önümüzdeki süreçte hepimizin daha mutlu olacağı bir ülke olması temennisiyle başladı ve bunun için hepimize büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü belirtti. “Bu ülke hiçbir zaman zengin bir ülke olmadı. Hep ekonomik sıkıntılardan, krizlerden, sıkıntılardan geçti” diyen Budak, ülkenin ilk defa bu kadar çok bölündüğünü belirtti.

 

“SİYASET SINIRSAL

ÇIKARLARA GÖRE DEĞİŞİR”

Budak sözlerine şöyle devam etti: “Siyaset sınırsal çıkarlara göre değişir. Kapitalist yoldan kalkınmayı hedefleyenler ve onların siyasi partileri birilerinin zenginleşmesiyle sorunların çözüleceğini düşünürler. Bunlara karşı sosyal demokratlar ve solcular bu kalkınmanın daha adaletle, sosyal paylaşımla, işle, aşla olmasını savunurlar. Meseleye böyle bakarsak bugünkü iktidarın 12 Eylül’le hesaplaşması adı altında piyasaya sürdüğü bu referandumun manasını daha iyi anlarız.”

12 Eylül günlerindeki mağduriyetini ve zaman içindeki anayasa değişikliklerini anlatan Budak konuşmalarında yine AKP’yi hedef alarak “Bu zihniyetin 12 Eylül’le hesaplaşmak için hiçbir gerekçesi yoktur aksine işbirlikçisidir.

 

“KURDA KUZU, SİYASETE

YARGI TESLİM EDİLEMEZ”

Çağdaş demokrasilerin üçayağı var. Birisi yasama yani TBMM, birisi yürütme yani TBMM içinden çıkan hükümet ve üçüncüsü yasama ve yürütmeyi denetlemek üzere yargı” dedi.

 “Mahkeme kadı’ya mülk olmamış ama padişah da kadı’nın işine karışmamış” diyerek geçmişten örnek veren Budak hükümetin padişahı da geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “Meclis de, hükümet de ekonomi de mahkeme de bizim olsun” diyorlar. Kurda kuzu, siyasete yargı teslim edilmez. Size göre bana göre öbürüne göre diye yargı olmaz. Yargı hakka hukuka göre olur.

 

“İNANCI SİYASETE ALET ETMENİZE

İMKÂN VERMEYECEĞİZ”

Kafalarına göre imam alıyorlar. Öyle bir şey yok. Türkiye o kadar sahipsiz değil. Sizden korkarak bu ülkede yurttaşlık yapan kâfirdir. Biz halkımızın inançlarına değerlerine sahip çıkacağız. Ancak inancı siyasete alet etmenize imkân vermeyeceğiz. CHP her şeye itiraz ediyor deniyor. CHP bu ülkenin çağdaş ve demokratik geleceği için bazı şeylere itiraz ediyor. Petrol-İş Sendikası’na Tüpraş’ Seka’nın özelleştirilmesine itiraz etmesi yanlış mı? Ne bıraktınız elimizde? Tüpraş, Pet-kim, Telekom, limanlar, Sümerbank, et balık kurumları hepsini sattınız. Şimdi elektrik özelleştirmeleri yapıldı. Merak etmeyin hepinize %50 zam olarak dönecek.”

 

“YOKSA HİLAFET GERİ Mİ DÖNDÜ?”

Başbakanın ‘Yargı ayağımızda pranga’ sözünü eleştiren Budak,  kararları hükümet çoğunluğuna dayandırarak itiraz hakkı bırakmayacaklarını söyledi: “Bu durumda hala sizin adınız başbakan mı olacak? Yoksa hilafet geri mi döndü?” dedi.

 

“HANGİ PARTİDEN

OLURSANIZ OLUN YARGIYI

SİYASETE BIRAKMAYIN”

Budak şöyle devam etti: “Biz çok başbakan gördük. İnönü’yü, Menderes’i, Demirel’i Yılmaz’ı, Çiller’i, Erbakan’ı… Erbakan derdi; “ Refah’a oy vermeyen patates dinindendir”hepimiz gülerdik. Ama hiç kimse bu kadar incitmez, acıtmazdı. Biz karşı olmamıza rağmen Demirel’i gördüğümüzde ceketimizi ilikler elini sıkardık. Size oy vermeyenlerin de saygısını sevgisini kazanacaksınız. Oy vermeyenler de diyecek ki o bu ülkenin başbakanıdır. Tayyip Bey kimsede başkanımız ‘one minute’ dedi helal olsun diyecek hal bırakmadı. Yargıyı hangi siyasi partiden olursanız olun siyasete bırakmayın.

 

“YURTTA SULH CİHANDA SULH”

Hepimiz bu ülkenin kardeşçe yaşaması için hakkımıza hukukumuza sahip çıkalım ve bu cumhuriyeti yaşatalım.”

Mustafa Kemal’in, ‘Yurtta Sulh Cihan’da Sulh’ sözünü örnek veren Budak sözlerini “Yaşasın Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet, yaşasın barış ve kardeşliğimiz, yaşasın birlik beraberliğimiz” şeklinde noktaladı.

Cemile KAYAR/Senem MARMARA

YORUM YAP