“Işıklar ve Sarıgül’ü size emanet ediyorum”

“Işıklar ve Sarıgül’ü size emanet ediyorum”

06.03.2014 11:44:58

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkan Adayı Mustafa Sarıgül ile Silivri Belediye Başkanı ve Adayı Özcan Işıklar, İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, CHP Silivri İlçe Başkanı Mümin Tuğlu önceki gün Atatürk Meydanı’nda halkla kucaklaştı. Kılıçdaroğlu, yağan yağmura aldırmadan bekleyen coşkulu kalabalığı selamladı. Temiz, şeffaf, halka hesap veren ve hizmet eden bir siyaset için Türkiye’nin yeni bir yönetime kavuşması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Silivrilileri 30 Mart’ta halk iktidarı için sandıklara davet etti.

"HIRSIZ DENİLİNCE AKLA O’NUN ADI GELİYOR”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve oğlu arasında geçtiği ileri sürülen ses kayıtlarını hatırlattı ve hükümeti 17 Aralık Yolsuzluk Operasyonları üzerinden vurdu. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Daha önce Silivri’ye geleceğime söz vermiştim. Sözümü tuttum, geldim buraya. Sizlerle beraber olmaktan çok mutluyum. Ayın 30’unda haramilerin iktidarını yıkıp halkın iktidarını kuracağız inşallah. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları biliyorsunuz. En son bugün bir ses kaydı daha yayınlandı. Konuşan, ‘Başçalan’. Bu ülkenin başına belalar örüp, demokrasimizi geriye götüren adam. Manisa’da gencecik bir üniversite öğrencisi çantasına bir şey koymuş. Polis çıkarıyor, bakıyor üzerinde "Hırsız var” yazıyor. Başbakana hakaretten yargılanıyor. ‘Hırsız’ deyince artık O’nun adı akla geliyor. Beraber mücadele edeceğiz.

"TUZUN KOKTUĞU YERDEYİZ”
Dün Brüksel’de, "Yasama, yürütme ve yargı organları birbirine müdahale edemez” diyordu. Doğrudur. Ama bugün çıkan ses kaydında Adalet Bakanlığına; "Dava görülüyor. Müdahale edin, karar böyle çıksın” diyor. O da, "Baş üstüne” diyor. Bu konumdaki birisi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı koltuğunda oturamaz. O kişi hukuku, adaleti katleden kişidir. Hırsızlık suçlamasından çok daha ağır bir olaydır. Hırsızı mahkemeye gönderirsiniz adalet tecelli eder. Ama adaleti hırsızlığı aklamak için kullanırsanız artık tuzu kokutursunuz. Geldiğimiz nokta budur.

"OLSA OLSA DENETLEME KURULU RAPORLARI AKLAR”
Bugün Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulu’na, "Yolsuzlukları, gizli dinlemeleri araştırın” talimatı vermiş. Buradan Cumhurbaşkanına açıkça sesleniyorum; o Devlet Denetleme Kurulu bu iktidar yerinde kaldıkça, hırsızların iş başında oldukça, yargıya müdahale edildikçe, bürokrasiye müdahale ettikleri sürece beklentileriniz asla karşılanmaz. Olsa olsa Devlet Denetleme Kurulu yazdığı raporlarla bu hırsızları aklar. En büyük yanlış da budur.

"MASUMLAR İÇERİDE, HIRSIZLAR DIŞARIDA”
Dün, "Hapishanelerde masum insanlar yatıyor” diyordu. Hapishanelerde suçsuz olduğu halde sahte delillerle insanlar yatıyor. Bugün o insanlar hala yatıyor. Ama hırsızlar dışarı çıktı. Bu nasıl bir adalet düzenidir? Masum insanlar hapiste, hırsızlar dışarıda. Kendisi ‘Başçalan’ olunca sonucu da böyle oluyor tabi.

"HIRSIZIN DEĞİL HALKIN POLİSİSİNİZ”
Mitinglerimizde o ‘montaj’ olduğu iddia edilen ses bantlarını yayınlıyoruz. Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin yolsuzlukları nasıl örtmek istediğini, aile boyu hepsinin nasıl çalıştıklarını halka anlatmaya çalışıyoruz. Bazı polisler geliyor, "Bunları yayınlayamazsınız” diyorlar. Bütün polis kardeşlerime sesleniyorum; siz halkın polisisiniz hırsızın değil. Halktan yanasınız hırsızdan yana değil.

"O KÖŞEYİ DÖNME PLANLARINDA BİZ HALK İÇİN MÜCADELEDEYİZ”
Bizim mücadelemiz kutsal mücadeledir. Halk için mücadele ediyoruz, cebimiz için değil. Halk için kavga veriyoruz. İşsizler iş bulsun diye mücadele ediyoruz. Bütün kavgamız bunun üzerine inşa edildi. O ise köşeyi dönme hesapları yapıyor. Sabah 08.02’de oğluna telefon ediyor. "Oğlum Bilal falanca Bakanların evlerinde arama yapıyorlar” diyor. Tabi Bilal oğlan sabahın sekizinde yeni uyanmış, mahmur, "Babacığım bir daha anlatır mısın?” diyor. Ve anlatıyor, "Oğlum paraları sıfırlayın. Yalnız sen değil, kardeşlerini, amcanı, enişteni, dayını da çağır.”

"BU KAVGA HEPİMİZİN”
Sadece biz değil Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş saygıdeğer yurttaşlarımın vicdanlarına, ahlaklarına ve ailelerine sesleniyorum; eğer hırsızlıktan, yolsuzluktan bıktıysanız, "İmanla yalan bir arada olmaz” diyen Hz. Muhammed’in sözüne kulak kabarttıysanız artık yolun sonuna geldiler. Kavga benim kavgam değil. Kavga hepimizin kavgası.

"AKP’YE VERİLEN HER OY HARAMA ORTAK OLMAKTIR”
Hiç endişelenmeyin silkeleyeceğim. Ama bir meyve düşer diye beklemeyin. Bütün dolarları götürdüler. Sabahın sekizinde bu telefonu ediyor ertesi gün öğleden sonra bir telefon daha ediyor. Beşinci telefon. "Oğlum, paraları sıfırladınız mı?” diyor. "Babacığım bir miktar 30 milyon euro civarında bir para kaldı” diyor. Nasıl olur da bir Başbakanın çocuklarının evinde 1 milyon euroya yakın para tutulur? Bu ülkenin bankası, bankacıları yok mu? Bu para haram para. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; harama ortak olmayın. AKP’ye vereceğiniz her oy harama ortak olmak demektir.

"BAŞTAKİ ADAM ÇALARSA ÜLKEDE HUZUR OLMAZ”
Ve biz aydınlık bir Türkiye için el ele, kol kola, omuz omuza mücadele etmek zorundayız. Eğer Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullardan memnun değilseniz beraber çalışacağız. Ben üstüme düşeni yapıyorum. 24 saat az benim için. Her yere gidiyor, bütün yurttaşlarımla konuşuyorum. Çok sayıda kadın kardeşim var aramızda. Çocuğunuz işsizse, evinizde huzur yoksa bilin ki nedeni ‘Başçalan’dır. Baştaki adam çalarsa artık o ülkeye huzur gelmez.

"MALI GÖTÜRDÜLER”
Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş, ülkenin geleceğini düşünen, gerçekten kaygı duyan saygıdeğer yurttaşlarım var. Onlar bu partiye oy verirken şunu düşündüler; bunlar gelecek ‘yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla’ mücadele edecekler. Geldiler 3 Y’yi ‘yemek’ olarak anladılar. Malı götürdüler. ‘Başçalan’, "Ben Yürütme’nin başıyım” diyor. Biz zaten senin yürütmenin başı olduğunu çok iyi biliyoruz. ‘Yürütmenin başı’na hep beraber hesap soracağız.

"ÜLKENİN HALİNİ ANLATIN, AK PARTİ’Lİ BİR KİŞİYİ İKNA EDİN”
30 Mart sandığa beraber gideceğiz. Sizden bir isteğim var; ben çalışıyorum ama siz de çalışacaksınız. Kendiniz için değil ülkemiz, çocuklarımız için beraber çalışacağız. Geçen seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş bir kişiyi ikna etmenizi istiyorum. Ülkenin içinde bulunduğu koşulları anlatın. Ve şöyle söyleyin; " Biz Türkiye’de barış, huzur, kadın-erkek eşitliği istiyoruz. Kadının kılığı kıyafeti üzerinden siyaset yapılmasın istiyoruz. Din-iman edebiyatı yapılmasın istiyoruz. Hırsızlık yapılmasın istiyoruz.”

"İLK DEFA BİR HÜKÜMETİN DEVLETİ NASIL SOYDUĞUNA TANIK OLDUK”
Emin olun dünyanın en güzel ülkesi Türkiye. Her alanda çok başarılı sanatçılarımız, bilim insanlarımız, esnafımız, köylümüz, çiftçimiz var. Ama son 17 Aralık’tan bu yana ortaya çıkan bir gerçek daha var. Dünyada enderi görülmemiş hırsızlıkların altına imza atan ‘Başçalan’ımız da var. İlk kez Türkiye Cumhuriyet tarihinde bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk hep beraber. Şimdi devleti, yargıyı ele geçirmeye çalışıyorlar.

"BUNLARIN AR DAMARI YOK KÂR DAMARI VAR”
Hükümet istifa eder mi? Bu hükümetin istifa etmesi için ara damarı dediğimiz bir şeyin olması lazım. Bunlarda ‘ar damarı’ yok ‘kâr damarı’ var.

"İSTANBUL’DA TARİH YAZACAĞIZ”
Vatandaşlara "Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan memnun musunuz?” diye soran Kılıçdaroğlu, coşkulu kalabalıktan alkış ve tezahüratlarla yanıt alırken sözlerini şöyle sürdürdü: "İstanbul’da da bir tarih yazacak, haramilerin iktidarına son vereceğiz. Son 15 yılda İstanbul’da harcanan para 150 milyar dolardan fazla. 150 milyar dolarla İstanbul’un hangi sorunu çözüldü? Hiçbiri. Biz çözeceğiz. 5 yıl içerisinde yeni bir İstanbul yeni bir dünya markası yaratacağız. İstnabul’a daha fazla turist gelecek ve göreceksiniz İstanbul’un ulaşım sorununu biz çözeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi çözecek.

"BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ”
Biz kendimizi halka adamış siyasetçileriz. Halk için çalışır halk için çaba harcarız. Ve biz birleşe birleşe kazanacağız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyecek, kılık kıyafet, etnik kimlik, inanç ayrımı yapmayacağız. Herkesin bizim başımızın üzerinde yeri olacak.

"TEK GÜCÜM VE GÜVENCEM HALK”
Çanakkale bağımsızlık mücadelemizin en önemli adımıdır. Çanakkale’de dedelerimiz koyun koyuna yatıyorlar.
Güzel bir Türkiye’yi bize bıraktılar. Ahtımız var biz de güzel bir Türkiye’yi çocuklarımıza bırakacağız. Tek gücüm ve güvencem halk. Halkın iktidarını kuracağız.

"GELİN TÜRKİYE’Yİ BERABER İNŞA EDELİM”
Nazım Hikmet ne güzel söylemiş; "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…” diye. Sözüm var; doğu-batı, kuzey-güney diye ayrım yapmayacağım. Bu topraklarda yaşayan herkesin benim başımın üzerinde yeri var. Mücadeleyi herkes için yapacağız. Birleşe birleşe güzel bir Türkiye’yi kurmak için yola çıktık. Gelin hep beraber doğuda batıda, güneyde kuzeyde, bütün yurttaşlarım birleşelim. Güzel bir Türkiye’yi mübarek ellerinizle yeniden inşa edelim. Bereketli bir gün. Bu ülkenin insanları yağmur bekliyor. Yağmur toprağı beslediği sürece her şey olur. Bu bereketli yağmurlar umuyorum ayın 30’unda sandıklarda bereketli oylara dönüşmüş olur. Önce Silivri dediniz sonra İstanbul diyeceğiz sonra Türkiye diyeceğiz. Görkemli bayrağımız dalgalanacak bu ülkede.

"IŞIKLAR VE SARIGÜL’Ü SİZE EMANET EDİYORUM”
Demokrasi geldi tıkandı. Başçalan ve Kırk Haramiler’i alaşağı edeceğiz. Gazamız mübarek olsun. Özcan Işıklar’ı, Mustafa Sarıgül’ü sizlere sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

MÜCADELE ETMEK İÇİN SÖZ VERDİLER
Kılıçdaroğlu’nun konuşması alkış ve tezahüratlarla sık sık kesildi. "Halkçı Kemal”, "Hükümet istifa”, "Hırsız Tayyip”, "Kemal Başbakan”, "Her yer rüşvet her yer yolsuzluk”, "Birleşe bireşe kazanacağız”, "Ak Parti düşecek silkele Başkan silkele” sloganları atan vatandaşlar Kılıçdaroğlu’na beraber mücadele etmek için söz verdi.

Hazal BAŞARAN

YORUM YAP