Ahmet Yücegök

Geçen haftadan...

Bayramın ilk günü resmi kısmı oluyor. İkinci günü Partilerin İl ve İlçe örgütlerinde bayramlaşma var. Daha sonra, önceden yapılmış programa göre ziyaretlere başlanıyor. Sonra her bayram olduğu gibi uzak mahallelere ziyaretler gerçekleşiyor.
Bu çerçevede Gümüşyaka Mahallemizi ziyaret ettik. Bir kaç gece önce yeni yapımı tamamlanan o güzelim eski çay bahçesinde birlikte yapmış olduğumuz iftarın henüz muhabbeti soğumamışken...
İkinci günü Çanta, B.Çavuşlu ve Değirmenköy Mahallelerimiz programdaydı. İlk olarak Çanta'daydık, yeni Çanta'nın yeni yapılan bulvarının etrafında ne kadar dükkan ve kahvehane varsa hepsi baştan aşağı dolaşıldı… Eski Çanta'da kimse kalmamış. Burası yeni Çanta. Yeni Çanta demek yeni yerleşim demek. Yani, yolları, sokakları, caddeleri gayet düzenli…
Ardından B.Çavuşlu Mahallemize ulaşmak için yola koyulduk. Silivri'den B.Çavuşlu'ya gelirken Mahalleye giriş yerinden başlayarak, yeni yapılan Belediye Düğün salonu ve Mahallenin Çerkezköy'e bakan üst tarafındaki kapalı pazar yerinin etrafındaki yemyeşil çevre düzenlemesinin etrafındaki iş yerlerini tek, tek dolaştık. Oradan tekrar mahalleye girdiğimiz noktaya döndük. Biraz mola sonrası, Değirmenköy Mahallemize doğru, geldiğimiz yolun dışında daha kısa bir yola koyulduk…
Değirmenköy'e girdik...
Burası da Çanta Mahallemiz gibi uzun zaman önce, eski, Değirmenköy'den heyelan nedeniyle yeni yerine taşınmışlar. O nedenle planlı bir yerleşim yeri… Yollar fena değil. Ama, kenarları çok, çok güzel. Henüz renkleri kaybolmamış…
Yollar kahve ve dükkanların bulunduğu alanlara doğru uzanınca, her yanı traktörler römorklarını çekmişler. İçerisi kavun, karpuz ve domates… Değirmenköy'ü hep düzenli bulmuşumdur. Yem yeşil. Demem, Planlı bir yerleşim burası.
Bayramın üçüncü günü…
İlk durağımız Selimpaşa Mahallemiz…
Kişi… Üç yıl önce burayı terk edip gitmiş ise, döndüğünde tanımakta en çok zorlanacağı bir mahallemiz burası. Çalışmalar hala devam ediyor. İnanın, önümüzdeki yıl gelenler yine tanımakta zorlanacaklar… Meydanları… Yürüyüş yolları…
Denizle yeşilin buluştuğu geniş bir sahil şeridi…
Yepyeni bir Mahalle olmuş…
Günübirlik turistler için bulunmaz bir mekan…
Selimpaşa Mahallemizden sonra, Kavaklı Mahallemize uğradık. Orada da yeni düzenlemeler yapılmış. Selimpaşa Mahallemiz kadar olmasa da yapılanlar çok güzel olmuş… Kaldırımlar renkli taşlarla süslenmiş. Yaya yolları genişlemiş v.s…
Bayramın son günüydü… Karnımız acıktı…
Kavaklı Mahallemizden Ortaköy Mahallemize yollandık… Mahallenin esnafı ile bayramlaştık. Kahvehanelerine girdik…
Son olarak… Yemek yemeğe bir yere girdik. Dıştan görünüşü biraz salaş gibi…
İçerdeki manzara öyle değil…
Karanlık gibi duruyor… Lakin, tıklım tıklım dolu… İçkili ama günün o saatinde ayran ve şalgam suyu ve kola gibi içecekler revaçta…
En ilginci… Meyhane gibi görünmesine rağmen ailece gelenler çoğunlukta…
Köy yoğurdu nefis… Köfteler şahane…
Salata bol… Haftanın belli günlerinde çevirme çıkıyormuş, biz de o güne denk gelmişiz, kalabalığın sebebi biraz da "çevirme” imiş…
Mahalleyi gezerken…Mahalle sakinleri dışından birçok insana da rastladık. İşletmenin doluluğu, biraz bu gelenlerdenmiş. Esas neden ise, dışarıda duyulmuş olmasıymış…
Eh… Bir bayram da böyle geçmiş oldu…
Nice Bayramlara…

EN UZAK MAHALLEMİZ
Eski Büyük Çavuşlu Beldemiz…
Eski Belde Belediyemiz… Şimdi… B.Çavuşlu Mahallemiz oldu... Silivri Merkezine uzak…
Çerkezköy'e yakın olan bir Mahallemiz…
Kapalı Pazar yeri ve Modern Düğün Salonu ve Çerce Düzenlemesi bitmiş…
Yolları yeni düzenlenmiş…
Evet… İlçe merkezine epey uzak…
Ne var ki… İnsanları çok sıcak… "Hoş geldiniz” derken yüzlerinden bunu anlamanız mümkün…
"Hoş geldin” derken… Sanki, "sizi görmekten çok mutlu oldum” dediğini hissediyorsunuz…

BİR KÜÇÜK HABER
Geçtiğimiz hafta Cumartesi günkü, Ulusal Gazetelerin birinin ilk sayfasından bir haber… "Futbolun sol kanadını yitirdik "
Açılımına baktım...
Metin Kurt… Geçmişte Milli Takım dahil bir çok kulüpte top koşturmuştu…
Top koşturmakla kalmamış…
Birçoğumuzun "Ne sağcı, ne solcu o Futbolcu” diyerek toplumsal olaylara duyarsız olanlar için söylenen bir tekerlemenin geçerli olduğu bu dönemlerde, bütün engellemeler rağmen inatla sendikal örgütlenme mücadelesini sürdürdü…
Bu… Küçük bir haberdi…
Ama, ben inanıyorum ki, kendisi o gazetenin birinci sayfasını boydan boya dolduracak kadar mücadeleci bir kişiliğe sahipti…
Ve, bildiğim kadarıyla futbolcu olarak mesai verdiği büyük kulüplerin birinin yöneticisi tarafından uzaklaştırılmıştı hizmet ettiği kulübünden…
Evet… Ona göre, futbolcu da bir emekçi idi…
Piyasa da müthiş paralar kazandığı söylense bile sonuçta o da emeğini satarak geçiniyordu. Emeğin hakkını korumak adına da, örgütlenmek gerektiğine inanan biriydi Metin Kurt…
İşverene karşı böyle güçlü olunabileceğine inanıyordu… O günlerde, o dönemde, onun seçmiş olduğu bu örgütlenme işi etrafta duyulan korkunç rakamlara da bakınca çok zordu. Ayrıca, bu alanda emeğini satanlar, fabrika işçisine benzemiyordu. Dağınıktılar. Sınıf bilinci almamışlardı. O nedenle kendisine sahip çıkmadılar. O yılmadı. Örgütlemeye uğraştığı futbol, emekçileri sahip çıkmasalar bile o hayatının sonuna kadar mücadelesini sürdürdü…
Mekanı cennet olsun!

***
Gazetelerde, televizyonları her sabah açtığımda ayni başlıklar… "Yurdumuzun belli bölgelerinde çatışma veya karakol baskını ve şu kadar Mehmetçik şehit”. Alt taraflarına doğru, boydan boya fotoğraflarla bir gün önceki Şehirlerin defnedilme törenleri…
Ve, Suriye meselesi… Hükümetin Suriye politikasına katkı amaçlı bol, bol Halep'teki çatışmalardan görüntüler…
Dışişleri Bakanı ile hükümetin bazı üyelerinin, olayı duyar duymaz, tek bir kare fotoğraf dahi görmediğine emin olduğum saatlerde "Suriye destekle PKK'nın” yaptığını söylediği terör olayı. Yani, Gaziantep'te polis karakoluna çok yakın bir yerde havaya uçurulan kamyondan ve bu olayla ilgili (9) kişinin öldüğü ve onlarca yaralının olduğu haberi…
Şimdi… Bütün bunları her sabah okuyan bir vatandaşın o günü ne kadar verimli geçer. Üretim kapasitesi düşmez mi?.

İSTER İNAN / İSTER İNANMA
"Değişime direnen herkes çürümenin mimarıdır. İçinde insan barındıran ve yok olmaya direnen tek yer mezarlıktır.”
(Harold Wilson-25/8/2012 /Hürriyet)

GÜNE UYAN
Karamsar olmak zor değil, zor olanı çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.
(Z.N.Hurston )

BİR KUTLAMA
Fatih Kandemir… Evlendi…
Allah Mesut etsin… Bir yastıkta kocasınlar…

BUNLARI
• Hindistan'ın belli bölgelerinde pirinçten başka bir şey tüketemeyenler, A vitamini eksikliği nedeniyle kör oluyorlarmış…
• Türkiye'de, buğdaya dadanan süne ve kımıl zararlısının ülkeye toplam zararın maliyeti (2) Milyar dolara yakınmış…
• MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın bir gazeteye verdiği Suriye senaryoları ve Simülasyon raporu ile ilgili olarak verdiği demeçte "Savaş oyunları senaryolarını dış merkezlerde kurmuşlar. Bu oyunu oynayacak aktörleri belirliyorlar. Zannedersiniz ki bilgisayar oyunu” dediğini…
BİLİYOR MUSUNUZ ?

YORUM YAP