Eğitim-İş tarafından yapılan yazılı basın açıklamasıyla,
öğretmen atamaları ve yer karıştırma yönetmenliğine sendikanın karşı çıkışı
kamuoyuyla paylaşıldı. İşte konuyla ilgili Eğitim-İş tarafından yapılan
açıklama: “Bakanlık, sendikalardan ve eğitim camiasından aldığı tepkiler
sonucunda, atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde yaptığı hataların farkına
vardığını ve bunları düzelteceğini beyan etmiş. Eskiden kamu kurumlarında
devlet ciddiyeti vardı, kurumların ağırlığı vardı. Bir değişiklik yapmadan önce
üzerinde çalışılır, sendikaların görüşleri sorulur, uygulamada karşılaşılacak
sıkıntılar en aza indirilmeye çalışılırdı. Her şeye rağmen bir hata olursa
herkes şaşırırdı.
Gelinen noktada maalesef hiçbir hataya şaşırmıyoruz. Çünkü
biliyoruz, bir hata yapılmışsa eğer, hatanın olduğu mevzuat, yandaşa kıyak
çekme, oy devşirme amacıyla şekillendirilmiştir, yandaşa kaş yapılırken yandaş
olmayanın gözü çıkarılmıştır.
Seçimlere bir yıl kala yapılan yönetmelik değişikliğinin
amacını anlamak o kadar güç değil. Bakanlık, yeni yönetmelik ile kendisine
kontrol edilemez bir serbestlik ve hareket alanı yaratma gayreti içinde olup bu
hareket alanını, seçimler öncesi oy-kadro ilişkisi içinde kullanma amacı
taşımaktadır. Bu amaç, idarenin hangi kadroların boş gösterileceği,
hangilerinin gösterilmeyeceği, boş gösterilmeyen kadrolara ücretli
öğretmenlerin atanabileceği gibi düzenlemelerde kendini açıkça göstermektedir.
Hiçbir kıstasla bağlı olmaksızın her türlü yetki ile
donatılan, dokuz kişiden oluşan Eğitim Personeli Planlama ve Değerlendirme
kuruluna, sendikalardan sadece bir üyenin katılması kurulun ne kadar ‘işlevsel’
olacağının göstergesidir.
Zorunlu hizmet ile ilgili yönetmelik hükümlerini anlamak ise
maalesef mümkün değildir. Mevzuat yapma tekniğini bilmeyen, ehil olmayan
kişilerce hazırlandığı her düzenlemesinden belli olan yönetmelikte, hali
hazırda zorunlu hizmet görevini yapan öğretmenler mağdur edilmiştir.
Özür durumuna bağlı atamalarda kabul edilen özre rağmen en
az bir yıl çalışmış olma şartının getirilmesini anlamak mümkün değildir.
Eşitlik ve adaletten bihaber olan bakanlık, adaylığı kaldırılmamış olan
öğretmenlerin hiçbir özrünü kabul etmemektedir. Yani aday öğretmenlere, adaysan
hastalanmayacaksın, adaysan eşinden uzak yaşayacaksın, adaysan öğrenim
görmeyeceksin demektedir.
Bakanlık, öğretmenlerin eğitim görecek çocuklarının kalacağı
yere dahi müdahale etmektedir. Eğer öğretmenin çocuğunun öğrenim göreceği yerde
yatılı öğrenim görme olanağı varsa çocuğun yatılı okutulması zorunluluğu
getirilmiştir. Çocuğunu yatılı okutmayan öğretmen, genel ve özel yaşamı
etkileyen nedenlere bağlı olarak yer değiştirme isteminde bulunamayacaktır.
İsteğe bağlı yer değiştirmelerde sıra çalıştırma sisteminin
kaldırılması ile bir sonraki atama dönemine kadar oluşacak boş kadroları;
oy-kadro ilişkisi içinde geçici görevle veya ücretli öğretmen temin ederek
doldurulabilmesi, bir sonraki atama döneminde de ilgili kadroları açık
göstermeme yetkisinin tanınması, yönetmelik hükümlerinin hangi yönde kullanılacağını
açıkça göstermektedir.
AKP’ nin yaklaşan seçimlerde oylarını artırmak uğruna, boş
kadroların öğretmenlik eğitimi almamış yandaşları tarafından doldurulacağını
herkesin görmesi gerekir. Çocuklarımızın alacağı eğitimin kalitesinin, bakanlık
için hiçbir önemi yoktur. Bakanlık için önemli olan eğitim değil, oy
devşirmektir.
Bakanlık, yandaşa ödül sunarken, yandaş olmayacaklara da
sopayı göstermektedir. Hizmet gereği yer değiştirmelere ilişkin düzenleme,
‘sürgün’ düzenlemesi haline getirilmiştir. Yeni düzene göre, ya yandaş olup
rahat edeceksiniz ya da yandaş olmayıp diyar diyar gezeceksiniz. Objektif
kurallar, kariyer, liyakat, demokratikleşme, yönetime yönetilenlerin de
katılması, adalet, hakkaniyet gibi hiçbir evrensel kuralla tanışıklığı olmayan
Bakanlık, 2010 yılında halen orta çağ kafa yapısı ile hareket etmektedir.
AKP’nin tetikçisi olan bakanlık, maalesef eğitim sistemini
yozlaştırdıkça yozlaştırmakta, karıştırdıkça karıştırmaktadır.
Eğitim-İş olarak buradan açıkça uyarıyoruz; öğretmen atamalarını
yönetici atamalarına benzetmeyin!
Bu yönetmelik, yaşanacak olan kaosun habercisidir. Yönetici
atamalarında 2004 yılından 2009 yılına kadar yaşanan kaostan ders almalısınız.
Bu ülkenin çocukları, yandaş kayırma hevesiniz yüzünden yıllar boyu olumsuz etkilendi.
Bu ülkenin mali kaynakları, oy devşirme saplantınız yüzünden açılan davalardaki
yargılama giderlerine harcandı. Sesimize kulak verin. Kaosun ayak sesleridir
bunlar. Gelin yol yakınken düzeltin bu garabeti. Açmadığınız her kadroya,
yapmadığınız her atamaya, görevlendirdiğiniz her yandaşa tek tek dava açılması,
yandaş kayırma düzeninin her zerresinin kazınması için binlerce dava açılması
hiç kimsenin çıkarına olmayacaktır. Bizi mecbur bırakmayın. Uyarıyoruz!”






