2026 LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından eğitim sistemine yönelik eleştirilerini sıralayan Eğitim-İş, milyonlarca öğrencinin geleceğinin tek bir sınava bağlanmasına tepki gösterdi.
2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarının açıklanmasının ardından Eğitim-İş, mevcut sınav sistemi ve eğitim politikalarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı.
Bu yıl LGS'de 452 öğrencinin 500 tam puan aldığını hatırlatan sendika, tam puan alan öğrenci sayısındaki artış veya azalmanın eğitim sisteminin niteliğini tek başına ortaya koyamayacağını belirtti. Eğitim-İş, asıl tartışılması gereken konunun milyonlarca çocuğun geleceğinin tek bir sınav sonucuna bağlanması olduğunu vurguladı.
“ÇOCUKLAR AĞIR BİR REKABETİN İÇİNE SÜRÜKLENİYOR”
Eğitim-İş açıklamasında, çocukların daha ortaokul yıllarında yoğun bir sınav ve rekabet ortamıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.
Çocukların oyun oynayacakları, dinlenecekleri, sanat ve sporla buluşacakları yaşlarda test kitapları ve deneme sınavları arasında büyüdüğünü savunan sendika, eğitimin çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak eleme ve sıralama mekanizmasına dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
“LGS EĞİTİMDEKİ EŞİTSİZLİKLERİ YENİDEN ÜRETİYOR”
LGS'nin yalnızca bir yerleştirme sınavı olmadığını belirten Eğitim-İş, sınav sonuçlarının öğrencilerin bilgi birikiminin yanı sıra ailelerinin ekonomik durumunu, yaşadıkları bölgenin imkânlarını, okullarının fiziki koşullarını, öğretmen sayılarını ve nitelikli eğitime erişim düzeylerini de yansıttığını ifade etti.
Ekonomik imkânları bulunan öğrencilerin özel ders, kurs ve özel okul olanaklarından yararlanabildiğine dikkat çekilen açıklamada, milyonlarca çocuğun ise devlet okullarının sunduğu imkânlarla aynı yarışta mücadele etmek zorunda kaldığı belirtildi.
Eğitim-İş, bu tabloyu “Bu sınav çocukları değil, toplumsal eşitsizlikleri ölçmektedir” sözleriyle değerlendirdi.
MESEM UYGULAMALARINA DA ELEŞTİRİ
Sendikanın açıklamasında Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamaları da eleştirildi.
Bir yandan öğrencilerin LGS ve YKS sınavlarına hazırlandığını, diğer yandan MESEM uygulamalarıyla çocukların erken yaşta çalışma hayatına yönlendirildiğini savunan Eğitim-İş, eğitimin temel amacının çocukları yalnızca sınavlara veya iş gücü piyasasına hazırlamak olmaması gerektiğini belirtti.
Açıklamada ayrıca müfredat politikaları, öğretmenlerin mesleki güvenceleri ve kamusal eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği konusunda da eleştiriler yöneltildi.
EĞİTİM-İŞ'TEN MEB'E DÖRT SORU
Eğitim-İş, açıklamasında Millî Eğitim Bakanlığına şu soruları yöneltti:
Çocuklarımızın geleceğini tek bir sınava mahkûm eden bu sistem daha ne kadar sürdürülecek?
Devlet okulları arasındaki derin eşitsizlikleri gidermek için hangi somut adımlar atılacak?
Her çocuğun eşit, nitelikli, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkını güvence altına alacak politikalar neden hayata geçirilmiyor?
Çocukları küçük yaşlardan itibaren sınav baskısıyla karşı karşıya bırakan anlayıştan ne zaman vazgeçilecek?
MERKEZİ SINAV SİSTEMİNİN KALDIRILMASINI İSTEDİLER
Eğitim-İş, LGS başta olmak üzere merkezi sınavlara dayalı seçme ve eleme sisteminin kaldırılması çağrısında bulundu.
Sendika, öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sanatsal, kültürel ve sosyal gelişimlerinin de değerlendirildiği okul temelli bir yerleştirme modelinin oluşturulmasını istedi.
Okullar arasındaki fiziki, akademik ve sosyal imkân farklılıklarının giderilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamada; kamusal eğitime ayrılan kaynakların artırılması, eğitimin ticarileştirilmesine son verilmesi, öğretmenlerin mesleki güvencelerinin güçlendirilmesi ve eğitim politikalarının oluşturulmasında öğretmen, öğrenci ve velilere söz hakkı tanınması talep edildi.
“BAŞARI YALNIZCA TAM PUAN ALAN ÖĞRENCİ SAYISIYLA ÖLÇÜLEMEZ”
Bir eğitim sisteminin başarısının yalnızca tam puan alan öğrenci sayısıyla değerlendirilemeyeceğini belirten Eğitim-İş, asıl başarının her çocuğun nitelikli eğitime erişebildiği, ekonomik nedenlerle hiçbir öğrencinin geride kalmadığı ve okullar arasındaki farklılıkların en aza indirildiği bir eğitim sistemi oluşturmak olduğunu vurguladı.
Eğitim-İş açıklamasını, “Çocuklarımızın geleceği rekabetin değil dayanışmanın, piyasanın değil kamusal sorumluluğun, ayrıcalığın değil eşitliğin üzerine kurulmalıdır. Bunun için eğitim hakkını savunmaya, kamusal eğitimi güçlendirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadeleriyle tamamladı.
Haber Merkezi






