Bizim Milletimiz Hayır Severdir

Bizim Milletimiz  Hayır Severdir

30.08.2010 10:33:03


Cumhuriyet Halk Partisi Büyükçavuşlu Mahallesi Temsilciği açılış törenine katılan CHP İstanbul

 İl Başkanı Berhan Şimşek referandum süreci ile ilgili bilgi vererek mahalleliden ‘Hayır’ oyu istedi. CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, CHP Büyükçavuşlu Mahalle Temsilcisi Tufan Ersin, ilçe yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları ile partililerin bulunduğu açılışta Şimşek yaptığı konuşmasına Çağlayan mitingini anlatarak başladı.

İl Başkanı konuşmasına şöyle devam etti: “İstanbul İstanbul olalı Pazar günkü Çağlayan mitingi gibi bir miting görmedi. Tayyip Bey’in fiziği, kimyası, psikolojisi bozulmasın da kimin bozulsun. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Dün o fukara tırdan baktığımızda-bizde o kadarı var- herkes katılımcıydı.

 

“BÜTÜN SIKINTILARIN YANSIMASI İSTANBUL’DA”

Hepimizin bildiği gibi Türkiye’de 8 yıllık bir iktidar var. İstanbul’un sorunları var. Baktığınız zaman Türkiye’nin bütün sorunlarını parça parça İstanbul’da görmemiz mümkün. Sosyal barış da ekonomi de ziraati de çiftçiliği de 2B de bütün sorunlar İstanbul’da peş peşe. Her ilçenin kendine göre sıkıntısı var. TOKİ’ nin kendi imar yasasıyla yıkıp yapmak istediği gecekondular var, Tarlabaşı’na geliyorsun yine kentsel dönüşüm içersinde 150 yıllık 300-400 yıllık mahalleri yıkıp kendilerine rant kapısı oluşturuyorlar. Tozkoparan’a geliyorsun durum öyle. İşsizlik deseniz alabildiğine. Anadolu’da iş bulamayan insan koşarak geliyor. Kars’ta yok Kağızman’da Bayburt’ta yok, Gümüşhane’de Diyarbakır’da yok. Bütün sıkıntıların yansıması İstanbul’da mevcut.

 

“İNSANLARA BURASI 2B, ÇEKİN GİDİN DİYEMEZSİN”

Başkanımdan bilgi alırken 2B’nin B.Çavuşlu’da sorun olduğunu öğrendim. Diğer sorunlar çiftçilik, işsizlik. 2B yasasını getirdikleri dönem ben milletvekiliydim. Biz ‘hayır’ dedik. İstanbul Sultanbeyli, Ümraniye’nin bir kısmı, Üsküdar’ın bir kısmı, Beykoz’un bir kısmı… Orman görüyor musunuz hiç Sultanbeyli’de?  Gökdelenler yapılmış, binalar yapılmış, kaymakam gelmiş, okul gelmiş, cami gelmiş. Artık hayat olmuş orası. Bu yüzden sen insanlara burası ‘2B, çekin gidin’ diyemezsin. Bu güne kadar 2B’yle ilgili imara kapalı alana vatandaş gelmiş konut yapmış, sen altyapıyı, karakolu, kaymakamı, okulu, sağlık ocağını getirmişsin. Ne istiyorsun? Ben de diyorum ki Sultanbeyli’ye dokunma. Sultanbeyli’yi çağırırsın orada oturan insanlara dersin ki “Biz senin keyfinden buraya gelmediğini biliyoruz. Aşa geldin, işe geldin. Rayiç bedelden düşük faizle çok uzun vadede buyurun ödemenizi yapın.”

 

“SOSYAL DEVLET ANLAYIŞINDA BUNLAR YAPILAMAZ”

Ben Bayburtluyum. Benim köyüm de B.Çavuşlu gibi orman köyü. Benim dedem, dedemin babası, insanlar yaşamış. Sen 100 yıldır 150 yıldır yaşıyorsun geliyor “Ben orayı da 2B kapsamına alacağım” diyor. Onu alamazsın. 2B Çavuşlu’da ya da Sultanbeyli’de oturanın hayrına değil. 2007 öncesinde tapuları dağıttılar. Diyor ki “Şimdi sen git”. Orda dur bakalım. Çocuk dünyaya gelmiş, büyümüş, evlenmiş, muradını görmüşüm. Sosyal devlet anlayışı içersinde bunların yapılması mümkün değil.

 

“SAĞ ELİN VERDİĞİNİ SOL EL GÖRMESİN”

Siyasi partileri birbirinden ayıran kendi pratikteki uygulamaları. Ben sosyal devlet diyorum, o “sadaka devlet” diyor. Sadaka veriyor. Suyu görmeden hamur olan makarna, suyu görünce lapa olan pirinç, 45 derece Antep’te kömür, -20 derece Tunceli’de buzdolabı dağıtıyor. Böyle bir kepazelik olur mu? Ben diyorum aile sigortasını kuralım, her aileye ihtiyaç sahiplerine asgari ücrete yakın bir para ödeyelim. Memur gibi bankadan parasını alıp rahatına baksın insanlar. Sağ elin verdiğini sol el görmesin. İnancımız gereği fitre, zekât var ama sadaka dilenciye verilir. Bu toplumu niye sadaka alır hale getiriyorsun?

 

“FAKİR FUKARA GARİP GUREBA DİYE MİLLETİ KANDIRDI”

Sosyal devlet anlayışının hükmüdür; barınma hakkı, yaşama hakkı, düşünme hakkı. Devlet yurttaşına verir, ama böyle bir anlayış yok. Fakir fukara garip gureba diye 8 yıldır bütün milleti kandırdı. Yıllardır yalvarıyoruz. Kardeşim 15 yıl önce bu ülke tahıl ambarıydı. Şimdi mısır, buğday, pamuk dışarıdan ithal ediliyor… Her şey tamam, hayvan ithal ediyoruz dışarıdan. Dağlar mı kayboldu, ovalar mı bitti, tarlalar mı gitti ne oldu? Çiftçi niye ekemiyor? Devlet çiftçisine teşvikini verecek. Amerika’da kara Avrupa’sına kadar AB ülkelerine devlet tarımı sübvanse eder (destekler). CHP iktidarında emeğinin, alın terinin karşılığını çiftçi alacak.

Maraş’a 15-20 yıl önce gittiğimde baktım Benetton gelmiş. Entegre pamuk var. Pamuğu getiriyor iplik yapıyor Benetton t-shirt çıkıyor. Şu an kapanmak üzere çünkü pamuk ekimi yok. Maraşlı Mehmet’e pamuk yok Yunanistanlı Niko’ya var. Çukurova bitmiş ne yapalım? Bunları 8 yıl anlattık Allah için.

 

“ HALKIN İKTİDARI MI? ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN İKTİDARI MI?”

Sayın vekillerle beraberdik 2004 yılında. CHP olarak büyük bir mücadele verdik. İşçiyi köle yapar, taşeron sistemini getiriyor, işçi diye bir şey kalmaz dedik millete anlatamadık. Maalesef hayat bazen insanları acılarla hüzünlü bir şekilde karşılaştırıyor. Buradan saygı selamlarımı gönderiyorum Tekel işçisi kardeşlerimin Ankara’daki direnişlerinde ortaya çıktı ki o arkadaşlarımızın %74’ü AKP’ye oy vermiş. Şimdi artık farkına varmamız gerek. Halkın iktidarı mı çok uluslu şirketlerin iktidarı mı? Ayakları Türkiye topraklarına basan kafasının bir tarafı Suudi Arabistan’da bir tarafı ABD’de olan bir anlayışın iktidarı mı? Yoksa ayakları bu topraklara, Anadolu’ya basıp beyni de bu topraklarda olan halkın çocuklarını mı iktidara getireceksiniz?

 

“AÇ DEĞİLİZ AÇIK DEĞİLİZ”

Her şeyimiz var. Aç değiliz, açık değiliz. Şuradan uzansak Çerkezköy’e elimiz değer. 2 gün önce Sayın Genel Başkanımız Denizli’deydi. 2006’yı dün gibi hatırlıyorum. Genel kurulda tekstil sektörünün sorunlarıyla ilgili konuştum. 21 Milyar dolar ihracat yapıyor tekstil. Gelin arkadaşlar tekstilde girdi maliyetlerini azaltalım, mazotunu doğal gazını elektriğini stopajı düşürelim vergiyi indirelim dedim. Büyük organize makro düzeyde tekstil yapılan fabrikaların olduğu yerlerin haricinde, İstanbul gibi büyük kentlerde kenar semtlerin 10 tanesinden biri tekstil atölyesi. Oradaki benim hanımefendi kardeşimin eğitimi, becerisi yok fason işi yapıyor. Hem para kazanıyor, hem işi öğreniyordu. 220 bin kişi işinden oldu. Ben bunları söylerken Kürşat Tüzmen Türkiye’deki büyük tekstil firmalarının elinden tuttu gitti Mısır’da arazi buldu, fabrika kurdurdu.

 

“SENDEN ÇIKMAZSA ÇOCUĞUNDAN ÇIKAR”

 Ama yıl 2007  %47 oy aldı. Ben demokrasiye halkın tercihine saygı duyuyorum. Çerkezköy, Denizli ortada. Kardeşim almayıverseydin, vergiyi %50 indirseydin, SSK stopajı indirseydin. Hiç değilse insanlar istihdam edilecekti. Bunların hepsi CHP iktidarında olacak. CHP iktidarında siyasetçilerin çocukları değil halk zengin olacak. Halk, çalmayan, şerefli onurlu haysiyetli namuslu. Eğer biz yiyecek içecek halkı unutup iktidara geleceksek o iktidara lanet olsun. Bunu samimi söylüyorum. Bu ülke halkı umudunu CHP’ye bağlamış ben de geleceğim yiyip içeceğim! İlahi adalet vardır. Mahşerde Allah’ın huzuruna çıkacağız. Bu dünyanın altı, üstü kadar geniş değil. Eğer burada ödemezsen ötede ödeyemezsin. Senden çıkmazsa çocuğundan çıkar. Biz bu anlayış içersindeyiz.

 

“BİZİM İBADETLERİMİZ GİZLİ, KABAHATLERİMİZ ALENİ”

Bizim ibadetlerimiz gizli, kabahatlerimiz aleni. Bu arkadaşların da ibadetleri aleni, kabahatleri gizli. Aradaki fark bu. “Minare, ezan, cami dedi geldi” iktidara. İlk iş Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olarak Irak’ta 23 tane caminin yerle bir edilmesini seyretti. 2006 yılında Musevi Yahudi cemaatinin şeref madalyasını taktı. 2009’da Davos’ta İsrail başbakanına ‘One minute, one minute’ dedi. Ne oldu Recep Bey?

 

“CAMİ CUMA DEYİP MİLLETİ KANDIRIYOR”

İsrail’de çocuklar ölüyor, kadınlar zulümde, acıda, işkencede. Gazze Filistin perişan. Sen 2006 yılında madalyayı alıp gerine gerine göğsüne takarken yok muydu buralarda ölüm zulüm esaret? Vardı ama 2009’da bir buçuk ay sonra da Türkiye’nin yerel seçimleri vardı. Bu milleti nasıl kandıracak? Cami Cuma deyip kandıracak.

 

“BU ANAYASANIN ŞEKLİNDE, YAPISINDA DEMOKRASİ YOK”

Bu vatandaş şimdi 56 yaşında. 12 Eylül olduğunda 26 yaşındaydı. 30 yıl hiç konuşmadı. Şimdi mecliste genel kurulda sulu sepken ağlıyor. Niye ağlıyorsun Recep Bey? 12 Eylül olmuş memlekette, çocuklar idam edilmiş. E, doğru işkence, zulüm, acı oldu. Oldu da bu dediği 30 yıl önce oldu. Sen ilçe başkanlığı, il başkanlığı, parti genel başkanlığı, belediye başkanlığı yaptın, 8 yıldır başbakanlık yapıyorsun farkında değilsin. Yoksa halkın kamunun basının haberi olmadan sana beyin nakli mi yaptılar da yeni fark ettin. 30 yıl konuşma şimdi konuş. Bu adamın işi gücü istismar. Bu anayasanın şeklinde yapısında demokrasi yok. Dünyanın hiçbir yerinde bir çocuğa bile 3 soru sorup bir cevap istemezsin. Burada 26 soru soruyor bir cevap ver diyor. Buna demokrasi denmiyor. Eğer yiğit adamsan bunları böler getirirdin. Anayasayı, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu maddesini ayırırdın. Bakalım Evet mi? Hayır mı?

 

“RECEP BEYLERİN DURUMLARI İYİ ALLAHA ŞÜKÜR”

8 yılda 1 trilyon 300 milyar dolar bütçe yaptın. İşsizlik azaldı mı? Hayır. Esnafın emeklinin iş adamının mı durumu iyi? Peki, nasıl oldu bu iş? Sadece Recep Bey’in değil Recep Beylerin durumları iyi, Allaha çok şükür. Maliye Bakanı Unakıtan’ın oğlu Türkiye’nin 374. Sanayicisi. Ona şu anayasayı ve mahkeme yapılanmasını değiştirip ense yapayım fırsatını vermeyeceksiniz.

AKP’ye de oy vermiş olsanız olur demokrasinin gereği, çok partili sistemdir. Bu gün o partiyi tercih edersin yarın CHP’yi tercih edersin bu seçimde olduğu gibi. Ama bu referandum ayrı bir şey. Sizden ricam bu hırsızlıklara, ranta, yalana talana 12 Eylül’de ‘hayır’ deyin ve kurtulun.

 

“MİLLETE DİN İMAN, KENDİNE HAN HAMAM”

Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiriyor. Peki, bu pakette dokunulmazlık var mı? Onu kaldırıyor mu, hayır. 12 Eylül deyince akla YÖK gelir. Onu kaldırıyor mu, hayır. Ne yapıyor? Kendine göre yasalar getiriyor. Dokunulmazlığı ne zaman kaldıracak? Herkesle çiftçiyle emekliyle kavga etti, sonunda geldi memurlarla kavga etti. Memur Kemal Efendi… Evet, doğru benim Genel Başkanım memurluk yapmıştır bundan şeref duyuyoruz. Biz kültür sanat insanıyız. Gerçi bana artistlik yapma diyor da idare ediyoruz durumu. İşçi, hukukçu, avukat… İnsanlar bir iş yapıyor. Sen ne iş yapmışsın? Hayatın boyunca top peşinde koşmuşsun ondan sonra da 30 yıldır millete din iman satıyorsun bu milletin dini imanı yokmuş gibi. Millete din iman, kendine han hamam.

 

“MEMUR KEMAL OLSUN DA KALPAZAN TAYYİP OLMASIN”

 Memur Kemal olsun da kalpazan Tayyip olmasın. Kaldır dokunulmazlığı git mahkemeye yargılan bakalım mahkeme sana ne diyecek kalpazan mısın değil misin? Sana yakışıyor olabilir ama bu ülkeye başbakanının kalpazan olması yakışmıyor. Dokunulmazlığı ne zaman getirecek önce Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştirecek. Hâkim benim, savcı benim, sermaye benim medya benim, yürütme benim diyecek.

 

“VERİRİM TALKIMI YUTARIM SALKIMI”

Yürütme de onun değil mi? Ama yanlış anlamayın ben yasama yürütmeden bahsediyorum. Yoksa o yürütmez deveyi hamutuyla götürür. Evinin dışını herkes öğrendi yakında içini de öğrenirsiniz. Dilim sürçtü ev demeyecektim malikâne demem lazım. Recep Bey kızar, der sonra “Ben evde oturur muyum? Ben IV. Murat’ım. Veririm talkımı, yutarım salkımı”.

Oğlanlardan biri pırlantacı biri armatör. Buradakiler diyecek ki ben ana babayım. Ne anasınız ne baba. Bir oğlan çocuğu dünyaya getirecektiniz sünnet takısından zengin olabilecektiniz. Var mı aranızda böyle zengin olan?  Olsaydınız zaten başbakan olurdunuz.

 

“BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HALK İÇİN DEĞİL RECEP BEY İÇİN”

12 Eylül bu ülkenin kader günü. Bu anayasa değişikliği halk için değil Recep Bey için. Bu iş olduğunda göreceksiniz ilk iş CHP’nin iptal ettirdiği Suriye sınırındaki 512 km.’lik mayınlı alanla ilgili iptal ettirdiği yasayı getirecek. Peşinden Türk petrol yasası diye bir yasa getirecek. Ahmet Necdet Sezer reddetmişti, bu yasayı o getirecek. Peşinden Dicle- Fırat gelecek. 6 ay sonra diyecek “Ben kralım artık yasama-yürütme-yargı yok yasama, yürütme, yargı birlikte. Bunun adı da mutlak monarşi. Krallığımı değil ama tek adamlığımı başkanlığımı ilan ediyorum.”

Türkiye başkanlık sistemine geçince alt yapısı hazır olan eyalet sistemini getirecekler. Kürdistan filan değil 6 bölge. Hesap budur. Ya devlet başa ya kuzgun leşe. Mühür sizde, Süleyman sizsiniz. Kanmayın, kanmayalım.

 

“BİZİM MİLLETİMİZ HAYIR’SEVERDİR”

Bizim milletimiz ‘Hayırseverdir’. Gelin 12 Eylül’de hayırı çok sevelim. Ramazanınız hayır olsun 12 Eylül’de şeker tadında bir referandum bayramı olsun. Bu ülkenin önü açılsın. Açılsın ki 2010 yılının CHP Genel Başkanını 2011 yılında bu ülkenin başbakanı yapalım. Barış, kardeşlik, iş, aş, istihdam, özgürlük için yan yana olalım. Bu ülkenin değerleri bizim yedi ecdadımıza yeter. Onun için ne ezilen ne ezen onurlu halkça bir düzende Sayın Genel Başkanımızın şiarı da olan ‘Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine’ yaşayalım.”  Senem MARMARA/Ersin ERGİN

YORUM YAP