Cemil Kenar

31 Mart kapıdan baktırır

Geride bıraktığımız yılın enleri ilan edildi. Bunların arasında yılın en güzel golü tartışmasız Ali Koç'un attığı oldu…
100. Yıl finalinde bizim dünya derbisi Arap darbesine boyun eğmedi, ‘Atatürk yoksa maç da yok biz de yokuz' dedi.
Kimin Atatürkçü olduğu değil kimin onun yolundan yürüdüğü önemli diyerek geldiği günden bu yana Fenerbahçe Başkanı olarak yaptığı tek doğru hamleydi… 100 yılın golünü attı.
Maçın öncesi, sonrası ve protokolle ilgili detaylar kısıtlı paylaşıldı ancak etkiler, tepkiler yapılan açıklamalar, organizasyon sahibi ilgili yetkili hiç kimsenin sorumluluk almaması kulüplere bir yaptırım uygulanmaması maçın hala oynandığını gösteriyor...
Taraftarların tepkisi ve coşkusu sonrasında yapılan gösteri ve yürüyüşlerde yaşananlara bakacak olursak öyle puslu bir hava ki şeytan bile Müslüman gömleği giyiyor!
Her ne kadar spora siyaset karıştırılmamalı dense de siyasetin oyun sahasını görmek isterseniz her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edebilirsiniz.
Önümüzde yerel seçimler var.
Nabza göre hazırlanıyor!
Öncelikli hedef İstanbul, İstanbulluların tercihi 100 yılın sonunda belki de İstanbul'un ve ülkenin yönünü belirleyecek ama boş tencerenin işe yaramadığı görüldü.
“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyen de yok.
Kimi neye göre seçeceğiz?
Herkes karşısındakini düşman gibi görüp rövanş peşinde…
Biri İstanbul'u yeniden geri alabilmek için her yolu mubah görürken, diğeri İstanbul seçimini yeni bir kurultay vesilesi haline getirme derdinde…
İmamoğlu'nun rakibi Kurum değil de KURUL olacakmış gibi bir atmosferi yaratılıyor.
Bu atmosferin Silivri'yi etkilememesi mümkün mü?
Rövanşist duyguların çok daha fazla öne çıktığı ilginç bir seçim olacak. Volkan Yılmaz hizmet ve icraat anlamında “Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” dese bile yeterli ancak ittifakın AKP kanadı özellikle yandaş müteahhitlerin körüklediği kızgınlık ve kırgınlıkla rakiplerine göz kırpıyor!
Bora Balcıoğlu kendi tabanında ve halkta karşılığı olan, Volkan Yılmaz'a rakip olabilecek en güçlü adaydı ancak orada da kendi teşkilatı Bora'nın adaylığını hazmedemedi açıklandığı gün afişler söküldü, bürolar kapandı, “Özcan'ı satanı biz de satarız” demeye başladılar…
Herkes rövanş peşinde demiştik ya aynen öyle… AKP'den Balcıoğlu'na, CHP'den Yılmaz'a gidenlerin sayısı sonucu belirleyecek gibi görünüyor.
Sahil bandında yürürken üstünden geçtiğiniz köprülere bir bakın, bir de içerde kalan tarihi köprülere bakın. O zamanlar teknoloji yoktu ama sanatçı mimarlar vardı.
Günümüzde teknoloji var ama ne estetik ne ruh ne tarihi doku kaldı.
Kentin hafızası kent hakları kimsenin umurunda değil…
Stratejiniz yanlışsa doğru taktikle zafere ulaşamazsınız.

YORUM YAP