Sel suları çekilse de tehlike bitmiyor: Enfeksiyon risklerine dikkat!

Sel suları çekilse de tehlike bitmiyor: Enfeksiyon risklerine dikkat!

23.10.2026 09:52:14

Selin ardından geride kalan kirli su, çamur ve nemli alanlar, günler sonra bile sağlık sorunlarına yol açabiliyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Sema Aykol Faikoğlu, kirli suyla temas, güvenli olmayan gıdaların tüketilmesi ve su basan alanlarda oluşan küfe karşı uyarıyor.
Sel felaketlerinde sağlık açısından tehlike, suların çekilmesiyle sona ermiyor. Kanalizasyon atıklarıyla kirlenmiş sular, çamur ve kontamine yüzeyler enfeksiyon riskini beraberinde getirirken, su basan ev ve iş yerlerinde oluşan nem de küf sorununa neden olabiliyor. Kirli su ve gıdalar bağırsak enfeksiyonlarına yol açabilirken, özellikle açık yaraların kirli suyla teması bazı enfeksiyonların gelişmesine zemin hazırlayabiliyor.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Sema Aykol Faikoğlu, sel sonrasında temizlik çalışmalarına başlanırken sağlık risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Sel sularının çekilmesi, geride bıraktığı sağlık risklerinin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kirli su, çamur ve kontamine yüzeyler gözle görülmeyen mikroorganizmalar barındırabilir. Bu nedenle sel sonrasında hem temizlik sırasında hem de günlük yaşamda koruyucu sağlık önlemlerine dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.
KİRLİ SUYLA TEMAS ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIYOR
Sel suları; kanalizasyon atıkları, insan ve hayvan dışkıları ve çeşitli mikroorganizmalarla kirlenebiliyor. Bu suların içilmesi veya temas ettiği gıdaların tüketilmesi ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle seyreden hastalıklara yol açabiliyor. Sel sularıyla temasın açık yaralar üzerinden enfeksiyon riskini artırabildiğine dikkat çeken Faikoğlu, leptospiroz gibi hastalıklar konusunda da uyarıda bulundu.
Faikoğlu, “Enfekte hayvanların idrarıyla kirlenmiş su ve toprakla temas, leptospiroz gibi hastalıkların bulaşmasına neden olabilir. Özellikle açık yaraların kirli suyla temas etmemesi önem taşıyor. Temizlik çalışmalarında su geçirmez eldiven, çizme ve uygun koruyucu giysiler kullanılmalı; yaralar temiz tutulmalı ve kirli suyla temas ettirilmemeli” diye konuştu.
İçme suyu ve gıda güvenliğinin sel sonrasında öncelikli konular arasında yer aldığını belirten Faikoğlu, “Suyun berrak görünmesi, içilebilir olduğu anlamına gelmez. Yetkili kurumların güvenli olmadığını bildirdiği sular tüketilmemeli, sel suyuyla temas etmiş veya güvenliğinden şüphe edilen gıdalar kullanılmamalı. Ellerin temiz su ve sabunla yıkanması da enfeksiyon riskini azaltan temel önlemlerden biri” ifadelerini kullandı.
SU BASAN BİNALARDAKİ KÜF SOLUNUM SORUNLARINI ARTIRABİLİYOR
Selin ardından oluşan sağlık sorunları yalnızca kirli suyla sınırlı kalmıyor. Uzun süre nemli kalan ev ve iş yerlerinde gelişen küfler; alerjik reaksiyonlara, göz ve cilt tahrişine, özellikle astımı bulunan kişilerde solunum yolu şikâyetlerinin artmasına neden olabiliyor.
Su basan yapıların güvenli biçimde temizlenmesi ve mümkün olan en kısa sürede kurutulması gerektiğini vurgulayan Faikoğlu, “Nemli alanlarda küf oluşumunun önlenmesi için temizlik ve kurutma çalışmalarının geciktirilmemesi gerekiyor. Bu çalışmalar sırasında uygun koruyucu ekipman kullanılmalı. Elektrik tesisatı veya yapısal güvenlik açısından riskli alanlara gerekli kontroller yapılmadan girilmemeli” dedi.
ATEŞ, İSHAL VE OLAĞAN DIŞI KAS AĞRILARI HAFİFE ALINMAMALI
Sel sonrasında ortaya çıkan belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Faikoğlu, ateş, ishal, kusma, sarılık veya alışılmadık kas ağrıları görüldüğünde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Kirli suyla temas eden yaralarda kızarıklık, şişlik, ağrı veya akıntı oluşmasının da tıbbi değerlendirme gerektirdiğini kaydetti.
Faikoğlu, “Sel sonrasında ortaya çıkan belirtileri yalnızca geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirmemek gerekiyor. Özellikle kirli suyla temasın ardından ateş, sindirim sistemi şikâyetleri veya olağan dışı kas ağrıları gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Nefes darlığı, bilinç değişikliği ve ciddi sıvı kaybı belirtilerinde ise acil yardım alınmalı” diye konuştu.
Sel sonrası enfeksiyon risklerinin azaltılmasında bireysel önlemlerin yanı sıra içme suyu kaynaklarının denetlenmesi, kanalizasyon altyapısının güvenli hâle getirilmesi ve atıkların uygun şekilde uzaklaştırılmasının da önem taşıdığını belirten Faikoğlu, afetlerin ardından doğru bilginin yaygınlaştırılmasının ve koruyucu sağlık önlemlerinin zamanında uygulanmasının toplum sağlığının korunmasında belirleyici olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi

 

YORUM YAP