“Savaşarak değil, konuşarak anlaşabiliriz”

“Savaşarak değil, konuşarak anlaşabiliriz”

03.12.2014 11:48:28

Silivri Belediyesi CHP Meclis Üyesi Devrim Uzun ile Çanta’dan Silivri’ye açılım gösteren siyaset hayatı ile 7 aylık yerel yönetim tecrübesini konuştuk. Selami Değirmenci ile yoğrulan siyaset yaşamının Özcan Işıklar’ın meclis üyesi ekibine uyarlama sürecinde hissettiklerini ve yaşananları açık yüreklilikle ifade eden Uzun, değişim zamanları ve de görev sorumluluklarını hatırlattı; Silivri’ye hizmetin esas tutulması zorunluluğuna işaret etti.

"HAK ETTİĞİMİZ, ÖRGÜTÜN BİZİ TAKDİR ETTİĞİ NOKTADA LİSTEYE GİRDİK”
Sevginar UYGUN: Devrim Uzun kimdir?
Devrim UZUN: 1978 Çanta doğumluyum. Liseyi Çorlu Mehmet Rüştü Uzel’de bitirdim. Trakya Üniversitesi Edirne Meslek Yüksek Okulu mezunuyum. Siyasete 2002 yılında Çanta Gençlik Kolları Başkanlığıyla başladım. 2004’te Ali İşçi’nin seçimler sürecinde boşalan belde başkanlığı pozisyonunu vekâleten götürdüm. Seçimden sonra belde başkanlığını aldım. 2009’un sonuna kadar belde başkanlığını yürüttüm.
2009 seçimlerinde meclis üyesi aday adayı oldum. Değerlendirilmedik. 2010’daki İlçe Kongresi’nde Selami Değirmenci’yle kazanan ekipte yer aldım. Gençlik Kolları’ndan sonra Değirmenci’nin İlçe Başkan Yardımcılığı görevini 2 yıl kadar sürdürdüm. Talihsiz bir şekilde yönetimimiz görevden düşürülünce siyasi hayatımıza rutin şekilde devam ettik.
2014 aday adaylığım noktasında teamül yoklamasında, ön seçimden çıkınca Genel Merkez’in aldığı kararla meclis üyesi listesinde yer aldık. Şuna özellikle dikkat çekmek istiyorum; hak ettiğimiz, örgütün bizi takdir ettiği noktada listeye girdik. Silivri halkının tercihiyle Sayın Başkan seçildi. Biz de meclis üyesi olarak seçildik. O günden beri Silivri’nin iyiliği noktasında hizmetlerimizi sürdürüyoruz.

"BABAM, "HERŞEYİ YİYİP YUTMUYORSUN, SIKINTI OLUR” DİYE ÇOK UYARDI”
Sevginar UYGUN: 2004’te siyasete girdiğinizi söylüyorsunuz. Devrim Uzun için siyaset ateşi nasıl yandı?
Devrim UZUN: Babam Çanta’da uzun yıllar siyasetin içinde yer alan bir isim. 1992-1994-1999 seçimlerinde Adnan Üstün döneminde o jenerasyonun içerisinde aktifti. Bir dönem belde başkanlığı yapmış. Mayamızda var. Babam dobra bir karaktere sahip olduğumu bildiği için, "Bu iş zor iş. Sen dürüst adamsın, her şeyi yiyip yutmuyorsun. Sıkıntı yaratır” diye çok uyardı. Ama tercih meselesi girdik bugünlere geldik.
İlk girişimi anlatayım; Fabrikada, Klas Kablo’da çalışıyorum. Nişanlıyım, evleneceğim. Sıkıntılarım da var. Telefon geldi, "Seni Gençlik Kolları Başkanı yaptık!” diye. 2002’de böyle girdim olaya. 2004’te o zamanki Belde Başkanımız Atay Büyükkara, Ali İşçi’nin listesinden aday olunca Gençlik Kolları görevi boş kaldı. Bizim ağzımız da biraz laf yapıyor, yırtığız, insanlarda tutuyor falan "Sen yap” gibi bir durum oldu… Hatta o süreci seçim propagandasını bile yöneterek geçirmiş olabilirim. Çok konuştum. O zaman Sayın Başkanlar Tahir Sert ile Saffet Sert ikisi de adaydı. Onların yapmadığı eleştirileri ben başlarken, meclis üyesi adaylarımızı tanıtırken ciddi şekilde yapmıştım. Sonra sancılarını da yaşadım.

"SİLİVRİ’DE ARTIK BİRŞEYLER DEĞİŞMELİ”
Sevginar UYGUN: Selami Değirmenci’nin ekibindeki önemli isimlerden biri olarak Silivri siyasetinde epey mesafe kat ettiniz. Şimdi de Özcan Işıklar’ın meclis üyesisiniz. Süreçte sıkıntılar ve eleştiriler de yaşandı. Gelişmeleri bir de sizden  dinleyelim mi? 
Devrim UZUN: Siyasette bazen görev verilir, bazen de alınır. Bir önceki dönemde (2009) biz görev almak için çok mücadele ettik, tırnaklarımızla kazıyarak geldik. Bu süreçte de teamül yoklamasını geçene kadar çok uğraştık. Genel Merkez de listeleri bozmadı, aynı şekilde devam etmeli dedi. Dolayısıyla örgütün de karar verdiği noktada bugünkü çalışma pozisyonu oluştu.
Bir zihniyet, ‘Ön seçimle meclis üyelerini seçelim, listeyi kuralım’ derken aynı zihniyet, ‘Bunu baz almıyoruz, atamayla başkanı belirleyeceğim’ dedi. Sonuçta bizi entegre etti birbirimize. Örgütün seçtiği insanlar olarak koşullara adapte olmak zorundaydık. Çok zor bir aşamaydı. İlk başta o senaryonun içerisine girerken yaşadığımız sıkıntıları 9 arkadaş çok iyi bilir. Kamuoyu da hissetmiştir ama şu bir gerçek; biz örgüt tarafından görevlendirildik. Birileri olayın bozguncu tarafında diğer taraf yapıcı yönünde… Öyle bir senaryodan giriyorsun, bunu entegre edip yoğuracaksın ve herkesin gözü üzerinizde. Süreci sağlıklı götürmek lazımdı.

"SAVAŞARAK DEĞİL, KONUŞARAK ANLAŞABİLİRİZ”
Bu yaşananlardan sonra benim düşüncem artık; Silivri’de bir takım şeylerin değişmesi gerektiği noktasında. Sayın büyüklerimin bir kısmı evine gidip torunlarına bakmakla hayatını geçirebilirler. 1989’da bazı genç arkadaşlar büyüklere bunu önermiş ama 1989’da yaşanan bu ruh şimdiki süreçte yine aynı zihniyete geliyor. Bu düşünce oluştuğu zaman eminim ki zihniyet değişecek. Gladyo denilen takım bir şekilde savaştırmasını biliyor ama insanlar konuşa konuşa anlaşabilir.
Eskişehir gezisinde 4 tane AK Partili arkadaşla beraberdik. Çok mutlu oldum arkadaşları tanıdığım için. Siyaset böyle olmalı. Mecliste ilişkimiz ‘Merhaba, hoş geldin’ kadar. Dünya görüşü ya da Silivri paydasında ortak noktada bazı şeyleri paylaşabiliyoruz. Olaya bakılan taraf önemli. "Ne işiniz var onlarla?” diye olaya girilirse zaten o işin içinde çıkamazsınız. Ya da, "Hangi parayla gittiniz oraya?” diye sorgularsan bu zihniyet hep bir çalkantıya gider.

"BELKİ BİR TAKIM ARKADAŞLAR VURUP, KIRIP DÖKMEMİZİ BEKLEDİLER…”
Ön seçimle gelen meclis üyeleri olarak Başkan Işıklar’ın ekibinden kabul edilme sürecimiz hakikaten çok zordu. Ben duygusal da bir adamım. Çoğu şeyden etkilenip eşimle paylaşmışımdır. Ama yedik yuttuk yani. Yapmak zorundayız sonuçta Silivri örgütü ve Silivri halkı bize bir görev verdi. Birileri muhakkak ki kızacaktır, birilerini belki yanılgıya uğratacaksınız, "Bu böyle değildi, biz böyle beklemiyorduk” diyecek ama aklın yolu bir. Biz oraya gittik belki bir takım arkadaşlar vurup kırıp dökmemizi beklediler. Bu tarzda gidileceğini düşündüler. Soruyorum; AK Partili meclis üyesinin ‘tamam’ dediği mantıklı bir şeye biz nasıl ‘hayır’ diyeceğiz? Bu tarz olmamalı, bundan da kimse beslenmemeli. Biz o süreci aştık. O süreçte geldiğimiz değerleri çok iyi biliyoruz.

"ÖZCAN BEY VE YÖNETİMİNE İNANDIM”
Silivri noktasında Özcan Bey’in ve bu yönetimin neler yapabileceğine inandım. Silivri halkı da inandı ki ikinciye seçildi Özcan Bey. Sonuçta lider pozisyonunda o çıktı bu savaştan. Muhakkak ki buna kendi bölgelerimizde güç olarak biz rüzgâr tuttuk. Özcan Bey’in iyi bir yönetici olduğunu ve süreci toparlayacağını düşünüyorum. Bu entegrasyon onu da yordu. Su yoluna girmeye başladı. Su yoluna girdikten sonra hizmet ve kararlar bakımından gelişmelerin daha hızlı olacağımızı düşünüyorum.
Silivri bir pırlanta. Herkesin gözü burada. Biz çok ciddi şeyleri düşünmeliyiz burada, kavga dövüşü, onun bunun dediğini değil. Bu beş yıl içerisinde belki yağmaya, talana gidecek Silivri… Rantlara çevrilecek bir takım olaylar; önünü alamazsak. Ya da sağlıklı kararlar verip AK Parti meclis üyeleriyle ‘Burada bu olmalı’, ‘Bu burada yanlış olur’, ‘Bunun 10 sene sonra sıkıntısını yaşarız’ türündeki şeyleri konuşmamız lazım. Aklımızın belli bir kısmını buraya yormamız lazım. Bu süreç içerisinde ne kadar yordunuz derseniz evet yoramadık. Bu tarzın gelişmesi bakımından oluştu. Ama ben düzelmeye başladığını düşünüyorum. Programlarla kaynaşma pozisyonları daha iyi noktaya gidecek. Daha ciddi şeyler yapacağımızı düşünüyorum.

"DEĞİRMENCİ BİZE LİDERLİK YAPTI, SİYASETİ ÖĞRETTİ”
Sevginar UYGUN: "Geçmiş ile bağınızı inkar etmeden, yeni koşullara ve üstlendiğiniz sorumluluğun gereği arasında kalma sıkıntısını aştık” diyorsunuz yani?
Devrim UZUN: Yapmamız gereken bu. Selami Değirmenci’yle siyaset beraberliğimiz 2004’te başladı. Bu sürecin etkisi bende çok ciddidir. Asla inkâr edemem. Kim ne derse desin; kendimden eminim ihanet söz konusu değil. O bize liderlik yaptı. Siyaseti öğrendik. Devamı için şartlar uygun olmadı. Birileri mutlu olurken, birileri mutsuz oldu. Burada ihanet görebilirsiniz bakış açınıza göre ama yok. Örgüt seni seçtiği noktada o durmak zorundasın. Yadırgayanlar ve yargılayanlar olabilir; bizim açımızdan biraz da yukarı tükür bıyık, aşağı tükür sakal oluyor. Ortada durup bu dengeyi götürmek zorundayız. Selami Bey bana kırgındır, kızmıştır. "9 kişi çıktıktan sonra bu 9 kişiyi bu sürecin içine sokmamalısınız. Artık bir görev aldık. Sizin pozisyonunuzda mücadelemizi verelim ama karar bu noktada gidiyor. Orada olmamız gerekiyor. Örgüte bunu yapamayız”  pozisyonunda söylediklerimden dolayı bir takım sıkıntılar yaşadık. Gönül koymuştur. O benim büyüğümdür, olabilir. Telafi ederiz inşallah. Yarın öbür gün siyaset neler getirir onu bilemeyiz.
Ancak şunu çok rahat söyleyebilirim Özcan Bey’in de profesyonel bir yönetici olduğu kanısı oluştu bende. Silivri için ciddi şeyler düşünüyor. Uygulama noktasında da gayret göstermeliyiz. Projeci bir Başkan var. Projeyi hazırla getir, "Şunu yapalım” dediğinde kesinlikle kafa yoruyor. Meclis üyeleri içerisinde de bu şekilde arkadaş sayısı fazla. En kötü kendi bölgemize katkı sunabiliriz edebiliriz. Hizmet ile ihtiyaç duyulan yatırımlar konusunda teklif ve öneri getirirsek cevap alacağımızı düşünüyorum.

"ÇANTA’YI PARLATMALIYIZ"
Sevginar UYGUN: Çanta’nın en önemli ihtiyacı sizce ne?
Devrim UZUN: Gümüşyaka, Değirmenköy, Çanta, Çavuşlu ayrı bir merkez. Belki 10 yıl sonra Çorlu gibi olacak.  Ki olacak iddia ediyorum. Çünkü o nüfus yoğunluğu burasını kaldıramayacak. Bu bölgenin atardamarı, toplama merkezi Çanta. Kınalı Kavşak bütün her tarafı topluyor ama Çanta bu noktada boğulmuş, bir Gümüşyaka olamamış. Değirmenköy’ü bile E-5’teki dükkânlar kurtarmış ama biz aşamamışız bunu. Dar ve uzun bir caddede kalmışız. Alt tarafı sanayi üst tarafına da yine sanayi koyulmuş, her iki taraftan sıkıştırılmış Çanta. Denize doğru da inememiş E-5’ten. Sıkışmış bir yer.
İlk açılım 2009’da Mostarpark’da yapıldı, bir şekil oluşsun diye. Ne kadar faydalı oldu tartışılır. Şu an ki E-5’e cephe kısmındaki yer çok ciddi şekilde akıllı bir projeyle değerlendirilmeli bence. Yazın gelen sahil insanını bir şekilde Çanta’ya çekmek zorundayız. Büyük bir bütçe bu. Bunu uygulamak basit bir şey değil. Özcan Başkanla konuşuruz, yap-işlet-devret modeliyle bir takım yatırımlar ayarlanabilirse olabilir. Buna hakikaten kafa yoruyorum. Bu aşıldığında tercih meseleleri oluşacak. Biraz parlatmalıyız bence. Bu işin yıldızı Çanta olabilir. Kabuğu kırılmamış bir Çanta var.
2004-2009’da Belde Başkanıydım. Bu süreçte çok kavgasını yaptım Tahir Bey’le özellikle Sanovel tarafı sanayiye açılırken. Genişleyen bir yeri iki tarafından sanayiyle durduracaksınız böyle bir şey olabilir mi? Yarın öbür gün Çanta büyüdüğünde Esenyurt gibi olacağız; toplu konutların arasında fabrikalar olacak. Şimdi bu mantık mı? Ama birilerine zamanında yanındaki meclis üyeleri, o’su bu’su mutlu olsun diye, rant demeyim de arz talep olayı gerçekleşti. 10 yıl içerisinde nüfusu düşünüyorsun, Çanta ne tarafa genişleyecek? Arkaya ormana doğru… Millet denize gidiyor biz ormana. Geçenlerde bunu Özcan Bey’e imar planlamadaki arkadaşlara da sordum; planlarda bu fabrika burada kalıyor değil mi? Kalıyor. Peki, mağduriyet oluştu, emlakçı arkadaşlar sanayi yeri diye sattılar. E, konuta düştü şimdi. Bu benim işim değil ama mantık olarak konuşuyorum. Para da döndü orada. Para kazanıldı, satıldı.

Çanta’ya 2019’a kadar bir şeyler yapıp, biraz çehresini değiştirip ufkunu açıp gemiyi de kenara yanaştırabilirsek ‘Bu çocuğa da helal olsun. Bir şeyler yaptı’ dedirtebilirsek bizim için en büyük mutluluk o olacak.

"ESKİŞEHİR GEZİSİ ÇOK FAYDALI OLDU”
Sevginar UYGUN: Eskişehir geziniz nasıl geçti?
Devrim UZUN: Benim adıma çok faydalıydı. Eskişehir gezisini çok uzun zamandır konuşuyorduk. Tarihi Kentler Birliği’nde 2-2,5 ay önce bir Kayseri toplantısına katıldım. Kayseri’nin de güzelliklerini gördük. Hatta Özcan Bey’e bir rapor şeklinde sunduk. Halkla ilişkilerinden, taslaklarından yapılan işlerine kadar. Değerlendirilecek çok şey var. Kayseri’ye de gidilmeli, orayı da görmeliyiz. Gördüğünden bir şey alıp uygulayabilirsin. Onlar daha büyüğünü yapmıştır ama sen daha basitini yapabilirsin. Sosyalleşiyoruz. Çok basit projeler insanları mutlu ediyor. Silivri’ye Anıtkabir minyatürü konuldu. İnsanlar onunla bile mutlu oldu. Sosyal medyada ne kadar paylaşıldı. 3 gün boyunca Eskişehir’de neler yapılmış, nasıl bir değişime uğramış, tarihi nasıl birleştirmişler bakılacak noktaları çok iyi incelediğimizi düşünüyorum. Muhakkak ki oradan alınıp uygulanabilecek şeyleri değerlendireceğiz.

"AK PARTİ MECLİS ÜYESİ ARKADAŞLARI DA TEBRİK ETMEK İSTERİM”
AK Parti meclis üyelerinin bizimler beraber olmasına gelince; bayraklar farklı olabilir ama biz bir ekibiz. Sonuçta Silivri’yi biz yöneteceğiz. Onların da olayın içerisinde olması beni daha çok etkiledi. Beklemiyordum açıkçası anlayışlı arkadaşlarmış. Böyle olmalı. Böyle olursan üzerine koyarsın. Bu tür etkinliklerde bulunulması gerekiyor. Muhakkak ki eleştirilecek. Eleştirilme noktasında bakılan nokta önemli. O dediğim saflaşma netleşmediği zaman iki zihniyet farklı farklı bakabiliyor.
AK Parti meclis üyesi arkadaşları da tebrik etmek isterim. Çok sağlıklı bir süreç geçirdik şu ana kadar, etik ve anlayışlı bir meclis profili çizdik. Ufak bir takım konularda muhakkak ki tartışmalarımız oldu. Siyasetin mayasında tartışma var. Böyle gitmesi taraftarıyım.
Eskişehir gezisi için arkadaşlar yorumlarını yapıyor. Eleştirecekler sonuçta biz göz önünde duran insanlarız. Kimisi faydalı kimisi yanlış diyecek ama doğru noktada doğru işi yapmak önemli. Bu tür projelerde gezilip görülüp ve uygulanması taraftarıyım. Kimi şeyleri okumakla ya da fotoğrafa bakarak çözemezsin.

"YALANDAN KORKAR, ACIMASIZLIKTAN TEDİRGİN OLURUM”
Sevginar UYGUN: Devrim Uzun’un
korkuları var mı?
Devrim UZUN: Öyle belli bir şeyden korkum yok ama yalandan korkarım. Siyaset arenasında olmamış bir şeyin olmuş gibi yaşanmasından tedirgin olurum. Hiç olmadık bir hava bir rüzgâr olayı öyle bir tarafa getiriyor sonra bir patlıyor bir daha geri dönüş çok zorlaşıyor. Siyaset arenasındaki acımasızlıktan biraz tedirginim.

Sevginar UYGUN: Vazgeçemediğiniz şeyler neler?
Devrim UZUN: Eş ve çocuklarım… Siyaseti de ekleyebiliriz.

Sevginar UYGUN: Yaşadığınız kötü şeyleri unutur musunuz yoksa kindar bir tarafınız var mı?
Devrim UZUN: Özel hayatta unuturum. Siyasette unutmam. Siyasette unutursan harcanırsın düşüncesindeyim. Özel hayattaki insanları affedebilirsiniz ama siyaset çok acımasız. Siyasette yaşadığınız tecrübe beyninizin bir tarafında hep yer etmeli, unutmamalısınız. Unutursanız yol alamazsınız. Bu şartlarda Silivri gibi bir yerde siyaset yapıyorsanız yolunuza çıkacaktır.

Sevginar UYGUN: Sihirli bir değneğiniz olsa neyi değiştirmek isterdiniz?
Devrim UZUN: Elimde bir değnek olsa herhâlde Silivri için kullanırdım. Büyükşehir ile Silivri’ye aynı parti yapardım. Hizmet bağlamında akıcılık diyoruz ya Mustafa Sarıgül’ü Büyükşehir Belediye Başkanı yapardım.

"ÇOK DAHA İYİ ŞEYLER YAPACAĞIZ; İNANIYORUM”
Sevginar UYGUN: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Devrim UZUN: Silivri yaşamaya değer bir yer. Bizde burada yaşayan ve Silivri’ye hizmet etme noktasında görev almış insanlarız. Bunu yaşarken birilerini mutlu birilerini mutsuz edebiliriz. Ama bunu Silivri kamuoyuna iyi şekilde yansıtacağımızı düşünüyorum. Bu gemiyi sağlıklı bir şekilde limana yanaştırabilirsek, insanlarda bize ‘Bunlar yaptı, helal olsun!’ derse, kendimizi takdir ettirip o teşekkürü alabiliyorsak, ne mutlu bize. Her ne kadar çalkantılar olsa da sağlıklı gittiğimizi düşünüyorum. İyi şeyleri duruşla çözebilirsiniz. O duruşu gösterdiğiniz zaman karşı taraf vermek istediğinizi de anlayacaktır. Çözeceğiz. Daha iyi şeyler yapacağız diye düşünüyorum. Özcan Bey’i 6-7 aydır tanıma fırsatımız oldu. Takdir edersiniz ki daha önceden kişisel ilişkilerimiz olmadığı için birbirimizi tanıma fırsatımız yoktu. Projeci bir Başkanla çalışıyoruz. Ben proje bağlamında desteklenmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Parantez olarak belirtmek istiyorum; elbette ki Silivri menfaatleri noktasında bir sıkıntı yaşandığı zaman da Silivri kamuoyu şundan emin olsun ki Devrim Uzun kendi adına o noktada duruşunu gösterebilecek bilgi ve birikime sahiptir.
Ve siyasetin zorlu yollarında her zaman anlayışı ve desteğini benden esirgemeyen eşim ve çocuklarıma teşekkür etmek istiyorum; iyi ki varlar, Allah eksikliklerini göstermesin.

İSİMLER VE ÇAĞRIŞIMLAR
Sevginar UYGUN: Bu isimlerin size ilk anda çağrıştırdıkları neler?
Devrim UZUN:
Ünal Doğrul; Arkadaş.
Doruk Bulut; Eski dost.
Tahir Sert; Çanta’da görev yapmış iyi bir ağabey.
Selami Değirmenci; Lider.
Tülay Kaynarca; Kendisini tanımıyorum, eski İlçe Başkanı, Milletvekilimiz.
Metin Karakaş; Çanta      damadı.

YORUM YAP