Yaşam Koçu Cenk Sabuncuoğlu, ilçemiz öğrencileriyle ilk buluşmasında onlara üniversite sınavı öncesi önemli tüyolar verdi, gözlüklerden nasıl kurtulabileceklerini anlattı ve çağımızın hali olan kilo problemlerine değindi.
SABUNCUOĞLU: SINAVLARINIZ HAYAL DÜNYANIZ KADAR BÜYÜK VE KÜÇÜK
Sabuncuoğlu şöyle konuştu: "Hepimiz hayatımızda çeşitli engelleri ve sınavlar biliriz, ama bütün limitin biz olduğumuzu bugün itibariyle bilmelisiniz. Hayal gücünüz kadar sınavlarınız büyük ve küçük. Bir üniversite sınavına girmek de girmemek de size çok büyük bir sıkıntı yaratmıyor. Hepsi bunun hayal dünyamızda karman çorban bir şey. Sınav kazanmak çok basit.
"HAYATIMIZDA YARATTIĞIMIZ BAZI ŞEYLER BİLGİ EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANIYOR”
Hayatımızda yarattığımız bazışeylerin bilgi eksikliğinden olduğunu bilmeliyiz. Yüzümüzde çıkan sivilceden, gözlüğe kadar… Sadece bilgimiz eksikse gözlük kullanıyoruz, yüzümüzde sivilceler oluyor veya benim gibi 147 kilo oluyoruz. Bilgimizi tamamladığımızda bir bakıyoruz ki rejim yapmadan zayıflamaya başlamışız.
"HERŞEYİ BİLEREK DOĞUYORUZ”
Her insan doğduğunda her şeyi bilerek doğar. Bu yüzden kendinizi sınav stresine sokmanıza gerek yok. Okulda öğretmenlerimizin bize yaptığı sadece şu; bilgi kalıplarımızı açığa çıkarırlar. Siz de bunu anlarsınız veya anlamamakta ısrar edersiniz.”
Sabuncuoğlu, öğrencilere insan gruplarından bahsetti. Hava, Toprak, Su ve Ateş gruplarının özelliklerinden bahsetti ve konuşmasına şöyle devam etti: "Aramızdaki fark şu; bilgisayara klavye ile yazarız, insanlara sözle yazarız. Her bir insan tipinin açıkları var. Kimisi sözle, kimisi davranışla kırılır.
"GÖZ EKZERSİZLERİYLE GÖZLÜKLERİNİZDEN KURTULABİLİRSİNİZ”
Göz egzersizi yaparak gözlüklerinizi bırakabilirsiniz. İnternetten göz yogası veya göz jimnastiği diye bakabilirsiniz. Bugün itibariyle kendinize söz verin ve o çerçeveleri artık takmayın. Yarından itibaren gözlüklerinizi küçültmeye başlayın. Hareket= Bereket teorisinden yola çıkarak sabahları yaptığınız göz jimnastiği ile bir ay sonra gözlerinizi yoran şeyden uzaklaşabilirsiniz.
"VÜCUDUNUZ SUSUZ, TUZSUZ VE OKSİJENSİZ KALMASIN”
Bir hücreyi oluşturan nedir? Su, tuz ve oksijen. Hücrelerimiz onlardan yoksun kaldığı zaman evham yapıyoruz. Yani şu an sınav stresi yaşayanlar var ya, suyu, tuzu ve oksijeni hücrelerine gönderemediklerinden kaynaklanıyor. Vücudumuzdaki suyu, tuzu ve oksijeni harcamayan yiyeceklerle beslenenler sınav kaygısı yaşamıyor.
SINAV ÖNCESİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
‘Hocam, çalışıyorum, dershaneye gidiyorum orada da öğreniyorum, aklımda hiçbir şey kalmıyor.’ Her bilgisayar gibi, insanın da bir antivirüs programı var. Akşam 22.00-24.00 saatleri arasında 45 dakika bile olsa uyuyamazsanız bilgisayar bir süre sonra format gerektiriyor. Sınava yaklaşırken haftada iki veya üç gün 22.00-24.00 saatleri arasında uyumanız gerekiyor. Elimizden geldiğince asitli içeceklerden, çay ve kahveden uzak kalıyoruz. Neden? Suyu, tuzu ve oksijeni harcamamak için. Unutmayın, siz her şeyi biliyorsunuz. Sadece ve sadece bilmeniz gereken şu; içinizdeki bilgileri dışarı çıkarmalısınız.
"VÜCUDUNUZUN SUYUNU, TUZUNU VE OKSİJENİNİ EKSİK BIRAKMAYIN”
Yaş itibariyle organlarınıza sadece fiziken baktınız. İlerleyen yaşlarda ruhsal durumlarına da bakacaksınız. Mideyi ne kadar az zorlarsanız yani tatlıyı ve tuzluyu karıştırmadan yerseniz, o kadar iyi olursunuz. Vücudun tuzunu, suyunu ve oksijenini tamamlarsanız zaten hiçbir şey yemezsiniz. Her insanın günlük ihtiyacı avucunun içi kadar. Onun haricinde başka bir şeye ihtiyacımız yok. Canınız tatlı ve tuzlu istediği zaman peki ne olacak? Evet, mutlaka ister. Neden? Vücut çeşitli gereksinimlerini alıp tuzunu ve suyunu tamamlamaya çalıştığı için. Her tatlı yediğinizde, asitli içtiğinizde canınız tekrar ister.
"SINAVDA NE KADAR BAŞARILI OLACAĞINIZA SİZ KARAR VERİYORSUNUZ”
Fazla kafalarınızı karıştırmadan tekrar üniversite sınavına dönelim. Meslek seçimi yapacaksınız. Lütfen, bugün itibariyle kendi özelliklerinizi tanıyın. Sınırlarınızı bir meslekle çizmeyin, sonsuz bir iletişiminiz var. Hedefleriniz olabilir, ona ulaşamayabilirsiniz. Önemli olan hedefin hazzını yaşayabilmek. Sınırlarınızı siz koyuyorsunuz onu unutmayın. O sınavda ne kadar başarılı olacağınıza siz karar veriyorsunuz, ama belirli şartları var; Birincisi, evde anne ve babamız var. Onlar bize jeneratör gibi bir sevgi sunuyor. Onlardan her sevgi sözcüğünü duyduğumuzda bize bir bonus paket geliyor. Geçmiş deneyimlerini sözcüklerle bize aktarıyorlar. Ve duyduğumuz o sözcükleri biz daha sonra anlamadan kullanmaya başlıyoruz. Onun için ailelerle olan ilişkilerinize çok dikkat edin. İki, haftanın 2-3 günü 22.00-24.00 saatleri arasında uykuda olmanız gerekiyor. Üç, kendinizin ne olduğunu farkına varmanız gerekiyor. Bir kolunuzun, diğerinden uzun olduğunu biliyor musunuz? Her zaman her organın, beyin dahil 12 büyük ve 12 kat küçülme durumu var, yani siz sınırlarınızı o kadar küçültebilir ve büyütebilirsiniz. Bu tamamen sizin elinizde.
"AKILLI SİPARİŞLERİNİZİ VERMEYİ UNUTMAYINIZ”
Bugün itibariyle kendinize birer niyet defteri oluşturun. Bu bizim geleceğe olan siparişlerimiz. Bu deftere ben neler yazıyordum. Aylar sonra bir baktım yazdıklarımın %90’ı gerçekleştirilmiş. İlk başta anlam veremedim. Dediler, ki ‘Bunun adı Akıllı Sipariş’. Niyet defterine yazdıktan üç ay sonra geriye dönüp bir bakın. Hatta bu defterinize sınavınızda kaç tane doğru, kaç tane yanlış bile yazarsınız. Niyet defterinin iki tarafı var; ön ve arka. Ön tarafına hayatınıza almak istediklerinizi, arka tarafına ise çıkarmak istediklerinizi yazıyorsunuz. Ve bu yazdığınız her şey sadece düşünce. Biz buna kuantum diyoruz. Bir de solaris denilen bir enerji formu var. Görevi şu; bizler her iyi şeyi düşündüğümüzde ‘ha aklıma geldi’ dediğimizde solaris denilen enerji formu gelir. Biz ise o anda aklımıza geldiğini düşünürüz. Gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız insan formatına uygun olmayan birçok enerji yüzdesi var. Güneşin ışınları, ayın akşam ışıtması diyebilirsiniz, nefes aldığımız her durumda o duygu size gelir ve gider.
"AĞIZINIZDAN ÇIKAN HER KELİME BİR GÜN SİZİN SONUCUNUZ OLUYOR”
Yeniden hayatınızı şekillendireceğine inandığınız sınav konusuna dönelim. Hedef koymuş kaç kişi var aranızda? Yani salonun yarısında bir hedef var, yarısında da yok. Hedefi olmayanlar sonuca göre hareket edeceğini söylüyor. Peki, sonuçları da yaratmak bizim elimizde değil mi? Hayatımızda sonuç neden ilişkilerini kuruyoruz ya, şunu hiçbir zaman unutmayın ağızınızdan çıkan her kelime bir gün sizin sonucunuz oluyor. Eğer sürekli, ‘ben kazanamam’ diyorsanız. İnanın ki orayı kazanamayacaksınız. ‘Ben burayı kazanırım’dediğinizde inanın ki bir gün orayı kazanırsınız.
"KAZANABİLECEĞİNİZİ KENDİ KENDİNİZE İSPAT EDEBİLİRSİNİZ”
Bizim bünye olarak 7.2 titreşim seviyemiz var. Her olumsuz düşüncenizle bunu 7.2’den aşağıya çekiyorsunuz. Ve bütün bilgi düzlemleri 6 ve üzerinde gerçekleşir. Moralinizi bozduğunuz ve her sınavı kazanamayacağınız anda bir tık aşağıya alırsınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bir gün istediğiniz yeri kazanamadığınızda bu dünyanın sonu değil. Bu gün itibariyle kendinize yeni bir sayfa açıp deyin ki ‘Kazanabilir veya kazanamaya da bilirim, ama ben bu gün itibariyle her gün şu bölümü şu puanla kazanabileceğimi kendi kendime ispat ediyorum.’
"YAŞAMIMIZDAKİ BÜTÜN OLAYLAR KABUL ETMEKLE ALAKALI”
İlerleyen zamanlarda ufak tefek sağlık sorunlarıyla karşılaşacaksınız. Onları ne zaman kabul ederseniz o gün onun şahlandığınız hissedeceksiniz. Siz de bu sınavı bugün buradan çıkarken kazanacağınızı düşündüğünüz an, sınavın ilk basamağını kazanmış olacaksınız. Yaşamamızdaki bütün olaylar kabul etmekle alakalı. Kabul edemediğimiz hiçbir şeyi maalesef hayatımıza adapte edemiyoruz. Arkadaş grubumuzda da biz böyleyiz. Birini kabul ettiğiniz an arkadaş grubunuza sempati duymaya başlıyorsunuz. Onu kabul etmediğiniz her an onun bakışı ve her hareketi size batıyor.
SINAVA 15 GÜN KALA…
Sınavın yaklaştığı son on beş gün uykunuza çok dikkat edin, televizyondan uzak duracaksınız, 7.2 titreşim sevinizi unutmayın. Her elektromanyetik alan sizi aşağıya çekiyor. Bilgilerinizi dışarıya çıkarabilmeniz, kendinizi standart halinde bırakmaya bağlı. Özellikle başı D… ile başlayan müzikleri dinlemeyiniz. Ritmi düşük olan müzikleri dinlemenizi tavsiye ediyorum. Neden? Her ritmi yükselttiğimizde kalp atışımızı hızlandırırız. Beyin aktivitesi panik içerisine girer; sürekli hareket sürekli kasılma. Bunlar bizim için sıkıntılı şeyler. Bilinçaltını bilinçüstüne çıkaramama hali başlar. Sınava 15 gün kala dingin müzik dinliyor, huzur veren yerlere bakıyoruz.Tek hedefimiz var; bildiklerimizi düzgün bir şekilde dışarıya çıkarabilmek.
SON 5 GÜN KALA…
Özellikle son 5 günde elimizden geldiğince minimum yemek yiyoruz. Sabah, öğle, akşam öğünlerini atlamadan mutlaka yiyoruz, ama kesinlikle yiyecek yüklemesi yapmıyorsunuz. Neden? Bizdeki her organın bir görevi var. Durup dururken korku hissediyorsanız mideniz çok yorulduğu içindir. Midenin işletim sistemine aykırı hareket ediyorsunuz. Eğer pankreas ve safra kesesinin size sınavı kazandıran organlarınızın olduğunu bilseniz o organları omzunuzda taşırsınız. Her dakika hallerini ve hatırlarını sorarsınız. Sınava son 5 gün kala bir gün elinizi safra kesenizin üzerine koyun ve deyin ki ‘Ben bu sınavı kazanacağım’. Ramazan ayında orucu tutmadan önce İmsak vaktinde kalktığımızda şöyle deriz değil mi, ‘Niyet ettim, niyet eğledim orucumu tutmaya’. Her organın kulağı ve dili var. Biz ona şu mesajı veririz; ‘Bugün herhangi bir yiyecek yok, lütfen kendi rezerveni kendin kullan.’ Niyet etmeden yaptığımız her oruç hareketi maalesef başarısızlıkla sonuçlanıyor.
Her gösteremediğimiz organın duygularından yoksunuz. Siz bugün itibariyle kendinize bir görev daha edinin, her organın nerede olduğunu bir bakın. Eğer kalbinizi gösteremiyorsanız sevginiz eksik, midenizi gösteremiyorsanız korku, safra kesenizi gösteremiyorsanız anlık hareketleriniz olmaz. Pankreasınızı gösteremiyorsanız aile ilişkilerinizi ve hayallerinizi sınırlarsınız.
Biz son 5 gün sağ elimizi safra kesemize koyuyoruz ve diyoruz ki, ‘Ben bu sınavı şu puanla kazanacağım.’ Sol tarafa koyup, ‘Ben şu mesleği yapmayı niyet ediyorum’ diyoruz.
Kendi titreşimimizi ne kadar yükseltirsek, istediğimiz şeyin titreşimine aynı seviyeye geldiğimizde o bonus paketi olarak bize geri geliyor.
SINAVA SON 3 GÜN KALA…
Günde 2.5 litre sudanaşağı kesinlikle düşmüyoruz. Bir himalaya tuzu alıyorsunuz. 84 tane mineral içeriyor. Bir kamyon yiyecek yeseniz elde edemeyeceğiniz minerali bir tane tuz tanesinden alabilirsiniz. Sabahları kalktığınızda bir bardağı suyunuzun içine iki üç taneyi atıyorsunuz. Eridikten sonra onu içiyorsunuz. Yani o 84 tane mineral sizi ateş yapar. Bütün bilgileriniz zıpkın gibi dışarıya çıkacak.
Hayatımız boyunca hangi sorunu yaşıyorsak, kendi içimizde çözdüğümüz an onun da çözüldüğünü görürsünüz.
SINAVA SON 1 GÜN KALA…
Bilgimizin dışarıya çıkabilmesi için ve daha sağlıklı bir sınav geçirebilmemiz için son bir günde şunu yapıyoruz; rahat bir yere oturup sağ elimizi bıngıldak denen yerin bir altına elimizi koyup saat yönünde ve tersine 8’er kez çeviriyoruz. Bunu sabah, öğle ve akşamüstü yapıyoruz. Himalaya tuzundan sabah, öğle ve akşam suyun içerisine atıp içiyoruz. Akşam, göbek deliğimizin hemen alt bölgesine avuç içimizi koyuyoruz. Burası bizim hırs, öfke, şiddet, kaygı ve korkuları biriktirdiğimiz torbamız. Ve diyoruz ki, ‘Üniversite sınavına başladığımız günden şu dakikaya kadar öğrenmiş olduğum bütün bilgilere güveniyorum. Ve en uygun zamanda (sınavın saatini söylüyorsunuz) bu bilgilerin bilinç üstüne çıkmasına niyet ediyorum.’ Hayatınızda yaşamış olduğunuz başarısızlıkları başarısızlık değil, tecrübe olarak bilin arkadaşlar. Kendinize iyi bakın.”
Renginar M.SALİ






