2009-2019 dönemi Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, KasabaTV'de Alparslan Ermiş'in hazırlayıp sunduğu “Siyasetin Yörüngesi” programında siyasi yaşamını ve Silivri'nin geleceğine ilişkin düşüncelerini paylaşırken, görev dönemine yönelik özeleştiride de bulundu. Kentin geleceğini değiştirebilecek projeleri bütün Silivri'nin ortak hedefi haline getirmekte eksik kaldığını belirten Işıklar, büyük hedeflerin ancak siyasi farklılıkları aşan iş birliği ve toplumsal sahiplenmeyle gerçekleşebileceğini vurguladı.
2009-2019 yılları arasında Silivri Belediye Başkanlığı yapan Özcan Işıklar, siyaseti yaşadığı kentle ilgili sorumluluk duymak olarak tanımladı. Silivri'nin tarım, gıda, eğitim ve bilişim teknolojileriyle gelişmesi gerektiğini savunan Işıklar, geçmişte hayata geçiremediği üniversite projeleri konusunda özeleştiri yaptı.
Kentte yaşanan sorunların ortak akılla aşılması gerektiğini vurgulayan Işıklar, eski belediye başkanlarının, siyasi partilerin, muhtarların, Kent Konseyinin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte bir yol haritası oluşturmasını önerdi. 2029'da yeniden aday olup olmayacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Işıklar, geniş bir Silivri birlikteliği kurulması durumunda sorumluluk almaya açık olduğunu ifade etti.
“SİYASET, YAŞADIĞINIZ YERLE İLGİLİ DERTLENMEKTİR”
Alparslan Ermiş: Görevi devredeli yedi yıl oldu. Özcan Işıklar bugün kendisini aktif siyasetin içerisinde görüyor mu?
Özcan Işıklar: Tecrübe kolay edinilen bir şey değildir. Hataların bileşkesidir ve pahalıdır. Siyaset ise aslında yaşadığınız yerle ilgili dertlenmektir. Yaşadığınız yeri daha yaşanılır, daha mutlu, daha sağlıklı, gelir yaratan, kalkınan, kültürle ve sanatla büyüyen bir yer haline getirmeye çalışmaktır.
İnsan sevgisini öne koyan; insanları inançlarıyla, kültürleriyle bir arada yaşatan, farklılıkları zenginlik sayan bir anlayıştır siyaset.
Şehirler birçok çelişkinin bir arada bulunduğu yerlerdir. Zengini, fakiri, doğulusu, batılısı, yaşlısı, genci; arabası, evi, işi olanı ve olmayanı aynı şehirde yaşar. Bütün bu farklılıkları bir arada yaşatabilme becerisi, ortak zeminler oluşturabilmektir önemli olan. Öyle bir yer yapacaksınız ki zengin de fakir de sahile gittiğinde oturup keyif alabilecek.
İnsanın kalbinde bir sızı olur; yaşadığı yeri daha güzel yapmak için “Elimden ne geliyor, ne yapabilirim?” diye düşünür. Biz de böyle bir görev edindik. Bunları düşünmekten vazgeçtiğiniz anda siyaseti bırakırsınız. Biz düşünmeye devam edeceğiz.
“GEÇMİŞİ DEĞİŞTİREMEYİZ AMA GELECEĞİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ”
Alparslan Ermiş: Uzun bir aradan sonra Silivri Belediye Meclisine katıldınız. Neden oradaydınız? Vermek istediğiniz bir mesaj var mıydı?
Özcan Işıklar: Bunun nasıl başladığını anlatayım. On yıl birlikte çalıştığımız, başkan yardımcılığı ve meclis üyeliği görevlerini beraber yürüttüğümüz Selami Bey, “Birlikte meclise katılsak senin için de uygun olur mu?” diye sordu. “Seve seve” dedim.
Geçmişte yaşadığımız siyasi ayrışmayı Silivri biliyor. Bunun nedenlerini konuşmaya başlarsak uzun bir sürece gideriz. Aday belirleme yöntemleri de bu ayrışmalarda etkili oluyor. Yerelde ön seçim yapılsa birçok ayrışma önlenebilir. Merkezden atamalar olduğunda ise birtakım sorunlar yaşanabiliyor.
Biz de bir siyasi ayrışma yaşadık ve istemediğimiz sonuçlar ortaya çıktı. Yıllar sonra Selami Bey'in böyle bir davette bulunması büyük bir incelik, nezaket ve ağabeyliktir.
“O kadar tartıştığınız, ayrıştığınız kişiyle neden birlikte gittiniz?” diye eleştirenler oldu. Onlara şu cevabı veriyorum: İnsanı, içinde tuttuğu kin küçültür. Onunla birlikte yaşayamazsınız. Geçmişi değiştirme şansımız yok ama geleceği değiştirme, yeniden şekillendirme ve umuda taşıma konusunda yapabileceklerimiz var.
Ayrışırken neler olduğunu gördük. Parçalandık, insanlar kırıldı, üzüldü, moralimiz bozuldu. Belki Silivri'ye yapmak istediğimiz birçok hizmet ertelendi. Bana göre bir fırsatı kaçırdık. Bugünkü birlikteliğimiz Silivri içindir.
Meclise giderken şunu söylemek istedik: Yıllardır yaşadığımız sıkıntıları, ayrışmaları artık geçmişte bırakalım. Silivri'nin geleceği için birlikte hareket edelim.
“MECLİSTEKİ DÖRT PARTİYE DE MESAJ VERDİK”
Alparslan Ermiş: Bu birlikteliğin siyasi partilere yönelik bir anlamı da var mı?
Özcan Işıklar: Ben Cumhuriyet Halk Partisinde devam ediyorum, Selami Bey Yeni Parti'de. Parti isimlerimiz farklı olsa da aynı kökten geliyoruz. Silivri'nin ve Türkiye'nin geleceğine katkı yapacaksak bu farklılıkların bizi ayrıştırmaması gerektiğini düşünüyoruz.
Orada “Tekrar tek yürek olalım, motivasyonumuz bozulmasın” mesajını verdik. “Yanınızdayız. Moral vermek, katkıda bulunmak için buradayız. Bizden beklenen bir katkı varsa yapmaya hazırız” dedik.
Bu mesajı yalnızca CHP ve Yeni Parti'ye vermedik. Cumhur İttifakı'na da verdik. Silivri'nin geleceği için MHP ve AK Parti de ayrışmamalı. Hizmet yalnızca iktidarda yapılmaz; muhalefette de uyararak, yol göstererek yapılabilir. Merkezi iktidarın imkânlarını Silivri'ye taşımak da bir hizmettir.
Dolayısıyla meclisteki dört partiye de mesaj vermiş olduk. Hüseyin Bey'in, Metin Bey'in, Volkan Bey'in de gelip bu morali ve motivasyonu vermesini isterdim. Onlar da gelebilir.
Alparslan Ermiş: Selami Değirmenci'nin 15, sizin 10 yıllık belediye başkanlığınız var. Silivri'nin 25 yıllık bir döneminden söz ediyoruz. Bu tecrübeye danışılması gerekmiyor mu?
Özcan Işıklar: Çok haklısınız. Tecrübe, yaşanmış bir örnektir. Silivri de çok özel bir yer. Her kriz ortamında bir fırsat vardır. Buradaki fırsatları görmemiz gerekiyor.
Ekonomik sıkıntılar, siyasi sorunlar ve moral kaybı yaşanıyor. Biz biraz da “Bu iş düzeltilebilir, o kadar kötümser olmayalım” demek için gittik. Selami Bey bu davetiyle önemli bir adım attı. Ben de ona destek olmaktan memnuniyet duydum.
“CHP'NİN KURUCU İRADESİNİ KORUMAMIZ LAZIM”
Alparslan Ermiş: Yeni Parti Silivri İlçe Başkanlığının açılışında da sizi gördük. “Özcan Bey neden geldi?” şeklindeki yorumlara ne söylersiniz?
Özcan Işıklar: Aynı kökten geliyoruz. Ben meseleyi mevcut koşulların ortaya çıkardığı bir durum olarak değerlendiriyorum.
Sözünü ettiğim mahkeme kararını kabul ediyor muyum? İçime sindiremiyorum. Genel başkanlık mahkeme kararıyla değil, seçimle belirlenmeli. Mahkeme kararları siyasetin iç işleyişine bu şekilde girmemeli. Bir süre belirlenip kongrenin yapılması için görevlendirme yapılabilirdi. Benim yaklaşımım bu.
Cumhuriyet Halk Partisi devletin kurucu partisi, kurucu iradesidir. CHP'ye oy vermeyebilirsiniz, görüşlerine katılmayabilirsiniz ama bu kurucu iradenin ve sembolün yaşaması gerekir. Kurtuluş Savaşı'nın değerlerini taşımamız gerekiyor.
Ben de bu partinin yaşaması için burada nöbet tuttuğumuzu söylüyorum. Kongre yapılırsa orada kendimizi ifade etmek, katkı sunmak isteriz. CHP'nin yeniden kendi demokratik işleyişi içerisinde yoluna devam etmesini ve bu kurucu iradenin altında birleşmeyi istiyorum.
İşin bir de olası erken ya da baskın seçim tarafı var. Devleti yönetmeye talip olan bir siyasi hareketin muhtemel gelişmelere karşı A ve B planları olması gerekmez mi?
Yeni Parti'nin örgütlenmesini tamamlamasını, seçime hazır bir yapı bulunması bakımından bir önlem olarak değerlendiriyorum. CHP açısından dile getirdiğim seçime katılma riskleri karşısında bunu ayrışmadan çok, mevcut koşullara uyum sağlama çabası olarak görüyorum.
Yeni Parti'ye geçeni “hain”, diğerini “butlancı” diye ayıran ifadeler beni üzüyor. Bugünkü koşulların getirdiği durumu bu şekilde değerlendirmek doğru değil. Selami Bey'le birlikte verdiğimiz görüntünün böyle bir anlamı da var.
“İKTİDAR DEĞİŞİMİ YETMEZ, SİSTEMİN DE DEĞİŞMESİ GEREKİR”
Alparslan Ermiş: Yeni Parti, cumhurbaşkanı adayı olarak Ekrem İmamoğlu'nu işaret ediyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özcan Işıklar: Ekrem Bey'le ilgili yargı süreçleri ve diploma meselesi var. Bunların seçime katılımı bakımından risk oluşturabileceğini düşünüyorum. Özgür Özel de alternatif olarak Mansur Yavaş'ın adaylığından söz etti.
Ancak mesele yalnızca bir aday bulmak değildir. Güçlü bir muhalefet bloğu oluşturulması gerekir. Uzun iktidar dönemlerinde insanlar yanlışları doğru gibi kabullenmeye alışabiliyor. Değişimde hayır olabilir.
Benim söylediğim şu: İktidara gelmek yetmez, düzenin de değişmesi gerekir. Parlamenter sisteme dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet Bahçeli'nin “Yürütme sizde, yasama bizde” sözünü de bu yönde okuyorum. Bu, benim yorumum.
Türkiye'yi geleceğe ve aydınlık yarınlara taşımak istiyorsak hem iktidarın hem muhalefetin güçlü olması gerekir. Bir kuşun uçabilmesi için iki kanada ihtiyacı vardır.
Ekrem Başkan, Mansur Başkan ya da Özgür Özel cumhurbaşkanı olduğunda vatandaşın hayatında ne değişecek? İnsanların kendisine sorduğu soru bu: “Biz ne olacağız?” Yapay gündemler nedeniyle bunları yeterince konuşamıyoruz.
Türkiye'nin bu sorunları çözebilecek çok zengin bir insan sermayesi var. Milyonlarca öğrencimiz eğitim görüyor. Bu gençlerden ne fikirler çıkabilir? Neden onları parlamentoya, karar alma süreçlerine taşıyamıyoruz?
İktidar değişiminin ötesinde daha çağdaş, daha modern bir yönetim anlayışına ve yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Türkiye'nin kaynaklarının ve potansiyelinin çok daha yüksek bir refah üretmeye uygun olduğuna inanıyorum. Geliri artırabilsek bugün emekli maaşından geçim sıkıntısına kadar konuştuğumuz birçok sorunu farklı bir noktaya taşıyabiliriz.
“BUGÜN OLSAYDIM O VİYADÜĞÜ YAPTIRMAMAYA ÇALIŞIRDIM”
Alparslan Ermiş: Bugün 2019'a dönseniz yapmayacağınız şey ne olurdu?
Özcan Işıklar: Göreve devam etseydim, bugün gördüklerimle söylüyorum, o viyadüğün yapılmaması için elimden geleni yapardım. Karayollarının yaptığı bir yatırım ama Silivri'nin ekonomik, kültürel ve sosyal gelişimi açısından alternatifinin daha fazla tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Biz bir proje hazırlamıştık. İstanbul Teknik Üniversitesinin yol ve trafik mühendisliği birimine götürdük, üç seçenek aldık. Bunları meclise sunduk, birini onayladık. Araç sayımları yapıldı, ardından proje çizildi.
Projeyi rahmetli Kadir Bey'e de gösterdim. Sütlüce'de görüştük. Önerisi şuydu: Selimpaşa'dan sonra yaklaşık üç kilometrelik bir bağlantıyla otobana çıkılması ve Kınalı'ya bağlanılması. Böylece İstanbul'dan Edirne'ye, Çorlu'ya giden transit araçların Silivri'nin içinden geçmesine gerek kalmayacaktı. Silivri'ye girmek isteyenler de yan yolları kullanacaktı.
Çorlu, Babaeski ve Lüleburgaz'da transit yol şehir dışından geçiyor. E-5'in kent içindeki transit yükünün kaldırıldığını düşünün. Karşılıklı yollar birleşecek, şehir bütünleşecekti.
Bu konu o gün yeterince tartışılmamış ya da öngörülememiş olabilir. Bugünden bakarak söylüyorum: Ben olsaydım o viyadüğü yaptırmamaya çalışırdım.
Kadir Bey'in hakkını da teslim edeyim. Bunu önceden görmüş ve “Özcan, bunu yapmazsan burayı bir daha araçsızlaştıramazsın” demişti. Selimpaşa'dan otobana çıkıp Kınalı'ya bağlanma fikri onun da üzerinde durduğu bir fikirdi.
“ÜNİVERSİTE PROJELERİNİ HEPİMİZİN PROJESİ HALİNE GETİREMEDİĞİM İÇİN ÜZGÜNÜM”
Alparslan Ermiş: On yıllık belediye başkanlığınızdan kalan en büyük pişmanlığınız neydi?
Özcan Işıklar: Üniversite projelerini bütün Silivri'nin ortak projesi haline getirememiş olmak.
Üniversite yöneticilerini, Kent Konseyini, basını, sivil toplum kuruluşlarını, kamuoyu oluşturan insanları ve kentte söz söyleyen bütün kesimleri bir araya getirmeliydik. Binlerce kişinin önünde “Bu projeyi imzaladık, bu hepimizin projesi” diyebilmeliydik.
AK Parti'ye gidip o dönemin yöneticilerini de sürece katmalı, birlikte Ankara'ya gitmeliydik. Bu ortaklığı sağlayamadığım, herkese “Bu bizim projemiz” dedirtemediğim için üzgünüm.
Bunu yapabilseydik bugün Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin Alipaşa'da, 350 dönümlük bir alanda olabileceğini düşünüyorum. Yalnızca tıp fakültesinden söz etmiyorum; hemşirelik, ebelik ve diğer sağlık alanlarını da içeren Sağlık ve Yaşam Bilimleri yapılanmasını düşünün.
Bunun yanında Tarım ve Yaşam Bilimleri ile Kavaklı'da düşündüğümüz Veri Üniversitesi vardı. Üç ayrı üniversite yapılanması Silivri'de olacaktı.
Her birinde on bin öğrenci olduğunu düşünün. Silivri'nin ekonomik, sosyal ve bilimsel değeri bugün nerede olurdu?
Bir projeyi herkesin projesi haline getirmek, üzerinde fikir birliği oluşturmak gerekiyor. Silivri'de buna kim hayır derdi? Demek ki herkese yeterince anlatamamışım. Bu benim eksiğim. Keşke o ortaklığı kurabilseydim.
“BORA BALCIOĞLU ÇOK ZOR BİR DÖNEMDE GELDİ”
Alparslan Ermiş: Bora Balcıoğlu'nu ve mevcut belediye yönetimini başarılı buluyor musunuz?
Özcan Işıklar: Bora Bey benim meclis üyemdi, ardından başkan yardımcım oldu. Üzerinde emeğim olan bir kardeşim, evladım gibi gördüğüm bir insan.
Ne kadarını yapabildiği, hangi zorlukları aşabildiği elbette konuşulur. Ancak ekonomik kriz, ardından siyasi kriz ve yargı süreçleri yaşandı. Gerçekten çok zor bir dönemde göreve geldi.
İlk arayıp hayırlı olsun dediğimde kendisine şunu söyledim: “Büyük projeler, büyük yatırımlar, büyük vaatler konusunda dikkatli ol. Mevcut durumu yönetmeye, yüksek maliyet gerektirmeyen ya da küçük maliyetlerle yapılabilecek sosyal projelere odaklan.”
“Haklısınız başkanım” dedi. Daha sonra ziyaretimde de aynı şeyleri konuştuk. Fakat yaşanan süreç bunları yapabilmesi için yeterli imkân sağladı mı? Şartlar belli. Bu nedenle değerlendirmeyi o koşullarla birlikte yapmak gerekiyor.
“OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ, ORTAK BİR PLAN YAPILMALI”
Alparslan Ermiş: Mevcut yönetimin yaptığı en büyük hata nedir?
Özcan Işıklar: “Hata” demeyelim; bilerek yapılmış bir şey gibi anlaşılabilir. Burada tecrübe ve durumu okuyabilme becerisi önemli.
Meclise gittiğimde grup başkanlarının konuşmalarını dinledim. Bir ortak anlayışa ulaşılabileceğini gördüm. Muhalefetin görevi de yön göstermek, yol açmaktır.
Kent Konseyi çok önemli bir mekanizma. Nursel Hanım bütün kurumları, eski belediye başkanlarını, muhtarları ve ilgili kesimleri bir araya getirebilir. Hiç çekinmeden mevcut tabloyu ortaya koymalıyız.
Olağanüstü bir dönem yaşıyoruz. Türkiye ekonomik kriz içerisinde; gözaltılar yaşandı, belediye başkanı görevinde değil. Ben burada bir yönetim ve irade boşluğu görüyorum. Bunları açıkça konuşup bir plan hazırlamalıyız.
Sonra da “Toplumun beklentisi bu, ortak planımız bu; bunu yürütün” diyebilmeliyiz.
Belediye istihdam yaratma yeridir ama bunu yalnızca kendi bünyesine personel alarak yapmaz. İnsanlara iş bularak da istihdam yaratabilir.
Ben kariyer ve istihdam ofisi kurmuştum. Kayıtları belli olan 14 bin kişiye meslek öğretme, sertifika kazandırma ve işe yönlendirme konusunda çalışma yaptık. İnsanlar çalışmaya başladı.
Bugün bunları konuşmuyoruz. Bu gergin ortamdan çıkıp Silivri'yi, istihdamı ve insanların sorunlarını konuşmamız gerekiyor. Elimizi birbirimize uzatmalıyız. Bu hepimiz için geçerli.
“BAZI ŞEYLERİ YAPTIRMAMAK DA ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞTİR”
Alparslan Ermiş: Yarın yeniden belediye başkanı olsanız, ilk gün hangi soruna müdahale ederdiniz?
Özcan Işıklar: Önce kentin bütün fotoğrafını ortaya koyar, ortak hedef oluştururdum.
Bazen geçmişte yaptığımız ya da yapılmasına izin vermediğimiz şeylerin konuşulmamasına üzülüyorum. Rahmetli Halim ağabeyi çok anarım. Kazlıçeşme'deki deri fabrikaları taşınırken Silivri'ye gelmek istemişlerdi. Esnaf işlerinin açılacağını düşünüyordu ama Halim ağabey yer vermedi.
O dönem çarşıda ona yönelik eleştirileri hatırlıyorum. Askeri yer talepleri de olmuştu. Sonuçta deri fabrikaları başka bölgelere gitti. Bugün o bölgelerin durumuna bakmak lazım.
Bazı şeyleri yapmaktan çok, yaptırmamak da önemli bir iştir. Ben kendi dönemimde altı katı geçen imar verilmesine izin vermedim. Silivri'yi koruyarak büyütmeye çalıştım.
Gelecekte on binlerce öğrencinin yaşayacağı, eğitim göreceği bir kent düşünerek hareket ettim. Bu hedefin Silivri'nin hafızasında ve geleceğinde olduğuna inanıyorum. Ömrüm yettiği sürece bunu savunmaya devam edeceğim.
Silivri, tarımın ve gıdanın Silikon Vadisi olabilir. Stanford Üniversitesi çevresinde oluşan teknoloji ekosisteminin başka bir versiyonunu burada düşünebiliriz. Silivri'nin böyle bir potansiyeli var.
Bugün göreve başlasam kamuoyu oluşturan bütün kesimleri bir araya getirir, “Bizim ortaklaşmamız gereken, olmazsa olmaz hedefimiz budur” dedirtmeye çalışırdım.
“KENDİ BİNAMIN DA ÜST KATININ İSKÂNI YOK”
Alparslan Ermiş: İmardan söz etmişken, Bayburtlu İnşaat'ın iskânı neden alınamıyor? Oradaki problem nedir?
Özcan Işıklar: Belki burada ilk kez ifade edeceğim: Kendi binamın da üst bölümünün iskânı yok. Görevdeyken kendime de vermedim.
Balkonların kapatılmasıyla ilgili bir durum vardı. “Balkonlar açılacak, gerekli düzeltmeler yapılacak, ondan sonra verilecek” dedim. Daha sonra “Silivri'de balkonunu kapatmayan ev var mı?” diye soruldu. Ama o dönemde yönetmelik öyleydi.
“Kendi binasına ayrıcalık yapıyor” denilmesin diye gerekli düzeltmeler yapılmadan iskân verilmesini istemedim. Dükkânların iskânını da çok sonra alabildik.
İskân konusu belediyelerin önemli sorunlarından biri. İskân verilmediğinde belediye açısından da gelir kayıpları ortaya çıkıyor.
Yapı denetiminin özel firmalara verilmesini de doğru bulmadım. Meslek odalarının birlikte, kamusal tarafsızlıkla yürüttüğü denetim anlayışını daha uygun buluyorum.
Bir binanın iskânı yoksa eksikleri tespit edilmeli, bunların giderilmesi için süre tanınmalı. Bina oturumu büyütülmemişse, fazladan kat yapılmamışsa ve sorun giderilebilir nitelikteyse çözüm aranmalı.
Soruda sözünü ettiğiniz yapıyla ilgili benim değerlendirmem, çözülebilecek bir mesele olduğu yönünde. Sonuçta ortada bir millî servet var. Gerekli tadilatlarla, mevzuata uygun biçimde çözüm üretilmesi gerektiğini düşünüyorum.
“TARIM ARSASI NEDEN OLMASIN?”
Alparslan Ermiş: Tarımsal sit yaklaşımı döneminizin önemli başlıklarından biriydi. Sizden sonra aynı anlayışın devam ettiğini düşünüyor musunuz?
Özcan Işıklar: “Kentsel Tarım” üzerine bir kitap hazırladık. “Tarım arsası” kavramı üzerine de bir makale yazdım. Şimdi Namık Kemal Üniversitesinde yerel yönetimlerin kentsel tarıma katkısını ve Silivri örneğini ele alan bir tez hazırlıyorum.
Bu çalışma tamamlandığında kitaplaşmasını ve Türkiye genelinde ilgi görmesini bekliyorum.
Sanayi arsası, konut arsası, ticaret arsası oluyor da tarım arsası neden olmasın? Büyükşehirlerde artık binlerce dönümlük alanlar bulmak zor. Küçük alanları, bin metrekarelik arsaları da üretime kazandırabiliriz.
Hollanda'da çatı üzerinde üretim yapılan örnekleri gördüm. Binanın çatısında domates, biber, patates yetiştiriliyor. Apartman yönetimi ortak bir düzen kuruyor, sakinler üretimden yararlanıyor. Biz neden yapmayalım?
Gıdayı yüzlerce kilometre uzaktan taşımak önemli bir maliyet oluşturuyor. Silivri ise büyük bir nüfusun hemen yanında. Bu yakınlık çok büyük bir üretim ve gelir avantajı.
Bamyamız, yoğurdumuz, kavunumuz ve başka ürünlerimiz var. Bir ürün başka yerde de yetişebilir ama onu farklılaştıran toprağı, iklimi, güneşin açısı ve bulunduğu çevredir.
Bu özellikleri korumalı, ürünleri coğrafi işaret çalışmalarıyla değerlendirmeli ve üretildikleri topraklara sahip çıkmalıyız. Tarihî alanları nasıl koruyorsak tarımsal değer taşıyan alanları da aynı ciddiyetle ele almalıyız.
“KURTULUŞUMUZ BİR YEREL KALKINMA MODELİ”
Alparslan Ermiş: Tarımın Silivri ekonomisine katkısını nasıl büyütebiliriz?
Özcan Işıklar: Yerel kalkınma ve toplumsal üretim modeliyle büyütebiliriz.
Bedrettin Bey'le yaptığımız bir görüşmede, yüksek katma değerli tarımsal üretimin önemini anlatmak için telefonla safranı karşılaştırmıştım. Teknolojik bir ürünün ağırlık üzerinden değeriyle safranın değerini örnek verdim. Söylemek istediğim, tarımın doğru ürün ve doğru modelle çok yüksek değer üretebileceğiydi.
Silivri'nin ürün zenginliği üzerine daha fazla gitmemiz gerekiyor. Bezmiâlem Üniversitesinde yürütülen çalışmalar da bu açıdan önemli. Bu potansiyeli üretime, eğitime ve gelire dönüştürmeliyiz.
Kurtuluşumuz bir yerel kalkınma modeli, bir toplumsal üretim modeli oluşturmakta.
“36 BİN 500 ÖĞRENCİ HEPİMİZE DERS OLSUN”
Alparslan Ermiş: Bu modelin eğitim ve istihdam boyutunda ne yapılmalı?
Özcan Işıklar: Geçenlerde SevginarSali, Silivri'de 36 bin 500 öğrencinin karne aldığını yazmıştı. Kendisine sohbetimizde sordum: “Bunların kaçı üniversiteyi kazanıyor?”
Bu büyük bir sosyal sermaye. Peki kaçı üniversiteye gidiyor? Kaçı mezun olduktan sonra Silivri'ye dönüyor? Burada mesleğine uygun çalışma imkânı bulabiliyor mu?
Silivri de beyin göçü veriyor. Yetişen insanları kentte tutup Silivri'ye kazandırmakta zorlanıyoruz. Bu sayının hepimize ders olması lazım.
Sanayide çalışan on binlerce insan var. Kaçının mesleki sertifikası bulunuyor? Eğitim mekânlarını hafta sonları meslek kursları için değerlendirebiliriz.
Veri analistliği, drone operatörlüğü, drone bakım ve onarımı gibi birçok alanda eğitim verilebilir. İnsanlara ömürleri boyunca kullanabilecekleri meslekler ve sertifikalar kazandırabiliriz.
Gençlerimizi Silivri'nin geleceğine hazırlamak, eğitimle istihdam arasında bağ kurmak zorundayız.
“SİLİVRİ'NİN GELECEĞİ TARIM, GIDA VE BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ”
Alparslan Ermiş: Metin Karakaş önceki programımızda Silivri'nin özgüvenini kaybettiğini, 2035-2050 vizyonunun olmadığını söyledi. Siz ne düşünüyorsunuz?
Özcan Işıklar: Benim anlattığım vizyon belli: Tarımın, gıdanın ve bilişim teknolojilerinin desteklediği bir Silikon Vadisi.
Üniversiteleriyle, 42 kilometrelik sahiliyle, ulaşım kolaylığıyla ve geniş tarım topraklarıyla Silivri'nin İstanbul'un gıda ihtiyacına önemli katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Bu potansiyeli bana uluslararası ölçekte çalışan firmalar da ifade etti.
Bu yalnızca benim kişisel vizyonum değil. Silivri'nin 1/100.000 ölçekli planında ileri teknoloji, eğitim ve bilişim alanları ile tarım teknoparkı yaklaşımı var.
Buna kararlılıkla yönelmeliyiz. Bu vizyonun altını eğitimle, meslek kazandırmayla, sertifikalandırmayla doldurmalıyız. On binlerce çocuğumuzu bu geleceğe hazırlamalıyız.
Bu ideal Silivri'nin bitmeyen rüyası olmalı. Ben bunun peşinde koşacağım. Bundan geri adım atmam. Bunun görevde olup olmamakla ilgisi yok.
“BİLMEK, YÖNETMEKTİR”
Alparslan Ermiş: Silivri'de siyasetin kalitesi düştü mü?
Özcan Işıklar: Daha çok okumak, daha çok veriye hâkim olmak gerekiyor. Bilmek, yönetmektir.
Türkiye'nin karmaşık gündemi bize başka şeyleri düşündürüyor; bu sırada bazı konuları kaçırıyoruz. “Kalite düştü” demekten çok, sürekli aynı sorunların etrafında tartışmanın bizi asıl konuşmamız gereken meselelerden uzaklaştırdığını söylemek isterim.
“İSTİFA YERİNE ORTAK BİR YOL HARİTASI OLUŞTURULMALI”
Alparslan Ermiş: Metin Karakaş, bütün meclis üyelerinin istifa etmesini ve Silivri'de yeniden seçime gidilmesini savundu. Buna katılıyor musunuz? Böyle bir şey mümkün mü?
Özcan Işıklar: Önce bunun yasal olarak mümkün olup olmadığını sormak gerekir. Ardından da böyle bir karar için meclis üyeleri arasında ortak anlayış oluşması gerekir.
Ben bu yönde bir uzlaşmayı çok olası görmüyorum. İstifaların ardından oluşabilecek boşluk, atama ve geçiş süreçleri de ayrıca değerlendirilmelidir. Sonrasında “Neden böyle yaptık?” denilen bir noktaya gelinmemeli.
Bence mevcut belediye, iktidarıyla ve muhalefetiyle toparlanmalı. Bir yol haritası, bir plan hazırlanmalı. Bu plan birkaç kişinin düşüncesi olarak kalmamalı; toplumun kabul ettiği ortak bir hedefe dönüştürülmeli.
Kolektif bir yönetim anlayışıyla bu sürecin aşılmasını daha doğru buluyorum.
“BELEDİYECİLİK İNSANIN GELECEĞİ, UMUDU VE HAYALLERİDİR”
Alparslan Ermiş: Celalettin Yazıcı'nın mecliste, Volkan Yılmaz ve Hüseyin Turan dönemleri dışında yapılan hizmetleri sorgulayan ifadelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özcan Işıklar: Celalettin kardeşimizin bunu hangi bağlamda ve niyetle söylediğini bilemem.
Hüseyin Turan da Volkan Yılmaz da bizim kardeşimiz. Güzel işler yaptılar, yapmaya çalıştılar. Dünya görüşü farklılıklarını zenginlik olarak görmemiz gerekiyor.
Belediye binası, adliye, yol gibi yatırımlar önemlidir. Merkezi iktidarın imkânlarını kente taşımak, iktidar partilerinin avantajıdır. Ama belediyecilik anlayışı yalnızca bu yatırımlarla sınırlı değildir.
Ben insanı merkeze koyuyorum. Kültürünü, sanatını, sporunu, ekonomisini, işini ve istihdamını düşünüyorum.
Çocuk okula gidiyorsa çantasını vereceğim. Zengin-fakir ayrımı yapmadan destekleyeceğim. Okulda temiz içme suyuna ulaşmasını sağlayacağım. Sağlıklı beslenmesini önemseyeceğim.
Skolyoz taramalarıyla ileride doğabilecek sağlık sorunlarını erkenden tespit etmeye çalışacağım. Anne babaya “Ben senin çocuğuna bakıyorum” diyeceğim.
Gıda Bankası kuracağım. Sosyal yardımları kamusal tarafsızlıkla yapacağım. İş ve istihdam imkânları oluşturacağım. Engelli ve yaşlılara yönelik hizmet vereceğim. Sağlık taksileriyle vatandaşın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştıracağım.
Binlerce çocuğun forma giyip spor yapmasını sağlamak belediyecilik değil mi? Camilerdeki yıpranmış tenteleri yenilemek de günlük hayatın bir ihtiyacıdır.
Belediyecilik insanın kendisi, ruhu, geleceği, umudu ve hayalleridir. Bu kentte değer görmek, iş bulmak, geleceğini kurmak istemesidir.
Kentin gelirini artırmak, zenginlik yaratmak ve bunu paylaşmak da belediyeciliğin görevidir. Celalettin kardeşime Belediye Kanunu'nun 14 ve 15'inci maddelerini yeniden okumasını tavsiye ederim. Sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetlerin yerel yönetimin sorumluluğu olduğunu görmesi gerekir.
“GÜCÜ TAŞIYABİLMEK İÇİN KOLEKTİF YÖNETİM LAZIM”
Alparslan Ermiş: Güç insanı değiştiriyor mu? On yıl belediye başkanlığı yaptınız.
Özcan Işıklar: Büyük değişimlere insanın hazırlanması gerekiyor. Bir gün sıradan bir vatandaşken ertesi gün kentin en önemli makamında olabiliyorsunuz.
Önemli olmakla değerli olmak ayrı şeyler. Psikolojik olarak kendinizi hazırlamadıysanız bu durum sizi etkiler, yanılmaya açık hale getirir.
Bundan kaçınmanın yolu kolektif çalışma ve yönetim anlayışıdır. Yalnızca başkanla olmaz. Meclis, yöneticiler ve müdürler birlikte hazırlanmalı, birlikte öğrenmeli. Sorumluluk ortak olmalı.
Birçok meslekte en üst noktaya gelmek için yıllarca eğitim ve deneyim gerekir. Belediye başkanlığında ise bir seçim sonucuyla bir günde o makama geliyorsunuz. Önemli olan, o gücü taşıyabilecek yapıyı oluşturmak.
Çakarlar, korumalar ve makamın imkânları insanı “Ne oldum?” duygusuna götürebilir. Bu tehlikeli bir şey.
“GÖREVDEN ÖNCE DE SONRA DA AYNI ŞEKİLDE YAŞADIM”
Alparslan Ermiş: Başkanlığı bıraktıktan sonra insanların size bakışı değişti mi?
Özcan Işıklar: Allah herkese böylesini nasip etsin. Düğünlerde, toplum içerisinde, sokakta insanlarla görüşmeye devam ediyorum.
Görevdeyken de tek başıma gider, arabamı kendim kullanırdım. Korumam, şoförüm yoktu. Bugün de aynı şekilde yaşıyorum. İnsanların yaklaşımından memnunum.
“İNSANI AYAKTA TUTAN VEFASIDIR”
Alparslan Ermiş: Siyasette dostluk var mı?
Özcan Işıklar: Elbette var. Vefa çok kıymetli. İnsanı ayakta tutan vefasıdır.
Ama Türkiye'nin bugün geldiği noktayı ve içinde bulunduğumuz koşulları da öncelememiz gerekiyor. Vefayı korurken topluma karşı sorumluluğumuzu unutmamalıyız.
Alparslan Ermiş: Siyasette uğradığınız en büyük haksızlık neydi?
Özcan Işıklar: Kendi partimden gördüğüm, üçüncü dönemimle ilgili yaşadığım travma. Bu kadarını söyleyeyim. Silivri bunu gördü.
“SİLİVRİ, BÜYÜK GELECEK UMUTLARI OLAN BİR YERLEŞİM YERİ”
Alparslan Ermiş: Kısa yanıtlarla bazı isimleri ve kavramları sormak istiyorum. Silivri?
Özcan Işıklar: Büyük gelecek umutları olan bir yerleşim yeri.
Alparslan Ermiş: Siyaset?
Özcan Işıklar: Hayal ve umut.
Alparslan Ermiş: Cumhuriyet Halk Partisi?
Özcan Işıklar: Kurucu irade.
Alparslan Ermiş: Belediye başkanlığı?
Özcan Işıklar: Gücü sorumluluğa dönüştürerek aydınlık ateşini yakan kıvılcım.
Alparslan Ermiş: Ekrem İmamoğlu?
Özcan Işıklar: Beraber görev yaptığım kardeşimiz. Büyük bir haksızlık içerisinde olduğunu düşünüyorum. Görevine devam edebilseydi güzel şeyler yapacağına inanıyordum. İnşallah Türkiye bu süreçleri aşacak.
Alparslan Ermiş: Bora Balcıoğlu?
Özcan Işıklar: O da benim kardeşim, çocuğumuz gibi yetiştirdiğimiz bir arkadaşımız. Umarım bu süreci, yaşadığımız travmayı atlatırız. Nedenleriyle ve sonuçlarıyla hepimiz için bir ders olur.
Alparslan Ermiş: Volkan Yılmaz?
Özcan Işıklar: Bizim kardeşimiz. İstanbul il başkanı olması beni bir Silivrili olarak memnun eder. Uzayan kol bizden olsun.
Alparslan Ermiş: Selami Değirmenci?
Özcan Işıklar: Ağabeyimiz. Onun döneminde yeterince anlatılamamış hizmetler olabilir. İlk aklıma gelen toplu konutlar.
O dönemde çalışan insanlar, öğretmenler ev sahibi olabildi. Gelirlerinin belirli bir bölümünü ayırarak konuta ulaşabildiler. Bugün maaşının beşte biriyle ev sahibi olunabilir mi? Selami Bey'in bugün yeterince hatırlanmayan önemli projelerinden biri budur.
Alparslan Ermiş: Hüseyin Turan?
Özcan Işıklar: Silivri tarihinin en büyük altyapı yatırımlarını yapan belediye başkanlarından biri. Şanssızlığı, hizmetinin yerin altında kalması. Ben üstte çalıştığım için benim yaptıklarım daha görünür oldu. Çok çalıştı, sağ olsun.
Alparslan Ermiş: Metin Karakaş size “bilge başkan” dedi. Siz onu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özcan Işıklar: Sağ olsun, teşekkür ederim. Ama o da az değil. Ne zaman, nerede çıkış yapacağı belli olmayan bir kardeşimiz.
Benden küçüktür, çocukluk yaşlarından beri tanırım. Silivri'ye gerçekten büyük emek vermiş, çalışan ve bu kentin meseleleriyle dertlenen bir arkadaşımız.
Alparslan Ermiş: Doruk Bulut?
Özcan Işıklar: O da benim meclis üyemdi. İnsan ilişkileri güçlüdür, kendisini çabuk kabul ettiren bir sempatisi vardır. İnşallah yaşadığı süreçleri kısa sürede atlatıp aramıza döner.
“SİLİVRİ KOALİSYONUNU KURABİLECEK BİR İRADE OLURSA HİÇ DÜŞÜNMEM”
Alparslan Ermiş: 2029'da Özcan Işıklar'ı yeniden Silivri Belediye Başkan adayı olarak görecek miyiz?
Özcan Işıklar: Bir espriyle başlayayım. Geçenlerde Danamandıra'da bir spor etkinliği için gittik. Kahveye uğradığımda “Neredesiniz, neden gelmiyorsunuz?” diye sordular. Ben de “Bir daha seçin, geleyim” diye espri yaptım.
Ama 2029'da ne olacağını konuşmak için önce Türkiye'nin şartlarının nasıl gelişeceğini görmek gerekir.
Bilgiyi, vizyonu, tecrübeyi ve gelecek umudunu bir araya getiren iyi bir ekip kurulmalı. Ben 2009'daki ilk seçimimde altı farklı partiden insanları meclis listesine almıştım. Bir Silivri koalisyonu oluşturmuştuk.
Böyle bir birlikteliği kurabilecek, iyi bir ekiple hedefleri organize edebilecek bir irade olursa hiç düşünmem, girerim.
“SİLİVRİ'DE DÜŞÜNDÜĞÜM MODELİ NEDEN TÜRKİYE'YE TAŞIMAYAYIM?”
Alparslan Ermiş: Siyasi hedefinizi yalnızca Silivri Belediye Başkanlığıyla mı sınırlıyorsunuz?
Özcan Işıklar: Başka ideallerim ve hedeflerim de var. Bu yaşımda üniversitede tez yazıyorum. Silivri'de düşündüğüm modeli Türkiye'ye taşımak istiyorum.
Parlamentoda ya da bakanlık düzeyinde katkı sunma imkânı olursa, burada yapmayı düşündüğüm şeyi neden bütün Türkiye için yapmayayım? Bilgim ve donanımımla neden kendimi yalnızca Silivri Belediye Başkanlığıyla sınırlayayım?
Bunu kendim bir şey olmak için söylemiyorum. Bir şey yapmak istiyorum. Yerel yönetimlerin tarıma katkısını ve Silivri örneğini çalışıyorum. Bu örneği neden Türkiye'ye yaymayayım?
Bu bir şey olmak değil, bir şey yapmak isteği. Allah ne nasip ederse, hangi fırsat ortaya çıkarsa katkıda bulunmak isterim.
“RAKİP OLABİLİRİZ AMA DÜŞMAN DEĞİLİZ”
Alparslan Ermiş: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Özcan Işıklar: Fikri ve düşüncesi olan insanlara bu kapıyı açtığınız için teşekkür ediyorum. İnsanların kendisini ifade edebilmesi bir nefes borusu gibi. Yanlış anlaşılmaların önüne geçme fırsatı da sağlıyor.
Volkan Yılmaz'ın, Hüseyin Turan'ın, Bora Balcıoğlu'nun kötü niyetle hareket ettiğini düşünmüyorum. Hepimiz burada bir şey yapmak için uğraştık.
Volkan Yılmaz'la da Hüseyin Turan'la da Metin Karakaş'la da Selami Değirmenci'yle de görüşüyorum. Biz düşman değiliz; rakip olabiliriz.
Ama konu Silivri olduğunda hepimizin ortak akılla hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.






