İş hayatına küçük bir lokantada döner ustası olarak başladı, farklı sektörlerde faaliyet gösterdi; siyasetin, sporun ve sivil toplumun içinde yer aldı. Bugün ise yıllar içinde edindiği tecrübeyi Çatı Group çatısı altında yeni bir yapıya dönüştüren Murat Yıldız, başarılarının yanı sıra hatalarını, kırılma noktalarını ve mücadelelerini de anlattı. “Hatalarım olmasaydı bugüne gelemezdim” diyen Yıldız, finansal sıkıntı yaşayan iş insanlarına seslenirken, “Ben dışarıdan ahkâm kesen bir insan değilim. Bunların hepsini yaşadım” dedi.
İş dünyası, siyaset, spor ve sivil toplum kuruluşları… Murat Yıldız, yıllardır birbirinden farklı alanlarda adı duyulan, mücadeleci ve çok yönlü kimliğiyle dikkat çeken bir isim.
İş hayatına 1997 yılında Silivri'de küçük bir lokantada döner ustası olarak başlayan Yıldız'ın yolu, yıllar içerisinde cateringden inşaata, farklı ticari faaliyetlerden siyaset, spor ve sivil toplum çalışmalarına uzandı. Bugün ise Alfa Finans, Vera Lex Hukuk, Al Sat Dünyası, TinyRoof ve Anka VIP Güvenlik gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren yapıları Çatı Group çatısı altında buluşturdu.
Peki Murat Yıldız neden hiç durmuyor? Onu sürekli yeni alanlarda mücadele etmeye iten ne? En büyük sermayesi para mı, tecrübe mi, yoksa kurduğu ilişkiler mi? İnsanlar onun hakkında en çok hangi konuda yanılıyor? Hata yaptığını kabul ediyor mu, özür diliyor mu? Çocuk yaşta kaybettiği babasının ardından Allah'tan neden “güç” istedi? Yıllar içerisinde güç kavramına bakışı nasıl değişti? Ve hızlı yaşadığı hayatında geriye dönüp baktığında yarım kaldığını düşündüğü bir hesabı var mı?
Murat Yıldız ile Çatı Group'un kuruluş hikâyesinden iş dünyasına, çocukluğunda yaşadığı kırılma noktasından güç anlayışına, hatalarından liderlik tarzına, ailesinden gelecek hedeflerine uzanan samimi bir röportaj gerçekleştirdik.
Sevginar Sali'nin sorularını yanıtlayan Murat Yıldız, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri aynı yapı altında buluşturan Çatı Group'un kuruluş hikâyesini anlattı. Yıldız, Çatı Group fikrinin bir anda ortaya çıkmadığını, yıllar içerisinde edinilen tecrübeler ve değişen koşullar doğrultusunda şekillendiğini söyledi.
“ÜLKE KOŞULLARI VE YAŞADIĞIMIZ TECRÜBELER BİZİ FARKLI BİR NOKTAYA GETİRDİ”
Çatı Group A.Ş.'nin temellerinin 8-10 yıl önce atıldığını belirten Murat Yıldız, şirketin ilk olarak enerji sektöründe faaliyet göstermek amacıyla kurulduğunu ifade etti.Ülke konjonktürü ve değişen koşullar nedeniyle şirketin bir dönem daha pasif durumda kaldığını anlatan Yıldız, ilerleyen yıllarda hem iş hayatında edindikleri tecrübelerin hem de şirketlerinin ulaştığı gücün yeni bir yapılanmayı beraberinde getirdiğini söyledi.Yıldız, “Hayat şartları ve ülke koşulları sürekli değişiyor. Son yıllarda yaşadığımız süreçler bizi farklı bir noktaya ve farklı alanlara getirdi. Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeyi, şirketlerimizin geldiği gücü ve şahsım adına kazandığım birikimi göz önünde bulundurarak yeni bir yapılanmaya gittik” dedi.
“BİR ŞİRKETİN SORUNU SADECE PARASAL DEĞİLDİR”
Bu süreçte ilk olarak Alfa Finans'ın kurulduğunu belirten Yıldız, şirketlerle yürüttükleri çalışmalar sırasında önemli bir gerçeği gördüklerini ifade etti.Bir şirketin yaşadığı sorunların yalnızca finansal destek sağlanarak çözülemeyeceğini vurgulayan Yıldız, “Alfa Finans ile hizmet verdiğimiz müşterilerimiz ve yaşadığımız tecrübeler önümüze farklı yollar çıkardı. Bir şirketi kurtarmak sadece parasal bir mesele değil. Bu, bütünsel olarak ele alınması gereken bir süreç” diye konuştu.
“BİR ŞİRKETE NEFES OLMAK İSTİYORSANIZ BÜTÜNSEL BAKMAK ZORUNDASINIZ”
Finansal sorun yaşayan şirketlerin aynı zamanda hukuki problemlerle de karşı karşıya kalabildiğini belirten Yıldız, bu ihtiyacın Vera Lex Hukuk'un yapılanmasında etkili olduğunu söyledi.Yıldız, “Bir şirkete destek olmak, nefes olmak istiyorsanız sürece bütünsel bakmak zorundasınız. Gördük ki hukuk bu işin olmazsa olmazlarından biri. Kendi bünyemizde zaten bir hukuk departmanımız vardı. Bunu kurumsal bir kimliğe kavuşturarak daha güçlü bir yapıya dönüştürmek gerekti” ifadelerini kullandı.
“İHTİYAÇLAR YENİ ŞİRKETLERİ ORTAYA ÇIKARDI”
Şirketlerle yürütülen çalışmalar sırasında güvenlik ve gayrimenkul alanlarında da ihtiyaçların ortaya çıktığını anlatan Yıldız, Çatı Group bünyesindeki diğer şirketlerin de bu ihtiyaçlardan hareketle şekillendiğini kaydetti.Ekonomik sıkıntı yaşayan şirketlerin alacaklılar, borçlular ve farklı taraflarla çeşitli sorunlar yaşayabildiğine dikkat çeken Yıldız, bu noktada güvenlik hizmetinin de önemli bir ihtiyaç haline geldiğini ifade etti.Şirketlerin sahip olduğu gayrimenkullerin doğru değerlendirilememesinin de ayrı bir sorun oluşturduğunu belirten Yıldız, Al Sat Dünyası'nın bu ihtiyaç doğrultusunda yapılanmaya dahil edildiğini söyledi.
“BUNLARIN HEPSİNİ BİR ÇATI ALTINDA TOPLAMAMIZ GEREKTİĞİNİ GÖRDÜK”
Finans, hukuk, güvenlik ve gayrimenkul alanlarında ortaya çıkan ihtiyaçların birbirinden bağımsız olmadığını gördüklerini anlatan Murat Yıldız, Çatı Group yapılanmasının da bu düşünceden doğduğunu ifade etti.Yıldız, “Bir noktadan sonra bunların hepsinin birbirini tamamladığını gördük. Dedik ki, bütün bu yapıları bir araya getirmemiz ve tek bir çatı altında toplamamız gerekiyor. Çatı Group A.Ş. şirketimiz zaten vardı. Organizasyon yapımızı buradan hareketle şekillendirdik ve Çatı Group A.Ş. Şirketler Topluluğu yapısını oluşturduk” dedi.
Böylece Alfa Finans, Vera Lex Hukuk, Al Sat Dünyası ve Anka VIP Güvenlik başta olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin aynı vizyon ve organizasyon yapısı altında bir araya geldiğini belirten Yıldız, Çatı Group'un temelinde şirketlerin ihtiyaçlarına tek bir alandan değil, bütünsel çözümlerle yaklaşma anlayışının bulunduğunu vurguladı.
“HAYAT MÜCADELEM ÇOK ERKEN YAŞTA BAŞLADI”
İş dünyasında bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren Murat Yıldız'ın ticari hayatının başlangıcı ise 1990'lı yıllara dayanıyor. Sevginar Sali'nin, “Murat Yıldız'ın iş hayatına atılması catering firmasıyla mı oldu, yoksa biz onu mu biliyoruz?” sorusuna yanıt veren Yıldız, hayat mücadelesinin çok daha erken yaşlarda başladığını anlattı.1986 yılında Silivri'ye geldiklerini ve babasını küçük yaşta kaybettiğini belirten Yıldız, iş hayatına 1997 yılında küçük bir lokantada döner ustası olarak başladığını söyledi.“Beni tanıyan insanlar hayat mücadelemi bilir. Babamı çok erken yaşta kaybettim. 1997 yılında Silivri'de, Değirmen Durağı'nda küçük bir lokantada döner ustası olarak iş hayatına başladım” diyen Yıldız, kısa sürede kendi işletmelerini açarak ticari hayatını büyüttüğünü ifade etti.
“HİÇBİR ZAMAN PES EDEN BİR KARAKTERİM OLMADI”
Lokantacılık sektöründe başlayan iş hayatının kısa sürede büyüdüğünü anlatan Yıldız, “O dönem beni tanıyanlar hatırlar. İlk lokantamı açtım, birkaç ay sonra bir tane daha, ardından bir tane daha… Bir dönem Silivri'de aynı anda 4-5 lokantam vardı” dedi.Daha sonra catering sektörüne yöneldiğini ve Silivri'nin dışında Türkiye genelinde önemli işler üstlendiğini belirten Yıldız, ticari faaliyetlerinin zaman içerisinde inşaat ve market sektörleriyle devam ettiğini söyledi.
Farklı sektörlere yönelmesinin temelinde mücadeleci karakterinin bulunduğunu vurgulayan Yıldız, “Hiçbir zaman pes eden bir karakter yapım olmadı. Mevcut koşullar karşısında oturup ağlaşan değil, mutlaka bir çıkış yolu olduğuna inanan bir insanım. Bu nedenle birçok farklı alanda faaliyet göstererek bugünlere kadar geldim” ifadelerini kullandı.
“BEN BU ÜLKENİN BİR NEFERİYİM”
Kendisini sürekli geliştirmeye ve içinde bulunduğu topluma katkı sunmaya çalıştığını anlatan Yıldız, iş hayatına bakışını ise şu sözlerle ifade etti:“Ben bu ülkenin bir askeri, bir neferiyim belki. Dışarıdan nasıl görünüyorum bilmiyorum ama hep ülkeme, topluma ve insanlara hizmet etmeyi, kendimi geliştirmeyi düşündüm. Mevcut koşullara teslim olan bir karakterim yok. Ben her zaman bir çıkış yolu olduğuna inanırım.”
“BAZEN BEN DE KENDİME ‘NEREYE KADAR?' DİYE SORUYORUM”
İş dünyasının yanı sıra siyaset, spor ve sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak yer alan Yıldız, bu kadar farklı alanda neden mücadele ettiği yönündeki soruya ise samimi bir yanıt verdi.Zaman zaman kendisinin de yorulduğunu ve yakın çevresinden benzer sorular aldığını belirten Yıldız, “Ben de bir insanım, bazen yoruluyorum. Eşim, dostum, ailem ve arkadaşlarım da soruyor; ‘Nereye kadar, ne yapmak istiyorsun?' diye. Bazen ben de kendi kendime, ‘Nereye kadar oğlum, bir gün ölüp gideceksin' diyorum. Ama bizim karakterimiz bu” şeklinde konuştu.
“İÇİMDEKİ VOLKANLAR BİR TÜRLÜ DURMUYOR”
Bugüne kadar çalışarak kendisi ve ailesi için belirli bir birikim oluşturduğunu, zaman zaman hayatın temposunu düşürmeyi düşündüğünü anlatan Yıldız, bunun kendi karakteri açısından çok da mümkün olmadığını söyledi.Yıldız, “Allah'a şükür, bugüne kadar çalışmışız, çoluğumuza çocuğumuza yetecek kadar bir birikimimiz de var. Bazen duruyorsunuz, kendinizi rölantiye alıyorsunuz. Ama hep rölantide gitmiyor. İçinizdeki volkanlar bir türlü durmuyor” dedi.
“BİR ŞEHRE BAKTIĞIMDA NEDEN DAHA GÜZELİ OLMASIN DİYE DÜŞÜNÜYORUM”
Kendisini harekete geçiren temel düşüncenin yalnızca iş yapmak ya da yeni yatırımlar gerçekleştirmek olmadığını ifade eden Yıldız, çevresinde gördüğü sorunlara kayıtsız kalamadığını anlattı.Bir şehre baktığında yalnızca görünen yapıyla ilgilenmediğini belirten Yıldız, “Ben bir şehre baktığım zaman, ‘Neden burada çarpık yapılaşma olmuş, neden bunu öngörememişiz, neden daha güzeli olmasın?' diye düşünen ve bunlarla dertlenen bir insanım” ifadelerini kullandı.
Yurt dışına çıktığında dahi benzer düşünceler taşıdığını söyleyen Yıldız, “Tatile gidiyorum ama bazen tatil mi yapıyorum, üzülüyor muyum bilmiyorum. ‘Neden benim ülkemde daha iyisi olmuyor, biz neden daha iyisini yapmayalım?' diye düşünüyorum. Baktığım her noktada bir çıkış yolu arayan bir karakter yapım var. Bilemiyorum, bu bir rahatsızlık mıdır nedir ama benim yapım böyle” sözleriyle kendisini anlattı.
“BABAMI BENDEN ALDIYSAN BANA GÜÇ VERMELİSİN DERDİM”
Murat Yıldız'ın hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri, babasını çok küçük yaşta kaybetmesi oldu. Sevginar Sali'nin kişisel yaşamındaki en önemli kırılma noktasının ne olduğu yönündeki sorusuna yanıt veren Yıldız, çocukluk yıllarında yaşadığı kaybın kendisinde uzun yıllar iz bıraktığını anlattı.
Silivri'ye yeni geldikleri dönemde çevrelerinin oldukça sınırlı olduğunu belirten Yıldız, babasının cenazesini çok az sayıda insanla kaldırmalarının çocukluk hafızasında derin bir yer edindiğini söyledi.
Yıldız, “Babamı çok erken yaşta kaybettim. O zamanlar bunu kabullenememiştim. Silivri'de çok yeniydik, burada geniş bir çevremiz yoktu. Babamı çok az sayıda insanla mezarlığa götürdüğümüz günü hayatım boyunca unutamadım. Bu, uzun yıllar bende travma bırakan olaylardan biri oldu” dedi.
İlerleyen yıllarda kalabalık cenazeler gördüğünde o günleri yeniden hatırladığını anlatan Yıldız, çocukluk döneminde yaşadığı duyguları ise şu sözlerle dile getirdi:“Cenazelerde kalabalıkları gördükçe hep ağlardım. Bazen günlerce etkisinden çıkamazdım. Boş arazilere gider, gökyüzüne bakardım. Rabbimi kendime çok yakın hissederdim. ‘Babamı benden aldıysan bana güç vermelisin. Bana çok güç vermelisin' derdim. Uzun yıllar böyle haykırışlarım oldu.”
“YILLAR GEÇTİKÇE GÜÇLÜ OLMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”
Çocukluk yıllarında yaşadığı kaybın kendisinde güçlü olma isteği oluşturduğunu belirten Yıldız, ancak yıllar içerisinde güç kavramına bakışının değiştiğini ifade etti.“Belki yaşadığım o süreçler bende hep güçlü olma isteği oluşturdu. Güçlü olmak, güçlü olmak, güçlü olmak… Fakat yıllar geçtikçe güçlü olmanın sadece para olmadığını, başka güçlere sahip olmak anlamına geldiğini öğrendim” diyen Yıldız, bugün kendisi için gücün çok daha farklı bir anlam taşıdığını söyledi.
Yıldız, “Güçlü olmanın efendilik, insanlık, nezaket ve hoşgörü olduğunu; topluma, insanlara ve ülkeye faydalı olabilmek olduğunu zaman içerisinde öğrendim. O zamanki güç anlayışımla bugünkü güç anlayışım çok farklı” ifadelerini kullandı.
“İNSANLARA DOKUNDUKÇA DAHA MUTLU OLUYORUM”
Bugün kendisini en fazla mutlu eden şeyin insanlara fayda sağlayabilmek olduğunu dile getiren Yıldız, farklı alanlarda faaliyet göstermesinin arkasında da bu düşüncenin bulunduğunu söyledi.“Ülkeme ve insanlara dokundukça, onlara faydalı bir şeyler yapabildiğimde daha mutlu oluyorum. Belki de bu yüzden hiç duramıyorum” diyen Yıldız, çevresinde gördüğü sorunlara karşı kayıtsız kalamadığını belirtti.
Yıldız, “Bir yerde bir sorun görüyorum, ‘Ben burada nasıl katkı sunabilirim?' diye düşünüyorum ve hemen o alanın içerisine giriyorum. Siyasette de böyle oldu. İş yaptıkça etrafınızdaki insanlar sizi farklı alanlara doğru sürüklüyor. Giriyorsunuz, yapabildiğiniz kadar katkı sunmaya çalışıyorsunuz ve yolunuza devam ediyorsunuz” dedi.
“KENDİMİ EN RAHAT HİSSETTİĞİM ALAN TİCARET”
Siyaset, spor ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere farklı alanlarda sorumluluk üstlendiğini belirten Yıldız, zaman zaman bu alanlardan çekilerek kendi iş hayatına döndüğünü söyledi.
Kendisini en rahat hissettiği alanın ticaret olduğunu vurgulayan Yıldız, “Bazen çekiliyoruz ve kendi öz alanımıza dönüyoruz. Benim kendimi en rahat hissettiğim alan kendi işim. Hâkim olduğum, en iyi bildiğim şey herhalde ticaret ve iş insanı olabilmek. Ben de o yolda naçizane bir şeyler yapmaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
“BENİM İÇİMDE ÇOCUKSU BİR TARAF VAR”
Sevginar Sali'nin, “İnsanlar Murat Yıldız hakkında en çok hangi konuda yanılıyor?” sorusuna da yanıt veren Yıldız, son yıllarda kamuoyunda daha görünür hale geldiğini ve dışarıdan farklı bir profil çiziyor olabileceğini söyledi.Ülkede yaşanan gelişmelere hızlı refleks gösteren bir karaktere sahip olduğunu belirten Yıldız, kendisini yakından tanıyanların ise farklı bir yönünü bildiğini ifade etti.Yıldız, “Beni yakından tanıyan insanlar bilir. Bana, ‘Senin içinde çocuksu bir taraf var' derler. İnsanların sorunlarını, sıkıntılarını ve problemlerini görmezden gelemeyen tarafımın daha iyi bilinmesini isterim” dedi.
“BİZE GELEN İNSANIN SORUNUNA SADECE TEK BİR NOKTADAN BAKAMAYIZ”
İş hayatında disiplinli bir yapıya sahip olduğunu ancak hizmet verdikleri insanlarla kurdukları ilişkiyi yalnızca ticari bir çerçevede değerlendirmediğini belirten Yıldız, Çatı Group'un çalışma anlayışını da bu yaklaşım üzerinden anlattı.Hukuk bürosunda yaşanan bir örneği paylaşan Yıldız, kendilerinden destek isteyen bir kişinin sorununa yalnızca hukuki açıdan yaklaşılmasını yeterli bulmadığını söyledi.
Yıldız, “Bir insan bizden hukuki destek istemiş olabilir ama biz sadece önümüzdeki dosyaya bakamayız. O insanın hayatına, yaşadığı sorunlara ve bundan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğine de bakmamız gerekiyor. Tecrübemizi de ortaya koymalıyız” dedi.
Çatı Group'un çalışma anlayışının temelinde bütünsel bakış açısının bulunduğunu vurgulayan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bize gelen bir insanın sorununa sadece küçük bir noktadan bakamayız. Onun bize verdiği iş yalnızca hukuk olabilir ama biz sadece o dosyayı görmeyiz. Biz böyle bir grup değiliz, böyle bir şirket değiliz. Benim bakış açım her zaman bütünü görebilmek üzerine kurulu.”
“BİZİM İŞİMİZ İNSANLARIN HAYATINI İYİYE DOĞRU DEĞİŞTİRMEK”
Çatı Group'un çalışma anlayışını anlatan Murat Yıldız, bir insanın karşılaştığı sorunu çözmenin ötesinde, hayatında olumlu bir değişime katkı sunmayı önemsediklerini söyledi.Bu anlayışı şirketin ilkeleri haline getirdiklerini belirten Yıldız, “Bir insanın hukuk sorununu çözüyorsunuz ama aslında onun hayatını değiştirmek istiyorsunuz. Bizim işimiz bu. Benim ömrüm, yapabildiğim kadar insanların hayatını iyiye doğru değiştirmeye çalışmakla geçti” dedi.
Ancak bu sözleriyle kusursuz bir insan portresi çizmek istemediğinin de altını çizen Yıldız, kendi hatalarıyla yüzleşmekten kaçınmadığını ifade etti.“Dört dörtlük değilim, hiç kimse de olamaz. Her şeyi doğru yaptığım anlamına gelmiyor. Çok tozpembe bir tablo çizmek istemem. Bir sürü hatam ve yanlışım olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Ama benim hayata bakış açım bu. İnsanların benim bu tarafımı doğru algılaması beni mutlu eder” diye konuştu.
“HATALARIM OLMASAYDI BUGÜNE GELEMEZDİM”
Sevginar Sali'nin, “Murat Yıldız hata yapar mı?” sorusuna tereddütsüz yanıt veren Yıldız, bugün bulunduğu noktaya yaptığı hatalardan ders çıkararak geldiğini söyledi.Yıldız, “Tabii ki hata yapıyorum. Birçok hatamla bugüne geldim. Hatalarım olmasaydı zaten bugüne gelemezdim” ifadelerini kullandı.
“ÖZÜR DİLEMEYİ BAŞARAMAMIŞ BİR İNSAN, BANA GÖRE İNSAN OLMAYI BAŞARAMAMIŞTIR”
“Hata yaptığında özür diler mi?” sorusuna da açık bir yanıt veren Yıldız, özür dilemeyi insan olmanın temel özelliklerinden biri olarak gördüğünü ifade etti.Yıldız, “Tabii ki özür dilerim. Özür dilemeyi başaramamış bir insan, bana göre insan olmayı başaramamıştır. Ben de oldum demiyorum, insan olma yolunda ilerliyorum” dedi.
“YERİ GELDİĞİNDE EJDERHA GİBİ KÜKREMELİ, YERİ GELDİĞİNDE ANNE BABA ŞEFKATİ GÖSTERMELİ”
Hayatına sıfırdan başlayarak iş dünyasında belirli bir noktaya gelen insanların zaman içerisinde egolarına yenik düşebildiğine yönelik değerlendirme üzerine konuşan Yıldız, kendi yönetim anlayışını anlattı.Çalışma arkadaşlarının ve yöneticilerinin bu konudaki yaklaşımını yakından bildiklerini belirten Yıldız, otorite ve disiplin kadar şefkatin de iyi bir yöneticinin temel özelliklerinden biri olması gerektiğini söyledi.Yıldız, “Otorite, disiplin, kural ve kaide olmazsa olmaz. Ancak ben hep şunu söylüyorum: Bir liderde ve yöneticide iki önemli özellik at başı gitmeli. Yeri geldiğinde ejderha gibi kükreyebilmeli, diğer taraftan da anne baba şefkatiyle yaklaşabilmeli” ifadelerini kullandı.
“OTORİTEYLE ŞEFKAT ARASINDAKİ DENGEYİ KORUMAK GEREKİYOR”
Yönetimde yalnızca disiplinin ya da yalnızca hoşgörünün öne çıkmasının doğru sonuçlar doğurmayacağını belirten Yıldız, başarılı bir yöneticinin bu iki anlayış arasında denge kurması gerektiğini vurguladı.“Bir tarafı fazla öne çıkardığınızda lakaytlık, diğer tarafı fazla öne çıkardığınızda ise zalimlik ortaya çıkıyor. Bunları dengede tutarak ilerlemek gerekiyor” diyen Yıldız, kendi yönetim anlayışında babacan tarafının daha fazla hissedilmesini istediğini söyledi.Yıldız, “Tüm bunlara rağmen ben babacan tarafımın önde olmasını isteyen biriyim” sözleriyle liderlik anlayışını özetledi.
“GÜÇLÜ KADINLARI ÇOK SEVİYORUM”
Profesyonel iş hayatının yanında çocuklarını da iş süreçlerine dahil eden Murat Yıldız, özellikle kız çocuklarının iş hayatında aktif rol almasına yönelik yaklaşımını anlattı.Sevginar Sali'nin, toplumumuzda erkek çocukların iş hayatında daha fazla öne çıkarıldığına, kız çocuklarının ise çoğu zaman geri planda tutulduğuna dikkat çekerek Yıldız'ın kızlarının da iş hayatının içerisinde olmasını takdir ettiğini belirtmesi üzerine konuşan Murat Yıldız, kadınların iş dünyasındaki gücüne inandığını söyledi.Yıldız, “Ben güçlü kadınları çok seviyorum. Kadınların erkeklerden farklı ve çok güçlü yönleri var. Gerçekten fırsat verildiğinde zeki ve güçlü kadınlar çok güzel işler başarıyorlar” dedi.Kendi şirketlerinde de kadın çalışanların ağırlıkta olduğunu belirten Yıldız, kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını desteklediğini ifade etti.
“KIZLARIM BENİM KIYMETLİLERİM, KALPLERİM, CANLARIM”
Çocuklarının hayatındaki yerini de anlatan Yıldız, kızlarına yönelik duygularını, “Kızlarım benim kıymetlilerim, kalplerim, canlarım. Elbette bütün kız çocukları aileleri için çok kıymetlidir ama benim karakter olarak da kadınlara yönelik daha pozitif bir bakış açım var” sözleriyle dile getirdi.
“AİLEN, DOSTLARIN VE TOPLUM GERİDE KALDIYSA BAŞARININ NE ANLAMI VAR?”
Röportajın en dikkat çekici sorularından biri ise Sevginar Sali'nin, “Murat Yıldız'ın yarım kalmış bir hesabı var mı?” sorusu oldu.Kendisini sürekli hareket halinde olan ve hızlı ilerleyen bir insan olarak tanımlayan Yıldız, hayatının belirli dönemlerinde ilerleme hızıyla çevresindeki insanların temposu arasındaki farkı sorguladığını anlattı.Yıldız, “Ben hızlı koşan, sürekli ilerleyen bir karakterim. Ancak bir noktada aileniz, dostlarınız ve içinde yaşadığınız toplum sizin hızınıza yetişemediğinde düşünmeye başlıyorsunuz. ‘Sen gidiyorsun, gidiyorsun ama ailen, eşin, dostun ve toplum geride kaldıktan sonra yakaladığın başarının ne anlamı var?' diyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“BAZEN DURUP ONLARIN DA SİZE YETİŞMESİNİ BEKLEMENİZ GEREKİYOR”
Hayatın yalnızca bireysel başarıdan ibaret olmadığını zaman içerisinde daha fazla hissettiğini belirten Yıldız, hızlı ilerleyen insanların zaman zaman durarak çevrelerine vakit ayırması gerektiğini söyledi.“Benim karakterimdeki insanlar mutlaka bu duyguyu yaşıyorlardır. Bazen duruyorsunuz. Ailenize, dostlarınıza vakit ayırmanız ve onların da size yetişmesini beklemeniz gerekiyor” diyen Yıldız, geçmişte aldığı bazı kararları zaman zaman yeniden düşündüğünü ifade etti.
“BELKİ ÜLKEME DAHA FAZLA FAYDAM OLURDU AMA SEVDİKLERİMDEN UZAK KALIRDIM”
Hayatında daha farklı alanlara yönelebileceği dönemler olduğunu belirten Yıldız, özellikle ülkeye ve topluma daha geniş ölçekte katkı sunabileceği ihtimalleri zaman zaman düşündüğünü söyledi.Yıldız, “Bazen, ‘Daha farklı yerlerde olabilir miydim?' diye düşündüğüm zamanlar oluyor. Belki ülkeme daha fazla faydam olabilirdi. Ama o zaman da ailemden ve sevdiklerimden uzak kalacaktım. Aradaki mesafe çok fazla açılacaktı” dedi.Geçmişte verdiği bazı kararların zaman zaman aklına geldiğini ifade eden Yıldız, özellikle farklı ülkelere gittiğinde ve Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki farkları gördüğünde bu duyguların yeniden canlandığını dile getirdi.
“SON YILLARDA KENDİMİ DAHA MUTLU HİSSEDİYORUM”
Bugün geldiği noktada ise geçmişe kıyasla kendisini daha mutlu hissettiğini belirten Yıldız, kurduğu şirketler ve yıllar içerisinde edindiği tecrübeler sayesinde insanlara daha fazla katkı sunabildiğini söyledi.
Yıldız, “Özellikle son yıllarda kendimi daha mutlu hissediyorum. Kurduğum şirketler ve edindiğim tecrübeler sayesinde insanlara daha fazla faydalı olabiliyorum” ifadelerini kullandı.Yaşın ve tecrübenin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını belirten Yıldız, dışarıdan hâlâ oldukça hareketli görünmesine rağmen kendi dünyasında daha sakin bir dönemde olduğunu söyledi.Yıldız, “Yaşın ve tecrübenin verdiği bir rahatlama var. Dışarıdan farklı görünebilir ama ben şu anda kendimi rölantide hissediyorum” sözleriyle hayatının bugünkü dönemini anlattı.
“AMACIMIZ ÜLKEMİZE VE İNSANLARA FAYDALI OLABİLMEK”
Röportajın sonunda Sevginar Sali'nin, “Beş yıl sonra Çatı Group'u nerede görmek istiyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Murat Yıldız, grubun gelecek hedeflerinden çok, hangi amaç ve anlayışla yola çıktıklarını anlatmayı tercih etti.Çatı Group'un temel amacının ülkeye, topluma ve insanlara fayda sağlamak olduğunu vurgulayan Yıldız, özellikle Alfa Finans'ın faaliyetlerine yönelik kamuoyunda oluşabilecek soru işaretlerine de açıklık getirdi.Yıldız, “Bazen yorumlarda görüyorum, ‘Alfa Finans modern tefecilik mi?' diye soranlar oluyor. Ben kendimden eminim. Her soruya ve her yoruma cevap verebilirim. Hiçbir kırgınlığım ya da kızgınlığım yok. Sadece yaptığımız işin doğru anlaşılmasını istiyorum” dedi.
“BİZ BÖYLE BİR KURULUŞ DEĞİLİZ”
Alfa Finans'ın yalnızca finansman sağlayan bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yıldız, kendilerine zaman zaman çek bozdurma gibi taleplerle başvurulduğunu ancak faaliyet alanlarının bu olmadığını vurguladı.Yıldız, “Bazı müşterilerimiz arıyor, ‘Çekimiz var, kırar mısınız, bozar mısınız?' diye soruyor. Biz böyle bir kuruluş değiliz. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum” diye konuştu.Çatı Group'un, faaliyetlerini sürdüren ancak belirli nedenlerle finansal sıkışıklık yaşayan şirketlere bütünsel çözümler sunmak amacıyla oluşturulduğunu anlatan Yıldız, “İş hayatının içerisinde olan, malı, mülkü, işletmesi bulunan ancak finansal sıkışıklık ve psikolojik baskı yaşayan şirketlere destek olmak istiyoruz” dedi.
“BU YAPININ HER PARÇASI BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR”
Çatı Group A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren Alfa Finans, Vera Lex Hukuk, Al Sat Dünyası ve Anka VIP Güvenlik'in birbirinden bağımsız şirketler olarak değil, birbirini tamamlayan bir yapının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, oluşturdukları sistemi bir masanın ayaklarına benzetti.“Bunların hepsi bir bütün. Çok planlı ve profesyonelce hazırlanmış, birbirini tamamlayan önemli unsurlar. Bir masanın dört ayağı gibi… Biri olmadığında yapı eksik ve zayıf kalıyor. Biz bu düşünceden hareketle bütün sistemi oluşturduk” ifadelerini kullandı.
“TEMEL TAŞLARIMIZIN SAĞLAM OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Çatı Group'un gelecek hedeflerine ilişkin de konuşan Yıldız, kısa sürede önemli bir müşteri profiline ulaştıklarını ve büyük şirketlerden talepler aldıklarını söyledi.Yıldız, “Ben bu yapının çok büyük noktalara geleceğine inanıyorum. Bunun çok uzun yıllar alacağını da düşünmüyorum. Şu anda bile çok önemli bir müşteri profiliyle karşılaşıyoruz. Sıkıntıya düşmüş büyük firmalar var ve bizim de bu konularda çok ciddi tecrübelerimiz bulunuyor” dedi.Önümüzdeki süreçte farklı konsorsiyumların da gündeme gelebileceğini belirten Yıldız, “Temel taşlarımız sağlam. Kendimizden eminiz ve yapıyı doğru kurduğumuzu düşünüyoruz. Bu nedenle hızlı gelişeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE HUKUKSAL KORUMA KALKANI, SONRA GÜVENLİK VE FİNANS”
Finansal sıkıntıya düşen şirketlerde sorunun yalnızca para olmadığını bir kez daha vurgulayan Yıldız, kendi tecrübelerinden hareketle şirketlerin yeniden ayağa kalkma sürecindeki öncelikleri anlattı.Yıldız, “Ben özellikle iş insanı dostlarıma seslenmek istiyorum. Bir şirkette öncelikle hukuksal tecrübe ve koruma kalkanı olmazsa olmazdır” dedi.Finansal sorun yaşayan şirketlerin zaman içerisinde farklı baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Yıldız, ikinci önemli unsurun güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması olduğunu söyledi.
Yıldız, “Bazen insanın psikolojisini büyük sorunlardan çok küçük sorunlar bozuyor. Küçük bir alacaklının gereksiz konuşması, iş yerine gelip personelin önünde tavırlar sergilemesi bile ciddi baskı oluşturabiliyor. Bu nedenle ikinci önemli konu güvenli bir ortam oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.
Finansal desteğin ise bütün bu yapının üçüncü önemli ayağı olduğunu belirten Yıldız, şirketlere nefes aldırıldıktan sonra mevcut kaynakların ve gayrimenkullerin doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“BİRÇOK ŞİRKETE HAYAT OLUYORUZ”
Çatı Group bünyesindeki şirketlerin birlikte hareket etmesiyle sıkıntı yaşayan işletmeler için önemli sonuçlar ortaya çıktığını belirten Yıldız, finans, hukuk, güvenlik ve gayrimenkul alanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.“Alfa Finans, Vera Lex Hukuk, Anka VIP Güvenlik ve Al Sat Dünyası ile bütün olarak hareket ettiğimizde birçok şirket için yeniden bir çıkış yolu oluşturabiliyoruz. Bazen küçük ama doğru dokunuşlarla çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor” dedi.
“İŞ İNSANININ KENDİSİ EN BÜYÜK DEĞERDİR”
Murat Yıldız'ın röportajın finalinde verdiği en dikkat çekici mesajlardan biri ise ekonomik sıkıntı yaşayan iş insanlarına yönelik oldu.Bir şirketin yaşadığı finansal sorunların, o şirketi kuran ve büyüten iş insanının tecrübesini ortadan kaldırmadığını belirten Yıldız, “Ben hep söylüyorum; iş insanının kendisi bir değerdir. O güne kadar gelmiş, fabrikalar kurmuş, işler yapmışsa, günün birinde her şeyini kaybetse bile en büyük değer yine kendisidir. Çünkü mutlaka yeniden yapacaktır” diye konuştu.İş dünyasında başarıya ulaşan insanların hayatlarına bakıldığında benzer mücadelelerin görülebileceğini ifade eden Yıldız, “Bütün iş insanlarına bakın; mutlaka düşmüşlerdir, kalkmışlardır, yeniden düşmüş ve yeniden ayağa kalkmışlardır. Sonunda da zirveye gitmişlerdir” dedi.
“BEN DIŞARIDAN AHKÂM KESEN BİR İNSAN DEĞİLİM, BUNLARIN HEPSİNİ YAŞADIM”
Kendi hayatında da benzer süreçlerden geçtiğini anlatan Yıldız, Çatı Group'un arkasındaki temel gücün yalnızca sermaye değil, yaşanmışlık ve tecrübe olduğunu vurguladı.Yıldız, “Ben dışarıdan ahkâm kesen bir insan değilim. Bunların hepsini yaşadım. Finansal baskının ne demek olduğunu bilen bir kardeşinizim” ifadelerini kullandı.Geçmişte yaşadığı zorluklardan edindiği tecrübeyi bugün kurduğu şirketlerin gücüyle birleştirerek iş dünyasına katkı sunmak istediğini belirten Murat Yıldız, sözlerini şu mesajla tamamladı:“Finansal baskının ne demek olduğunu yaşamış, bu tecrübelerle bir güç ve şirketler topluluğu oluşturmuş, ülkesine ve iş insanlarına faydalı olmak için mücadele eden bir kardeşinizim. Kurduğumuz bu yapı bu çerçevede doğru anlaşılırsa mutlu olurum.”
Haber Merkezi
“Dışarıdan ahkâm kesen değilim, hepsini yaşadım”






