Gazetemiz Köşe Yazarı Ahmet Yücegök’ün son yazısında yaptığı yorumlara cevap olarak Ak Parti Silivri İlçe Başkanlığı adına İlçe Başkan Yardımcısı Naif Yıldızlar imzalı yeni bir açıklama geldi. Açıklama aynen şu şekilde; "Hürhaber gazetenizin "haftalık” köşesinde yazı yazmakta olan sayın Ahmet Yücegök, 30 Temmuz 2013 tarihli nüshanın 2 sayfasında, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde gerçekle bağdaşmayan yazıyı kaleme almıştır. Zikredilen yazıda; Genel başkanımızı, doğru konuşmayan, ahkam keserek her konuda durmadan konuşan, sokak kabadayısı gibi halkına efelenerek meydan okuyan, Hitler vari tavırlarla söylemler geliştiren birisi olarak tanımlayarak gerçekle alakası olmayan eleştiri ve seviye sınırlarını aşan karalamaya yönelik yazıya karşı cevap hakkı olarak kamuoyunu bilgilendirme gereği icap etmiştir.
"TÜRKİYE BAŞBAKANI KONUŞMAYACAK DA KİM KONUŞACAK?”
Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı tabi ki konuşacak. Gündemi başkasına bırakarak değil, kendisi gündem yaratmak için doğal olarak konuşacak. Öteden beri sürekli kargaşanın, gerginliğin eksik olmadığı içinde bulunduğumuz coğrafyada ülkeyi idare etmek, siyaset üretmek için mecburen konuşacak. Yapılan bütün konuşmalar da güncel konularla alakalı ve yurt içi, yurt dışı herkesin hayranlıkla izlediği ülke meselelerine ilişkin konular. Bakanlık işlerinde tamamen devrettiği hiçbir mesele yok. Her meselenin, şu veya bu derecede hep içinde. Her zaman ve her noktada gerektiğinde müdahale etme konumunu daima canlı tutuyor. Türkiye gibi hızlı gelişmekte olan dinamik bir ülkeye, çalışan, koşturan, dinamik bir başbakan yakışır. Geçmiş dönemlerdeki gibi içine kapanık bir Türkiye ve meselelerin gerisinde bir başbakan görmek isteyenler bu manada beyhude beklenti içinde olurlar. Bu başbakanı diğerleriyle mukayese etmek hata olur. Çünkü bu başbakan kendisinden öncekilerine benzemiyor.
"HALKINA DEĞİL, HAKSIZLIKLARA MEYDAN OKUMAKTADIR”
Sayın başbakan, gençlik yıllarından itibaren siyasetle içi içe olduğundan, siyasetin halkla birlikte yapılacağını bilen birisidir ve bütün sevdası halkına hizmet etmektir. İnancı gereği almış olduğu edep ve ahlak insanlara saygılı olmayı "halka hizmeti, hakka hizmet” etmek olarak görmektedir. Yunus’un "yaradanı hoş gör, yaradan dan ötürü” deyişini sürekli dile getirerek hoşgörüye verdiği değeri vurgulamaktır amacı. Bazen sert rüzgarlar gibi esmesi halkına meydan okuma değil, ekonomisi tam gaz yol alan Türkiye’yi sekteye uğratmaya çalışan faiz lobisine karşıdır. İstikrarı bozmaya çalışan dış güç ve içeride ona destek vermeye çalışan bilinçli kesime ve bunlara uyan gafilleredir. Kamu mallarına zarar veren, özel ve resmi araçları yakan, esnafın dükkanına zarar veren, milli serveti tüketmeyen çalışan magandalaradır. Demokrasi dışı yollar arayarak darbe çığırtkanlığı yapan, destekleyen, eyleme karışan zorbalaradır. Sayın başbakan da netice itibariyle etten kemikten bir insan olarak, haksızlıklara karşı tepki göstermesi gayet doğaldır. Haksızlıklar karşısında ‘diklenmeden, dik duracağız” tavrı gerçeği görmek istemeyen muhalif ve ideolojik kesimce meydan okuma olarak algılanmaktadır. Herkes başbakanı sevmek ve beğenmek zorunda değil, böyle bir mecburiyet yok. Ancak, bir başbakana sokak kabadayısı yakıştırması büyük bir haksızlıktır. Bu konuda en iyi hakem halktır. Her seçimde desteğini artıran halk, başbakanını efelenen birisi olarak değil, kendi içinden çıkan birisi olarak bağrına basmıştır.
"BAŞBAKAN HER SÖZÜNÜ YERİNE GETİRMİŞTİR”
Sayın başbakanın doğru konuşmadığı veya verdiği sözleri yerine getirmediğini hiç kimse iddia edemez. Bir şey söylüyorsa hiç kimse, muhalif olan bile bunu yapamaz diye iç geçirmiyor, "nasıl yapacak” diye merak ediyor. Çünkü bugüne kadar ne dediyse yaptı. Küresel ekonomik krizin etkisiyle, Avrupa ülkelerinde panik ve tedirginlik yaşadığı bir dönemde, O, gayet rahat "bizi teğet geçecek” dedi. IMF kapıya dayandığında, en yakınında ekonomist kurmaylar bile kaynak akışı olmadan ekonomiyi ayakta tutmanın zorluğundan dem vururken "IMF ile artık işimiz bitmiştir” dedi. Türkiye, küresel krizden etkilenmeden başbakanın söylemleri haklı çıktı. IMF’ye olan 25 milyar dolar borç bitti, 5.5 milyar dolar borç veren ülke konumuna geldi. Eflasyon %68’den, %5’e, Merkez bankası rezervi, 22 milyar dolardan, 120 milyar dolara, kişi başı milli gelir 3000 dolardan, 10500 dolara yükseldi. İhracat 22 milyar dolardan 152 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Kamu yatırımlarında ciddi artışlar oldu. Türkiye tarihinde ilk kez bu dönem Milli eğitime genel bütçeden yüksek pay ayrıldı. Sağlık sektöründe devrim niteliği reformlar yaşandı. Avrupa ve dünya genelinde yaşanan büyüme oranlarıyla bütün yatırımcıların gözdesi haline geldi. Ekonomiyi de, politikayı da, güvenliği de, milli eğitimi de, imar ve inşa işlerini de hassas noktalardaki devreye girme tavrıyla daima kontrolünde tuttu. Bütün bu hizmetler halka verilen sözlerin yerine getirilmesi için yapıldı.
"DİKTATÖRLÜK YAKIŞTIRMASI ŞIK DEĞİLDİR”
Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi demokrasiye inanmış ve gücünü halkından almış bir lideri Hitler vari diktatör gibi göstermeye çalışmak son derece çirkin ve aşağılık bir benzetmedir. AKP’si yapılan bütün demokratik seçimlerde oyunu artırarak iktidarda kalmayı başaran bir siyasi harekettir. Bir kez seçimle işbasına gelmiş Hitler’in 1933’teki Almanya’sı ve o dönemlerde Avrupa’da hakim olan siyasi konjonktür ile günümüz siyasi algısı birbirinden tamamen farklıdır. 2.dünya savaşından sonra yaşanan hazin tecrübeyle ülkelerin devlet yapıları değişerek, iktidarları kontrol altında tutan idari ve hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye’de genel seçimlerle işbasına gelmiş, anayasanın kendisine vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde görevini ifa eden bir hükümet vardır.
Bu hükümetin başında da diktatör değil, halktan aldığı gücü ülkesi için kullanan sevdalı bir gönül insanı var. Bu manada yapılan eleştirilerin çoğu, sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi başarısını, liderlik karizmasını hazmedemeyen, ülkeye kattı dinamizmi kendilerinin bitişi olarak telakki edenlerin dikte etmeye çalıştığı bir eleştiridir. Bu gerçeği görüyorlar, fakat dikkate almak istemiyorlar. Halbuki bu gerçeği görüp dikkate alan samimi eleştirilere ihtiyaç var. Sayın Yücegök’ün içinde bulunduğu CHP bunu anlayamadığı için etkili olmayıp, yaptıkları patinaja kapılmış bir araba misali sadece kendi kısır döngülerindeki beyhude turlar atmaktadır. Kemal Kılıçtaroğlu "Bu meseleyi CHP çözer” diyor ya, buna CHP’nin seçmeni bile inanmıyor. Oy vermesinin sebebi onu iktidara getirmek değil zaten. CHP’nin varlığı devam etsin diye oy veriyorlar. Kendi iddialarına kendilerinin inanmadığı kesim, ulaşamadığı ciğerin mundar addedilmesi gibi Sayın Başbakana diktatörlük ithamlarıyla toplum huzurunda itibarsızlaştırmaya, başarısızını gölgelemeye çalışıyorlar.
Öyle bir siyasi tarih noktasındayız ki, Türk halkının gönlünde yer yapmış saygın bir Recep Tayyip Erdoğan gerçeği var. Üçüncü iktidar dönemi dolmak üzere, dördüncü dönemin de aynı parti tarafından kazanılacağı kesin gibi. Bu gerçeğin Türk siyasi hayatında benzeri yoktur.
"RECEP TAYYİP ERDOĞAN TÜRKİYE İÇİN UMUTTUR”
Sayın Recep Tayyip Erdoğan siyasi hayattan farz-ı mahal çekilirse ne olur? Herkes paniğe kapılır, ne olacak şimdi diye. Buna muhalefet, basın ve bütün aydınlar da dahil. Herkes ne düşüneceğini şaşırır. Her meselenin beklentisi ona bağlanmış durumda. Türkiye daha önce böyle bir hal yaşamadı. Grupta konuşurken partinin ileri gelenleri bile fikri bir merak içinde etkilenerek dinliyor. CHP iktidara talip gibi görünüyor değil mi? Öyle görünmesi normal ve demokrasinin gereği. Ancak birçok insan inanıyor ki Kemal Kılıçdaroğlu şu noktada başbakan olmayı istemez. Çünkü şu şartlarda Türkiye’yi yönetmelerinin mümkün olmadığını bilirler.
"ÖZCAN IŞIKLAR SİYASİ SAHTEKÂRLIK YAPMAKTADIR”
Geçen seferki cevap beyanlarımızda hakkımızdaki ithamlara yanıt vermiş ilaveten sayın Özcan Işıklar’ın bu sene tertip ettiği iftar programları hakkında eleştirilerimizi yapmıştık. Sayın Yücegök cevaplarımızı harfi harfine dikkatli inceleyerek, bütün açıklamalarımıza birebir tam sayfa halinde yanıt vermiş, ancak, laf cambazlığı yaparak meclis üyesi olduğu CHP belediye başkanının iftar programına hiç değinmemiş, o hususu arada kaynatmaya çalışmıştır. Bu sorumuzun bilinçli yanıtsız kaldığı, es geçildiği dikkatimizden kaçmadığını bilmesini istiyoruz. Gazetecilik, kamu hizmeti olan etkin bir güçtür.
Bir köşede, karşı savunma hakkı olmayan insanlara bol keseden göndermeler yaparak keyfe keder eften püften şeyler yazmak tabi ki kolay asıl mesele, olabildiğince tarafsız, kişilik hakları ihlal edilmeden ve kaleme alınan yazının icap ettiğinde hesabını verebilmektir. Şark kurnazlığı yaparak işine geleni yanıtlamak, gelmeyeni laf kalabalığıyla gizlemeye çalışmak tek kelimeyle acziyettir. Sayın Yücegök AKP Silivri ilçe başkanlığının vesile olarak destek olduğu iftar programlarını eleştirdi yanıt verdik, şimdi kendisinin lafı o tarafa, bu tarafa kıvırmadan şu hususu net olarak yanıtlama mecburiyeti var;
Mensubu olduğu CHP belediye başkanı sayın Özcan Işıklar, " bir elin verdiğini, öteki el görmemeli, insanların fakirlikleri yüzlerine vuruluyor, toplum önünde rencide ediliyor” diye şiddetle karşı olduğu sokak iftarlarını her gün mahalle ve köylerde vermektedir. Sayın Işıklar, evvelce karşı olduğu sokak iftarlarını yaklaşan yerel seçimlere yatırım olarak insanların manevi duygularını kullanarak siyasi sahtekarlık yapmaktadır. İnançlı insanları etkileme adına ilkelerini ayak altına alarak dini siyasete alet etmektedir. CHP Silivri Belediye Meclis üyesi iken bağımsız kalan sayın Yılmaz Kandemir, Hürhaber Gazetesinin 30 Temmuz 2013 tarihli nüshasında yapmış olduğu yazılı basın açıklamasında; Sayın Işıklar’ın sokak çadırlarına karşı olduğunu, seçim söylemlerinde iftar sofraları kurmayacağını halkla paylaştığını, dini cemaatlerin etkisiyle takiye yaptığını, dini siyasete alet ettiğini belirterek bizimle örtüşen bir dil kullanmıştır. Sayın Yücegök’ün at gözlüğünü çıkartarak, mensubu olduğu belediyedeki samimiyetsizlik ve istismarı veya Sayın Kandemir’in ifade ettiği gibi belki de şu mübarek Ramazan ayında hidayete vuslat olmuşsa objektif bir değerlendirmeyle yanıtlayacağını umut ediyorum. Eleştiriler sınırlarının ötesinde karalamaya yönelik yazıya karşı cevaplarımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyoruz.”
Haber Merkezi






